MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 15 Mart 2007 22:37


Nisa

Çorak topraklara düştü yolum Nisa...
İsimsiz şehirlerin,gergin caddelerinde
Bir yığın sancı taşıyor omuzlarım.
Çorak topraklarda su aramak değildi benimkisi.
Bir öksüz su damlacığı götürmekti;
Yazık ki olmadı
Götüremedim Nisa...

Öfkeli gözlerin kızgınlığında
Buharlaşıp uçtu öksüzlüğü rahmetin.
Şah damarıma kadar hissettim üşüdüğümü.
Ama caddeleri süsleyen bu ışıklar gibi,
Üşüyemedim Nisa...

Hangi savaştı hatırlamıyorum.
Hangi sürgünden kalma, sırtımdaki izler.
Yalnızca bir kaç şeyi anımsıyorum:
Sınırların olmadığı bir dünyada,
Sosyal kargaşaların mahkum ettiği
Dev adamların öldüğünü gördüm.
Haberin yok senin.
Artık cesetlere heyecanlanmadan bakmayı öğrendim.
Çürüyüp gitmiş duygularımı gördüm de
Aralarında kendimi,
Göremedim Nisa...

Yeniden sevmek mi?
Yeniden ölmek olur da,
Yeniden sevmek olmaz Nisa...
Kanım çekildi,
Bütün damarları kurudu yüreğimin,
Bırakıp gidişinden bu yana.
Buralara boşuna mı geldiğimi sanıyorsun.
Mademki sen yoksun:
O zaman sonsuza dek sensizlik bana.
Dediğim de oldu.
Senden sonra kimseyi sevemedim Nisa...

Anlatmama gerek yok aslında.
Aşırı dozda narkoz almış duygular,
Sancısız değişimini yaşıyor hayatlarının.
Hepimizde mevcut,derin neşter izleri...
Ne tür ameliyatların kadavrası olduğumuz da meçhul.
Eskisi gibi kahramanlar da yok artık.
Herkes kendi filminin figüranı
Ve artık herkes buralı.
Bir kısır döngüdeki
Basit dişlilerden biriyim ben de...
Yani istediğin gibi olmadı,
Yapamadım Nisa...

Görüyorsun ya!
Çorak topraklara attım kendimi.
Son trenini de kaçırdım ütopyanın.
Sensizliğin sonsuzluğunda dolaşıp,
Leşimi yiyecek akbabalar arıyorum şimdi.
Yani,canımı senin tükendiğin yola
Veremedim Nisa...

Belki esir düşerim,
İyimser işgallerin birinde.
Fersizliğimin sorgusuna çekerler beni.
Cezasını verirler tüm suçlarımın.
Son sözün imzasına bırakılır her şey...
Yine de keskin tereddütlerdeyim,
Yalın kaygılarda...
Senin acılarını yaşadım da...
Senin gibi destansı ve yüreklice
Ölemedim Nisa...
Mesut Sütçü


Mystic@L 15 Mart 2007 22:57

Aşkın Temizliği

yüzün halisina dökülen zeytinyagi
askin dikis izleri

ya tamamiyle degistirmek lazim deriyi
ya da temizlemeye calismak, çullardan çaputlarla
gün gün
biraz allik
biraz agri
biraz suyla
bilerek gitmeyecegini
ve daha beter kusacagini aslinda
uzak bir 'sonra'da

Ilgım Veryeri


Misafir 15 Mart 2007 23:03

Karanlık Gözlerin
gözlerine karanlıklar çökmesin
elinden gelirse uyma bile
dünyaya güzel gözlerin
hep güzellik saçsın
şehir şehir kent kent
dünya seninle dolsun taşsın
İsmail Baharşen


Mystic@L 15 Mart 2007 23:07

Kara

Çarpmış,
Paramparça etmiş,
Kara sütü, kara devdayla seni...
Ve kara memelerinde dişlerin asi,
Karadır, upuzun yattığın gece,
Felek, ah ettirir, boynun kıl-ince...
Cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde
Sızlar bir yerlerin
Adsız ve kayıp
Sızlar, usul-usul, dargın
Vekan tadında bir konca,
Damıtır kendini mısralarınca...

De be aslan karam,
De yiğit karam,
Hangi kalemin yazısı,
Zorlu yazısı,
Belanda?

Anadan doğma nişan mı,
Sütlü barut damgası mu,
Bir gece parçası mı kaburgandaki?
Kız kakülü, ne hal eylermiş teni,
Ellerin, deli hoyrat,
Ellerin, susuz, yangın.
Ellerin ooooy alarga...

De be aslan karam,
De yiğit karam,
Hangi güzelin diş yeri,
Mavi diş yeri,
Sevdanda?

Vurmuş,
Demirlerin çapraz gölgesi,
Alnın galip ve serin.
Künyen çizileli kaç yıldız uçtu,
Kaç ayva sarardı, kaç kız sevişti,
Gelmemiş, kimselerin...

De be aslan karam,
De yiğit karam,
Hangi zehirin meltemi,
Saran meltemi,
Hülyanda?

Hakikatlı dostun muydu,
Can koyduğun ustan mıydı,
Bir uyumaz hasmın mıydı,
"Ooooof" de bunlar olsun muydu?

De be aslan karam,
De yiğit karam,
Hangi *****nin hançeri,
Saklı hançeri,
Yaranda?

Ahmed Arif


Misafir 15 Mart 2007 23:11

KAÇ

Kaç
hayat yaşanır
bir ömre, kaç yaşam sığar

Aldanıp yaşama

kaç kere doğar yeniden
kaç kere
ölebilir insan

Çevir gözlerini içlerine

At bir adım daha

.
Öner Kaçıran


arwen 15 Mart 2007 23:23

geliyorum
sevgilerimle hüzünlerimle
yalnızlığımla
içimdeki şımarık çocuk uslandı
tutuklandı özgür yüreğim

kurşunlandım her gün
maviliklere kanat çırpan kuşlarla
bu kentin caddelerinde
meydanlarında boğazlandım

geliyorum ey sevgili
türkülerine
şarap kokulu saçlarınna
gül kokan
sıcaklığınla aç kollarını

dolu dizgin
kaçıyorum bu şehirden
gelinliğini giydi doğa
çiçek çiçek açan
yüreğine geliyorum
gülüşlerinde her gün
seninle
yeniden doğuyorum



zeki ergin


Misafir 15 Mart 2007 23:33

OPAL KALELER
“Kuşbakışı bakıyorduk hayatımıza
ve şiirlerimiz altyazı geçiyordu
tenimize urganlarla bağladığımız inançlarımıza......”

Yarım bırakılmış bulmacalarda
hiç bulunmamacasına saklandığımız,
gizli özneli şiirlerin mecburi uyaklarında
arandığımız
Ve kır çiçeklerinin adını ezberimize aldığımız günlerdi
akreple yelkovan;
hiç yakalanmayacağımızı sandığımız kör ebelerdi...

Acemiydi sevdalarımız;
yanlış adreslere ulaşan mektuplar kadar
sakardı düşlerimiz;
gördüğümüz yerde düşecek kadar
bilmiyorduk ki;
masumiyet
sadece biyografilerde ağlar......

artık derin uçurumlar sakladığımız bakışlarımız kaldı bize
yakamoz kırığı aynalarda yüzleştiğimiz
gövdemizi yakarcasına çakan bir şimşektir
şimdi gençliğimiz
kendimize çözülme zamanıdır;
artık soldan sağa hiçbir şeyiz......

Yetiştirme yurduna terk ettiğimiz o en steril hayaller
çürüğe çıkartılmıştır; en büyük hüsranların
toplama kamplarında
beyaz bir bayrak sallanmaktadır
hayallerimizden kurduğumuz
muhteşem kalelerin surlarında.....

Çünkü pusuya düşürüldük!!
Ve düşürdük cebimizden elyazması ilk şiirimizi
Bir ablukada yitirdik;
O bahar kokan nefesimizi.....

Şimdi bir ihanet içindedir
Kartopu oynadığımız o kardan adam
Tüm karlarını saçlarımıza serpiştirmektedir
Ve bir iç kanamadır geçirdiğimiz
Kanımızdan;
Yaktığımız gemiler geçmektedir
Zaman;
Protokol hayallerimizi;
boş tribünlere terk etmektedir....


Bakışlarımızdan kayan dilek taşlarımız var artık
Artık nikotin sarısı parmak uçlarımız
Ve dökülürcesine sararan dişlerimiz
Yaşadıkça kalınlaşıyor;
Yaşama meydan okuyan biyografimiz

Sevdiğimiz kadınlara son bir şiir yazmalı
Son bir söz söylemeli,
son bir kez dokunmalı...
Giderayak;
bir isyan çıkarmalı!!!


Ve demeli ki;
ey hayaller!....
yıkmak zorunda bırakıldığımız
surları yüksek
o muhteşem kaleler;
emanet kavgalarımız var
opal taşlarınızda,
ve yitik ömürler var
dehlizlerinizin o hain karanlığında!

Şimdi biz;
birşeyler yazmalıyız...
iadeli taahhütlü bir vasiyet bırakmalıyız
ardımızdan bakakalan gözlerin ıslaklığına
şimdi biz;
o heybetli yıkıntıların gölgesinde
o yıkılmışlığın tarifsiz sükunetinin
acıtan kederinde
incinmiş mağrurluğumuzla
silahlarını teslim etmiş bir ordu kadar yalnızız
zamanıdır;
son hayalimizi
bir kurşun gibi beynimize sıkmalıyız....

Zeki KUMOVA



arwen 15 Mart 2007 23:54

Yar, yüz vermeyince,
Aşık yüzü gülmezmiş.
Sevda baştan gitmeyince,
Göze uyku girmezmiş.

Gönül havanda yanmayınca,
Aşk ateşini bilmezmiş.
Araya dağlar girmeyince,
Yar, hüzün nedir, bilmezmiş.

Aşk alevi sönmeyince,
Gözden perde inmezmiş.
Bir umuttur yanar içimde,
Ben sevdim, sev sen de.


mehmet ali arslan


Misafir 16 Mart 2007 00:07

ADIN SENİN


Saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm
Hangi ferman dokundu bakışlarına senin
Belki sahrada değil, şimdi göklerde gülüm
Taşıyor bulutları gözlerinde, nazenin


Senin her kirpiğinde bir dervişin ahı var
Muhteris aynaların eskidiği yerdesin
Yüzünde en çaresiz devlerin günahı var
Zamanı sonsuzluğa bağlayan mahşerdesin


Divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında
Kanayan kitaplara gül götüren yağmurum
Hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde
Senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum


Memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun
Gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir
Bağbozumunda bile yediveren boylusun
Gün olur ki, kalbinde gözlerin filizlenir


Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde
Rüzgarın her busesi içimde kurşun olur
Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde
Dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur


Ben bu yol ayrımında sensiz olsam ne çıkar
Kahra göçen kuşların kanatlarında kaldın
Ölümün gözyaşları bir gün hicranı yıkar
Tarihe bir sır gibi düşer senin de adın


Nurallah GENÇ


arwen 16 Mart 2007 00:11

işte hayat gülüyor yanında
hadi susadığını al kana kana
bakmayı görmekten sakın ayırma
acıları bırak artık gel buralara...
..........
yana yana katıldın kurtlar sofrasına
akan gözyaşlarında buğun nerede
nerede gözlerindeki gizemli derinlik.
attığın adımın isyanı.
düşüncelerindeki gizemlik.
bakışlarındaki büyü ile doğan güneş.
nerede akışların, susuşların haykırışları
görmemeye yeminli bakışların
sönmemeye tövbeli yanışların
karanlığa sırıtan sönmüş suratın
yırtılan damarlarında durmayacak
sonsuzluğa yönelen kırmızı nehir
haydi yaşa karanlığını doya doya
bakma buralara sakın susama...
açma yaraları bir daha, kanatma...
.........
işte hayat sönüyor bağrında
karanlık nehirine koş doya doya
bakmayı görmekten ayır anında
acılarını tut artık kal oralarda...............


ahmet elmalı


arwen 16 Mart 2007 02:10

Gönlümden yüreğime kayan
Cemre

Karıştı gül diken
Karıştı yer gök birbirine

Artık ne gündüzüm kaldı
Ne gecem

Zaman düğümüdür
Kördüğümün

Allah’ım koru beni
Kolla beni ne olur

Cemren düştü
Gönlüme


celal aksu


arwen 16 Mart 2007 02:21

Birimiz tepeyiz birimiz düz
Kavuşamayız....
Baharlarım olur güz.....sevgilim

Birimiz aşk birimiz yürek
Gidersen..
Aşksız yürek neme gerek.........sevgilim

Birimiz toprak birimiz tohum
Serpilmezsen..
Barım olmaz,açmaz gülüm.......sevgilim

Birimiz hayat birimiz su
Tanrım..
Sende beni canlı kıldı..............sevgilim
Barım olmaz açmaz gülüm.....sensizim

Birimiz hayat birimiz su
Tanrım..
Sende beni canlı kıldı..... sevgilim
Sen..son nokta oldun gönüle koyduğum

MertlerinEfendisi / Arap kurt


arwen 16 Mart 2007 02:35

Can dedim canımdan ettin beni
Yar dedim yaktın beni
Gülüm dedim dikeniyle yüreğimden vurdu
Söylesene sevemedin demi beni ömür boyu

Gel dedim bana bu yolları dar ettin
Sarıl kollarıma dedim koş dedim
Sen yine gelmedin
Bana beklediğim yerleri mezar ettin

Uzat ellerini bana dedim
İstedim hissedeyim sıcaklığını delicesine
Sen tutmadın ellerimi
Cehennem ateşlerine attın beni

Bir Sıçak söz duymak istedim dudaklarından senin
Bana neden o iki kelimeyi söyleyemedin
Kırdın kanadımı yıktın bütün hayatımı
Yaşanmaz ettin bana bu dünyamı

Geldin tutmaya geldin ellerimi
Koştun sımsıkı sarılmaya geldin
Ve şimdi ömür boyu seninim dedin
Sen gelmeyince ben gittim
Çek ayaklarını üzerimden
Arama boşuna topraktayım ben
Sen bu hayatı tek başına yaşamı seçtin


mehmet akif akay


Nephthys 16 Mart 2007 03:19

Saki………….



sevmeler yoruyor adamı….
nasıl anlatacağını bilemiyor
insan;
bir çırpıda doğuyor aydınlık
hemen ardından
karanlık …..
hain telaşlarda
dönüyor gün…..…..
ay yüzler.
karanfil çiğnetiyor…..
akşam olduğunda…..
erken masaların,
saki’leri sessiz…..
sessiz ve cimri…….
haydi saki……
sözcükler bitti…..
gitarın tınılarından doldur
kadehime…….
masanın kıyısında
bir mum olsun….
ışığına gözlerini koyayım,
esrik yarimin………


EGE ALTUN


arwen 16 Mart 2007 04:17

Sensizdim yine canım dün gece
Kimsesizdim bu koca şehirde
Bir doğum günüydü dün amma
Sensizlikte bana ölüm günüydü

Sabaha kadar yine
oturdum dün gece
sigaramı yaktım çayımı aldım
bekar odamın camında
öyle dikildim kaldım
gözlerim dolmam dedi
kahrol bu dertle
sana rahat yok
derdine derman olmam dedi

çaylara kanamadım canım
yine dün gece
senin elinden bir başka
yanında olsaydım esirgemez
yapardın bir de pasta
Bir doğum günüydü dün amma
Sensizlikte bana ölüm günüydü

Doğum günü senede bir kez
Sanma ki her gün keyifteyim
Benim ölüm günüm her gün bin kez
Sen bilirsin zaten beni
Nasıl özlerim bilirsin
Nasıl sevdiğimi iyi bilirsin
Diyorsun ki sen işini bilirsin
Eminim bu gün yarın gelirsin

Sana gelemem demek
Sen artık öl demek
Nasıl özlersin bilirim
Nasıl sevdiğini iyi bilirim
Gelirim elbet bir gün gelirim
Ama bir başıma keyifle
Belki de Dört kişiyle



mustafa acıoğlu


tikkymelike 16 Mart 2007 08:02

ACIRIM SANA

Dargın değil kırgınız
konuşuruz ordan burdan
söz gelince aşka
kaçarız oralardan
ha bugün ha yarın derken
geçip gidiyor zaman
ağaracak saçlarımz
dargın kırgın yaşlanacağız
anılara atamam
senide yok sayamam
dilim mühürlü ama
kalbim konuşuyor herzaman
yazarım mısralara
sorarım seni sana
haberin gelir bana
kuşlar fısıldar kulağıma
bu kez sözüm sana
bu devran böyle dönecek sanma
bir gün gelir bulursun
yalnızlığı kapında
ne ana ne baba
derman olmaz yarana
yoksa yüreğinde bir sevda
acırım o zaman sana
..................................
Fulya Aydın


NiliM 16 Mart 2007 08:37

Günün Sonunda Arzû Bir

Yorgun gözümün halkalarındaGüller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi... sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nâlân;
Gün doğdu yazık arkalarında!

Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrârını ömrün eder i'lân.
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Âlemlerimizden sefer eyler?

Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde semâ kavs-i mutalsam!

Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Ahmet Haşim


Misafir 16 Mart 2007 08:52

çizgi





Koyu kahve kıvamında acılar ,
uyku katliamında .


Acılar gece gezer , dostum :
bir kurşun gibi
silik bir çizgi çizip geceye ,
gecenin Vietnam'ında ..


Sen hiç vurulmadın mı ?


Orhun BASAT


Nephthys 16 Mart 2007 11:31

İkindi Kahvemsin...

Sen benim ikindi kahvemsin,
telvesi bol,
sıcak,
köpüklü...
orta şekerli…
Küçücük bir fincandan yudumladığımsın...

Sessizce içişlerim,
her tadında boğazımı yakan,
acısı saatlerce geçmeyensin.
Sen benim ikindi kahvemsin...

Kendi ellerimle pişirdiğim,
bir kaşık kahve, biraz şeker,
bir cezve suya verdiğimsin...

'Benimsin...'

Yavaş yavaş karıştırıp kısık ateşte,
her defasında köpüğünü seçtiğim,
taşmaya yeltendiğinde üfleyişim,
kokusunu içime sindirdiğimsin…
Sen benim ikindi kahvemsin,

Sıcacık..
ince kulplu, nazik bir fincandan yudumladığım,
hiçbir tadına kanamadığımsın..

Telvesine doyamasamda,
sabredişlerimde fallarına baktığım,
üç vakte kadar gelen sevgili,
aydınlığa çıkan yollarımsın..

'Sen benim ikindi kahvemsin…'


Kemal Süme


Mystic@L 16 Mart 2007 13:20

Üç Dünya İnsan,
Yaşar, üç türlü şu üç dünyada:
Evvela:
"Şunu sevdim, bunu sevdim!" diyerek
Ömrü sevmekle geçer.
Sözde olgunlaşır ondan sonra:
"Şunu yaptım, bunu yaptım!"diyerek
Ömrü saymakla geçer.
İhtiyarlıkta tanır dünyayı:
"Kahbe dünya!" diyerek
"Hey gidi dünya!" diyerek
Ömrü sövmekle geçer
Orhan Seyfi Orhon


Mystic@L 16 Mart 2007 13:53

Alacakaranlık

Ben bu ışığı tanıyorum, bu amansız aydınlığı,
Ve bir atlı arabanın sessizliği yırtan tekerlek takırtalarını,
Büro pencerelerindeki demir parmaklıkları,
Tanıyorum, soluksuz uykuya dalmış sokağın ıssızlığını.

Gece devrildi yıllara, özgür ve çılgınca.
Daha yanıyor yüreği sarsan güçlerin ateşi;
Sert sabah ayazı sessizce yalıyor göğsümü ama.
Kımıltısız donmuş evler, binlerce mezar sanki.

Ölüler uyuyor o evlerde cifter cifter ve yapayalnız,
Ya sırtüstü, ağız açık, yüzükoyun ya da.
Ama gökyüzüdür benim istediğim derin ve engin,
Ve görkemli uzaklıklar çıplak doğanın duru bağrunda!

İki denk dünya var, iki denk şiir;
Gündüzün dünyası ve dünyası gecenin, çılgınlığın ve aklın,
Ama geceyarıyı vuran saattir iki dünyanın zor sınırı,
Aydınlığın hükümsüz olduğu ve derinleştiği an karanlığın.

Son bir arzuyla can atıyor ruhum
Dönmek için gecenin düşünü gündüzün boş kalıplarına,
Fakat boşuna savaşıyorum, ve boşuna mucize arıyorum:
Sen, ey gündüz, güçlü düşman, yine boyun eğdiriyorsun bana!


(Çev. Arif Berberoğlu)

Valeri Bryusov


tikkymelike 16 Mart 2007 14:40

BIRAKTIĞIN YERDEYİM

Kaybolmuş zamanlar içindeyim
Ne yıl belli ne de ay
Sensiz günlerdeyim
Takvimler ne söylese yalan
Ben bıraktığın gündeyim
Saat öğleden sonra
Mevsimse kış olmalı
İçim titriyor
Sensizlk mi,soğuk mu
Beni üşüten,bilmiyorum
Yolda ayak izlerin
Gidiyor mu, geliyor mu
Belli değil beklemedeyim
Kaybolmuş zamanlar içinde
Sürgündeyim
Takvimler ne söylese yalan
Bıraktığın gündeyim
Beni ararsan eğer
Kalbine sor,nerdeyim
Hiç gitmedim
Bıraktığın yerdeyim......
.......................................
Fulya Aydın


Misafir 16 Mart 2007 18:04

Karanlık Gözlerin
gözlerine karanlıklar çökmesin
elinden gelirse uyma bile
dünyaya güzel gözlerin
hep güzellik saçsın
şehir şehir kent kent
dünya seninle dolsun taşsın
İsmail Baharşen


Mystic@L 16 Mart 2007 18:27

İnsan,
Yaşar, üç türlü şu üç dünyada:
Evvela:
"Şunu sevdim, bunu sevdim!" diyerek
Ömrü sevmekle geçer.
Sözde olgunlaşır ondan sonra:
"Şunu yaptım, bunu yaptım!"diyerek
Ömrü saymakla geçer.
İhtiyarlıkta tanır dünyayı:
"Kahbe dünya!" diyerek
"Hey gidi dünya!" diyerek
Ömrü sövmekle geçer
Orhan Seyfi Orhon


Mystic@L 16 Mart 2007 18:57

Öykü

Yıl kırk yediydi sonbahardı
Üstümde başka gök başka bulut
Cebimde param vardı
Tramvaylar taksiler emrime hazır
Durağım İstanbullar Ankaralardı

Yıl kırk yediydi sonbahardı
Demiri büken ellerim
Üzüm gibi saçım vardı
Bir güzel geçse sokaktan
İçim aşkla dolardı

Yıl kırk sekiz mevsim sonbahar
Ankara'nın taşına bak
Neden böyle gözlerim dolar
Neydim n'oldum n'olacağım
Şu feleğin işine bak

(Ahlat Ağacı)

Mehmet Başaran


Mystic@L 16 Mart 2007 19:49

İçimdeki Boşluk!

Bencileyin şöyle garib var mı ki
Anlatamam ne menemdir hallerim
Yerim yurdum bir kör kuyu dibi ki
Hep çıkmaza gider gelir yollarım

Yumaklanmış yüreğimde acılar
Ucu kayıp bulamam ki çözeyim
Çaresizlik hükmediyor tabi ki
Gözyaşıyla her gece gözgözeyim

Hissiyatım ısyan eder aklıma
İçimde bir bitmek bilmez savaş var
Bir kararda eğleyemem kendimi
Yürek sever dilim söver karalar

Bir çıkmaza düşmüş gönül döneler
Beden mülküm yangınlarda kavrulur
Şu boşluk ki bir doldurmuş içimi
İçimdeki her şey dışa savrulur

Bir çıkmaza düşmüş gönül döneler
Çelişkiler benliğime kök salmış
Şu boşluk ki bir doldurmuş içimi
Şişmiş şişmiş patlamaya an kalmış

Hünkar Dağlı


Pollyanna 16 Mart 2007 20:06

Takvimdeki Deniz

Hasreti denizlerin,
Denizler kadar derin
Ve o kadar bucaksız...
Ta karşımda, yapraksız,
Kullanılmış bir takvim...
Üzerinde bir resim:
Azgın, sonsuz bir deniz;
Kaygısız, düşüncesiz,
Çalkanıyor boşlukta.
Resimdeyse bir nokta:
Yana yatmış bir gemi...
Kaybettiği âlemi
Arıyor deryalarda.
Bu resim rüyalarda
Gibi aklımı çeldi;
Bana sahici geldi.
Geçtim kendi kendimden,
Yüzüme, o resimden,
Köpükler vurdu sandım;
Duymuş gibi tıkandım,
Ciğerimde bir yosun.
Artık beni kim tutsun?
Denizler oldu tasam.
Yakar, onu bulmazsam,
Beni bu hasret, dedim,
Varırım, elbet, dedim,
Bir ömür geze geze,
Takvimdeki denize.
Ne var, bana ne oldu,
Odama nasıl doldu,
Birdenbire bu meltem?
Ve dalgalandı perdem,
Havalandı kâğıtlar.
Odamda kıyamet var!
Ah yolculuk, yolculuk!
Ne kadar baygın, soluk,
O gün bizde betbeniz;
Ve ne titrek kalbimiz
Ve eşyamız ne küskün!
Yola çıktığımız gün,
Bir sıraya dizilmiş,
Gözyaşlarını silmiş,
Bakarlar sinsi sinsi.
Niçin o ânda hepsi,
Bir kuş gibi hafifler,
Arkadan geleyim der?
Niçin o güne kadar,
Dilsiz duran ne kadar
Eşya varsa dirilir,
Yolumuza serpilir?
Ufak böcekler gibi,
Gezer onların kalbi,
Üstünde döşemenin.
Bir gizli didişmenin
Saati çala o ân;
Birden bakar ki, insan,
Her şey karmakarışık.
Ayırmak olmaz artık
Bir kalbi bir taraktan;
Ve kalb, ağlayaraktan,
Çekilir geri geri,
Terkeder bu mahşeri.
Bu mahşerin içinden
O gün ben de geçtim, ben;
Nem varsa, evim, anam,
Çocukluğum hatıram
Ve ne sevdalar serde,
Bıraktım gerilerde,
Kaçar gibi yangından.
Rüzgârların ardından,
Baktım da süzgün süzgün,
Kurşun yükünü gönlün,
Tüy gibi hafiflettim,
Denize hicret ettim...

1931
Necip Fazıl KISAKÜREK



Misafir 16 Mart 2007 21:40

Sana Ne Demeliyim bilmem ki
Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek
Mevsimler birbiri ardına akarak gitti
Sözler sevileşti suskun gönülde
Yürekte zamanlar zay olup gitti

Gömdük düşleri, duyguları
Kül bastırdık üzerine
Ne gönlün ocağı kabullendi
Ne iç yangını yüreğimizin
Umuda el salladık, ufuk yanarken
Diyemedik birbirimize
Dememiz gerekeni
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Soğuklar apansız bastırdı
Kar kapıda, ben yangınlardayım
Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti...
Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime
Ve ben, senli düşlerin buğusundayım

Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Sana ne demeliyim bilmem ki

KÖMEN
Haydar Okur


Mystic@L 16 Mart 2007 21:55

Sen beni asla unutamazsın..

Bilirim geceleri uykun kaçar,
Dayanamazsın ararsın!
Kalbin ağlar ama, sen ağlayamazsın!
Bensizliğe bir türlü alışamazsın!
sen beni asla unutamazsın!

Gururun hayır dese de,
kalbin kan kusar.
Ateşin söndü!desen de,
küllerim bağrını yakar!
Maziye dalıp her gece resmime bakar,
bir türlü ağlayamazsın!
Sen beni asla unutamazsın!

Unutabilsen,gece yarısı telefonlarımı çaldırmazdın!
Unutabilsen,böyle isyankar olmazdın!
Sen beni unuttum desen de unutamazsın!
Kalbini başka gönüllerde asla avutamazsın!.

Zeynep Orcanel


Misafir 16 Mart 2007 22:55

Aşka ve Sevgiye Dair
Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…




26 Ocak 2002
Aydın
Yüksel Kasım


arwen 16 Mart 2007 23:09

Gecede hüzün gizli.
Hüzünde Sen...
Aynada yüzün gizli.
Yüzün de Sen...

Bir ırmak gibi çağlatır aşkın.
Şaşkınım seni gördüğüm günden beri şaşkın.
Öldürür beni tatlı her bakışın.
Bakışta gözün gizli.
Gözünde Sen...

Bir aha sığdı bütün hayatım.
Gerçeğim sen oldun; sen oldun yalanım.
Her aklıma geldiğinde ağrıyan yanım.
Rüzgarda sözün gizli.
Sözünde Sen...

Yaz gib yaktın.
Bahar gibi aktın.
Kışta yalnız bıraktın.
Her mevsimde güzün gizli.
Güzünde Sen...

Gülmekte var ağlamakta.
Yok olmakta var, var olmakta
Pişmanlıkta var yol almakta.
Aşk özünde gizli.
Özünde Sen...

Sen gizlisin özünde, alemde ne varsa.
Yanacaktır Kerem ASLI'sı yarsa.
Bir gün sen nerdesin diye soran olursa:
Her şeyde SEN gizlisin.
Sende ben......


osman dağıstan


tikkymelike 16 Mart 2007 23:35

BENDEKİ BEN

Dert değil yıkılmak deli fırtınalarda,
Yıkılan içimdeki tek sevgi ağacı olmasa....
Dert değil boğulmak deli mavi sularda,
Verilen son nefes aşk dolu olmasa....
Dert değil bugün ömrümün son günü olması,
Yaşananlar hep yarım kalmasa...
Dert değil gözlerimi kapamak son defa,
O gözler doymuş olsa sevdalara...
Dert değil koparman gülümün yaprağını,
O yaprak en sonuncu olmasa....
Dert değil aslında gidişin birtanem,
Yanında götürdüğün bende ki ben olmasa....
....................................................
Funda Bilgili



Mystic@L 16 Mart 2007 23:39

Sabaha Kadar

Şu airler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını
Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak içein,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: “Aç pencereyi;
Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.”

Orhan Veli


Misafir 17 Mart 2007 00:10

BEN HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici-hep, hep acele işi! -
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezberledim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40'ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul'a
Bir helalleşmek ister elbet, diğ'mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu


Can Yücel

2
MAARİF BİZE NELER ETTİ

okullarda
kafalarımıza tonla
gereksiz bilgi zerketti

sınavlar dışında çok az kullandık
hiç işimize yaramadı hayatta
elimizi kolumuzu bağladı hatta
anlayacağınız dostlar
onca emek
onca uykusuz geceler
güzelim gençlik yılları
boşa gitti

gerekenleri yeniden öğrendik
harcanan ekstra para
yitirilen değerli vakit
nakitti

kuala lumpur nerdeymiş
pizza kulesi eğriymiş
hind'in inekleriymiş
afrika’nın filleriymiş
darwin evrimi galapagos adalarında ak’letmiş
napoleon moskova önlerinde ne halt etmiş
askercilik oynayıp josephine’i bekletmiş
ya galileo galilei göklerde ne görmüş


Fuat Eriçok


Mystic@L 17 Mart 2007 00:35

Aylar Oldu

görmedim seni aylar oldu
aslında
seni yüreciğimin ta derininde taşımak
inan herşeye bedel
aylar oldu görmedim seni
ve daha aylar var ki
göremeyeceğim
dert etme
sen yine
yüreğim
seninle

görmedim seni aylar oldu
sarı yaprakları koca sonbaharın
bana seni anlatıyor
gözlerimdeki seni
yüreğimdeki seni
o zaman salıveriyorum
güvercin misali
denize doğru süzülüyorsun
arkanda beni bıraktığını
ve el salladığımı
ve ağladığımı bile görmeden
kaçar gibi..

görmedim seni aylar oldu
görmedim, yüreğim soldu
görmedim, cesaretim bile kalmadı
seni görmeye
bir daha..
artık bir yabancı gibisin
uzaklardan gelen
ve yine uzaklara giden
yollara sevdalı...

aylar oldu görmedim seni
denizler kabarmış
gökler umutsuz
kuşlar
çok uzaklarda,
son nefesi gülün
kimin umrunda?

görmedim seni aylar oldu
yüreğim çrpınmada
uçtu uçacak
sen daha gelmeden
daha doğmadan güneş
uçtu uçacak
yüreciğim

görmedim seni aylar oldu
üstüme üstüme geldi rüzgar..

aylar oldu görmedim seni
seni görmedim
dün gibi aklımda oysa
sahipsiz ağlamalar, yakınmalar
günler geceler sensiz geçen
seni beklemeler camlarda
umutlar, ışıklar yarınsız
öyküler, şiirler yarım kalmış
bekleyişler, özleyişler
ağlayışlar
sana hepsi
sana...

aylar oldu görmedim seni
ama yüreğim hala
aynı yangında

bunların hepsi
yüreğimden sana
aylar oldu
beni unutma
unutma
aylar oldu...

Ömer Seydi Ekinci


arwen 17 Mart 2007 00:36

Beklerken rüzgarı yağmurla geldi
Bulutlar karayı bağladı şimdi
Her zaman yaprağım alır giderdi
Kırıldı dallarım savruldu şimdi

Toprağa tutunup özlerken güzü
Direnir köklerim içimde sızı
Eserken poyraza dayandım bazı
Tufanla gövdemi kaybettim şimdi


önder eren


tikkymelike 17 Mart 2007 01:23

ÖTESİ YOK KÜÇÜĞÜM

Üzülme küçüğüm
Güneş ısıtır nasılsa
Ayaza düşen yüzünü

Düşüncelerinin derinliğinde
Dondurma düşlerini

Kaldır başını
Bak yalan yansımasına yaşamın
Ve gülümse
Çözülsün buzları iklimin
.

Kış bitecek nasılsa
Toprak uyanacak
Cemrenin selamınla

Ve en güzel yediverenler açacak
Avuçlarında

-Solan tüm çiçeklere rağmen-
Ötesi yok küçüğüm
Ötesi yok...
..................................
Figen Yarar


arwen 17 Mart 2007 01:29

''Gitme aklım sende kalır,
Uyuyamam geceleri...''

Giderdin ardına bile bakmadan.
Bense rafa kaldırırdım her seferinde,
Hiç yaşamadığım kadınlığımı.
Geldiğinde rol yapardım uyur gibi.
İçimde kopan fırtınalara,
Boğazımda düğümlenen,
Hiç söylenmemiş,
Söylenmeyecek sözcüklerle,
Ne kadar da sakin uyurdum, kıpırdamadan.
Ya da sen öyle sanırdın.
Oysa beynime sığmazdı düşüncelerim,
İçimden taşardı yüreğim.
Kıpır olurdu ya,
Nefes bile almazdım,
Sen anlayacaksın diye.
Sanki uyurken nefes alınmazmış gibi.
Yoksayılan kadınlığımdan soyunup,
Bu gecelerin içinde doğdum yeniden.
Çırılçıplak, yalın, yalansız.
Bir insanım ben,
İnsanca yaşamayı ilke edinen.


zübeyde taşkın


tikkymelike 17 Mart 2007 04:00

KORKUYORUM

Dostuna dostum diyordum
Düşmanına düşmanım
Gözü yaşlı kaldım şimdi ben
Sende çekip gittikten sonra
Bak ağlamaktan yaş kalmadı
Bak saçlarıma,sayende bembeyaz kaldı
Bak bir buz gibi hergün eriyip giden bedenime
Senden bana sadece karanlık bir hayat kaldı
Sen benim baharda açan gülümdün
Hiç solmayacaktı senin mahzun yüzün
Telli duvaklı gelin olduğun gün hayalim
Sarayıma sultan edcektim sevdiğim
Sen her şeyi bir tarafa atıp gitmeyi seçtin
Hani bir zamanlar yaşama sevincindim
Bensiz bir hayatı düşünemeyen sen değil miydin
Hayatının yalan olduğunu ben nerden bilebilirdim
Ben sana yalan söylemekten çok korkuyordum
Aslında yalandan değil ben Allah'tan korkuyordum
Genç bir kızın hayalleriyle oynamaktan korkuyordum
Ben biliyor musun sevdiğimi kaybetmekten korkuyordum.
.........................................................
Fırat Coşkun



arwen 17 Mart 2007 04:12

Bitiyor belki baharım derken azizim.
Bu çiçek te nerden açtı bahçemde.
Büyümüş yetişmiş gelmişte kemale
Ne Gül dersin ona sen ne Sümbül ne de Lale…

Bak şimdi açan çiçek kıyılırmı ki kesilsin
Ruhumun arzusudur ona baksın ve sevinsin.
Gitmesin ne kokusu, solmasın ne de rengi,
Bitmesin gönlüme neş’e veren ahengi.
Bahçevan aman su ver bak yağmurlarda kesildi
Kurutma yeşil kalsın o bizim son gülümüz.
Deli bir dalga gibi şu derya da dileğim,
Yetişmezse dünya da mahşere düğünümüz….


tuncer akbaba


tikkymelike 17 Mart 2007 04:24

PİŞMANLIK
Bu dünyayı zindan ettin sen bana
Sahte gülücüklerle girdin dünyama
Her şeyimi alıp gittin başka kollara
Yalancı koydum bende senin adını
Her şey unutulur gidilir bir anda
Pişmanlık duyup dönmek istersin bana
Gelip de bulamazsın eskisi gibi bir ben daha
Yanlışlarınla kal şimdi baş başa
Kocaman yüreğim vardı sevgiye susayan
Aşkı yaşayıp sana da yaşatan
Bırak git dedin ardına bile bakmadan
Meğerse nefretin olmuşum anlamadan
Çok gördün değil mi mutluluğu bana
Yalvarıyormuşsun her gün Allah'a
Geri dönsün canımı vereyim diye ona
Son pişmanlık fayda etmez bunu unutma..
...................................
Fırat Coşkun


arwen 17 Mart 2007 04:27

Gel…. Gel de
Gönlüme serinlik ver
Bad_ı saba mı? Dersin
Poyrazdan mı esersin


Yeter ki gel..
Bir kez duyulsun sesin..
Gecelerin içinden…

Geleceksen gel artık…
Ya Maçin Ya da Çin’den..
Ama ruhum be gülüm
Bak sana sesleniyor.
Dilimin raksı değil…..

Dinleyeceksin belki.
Beynimde kopan değil..
Bu fırtına bu tayfun…
Gönlümün, yüreğimin, kalbimin
Taa içinden....



tuncer akbaba


MaKaLeLe 17 Mart 2007 04:28

Uluorta

-seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin-
-nazlanırsın ama bir gün gelirsin-

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr. şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey, ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci |


arwen 17 Mart 2007 04:34

Kalbimin ateşi sen
Evimin neşesi sen
Dünya benim olurdu
Bir gülsen ah bir gülsen

Bülbülleri çağırır
Seslen bulut dağılır
Doğar güneş yeniden
Bir gülsen ah bir gülsen

Ufukta yar gözlerin
Silinmezki izlerin
Erir tutmaz dizlerim
Bir gülsen ah bir gülsen

Dağlar aşar gelirim
Arar seni bulurum
Gülsen meshud olurum
Bir gülsen ah bir gülsen



fatma akgöl


tikkymelike 17 Mart 2007 04:53

ANLAMSIZ

Sen kendini tanımamışken,
Beni tanımaya çalışma sakın.
Sahte gülüşlerine yandığım masal kuşum.
Biliyor musun!
Meğer masalların sonları hüzünmüş
Bakışlarının ardındaki yalanlar gibi....
Bundan sonra sen bir düş güzeli
Bense
Sana inanmış şaşkın bir deli.
......................................
Gizem İnan


arwen 17 Mart 2007 05:05

YASTIĞIMIN SEN KOKAN YÜZÜ


Küllerini savurduğum bir yangının meyvesiydi;
Ayrılık...
Ateşler içinde yandığım cehennem yeriydi;
Yastığımın sen kokan yüzü...
İlk buluştuğumuz anı hatırlıyorum dün gibi.
Soğuğun içime işlediği anlardaki;
Asi, ateşli bir bakış; utangaç bir yüz
Sahipsiz bir kalp...
Ve çabucak biten bir hikâye...
Şimdi için rahat olsun...
Bir ikindi vaktinde;
Köşelerden birine rastlayan bir masa vardı,
O zaman diliminde verilen sözlerin ve ağlayan gözlerin
Bir tek ruhu kaldı...


ADEM ERAY KOZAN


NiliM 17 Mart 2007 07:27

GİTME, KAL DESEM?..


Hani;
Bir ayağın içerde
Tam çıkacakken
Kalbimin kapısından
Gitme
Kal, desem?..

Hani;
Başka gözlere
Dalmamışsa gözlerin,
Yankılanmıyorsa
Başka bir ses
Kalbinin dağlarında,
Kurşun sıkmamışsa
Sevdama kalbin,
Çıkma
Kal, desem?..

Sen de seviyorsan
Beni halâ,
Ve düşünüyorsan
Seni düşündüğüm kadar,
Yok ediyorsa mesafeleri
Sevgin,
Gitme!

Bir kez daha düşün!..

Sebahat Mayda Yavuz


Mystic@L 17 Mart 2007 11:10

kaç gecenin çölüdür bu ayrılık
kaç şiirin dölüdür üstüme
örttüğün bu ince sessizlik
kalbim alış artık, kır kendini
kendi duvarında, sesini
kendi duvarına haykır.

tesadüfen birbirine rastlamış
başka başka aşklarsızın siz artık
geceyle gündüz gibi birbirine
ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman
senin çölünde kumlar uçurmuş,
o ki gece ve esmer, görmüyor
sahrayı, sesi içinde karışmış.

her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer
kendi sabrını deneyen taş,
kendi uykusuzluğunda yatak oldun.
kül koy şimdi yanına korunun
seni kavuran onu da yakmasın.
aşkla besle kendini, gül yetiştir,
sardunya çoğalt.
ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.

Birhan Keskin


Mystic@L 17 Mart 2007 11:33

Anlamalı !!

Kafesteki kuşun gözlerinden anlamalı,
Yalnızlığı, unutulmuşluğu, ıztırabı.
Babanın o buğulu sesinden anlamalı,
Sevmeyi, sadakatı, vefayı ve de cefayı.

Yağan yağmurun taneciklerinden anlamalı,
Dalgaların kayaları döğüşünden anlamalı,
Görmeli zaman zaman da ana ile babayı.
Solutmalı onlara da yudum yudum yaşamı.

Bir gün gelir de beni düşünerek ararsanız,
Resmime bakarken hatırlayıp ağlarsanız,
Yılda bir defacık olsun beni anarsanız,
Bilin ki canım kızlarım bu bana yeter.

Bir gün benim mezarıma rastlarsanız,
Bir de taşına bakıp adımı okursanız,
Üstüne küçücük bir kuru gül de koysanız,
Bilin ki canım kızlarım bu bana yeter.

Necdet Çobanlı


iblis1907 17 Mart 2007 11:49

Uluorta

-seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin-
-nazlanırsın ama bir gün gelirsin-

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr. şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey, ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci



Saat: 15:46

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık