![]() |
Gözlerine Sakladım Cenneti Sana geliyorum. Yaralı uçurumları, Birer birer aşarak. Fesleğen kokulu Saçlarına usulca yağıyorum. Mayasız bulutları, Avuçlarımda kibritsiz yakarak. Gece, karanlığı emzirirken Ben, bir avuç güneşle Islak kirpiklerini kuruluyorum. Yıldızlar, semâya dizilirken Ben, ılık nefesine Taze baharları dolduruyorum. Seni severken Bir an bile durmuyorum. Alnıma kavgalarını alıp Yüreğimde acılarını eziyorum. İplik iplik yağan Yağmura aldırmadan Gölgelerine " güneşi " giydiriyorum. Ve her sabah sen uyanmadan Susuz dudaklarımla Gözyaşlarındaki tuzları emiyorum. Cennet kokulu terini Silebilmek için Ilık nefesimi, Rüzgarla delicesine yarıştırıyorum. Ayazlar tenini üşütmesin diye Yüreğinin ovalarına Taze baharları yapıştırıyorum. Sen diye, Her sabah güneşe sarılıyorum. Gözyaşların diye, Yağmurları delicesine öpüyorum. Ve yüreğini dualarıma ekleyip Gözlerine sakladığım Cennette Sevdamızı soluyorum. |
Onarmak Zordur Şarkılar değil de Hep kulaklar bitiyor, Onarmak zordur. Bir yürek üşümüş Kapamış kapılarını, Onarmak zordur. Bir şey yitirilmiş Hiç eskimeyecektir, Onarmak zordur. İnsanın içine düşen korku Özgürlüğünden olmustur, Onarmak zordur. Ölümü düşünmek yenilmek, Sevmek ölümü yenmektir, Onarmak zordur. |
Elveda bu son şiirim, son bakışım sana... hoşçakal sevgilim! sonunda sana da elveda! ... “sev..!” diye yalvarmıyorum, bu sefer sana “..git!” diyorum. “gel...” demiyorum işte! unutalım herşeyi bir darbede. ... sandığım bir ömürdü belki, sana saatler bile uzun geldi. bana verdiğin birkaç dakika, diğer aşklarını geciktirdi. ... elveda! avuçlarına sevgiler doldurduğum... yüzüne vuran günışıgıyla, mutluluklar gönderdiğim zalim... elveda sana! ... bana sevgi öğrettin, bana gülmeyi öğrettin... ellerimi tuttun, yürümeyi öğrettin... ama, ama sen... bugünden sonra çoğalan sevgimi... bulmadan kaybettin... ... sevgin kurumus bir çiçek şimdi, sararmış bir kitap, kağıtlarda kalan şiirler.. birkaç sözcük. sevgin şimdi, birkaç sözcük. ... elveda! boynumu büktüren sözlerine, gözlerimi yaşartan gidişine, sana...sana ve herşeyine elveda! ... avuçlarımda eriyen, yaşamadığım yıllarıma... seni düşündükçe çoğalan kabaran sevgime, özlemlerime, elveda! ... hoşça kal! çektiğim acıları sana bırakıyorum, bir ömür onlarla sarmaş dolaş kal, hoşçakal! hayatın boyunca, terkedilişlerle vedalarla kal.. elveda diyorum sana anlıyormusun! “hadi...kendini yalnızlık denizine Sal!” |
Olur muydu Yalanlar yansa, kül olsa Dünya doğrulara kalsa Göz yaşları gerçek olsa Aşk acısı olur muydu? Gözler sevgiyle baksaydı Yanar, döner olmasaydı Yardım eli uzansaydı Dost yarası olur muydu? Gönül hasreti tatmasa Gül dikeni acıtmasa Viran bağlarda yatmasa Engin şair olur muydu? |
Onlar Sevdiğine Varacak Bir gün oturuyorken,öylece dalgın evinizin camlarına kaydı gözlerim, Görünmedin. Sonra o küçük çeşmeye baktım, Evinizin önündeki. Bir küçük kız su dolduruyordu, Sen yoktun. Birden eskilere doğru yürüdü, düşüncem hayalim. Ve inan... İlk defa of çekmedim. Duymuştum seni istediklerini, Verildiğini. Ve yarım milyona ulaşmış değerin, Duymuştum. Memnunsundur umarım, Mutlusundur. Sen hiç merak etme beni, mutluyum ben de. Dolaşıyorum köyün sokaklarında, Tarlalarında, dağlarında. Elimde dayak sığır güdüyorum. Kiraz yiyorum dalında. Biliyor musun? Buğdaylar şimdi başak başak, Ve altın sarısı doğa. Geceleri ise anılarım düşlerim, dostlarla yüklü hep. Ve diğer bir mutluluğum, yarın.... Pek yakın bir yarın. Evinizin önündeki çeşmeden su dolduran o küçük kız Ve diğerleri babalarının ceplerinde eritmeyecekler Sevdalarını. Onlar gülüm... Onlar sevdiğine varacak, Biliyorum. |
On Yedi Yaşım Gibi Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Sen benim ayakkabılarımın arkasına İlk basışımsın . İlk cigaram, İlk ıslığım, İlk kızgınlığım, İlk aldanışımsın. Sen benim İlk ütülü beyaz gömleğim , İlk şiirim, İlk kavgam , Yaşamı İlk farkedişimsin . Sen benim onyedi yaşımsın... Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan. Cebinde iki gazoz parası Gönlüne tarifsiz rüzgarlar dolan . Iki film bu akşam, Birinde Yılmaz Güney oynuyor, birinde Fikret Hakan. Bak Suat Sayın söylüyor cızırtılı plaktan: '...Rüyadır gördüğün bütün düşler , Gözlerin aklımı perişan eyler , Aşk masalından şarkılar söyler , Beni hülyalara salan gözlerin ...' Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan , Bir külah çekirdeği, mangal gibi yüreği var, bilesin... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Aynaya İlk bakışım , Babamla İlk kavgam, Evden İlk kaçışımsın. Serçeleri sevdimse senden, Minibüslerde muavinlik ettiysem. 'Bir Teselli Ver'i dinlediysem Orhan Gencebay'dan, Emirgan'da çay içtiysem, Tophane'de sabahçı kahvelerini öğrendiysem , Nerden bildiysem şiirlerini Ümit Yaşar'ın, Pazar sabahları kapının önünden geçtiysem, İçimdeki kıpır kıpır bu soluk nereden ... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Okulu İlk asışım, İlk kez birine gümüş kolye alışımsın. Sen benim İlk sakarlığım, İlk tuhaflığım, İlk yakalanışımsın. Sen benim onyedi yaşımsın... Mahallenin delikanlısı, Elleri ceplerinde, dudağında ıslığı, Başında kavak yelleri. şarkılar mırıldanıyor. 'Zalimin zulmü varsa sevenin Allah'ı var' yeni çalıyor 45lik plaklardan. Hayri şahin ortalığı kavuruyor. Mahallenin delikanlısı, Cebinde iki gazoz parası. Yüreğinde garip bir pıtırtı Alışmaya çalışıyor sana alışmaya. Akşamları işportaya çıkıyor, Bir defter, bir kalem, bir de çakı alana aynayı bedava veriyor. Yani günler geçiyor onyedi yaşının bütün tadıyla ... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... İlk maça gidişim, Cemil Turan'ı İlk seyredişim, İlk sevincimsin. Ben anamın muskasını nasıl astıysam göğsüme öyle güvendiğimsin. Sabahları eskici geçiyor kapıdan Karşı komşu Nafile Teyze bakkaldan ekmek istiyor Çocuklar top kovalıyor mahallenin arsasında Bir bakıyorum cama da iki güvercin konuyor iyi mi, Herşey güzel oluyor. Bu hengame nasıl yakışıyorsa İstanbul'a bana da aşk öyle yakışıyor. Anam koş kapa diyor muslukları,üç gündür akmayan sular geliyor. Ben onyedi yaşındayım, hayat benden yana duruyor ... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Sen benim ayakkabılarımın arkasına İlk basışımsın. İlk cigaram, İlk ıslığım, İlk kızgınlığım, İlk aldanışımsın. Sen benim İlk ütülü beyaz gömleğim, İlk şiirim, İlk kavgam, yaşamı ilk farkedişimsin... Sen benim onyedi yaşımsın, Sen benim, sen benim, sen benimsin. Sen benim her şeyimsin. Hiçbir şeyimsin, hiçbir şeyimsin ... |
Elveda Aşkım Seni sana bırakıyorum, Seni sana, sevdiklerine bırakarak gidiyorum gönlünden, Hayallerimi, ümitlerimi, sevgimi, ve gönlümdeki baharı bırakıyorum sana bir de giderken, neden mi bırakıyorum? Hayallerim, senin hayalin olsun ve gerçek olsun diye Ümitlerim, senin ümitlerin olsun sana yaşama gücü versin diye, Sevgim, senin ışığın olsun yolunu aydınlatsın karanlığa düşme diye, Gönlümdeki bahar gibi ömrün hep baharda geçsin, hiç kış görmeyesin diye, Ben mi? Bende yaşadıklarımızı anılarımızı, gözyaşlarımı götürüyorum, Acıları götürüyorum giderken sana zarar vermesin, sevdiklerine zarar vermesin diye Gittiğim yerde ihtiyacım olmayacak sana bıraktıklarıma |
Onlardan Kaldı çaresiz sırtıma vurdum gurbeti, genç yaşta yürekten tattım hasreti, karşındaki yorgun insan sureti, hata affetmeyen kullardan kaldı. birer birer gitti dostlar, sırdaşlar, bir olmuş kardeşler, kardeşi taşlar, gözümde dinmeyen bu kanlı yaşlar, dönüşü olmayan yollardan kaldı. sırtımda geçmişten kalan eskiler, içimde dinmeyen dertten ezgiler, yüzümde silinmez derim çizgiler, gurbette harcanan yıllardan kaldı. duyamaz olmuşsam güzel sesleri, düşünme, bu dertler kimin eseri, gördüğün bu garip, yorgun serseri, ne senden ne benden, onlardan kaldı... |
Ona Göremezsem bile seni, sana sevgim hiç eksilmez. Öyle çok sevdim ki seni, kimseler böyle sevemez. Kâlbimdeki şu yerini, hiç kimseler dolduramaz. Sevdamın çiçeklerini, ayrılıklar solduramaz. Yaktığın aşk ateşini, inan kimse söndüremez. Ruhumda ki hayalini, yıllar bile eskitemez. |
O Rüzgar Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan! Gür bir imanla damarlarda ateşten bir kan Birleşip böyle diyorlardı derin bir sesle, Yeri fethetmek için gelmiş o Fatih nesle. Böyle bir dersi alan ruha vatan dar görünür; Daima başka sefer, başka ufuklar görünür. O nesil duymuş akın zevkini rüzgarda bile; Bu duyuş varmış akınlardaki atlarda bile; Bilmemiş var mı geniş yeryüzünün serhaddi, Yıkmış ufkunda durup karşı koyan her seddi, Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına. Yahya Kemal Beyatlı |
| Saat: 07:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık