![]() |
Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü Durmadan çalınır kulaklarımda Şarkıların en hüzünlüsü Seni alıp uzaklara giden otobüs Benim üzerimden geçer hışımla Devrilir, bakakalırım ardından Bir sel gibi akan gözyaşımda... Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız Karanlık gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin Böyle perişan beklerim dönmeni Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem, en koyusu acıların Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem Böyle durup durup senden ayrılmak varsa Orada bir mezar kazılır benim için Ayrılığın nerede başlarsa. DERYA ASLAN |
Hani asker ölmez diyorlardı. Hani asker ağlamaz diyorlardı, İşte ağlıyor, Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor, Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor. Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı, Baksana bir mektup bile gelmiyor, Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor, Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor. Hani asker özlemez diyorlardı, Baksana gözlerim seni arıyor, Hani asker sevmez diyorlardı, Yüreğim kan ağlıyor Haydar Turan |
Ah gül pınarım Hayatın en yorgun anında Haşarı saçlarınla Çocuksu bakışlarınla Çaldın gönül kapımı. Ah buğu bakışlım Renklerin solduğu Şarkıların sustuğu Zamanın durduğu Yerde sen başlıyorsun. Ah sevdalım Sen yüreğim kadar yakın Çocukluğum kadar uzaksın Lal olmuş dilim Bunu nasıl anlatsın ? Gözlerinin ruhuma aktığı O günden beri, İçimde sevdanı saklıyorum. Ve inan sevdiğim inan Senin olmadığın her yerde üşüyorum !.. FAZIL GÜNEŞ |
Asker Ocağı Sabah kalk düzelt yatağını giy üstünü 15 dakikada Burası ana kucağı değil asker ocağı Bir saat boyunca mıntıka sonra işdimaya Burası ana kucağı değil asker ocağı Sabah kahvaltısı beş zeytin çay kaşar Öğle akşam yemekte değişik bir koku var Pilavları hiç karıştırma içinde taşlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Akşam bot boya birde traş var Bir yandan soğuk bir yandan rüzgar Üst değiş saat on deyince herkes yatar Burası ana kucağı değil asker ocağı Yağmurda çamurda eğitim yapıyor Soğuk kış demeden çalışıyor Çamur içerisinde bıkmadan geziyor Burası ana kucağı değil asker ocağı Mektup bekliyor uzaktaki sevdiklerinden Nöbet tutarken türkü söylüyor içinden Yarini özlemiş belli oluyor gözlerinden Burası ana kucağı değil asker ocağı 550 Gün geçer mi geçer diyorlar Bu askerlik biter mi biter diyorlar Sayılı günler çabuk geçer diyorlar Burası ana kucağı değil asker ocağı Üşümez donmaz yorulmaz asker Sevdiğinin hasretiyle yanıyor asker Gün sayıyor şafak sayıyor asker Burası ana kucağı değil asker ocağı Sefer Kurt |
Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları, Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin. O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu. Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi, Umutla kurudum sensiz. Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin. Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan Bir boşluktan içeri girdim her gece, Senli düşlerden sensiz karanlıklara TUĞBA EKİZ.. |
Geçerdi Hep Geçerdi hep Pırıltılı kanunlar Neves gecelerden İhtimal buhranlı gecelerdi hep Yüreğinde yalnızlığın tortusu Vazoda yaseminler Ufukta yağmur kuşları Çözülmez bilmecelerdi hep Ansızın dalar Bir yorgunluğa uyanırdın Güneş çekilmiştir bahçelerden Lambalar çok erken yanmış Aldatılmak korkusu Sık sık bozulan yeminler Enfarktüs kuşkuları Sinsi bir kederdi hep Zaman zaman düşündüğün Aklına geldikçe güldüğün Şan şeref ve ün Beyhude şeylerdi hep Attilâ İlhan | |
Sizin için tuttum beş gül getirdim Sevgili, durup dururken beş kırmızı gül getirdim, kan. Beş beyaz gül süt, beş sarı gül altın yaprak, tuttum beş pembe gül getirdim Sevgili, tan. Başka bir el koparmış onları, benim elim bunca korkak: Bir dikmeyi bilirim. bir de dokunmayı: Tepeden tırnağa teniniz yangın beldem, sizin için beş siyah gül parmaklarım. kömür. Toprak, temas, sahi bir de ak kağıt, seçtiğim kelimelerin arasında nedense mağrur, ilerlerim karda bıraktığım izler birer ağıt, ayırdım dikenleri: Sizin için bu beş arı gül. AHMET KARAKAYA |
Gölgeli Korular gölgeli korular kuytuluklarda yapraklar sessiz ürperti tenimde doğa fısıldıyor rüzgâr binbir renkli tabiat döndürüyor başımı tabiat ana ölümün karanlığından fışkıran nûr görmek kalp gözü ışık kollarını çekiyor güneş sessizliğinde kuytular ürkütücü dallar kocaman dev kızıl kara gökyüzü yaprak arası görünen ümitten yolculuk ümitsizliğe karabasan çullanan korunun karanlığından fışkıran nûr ölüm hayatı anlamlı kılan. Sevinç Koçak |
Unutamıyorum... Güzel gözlerine bakmakla olmuyor. Bazen sözler hiç geliyor. Dilimin ucundayken söyleyemıyorum. Seni düşünüyorum, unutuyorum. Uyku neydi hatırlayamıyorum. Kendimi senin için unutamıyorum. Kaldırımlar yatağım oldu. Yüzünü göremezken yazlar kış oldu. Bu yaz sıcağında montla donuyorum. Kendimi dünyada hiç sayıyorum. Bu şehirde ezılen hep ben oluyorum. Geçmiyor soğuk kışlar, unutamıyorum. Dilenmek ağrıma gitmese yapardım. Hırsızlık günah olmasa yapardım. Yıllar beni almasa belki ağlardım. Bırakamıyorum hayatı, unutamıyorum. Ben hiç sevilmedim, hep sevdim. Yine ben unutulup gittim. Kardeşim dediklerim sırtımdan vurdu. Saçlarımdakı aklar sımsıyah görünüyor, unutamıyorum. Her akşam 1 faça çekerdim. Kendimi ziyan ederdim. Orhan baba açar, içerdim. Benim gibi çilekeşin yaşaması ziyan. 1 şarap şişesine ruh oldum. Kendimi ateşlerin içinde buldum. Gözlerimden akan kan oldu. Acıdan değil, seni unutamıyorum. |
gzl olmusss sülo kankaa:D:D |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık