![]() |
Kaç gece yatağımda uykusuz, Bir oyana bir bu yana dönüp durdum. Görmek için düşümde hayalimde, Duymak için sesini. Kaç kere ellerim uzandı telefona. Aşkı oyun bilirdin sen,aklıma geldi. Vazgeçtim Gezip durdum perişan halde, Kah sahillerde,kah cadde boylarında. Hayal kurup sen diye, Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım. Elleri güldürecektim halime, İhanetin aklıma geldi. Vazgeçtim Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin, Acılardan zevk alır hale getirmiştin. Yine de görmek için seni, Şeytana uyup,bir daha bozacaktım yeminimi. Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi. Vazgeçtim Açıp ellerimi yalvardım Tanrıya, Bir defacık tutmak için ellerini, Koklamak için saçlarını. Adaklar adayacaktım evliyalara, Umursuzluğun aklıma geldi. Vazgeçtim Paylaştığımızı sandığım güzel günlerin hatrına, Suçlu benmiş gibi, Af dileyecektim gözlerine bakıp. Her türlü cezana razı olacaktım. Boynumu büküp,bi daha gelecektim kapına. Başkasını sevdiğin aklıma geldi. Vazgeçtim ...BİTANEM... |
O Aylar Bir tren gidiyor gazelden ezele alıyor yolcularını birer ikişer kadın erkek çocuk demeden. Geçiyor torosların doğasından balerin gibi başı göğe değen dağları delerek pervasızca götürüyor vagonlarını sıcak memleketlere yanımdalar toprağın gülleri üçer beşer. Kimisi kasketi,kimisi sepetiyle, İrkildiler hep gök gürültüsüyle. geçtiğinde azap tünellerinden bir tren! Daima acı acı çalar bu siren. Raylar inler,konuşur,birşeyler anlatır dilince. Genç bir adam var bu trende. Başını cama yaslamış, pencereden bakıyor uzunca Sayıyor bütün evleri gözleri kapalı. Özenme sende sazlara saraylara! Düşerse bir gün şayet yolun raylara, gıptayla bak geçmişteki o aylara! |
O Aşkın Sağ Kolu Aşk kalplerin bir azraili, bir avcının avladığı geyik. Zamansız çıkar karşımıza, ha bir genç ha bir beyik. İçimize sığınır, kanımızı kaynatır, gözleri kör eder. İnsan gücü yetmez, boynumuz ona doğuştan eğik Yalnızlık akşamın karanlığı, toprağın susuzluğu. Aşktan hancer tatanın en yakını, can dostu. Yatakta eşimiz, sofralarda birlikte yemek yeriz. Karşı gelinmez, O AŞKIN SAĞ KOLU. |
Tutunabilmek... Ya tutmasalardı bizi, Tutunabilmek… Ya tutmasalardı bizi, Parmak uçlarımızdan, Ya da tutunamasaydık biz, Parmak uçlarına… Ya açmasalardı kanatlarımızı, Ya da biz çırpınamasaydık… Ya vermeselerdi bir soluk, Ya da biz alamasaydık… Ya dipsiz olsaydı uçurumlar, Ya da biz, Öylece asılı kalsaydık |
Onurlu Ol... Dinlerimsin ....! Pire gibi yerden bitme Dostlarınla alay etme İnsansan sen unutma Onursuzca çekip gitme Yükseklerde yayla olur Onur insanlarda olur Tüm kötülükler yok olur Dostluk ebediyen kalır Düğün olur ölüm olur Tüm dostların seni bulur Bulanık sular durulur Dostluk onur ile olur Elin dursa dilin durmaz Kara leke hiç silinmez İnsanlık kimde bilinmez Onursuz insan sevilmez Osman derki yaşıyorsan Sevgi nedir onu bilsen Hasetliğe karşı gelsen Onurluca sen gidersin |
Onur da Ağlar Gözlerinin pınarında Bir bulut, Boşandı boşanacak Nerdeyse. Aklımdan geçenleri Okuyorsun su gibi. Dünya gördü Bizi boğazladılar... Tutma gözyaşlarını Onur da ağlar... Bırak yıkansın gökyüzü, Lacivert, yeşil, altın Işıkları günbatının. İşte şafaktayız gene Çırılçıplak Ve mavi. İşte sanki dağ yeli Ve işte sanki meltem... Kimse toz konduramaz Kesip attığımız tırnağa bile Sen en güzel kızısın Bütün galaksilerin Bense tozuyum artık Akkor tozuyum Prometheus'u yakan Kara sevdanın... Ne alnımızda bir ayıp Ne koltuk altında Saklı haçımız Biz bu halkı sevdik Ve bu ülkeyi. İşte bağışlanmaz Korkunç suçumuz... |
Gülsen... GÜLSEN… Ah… yine dellendi bu gönül, Yalnızlığında… Çırpınır durur geçmişin, Burukluğunda… Ah… olabilseydik beraberliğinde, Diye diye, Hani o küçüklüğümüzün. Tutabilsek minik ellerimizden, Koyabilseydik sonra, Koca yüreklerimizi tam da ortaya. Oynasak çocukça oyunlarımızı, Atabilsek topumuzu en yukarıya. Saklansak birbirimizden sonra, Ben hep ebe olsam, Sen hep “sobe” desen. Birlikte düşsek, birlikte kalksak, Birlikte ağlasak hatta. Beraber üzülsek, Korksak biraz da, Beraber çınlatsak evimizi, Çocukça kahkahalarımızla. Sonra her şeyi bir bir, Birlikte öğrensek merakla. Beraber arasak kırlarda, Dört yapraklı yoncayı, Bir de ilk aşkı, ilk heyecanı. Ah… yine dellendi bu yürek, Nasıl da çırpınır durur, Keşke… diye diye bir bilsen, Aldırma… boş ver, bu da geçer… Yine de hep gülsen, Gülsen… |
Eğer... Birgün görürsen eğer... [Bekleyeceğim… Bir gün görürsen eğer… Bahçendeki güllerin solduğunu, Beni hatırla… Anla ki seni düşünüyorum, Boynu bükük, içimde çaresizlik. Bir gün görürsen eğer, Pencerene bir kuş konmuş Kanadı kırık, Beni hatırla… Anla ki kor ateşlerdeyim, Yanıyor içim. Bir gün görürsen eğer, Rüyanda ellerimi uzatmışım, Beni hatırla… Anla ki sensiz bir hiçim. Bir gün uyanırsan eğer, Gecenin bir yerinde ansızın, Kan ter içinde, İçine işlerse soğuk, Sonra rüyalarını bölerse, Bir garip çığlık, Beni hatırla… Bil ki seni bekliyorum. İşte o zaman, Hemen otobüse atla, Seni garajda bekleyeceğim… |
Onları Düşün sakın isyan etme dostum haline, bir yudum ekmeği olmayanlar var. isyan etsen, bir şey geçmez eline, gitmeye bir evi olmayanlar var. teselli uzakta değil, kendinde, yediğin ardında, artan önünde, bir düşün, ne cevher var ellerinde, doğuştan cevheri olmayanlar var. elini Hakk'a aç, kulları bırak, unutma, son durak değil bu durak, daha yaşıyorsun, sarmamış toprak, düşün, şu dünyada olmayanlar var. farzet ki, çıkmamış daha süt dişin, bekleme, durursan zorlaşır işin, bak seni bekliyor, annen kardeşin, bekleyen kimsesi olmayanlar var. durma çalış dostum, sendedir kuvvet, çalış ki, Yaradan güç verir elbet, sende olsun sevgi, sende adalet, yüreğinde sevgi olmayanlar var. haydi evine dön, bekleyenler var... |
Bu Kadar mı Kolaydı Bu kadar mı kolaydı… Bu kadar mı kolaydı, Gitmek… Bu kadar mı zordu, Sevmek… Yosun kokan denize karşıydı yüzümüz, Ilgıt ılgıt esiyorken rüzgar, Saçların savrulmuştu, Gözlerinde bir yudum bile yoktu benden. Bu kadar mı kolaydı, Gitmek… Bu kadar mı zordu, Sevmek… Zaman acımasızca geçip giderken, Anılar akıp gidiyorken dolu dizgin, Gözlerimden, Ayrılık vakti vurulmuşken ben, Saçların savrulmuştu, Gözlerinde bir yudum bile yoktu benden, Neden… |
| Saat: 08:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık