![]() |
Merhaba Gün açar, Karın verir yağmurlu toprak. İncesu Deresi, merhaba. Saçakta serçeler daha çılgındır, Bulutlarda kartal, Daha çalımlı. Koparır göğsünden bir düğme daha, Tezkere bekliyen biri. İncesu Deresi, merhaba. Genç bayraklar vardır, Barış düşünür, Kuyularda işçi, mavilikleri. Ben hepsini düşünürüm, Yirmidört saat Ve seni düşünürüm, Karanlık, hırslı... Seni, cihanların aziz mevyası. İlan-ı aşk makamından bir mısra, Yeerip, kımıldar içimde, Düşer aklıma gözlerin... Oysa murad alamam. Osya akdan-karadan Bilirim, payım bu kadar... Unutulmuş gülmeyi gözbebeklerim. Unutmuş dudaklarım öpmeyi. İncesu Deresi, merhaba... |
Kal Biraz Daha Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse, dolunay bile utanır, yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar. Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine Duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız. Sahi, sen de sevebilir misin beni seni sevdiğim kadar, dokunabilir misin yüreğime? Bak, orada sen varsın. "Mutluluk nedir?" diye sorsalar "Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen." Sesin, gözlerin, ellerin sonra, titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen, benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa? Sonra, kim aydınlatır benim gecemi, Günümü kim paylaşır? Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak, güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir. Her dizede sen olmalısın, adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık, sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime. Ben, bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir. Ruhum durmaz bedenimde, hücrelerim yaşamaz. Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, |
Çölde Deniz Güneşe bakıp sıcaklığından bahsettin tıpkı senin gibi denize bakıp güzelliğinden bahsettin yine senin gibi aşkı anlatıp sevginden bahsettin senin sevginden sen beni sevemezdin ki hiç aradın mı çöllerde denizi... Hakkı Hakan Kaya |
Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Boynu bukuk ay cicegi Sirin ve askin gelecegi. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Dag ruzgari, portakal bali Alcakgonullu, hunerli, sevdali. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Yazgisi kara yazilmis gelin Kurumus sutu memelerinin. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Harli bir ates gibi derinde yanan Haramilerin elinde bulanan. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Gungormus, bilge topragim Yunus, Pir Sultan ve Nazim. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Bozlak, agit, halay ve zeybek Dumani ustunde ekmek. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Yuzu kiris kiris anam Aglayan narim, gulen ayvam. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Asmalarin ustunde gun isigi En guzel gelecegin yakisigi. Turkiye, uzgun yurdun guzel yurdum Zinciri altinda kimildayan Bitecek sanildigi yerde baslayan. |
Ve Kaybetmek Seni... O seni düşünmek yok mu Geceler dolusu seni düşünmek Sarılmak karanlıklara sen diye Sen diye kucaklamak yorganı okşamak, öpmek O seni beklemek yok mu Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek O seni özlemek yok mu Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek Uzun uzun gözgöze gelmek seninle Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek O seni gizlemek yok mu Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek Seni saklamak içimde delice, divanece Öylece yaşamak seni, öylece sevmek Ve seni kaybetmek yok mu Bulduktan sonra seni kaybetmek İşte o beni yakan, yıkan, solduran Ses versem de duyamazsın artık Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan |
Rüya Bitti (Sevgimize kurban mı aradık, kurbanların arkasından mı ağladık, kurbanı mı sorguladık, kurban olurum diyenlere mi inandık...) Affet beni, yanlış karar versem de ben Beni benden daha çok seven oldun sen Hadi gel desem gelirdin olduğun yerden Hakaretlerime sendin olgunluk gösteren Bilmiyorsun neler çektim neler hayatım Önceleri seni naz kapris yapıyor sandım Herkes yalana sarılmış hep kaygılandım Sende de yalan çıkınca nefretimi anladım Yalanla başlamışsın beni de yaktın aşkla Yoksa çoktan buluşmuştuk biz bu yolda Kılıç gibi aşkımız güneşi delerken ufukda Yalanın bana saplandı tez canımı alsanda Şaşırt beni bir kere olsun doğruyu söyle içinden İki gözümdün kaç bin kere sildim adını dilimden İçim gidiyor çok üzdün beni vursanda derinden Yalanı unut yoksa gemiyi batırırım ilk seferinden |
PEYSAJ Alin denizlerinden geçen Sönük bir gemidir yalnızlık; Gözlerde dumanı kalır. Umutları içtikçe içen, Yoğunlaştıkça çöken Ardındaki karanlık, Bir de limanı kalır. Sözlerdir anılarda çakan, Boyuna kıyılara çeken, Fener, onda da, bir anlık İzlerin kalanı kalır. Gözlerden saldıran, kaçan Yengiler, yenilgilerdir uçan. Kimsesiz, çorak, yanık, Uzanan alanı kalır Özdemir Asaf |
dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda... Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... Hayır! Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman şart değil... Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında... Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama... Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma! |
Seni seviyorum diye Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı Seninle yaşamaya hazırlanırken Sana uzanan yollarımı kapaman niye? Biliyorum haykırışlarım boşuna Şahin pençesinde asılı serçe gibi Nafile tüm çırpınışlarım Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde Alkış tutuyorsun alabildiğine Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime Sen kulaklarını değil Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum Karanfil moru gecelere Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına Dizeleri ağlatıyorum. Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat Seni yaşamak istememdi ütopyalarım Tek sana adanmışlığımdı ölümüne Tek senin doldurduğundu rüyalarım Şimdi Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım Bilmiyorum Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden Bir avuç toprak olmadan sonunda Sen diye kucakladığım. Bir gün Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine Yüreğin bende emanet biliyorsun Ve ben Yüreğin yüreğimde Yüreğin ellerimde Çok yakında Çekip gideceğim yok oluşun koynuna Beni düşürdün ya bu hale Günahı boynuna. |
EYLÜLÜ ÖZLÜYORUM... Zümrüt rengi bir akşam çöktü yalnızlığıma, Son mavimi de uğurladım yine mecburiyetten Haziran vurgunu bu ağır oluyor Ayrılığım taze dost dediklerimden. Yüreğimden zincirleri koparan, Kelepçeliysem, Yoksa başka yolu, Benden gayrı gitmek yerine Bana tutunan insanların herbirinden Ayrılışımın yeni yaralarıyla uğraşıyorum Mavileri isteksiz yolluyorum. Çünkü ancak maviler anlıyor onların dilinden. Suskunsam, hüznüm ağır, Gülmüyorsam, ağlayan bir şeyler var elbet içimde, Çektiğim anlatamadığım Ve belki de ilk defa böylesi derin bir kahır Her neşelenmek isteyişimde Kalın bir urgan gibi sıkıyor beni yalnızlığım, Sus diyor, şimdi mutluluk zamanı değil. Gölgelere bakıyorum, Hiç kaldırmadan kafamı. Ben bir deli miyim Yoksa belki de haziran boyu bir zavallı. Ya da yaz haram bana O çok sevdiğim yaz diyorum, Şimdi olmamalı. Eylülü özlüyorum... Haziran böyle işte Ayrılıklar hep haziranda yaşanır burada Zümrüt akşamlar ancak böylesi deli eder adamı, Yalnızca haziranda. Mavi her gün gelirken penceremize Haziranda ya tükenirse korkusu, Ve yüreğimizde hasretin seferleri, Bir koca haziran dolusu... Hasret bir yere kadar elbet. Eylülde bahar var... |
| Saat: 13:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık