![]() |
Sen... Sevilensin Ya... Sen... Sevilensin ya... Özletebilirsin Özleminle yakabilirsin Yaş görmeden ağlatabilir Yüzünü göstermeden güldürebilirsin Sen... Sevilensin ya... Dokunmadan dokunur Sarılmadan ısıtırsın Dudakların değmeden öper Elini uzatmadan bakışlarınla okşarsın Sen... Sevilensin ya... Her şeyi yapmaya hakkın var Her sözü söylemek hakkın Sen, sevilensin çünkü... |
Geceye Sordum Seni Geceye Sordum Seni. Karanlığın Sessizliğinde, Zifir duygularıma, Sordum seni. Hayatımın en derin hücrelerinde. Varlığını Gördüm. seni sensiz yaşamak, O kadar zor değildi, Hayalınla yaşamak da, Bana mutluluk veriyor. Geceye sordum seni. Gecenin ayazında. Kayan yıldızların altında. Uluyan kurbağa sesleri, Dinlerken yalnız... Tek seni düşündüm.. Hayatımdaki, yerini, önemini. O kadar büyüktü ki, Anlatamadım Kurbağalara. Anlatamazdım. Seni Ne kadar sevdiğimi. Geceye Sordum seni. Yağan yağmurun altında. Islanmış bedenim üşüyordu. Seni sensiz yaşıyordum. Islak bedeni. Çamurlu bahçeleri. Hayalınla sensiz geziyordum. Gökten gelen her yağmur tanesi, Bana senden haber getirir. Haber verir diye umut ediyordum. Seni sensiz bekliyordum. Yağan yağmurun altında. Geceye Sordum Seni.. Nereye sakladın diye, Karanlıkla Konuştum. Çamurda yürüdüm. Üstümdekileri parçaladım. Gök yüzüne bakıp bekledim. Göz yaşlarım, yağmurla sel oldu. Sana sensiz ağladım. Seni senden çok sevdim, Haberin yok. |
İsmimi Unutma ismimi unuttuğun zamanlardı kimbilir../.belki de sadece ismimi kaç gece uykusuz kaldı düşlerim yarı uyanık sarıldım bende bıraktığın kelimelerine kimbilir../..bilebilir..? hem de bir çok gece beni anladığını sandığım bir sen vardı oysa beni herkesden çok duyumsadığını sandığım özgeleceğim vardı mesela, özgeçmişim değil nasıl da uzaklaşıyorum senden../..utanarak ama../..tahmin edemeyeceğin kadar../..sıkılarak beni bağışla diyemem sana diyemem yüreğimi ben yangınlara attım sensin beni senden ayrı tutan beni suskunluğunla../..sen kaçışlara attın kelimeleri araladığımda, gözlerimi alan her boşlukta ayrılık yatıyor ayrılık çıkıyor karşıma../..yazmak istemediğim her satırda bir zaman geliyor, unutmalıyım diyorum unutmalıyım avuçlarımda biriken gözyaşlarını uzaklar hep uzak kalıyor sevdaya biraz daha uzaklaşırsam, sol yanım hep uzak düşecek sevdana.. ne kadar ayrı kaldın oysa yazmaktan bir doğum günü geçti bu yalnızlıkta kimbilir kaç gece yağmurlar birikti kirpiklerimde kimbilir kaç gece../..sen hiç bilmedin bir düşünce var ki kemiriyor beynimi belki de hiç bilmek istemedin ne güller geldi../..ne sevgi dolu telefonlar oysa istediğim bir tek sendin../..yetişemedin.. eskiden sen baktığında görebiliyordum düşlerimi şimdi../..kim gözlerime baksa, sensizliğin intihar sahnelerinde buluyor kendisini sen hiç bir çift gözün içinde öldürüldün mü..? ben senin gözlerinde şahadet getiriyorum../..dudaklarıma akıt nefesini oysa umarsızlığından taşıyor bekleyişlerim nasıl bir bıçak gibi kesip atabilirim..? -miş’li geçmiş zamanların küllerinde şehvetimiz var sabret diyorsun../..sabrediyorum lakin, her gün artan acılarımda../..senin mutlak parmağın var susmaktan bıkmayan bir ben../..bir daha olmayacak diyebilir misin.? bende tutunduğun yer kadar../..benim de tutunmaya ihtiyacım var.. ismimi unuttuğun zamanlardı kimbilir../..belki de sadece ismimi kaç gece sığındım bende bıraktığın sözlerine yarı üşür bir halde küfürler yağdırdım../..rüyalarımın kesilişine kimbilir../..bilebilir..? hem de her gece hatırlayabildiğim senden daha çok sevilmem daha çok ben../..içimden.. şimdi aynaya son kez bak kendin için göreceğin yüz../..sende bıraktığım son eserim |
http://img527.imageshack.us/img527/2341/bleedingrosee03fo8zq.gif 'kal'deseydin KALIRDIM...demedin oysa... kuru bir bitmesinden başka birşey demedin. öyle kuru,öyle soğuk,öyle uzaktı ki,ondaki anlam! bu kadar kolaymıydı herşey,bu kadar yakınmıydık uçuruma? savunmayacakmıydın sevgimizi? 'kal'diye haykırmayacakmıydın ardımdan? düşündüğüm bu değildi... hayal ettiklerim,beklediklerim başkaydı senden, mücadele beklemiştim oysa... yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... kıyıya ulaştırırsın sanmıştım... oysa,onn denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... bu kadar yıpratıcı olamzsın... oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. yüreğimizdeki martıların bir anlamı olmalıydı. beynimizdeki melodilerin aramızda ki çekimin geçen akşamki sonbetin bir anlamı olmalıydı. duygularmızın bir anlamı olmalıydı. yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi... hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi bilmiyorum. dünya boşaldı mı ne! neden bu kadar sessizleşti birden yaşam, neden artık parlamıyor yakomozlar gözlerimde? neden artık rüzgar esmiyor, herşey seninle mi kaldı yoksa? mantığım...mantığımı bana bırak lütfen,ona ihtiyacım var. bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! evet! ben istedim ayrılığı,çıkmaz yollara yönelen bendim, kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim, kahretsin!bunu neden yaptığımı bilmiyorum ve senin buna neden göz yumduğunu... tıpkı balkonda ki akasyaları sularken , fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi... su, onun için hayat olmalıydı oysa... ve...sen de benim tutunacak dalım! bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, olmaması gereken ama daima varolan farklı uçlardaydık seninle, farklı mevsimleri seviyorduk,farklı zamanlarda... sen büyük fırtınalara vardın,bense lodostan bile ürküyordum... oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, daha doğrusu öyle sanıyordum... binlerce yıldız arasında , ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım... yıldızları söndürmekti...sorunları yok etmekti... 'bitti'deyişim öylesine bir şeydi,sıradan,şakacıktan... 'hayır'demeliydin! hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde, hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye. sahip çıkmalıydın gözlerimde ki ay'a sevgimiz diye... beni yolumdan alıkoymalıydın... 'kal'demeliydin...defalarca'kal' demeliydin... oysa,demedin... belkide senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmişim... belki böylesi daha iyi oldu... 'kal'deyseydin kalırdım...hemde seve seve kalırdım. martılarla kalırdım.yakamozlarla kalırdım. demedin oysa! bilirmisin? kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken... bilirmisin? nasıl bir cana hasretti yüreğim,yolumdan döndürecek... bilirmisin? nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek... 'KAL'desen kalacaktım... DEMEDİN OYSA |
Sahipsiz Kelimeler Gözlerin Düşlediğim kelimeleri öldürüyor Deliyim herhalde Şurada seninle sohbet ederken Ki kaçışan kelimeler Bu alfabeden oluşuyor Bilinmezki aşkın dili ama Belki bendeki yürek O alfabeden yoksun yaşıyor. Tanrım Yıllardır sakladığım kelimeler Birer birer kendini asıyor. |
Senin Gemin Camdan Sevgili Duydum ki yine umudunu kesmişsin insanlardan, dostluklardan... Duydum ki yine acımaya başlamışsın kendine... Yolunu kimselerin bilmediği, bilmek de istemediği sevginin o hayal ülkesinde birilerini beklerken çok üşümüşsün... İnsan ancak kendisine sevgili olabilir, diyormuşsun. Şimdi artık yollarda ve binbir hayalin peşinde sürüklediğin ve yıprattığın sevgine minnet borcunu ödeyecekmişsin... Acıyan sevgini şımartacak, onu örtülere saracakmışsın. Onu kendini güçlü ve korunaklı olduğunu hissetmediğin hiçbir yerde ortaya çıkarmayacakmışsın... Sevgini yırtıcı bir kuş gibi yetiştiriyormuşsun. En iyi savunmanın saldırı olduğunu ve yokolmamak için yoketmek gerektiğini öğretiyormuşsun ona... Ona onu, sabırlar, merhametler ve inceliklerle değil, hazlar, hayranlıklar ve kıskanç ilgilerle besleneceğini vadediyormuşsun. Her gece uyumadan önce arkasında Che Guevera’nın resmi olan aynanla konuşuyormuşsun: Bir sen varsın önemli olan, bir sen varsın gerçek olan... Hem onca acıya rağmen hala güzelim... Ve artık kendime yasaklıyorum başkalarına acımayı ve hayatın acısını... Aynadaki nefesinin buğusunu görüyorum buradan. Gözlerinle gözgöze gelemediğim için tutup aynadaki buğuyu öpüyorsun. Yaralı kendini öpüyorsun... Çekmeceden cüzdanının çıkarıp içindeki kredi kartlarını seyrediyorsun zoraki bir hayranlıkla. İçinde sevgini sakladığğın kaleyi daha da güçlendirmeyi geçiriyorsun aklından. Kredi kartlarını yalıyorsun dilinle ve onların zehirli tadını içine akıtıyorsun. Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen ölüm çığlıklarına alıştırmak istiyorsun kendini böylece. Hem senden güçsüzlerin ölümü, hem bu ölümleri gizleyen ve bütün katliamları anında temize çeken teknolojinin zehirli tadı sarıyor şimdi sevginin yaralarını. Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen çocukların ve kimsesizlerin ölüm çığlıklarına dayanamadığını hissettiğin anlar, senin için hayatta sadece annenin babanın ve kardeşlerinin önemli olduğunu söylüyorsun kendine ve akşam iş dönüşü onlara hediyeler alarak evine dönüyorsun... Ve eskiden, sevgini bir kalenin ardına saklamadan önce sadece kendi çocuklarını sevenleri kınadığını unutmak içinse bu defa başkaları değil kendin kanatıyorsun sevgini. Sonra küçük, tüylü bir köpek almak istiyorsun kendine. Köpegi severken, kucaklarken sana acımasızlık eden dostlarının, seni sevginin o hayal ülkesinde yıllarca bekletip düşlerini ve ömrünü çalan sevgililerin yüzleri geçsin istiyorsun karşından. Onların yüzleri geçtikçe sahibin olduğun için senden başka kimseyi sevmeyecek ve bağlanmayacak olan köpeğine daha da sıkıca sarılmak istiyorsun, öpüp koklamak. Kendini öper gibi, yaralı ve belki de artık hiç iyileşmeyecek olan kendini. Hiç iyileşmeyeceğini artık kendinden bile saklayamadığın böyle anlarda para kazanmak istiyorsun, iş kurup daha çok para kazanmak. Böyle anlarda bir kalenin ardında gizlediğin herşeye yanlışlarla dolu olsa da senden izler taşıyan tarihine bile düşman oluyorsun. Seni bu hale getirenlerle bir olup bu belki de artık hiç iyileşmeyecek yaralı kendini yoketmek istiyorsun... Sonra yorgun düşüyorsun... Artık dinlenmek istiyorsun. Yarına daha dinlenmiş ve korkularından kurtulmuş olarak uyanmak istiyorsun... Ve uykuya dalmadan önce vitrinlere bıraktığın dalğınlığın geliyor aklına...Kendine bir kez daha acıyorsun ve bu yüzden pahalı bulup da almadığın giysileri almaya karar veriyorsun. Bu pahalı giysiler sayesinde ilgilerin kölesi değil, ilgilerin merkezi olmayı istiyorsun. Bu giysiler sayesinde sızlayan sevgilerini örtmek, örtmek, örtmek istiyorsun. Görünmez olmak istiyorsun. Oysa senin gemin camdan sevgili... İşte güçlü balığın güçsüz balığı yokettiği kanlı denizin her tarafından seni görebiliyorum... Sadece ben değil dost düşman herkes uykuya daldığını görebiliyoruz buradan. Çünkü senin gemin camdan sevgili. Sıkıntından yediğin tırnaklarının kenarlarını... Korkulu bir rüya gördüğünde birden silkinişini... Yaralı sevgini korumak için aldığın onca kötücül karara rağman nasılsa hep masum kalan sayıklamalarını görüp duyuyorum buradan... Kaleni ve kalenin ardında sakladığın yaralı sevgini. Boşuna saklama sevgini. Senin gibiler hiç örtünemez sevgili... Seni bu kanlı deniz ve düşmanların da dostların da hemen tanır. Ya benzerini bulup gidersin buralardan. Ya da seni yokederler sevgili... Herkes gibi ve herşeyi bilerek yaşamaszın sen Senin gibiler örtünemez... Bu kanlı denizde senin gemin camdan sevgili. |
Sadece Beni Sevmeni İstiyorum Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da senden sadece beni sevmeni istiyorum beş dakika baş başa kalmamız suç olsa da senden sadece beni sevmeni istiyorum. Bir gün bensiz kalsan da benimle yasamanı aşkımın değerini sır gibi taşımanı nemli bakışlarınla resmimi okşamanı senden sadece beni sevmeni istiyorum Senden tek bir dileğim var özel imtiyaz değil kulun bir kula ibadeti farz değil Hâşâ yaradan gibi beş vakit namaz değil senden sadece beni sevmeni istiyorum. |
Sadece Senin İçin Görüyorum, Uzak diyarları görüyorum Sadece senle benim olduğumu görüyorum Bize adanmış bir ülke görüyorum, Sensiz ama hala güzel bir ülke Senin gibi canlı Senin gibi rengarenk, Her an mutluluk saçan bir diyar Pamuklar kadar yumuşak tenine Dokunduğumu hissettiriyor bana Ilık esen rüzgar Teninin kokusu yayılıyor her yere Hayat nefesim oluyor her an Masmavi gökyüzü Yeni umutlar açıyor yüreğimizde Yaşam suyumuz Nehirler gibi çağlıyor tabii bunların hepsi sensiz oluyor benim küçücük düş penceremde yalnız başlarına yaşıyorlar hepsi birazdan bitecek uyandığım an küçük düşümde bitecek rüyalar diyarım bitecek sen biteceksin,ben biteceğim fakat sadece bir şey bitmeyecek sana olan ve sonsuza kadar sürecek olan rüyalarımda, düşlerimde anlattığım aşkım işte o hiçbir zaman tükenmeyecek ta ki hayat beni ölüme götürene kadar bebeğim!!! Sadece bil sadece anla istedim Aşkımın senin için ne kadar büyük Ufuklar, diyarlar yaratabileceğini Zaten ölümümde düşlerim bittiği zaman olacak Minik bebeğim <a href="http://kazancortakligi.hemalhemsat.com" target="_blank">Kazanç Ortaklığı</a> |
Umutsuz Bekleyiş Yokluğun kadar hissediyorum varlığını Beni hissettiğin kadar yoruluyorum seni sevmekten soğukluğun söndürdükçe yürek yangınımı, sözlerin şah çekmeden mat ettikçe beynimi, Çırpındıkça batarken umursamazlığının denizinde Sonunu görüyorum başlayamadığım sevdanın Bir çiçeğin tabiata seslenemediği gibi, haykırıyorum seni sevdiğimi Susarak... Hiçbir yere ulaştıkça daha bir seviyorum seni Toprağın altında tohum sana olan aşkım, çaresizliğimin gözyaşlarıyla suluyorum ama Bakışının, gülüşünün güneşi olmadan Açamıyorum sevgimi sana. Bir çığ altında kalıyorum, seni gördüğüm her rüyadan uyandıkça Aslında baktığım her yerde gördüğüm kadar uzaksın bana, kokladığım her çiçekte hissettiğim kadar daha da yalnızım şimdi, okuduğum her dua kadar savunmasız kalbim Dönüşü olmayan bir yolun son durağında indirdim, İçimde biriktirdiğim sevgi sözcüklerini Ruhumdan akan çürümüş bir isyan bulandırdıkça umutlarımın rengini, İntihar kokmaya başlıyordu bütün güller. Artık son sözlerini söylüyordu hayat, son kozlarını oynuyordu mutluluğa karşı.. Varsın olsun, Ben bir ölüme gülerim, bir gülüme ölürüm... |
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum Gidiyorum bütün acılarımı vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal gidiyorum gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum gidiyorum başımda gam gözlerimde nem toplayıp önüme düşen gölgelerimi bütün hatıraları bırakıp geride ardımdan çekip kapıyı usulca başımı alıp gidiyorum buralardan şafak sökmeden kimseler görmeden yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için hoşça kal suyundan çimdiğim dere kana kana içtiğim pınar say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde nazlı çiçeklerini okşamadım baharın bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü çekip gidiyorum buralardan çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru hem yol, hem yolcu olmaya acılarımla başbaşa kalmaya bütün yıldızları takıp kanatlarıma rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi bakmadan ardımdaki uçurumlara alıp götürüyorum yüreğimdekileri de hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal |
| Saat: 07:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık