![]() |
BANA GELME Herşeyi bırakıp günün birinde Gitmek istedikçe gidemiyorum Unutup kafamda ihanetleri Sevmek istedikçe sevemiyorum Çıngıraklı yılan içimde şüphe Silmek istedikçe silemiyorum Korkulara yaren böyle her gece Ölmek istedikçe ölemiyorum Sevgi emek ister,yürek ister,uğruna savaş ister sevdiğim. Bir kuru rüzgarla savrulacaksak ayrılıklara,bir yalanla yıkacaksak herşeyi... Bana gelme! Varlığın canımı yakacak,sabrımı zorlayacaksan heran, Her saniye gidecekmişcesine,yüzün hasrete dönük,yüreğimin eşiğinde duracaksan.... Bana gelme! Geride bıraktıklarına ağlayıp,bugünden pişmanlık duyacaksan, Bana;senleyken sensizliği yaşatacaksan, Gelme!Girme hayatıma! Hasretini taşıyamam...Yıkılırım! Zaten harebeye dönmüşüm Bırak hep böyle kalayım Ansızın,sebebsiz terkedilmektense Ben sensizliğide razıyım Beni bende bırak ki bir gün düşman olarak karşına çıkmayayım! |
gizemli bir düştü benimkisi......HAYAT KADAR ANLAMLI NEFES KADAR GEREKLİ ACILAR KADAR GERÇEK DÜŞLER KADAR HAYAL SADECE BİR DÜŞ, HAYAT BELKİDE... HAYATA ANLAM KATAN NEDİR SİZCE AŞK MI? SEVGİ Mİ? YOKSA SADECE VERİLEN ÖMRÜ TÜKETMEK Mİ? KADER Mİ YAŞANAN HERŞEY? BENCE DEĞİL.... HER OLAY BİR YOL AYRIMI YOLU SEÇMEK SİZE KALMIŞ BİR SORUNUN CEVAP SEÇENEĞİ GİBİ BİRŞEY İŞTE İSTER İSTER DE; NE SEÇERSEN SEÇ SANA KALMIŞ!!!!!! KALEM SENİN ELİNDE ARZU ETTİĞİN GİBİ YAŞA HAYATINI DÜŞLERİNDEKİ GİBİ ÖZGÜRSÜN SONSUZ BİR BOŞLUK İ |
KeŞke Keşke herkes biraz sen olabilse Gözleri senin gibi bakıp Senin gibi gülebilse.. Keşke herkes senin gibi sevilebilse Ve sevebilse herkes herkesi Ömür boyu sürdürebilse... Keşke herkes senin gibi konuşabilse Söylese dili, özgürlüğü istese Kıştan da bahar kadar hoşnut olabilse Keşke ömrüm bunları görmeye yetse Gülebilsem, sevinebilsem halimize Ve herkes sana benzese Kaçırmadan gözlerimi, bakabilsem bir dostumun yüzüne Adımlarım hızlanmasa, eski bir öğretmenimi gördüğümde Anılarda senin gibi iyi ve güzel olabilse.. |
Belki gelirsin... Çocukça sevinçlerin çığlığıyla, Kararlı bir yağmur damlası gibi Düşersin omuzlarıma. Rüzgarın güle dokunuşu misali, Okşarsın ağarmış saçlarımı. Bir bahar arefesinde, Belki gelirsin Bahar gelir ardın sıra. Yitirilmiş zamanların kıyısında, Dalga boyu hayaller kurarız. İçimizdeki güneşin doğuşunu izleriz, günbatımında. Aynı rüyaya uyuruz beraber, Aynı rüyada uyanırız. Portakal çiçeği kokusuyla gelen, Billur bir gecenin sabahında, Ay ışığından kalma şarkılarda, Hep aynı nakarat olur mutluluk. Kim bilir? Ölümün buruk tadını Eşsiz bir ziyafete dönüştürmeye Son nefeste de olsa SERAP GÜZ |
Biliyorum, simdi uzaklardasin. Sesimi duyamaz, elimi tutamazsin, halimi soramaz, gözyasimi anlamazsin. Son bakisin benim zindanim oldu. Gitmiyor, gitmiyor, aklimdan çikmiyor. Affetmez bakislarin, yüregim sizliyor. Ask hatasi çok zor oluyormus, Anladim, ask zindani ne yapiyormus. Bagislarmisin yansam yaninda. Bir ömür boyu dursam basinda. Bak güller soldu, askim hüsran oldu. Son bakisin benim zindanim oldu. Ahmet Arslan |
An olsun istemiyorum ellerinden mahrum, Gözlerinden uzak bir zamanın varlığını. Mevsim döngülerinde çaresiz bir yaprak, Fırtınanın ortasında savrulur da bilinmezliğe Yokluğunda kırılır kalır bedenim. Düşlerin; Kuraklıklar ortasında bir damla su Ve ben sensizliğin acısını hiç bu kadar hissetmedim. serkan karalar |
Sana söylediğim tüm şarkılarda, Aşkımı haykırdım duyan olmadı, Kendimi kaybettim hatıralarda, Karşıma gerçekten seven çıkmadı. Kimisi kul etti, kimisi köle, Mutluluk yerine verdiler çile, Hasreti sapladım şimdi kalbime, Karşıma gerçekten seven çıkmadı. O suskun akşamın her saatinde, Kaç gece ağladım duyan olmadı, Yıllarca yaşadım kalbim dolmadı, Karşıma gerçekten seven çıkmadı UMUT BUDAK |
Gurur Duyarım Kızılcık şerbetini içtim demenin, Saklanıp da gizlice seni görmenin, Utanacak nesi var sevda çekmenin, Seni sevmiş olmaktan gurur duyarım. Anlamazlar halimi sevda bilmezler, Gönül bilmez densizler, sevgi sevmezler, Ne acılar çekersin, çare olmazlar, Sana yanmış olmaktan gurur duyarım. Gördüğüm rüyalarda keyifli andın, Hicranı yaşamadın, hep aşkı tattın, Kurumuş çiçek gibi fırlatıp attın, Sende solmuş olmaktan gurur duyarım. İzzet Selçuk Cumaoğlu |
Senin dudakların pembe Ellerin beyaz, Al tut ellerimi bebek Tut biraz. Benim doğduğum köylerde Ceviz ağaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz. Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz. Benim doğduğum köylerde Şimal rüzgarları eserdi, Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz. Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkiyalar basardı Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem Konuş biraz. Sen Türkiye'm gibi aydınlık ve güzelsin Benim doğduğum köylerde güzeldi, Sen de anlat doğduğun yerleri Anlat biraz. CAHİT KÜLEBİ |
Ömür İki tarih arasına sıkıştırılmış, Uzunluğu meçhul süreç... Doğum tarihi şu, Ölüm tarihi bu, Yazılır beyaz, mermer bir taşa... Sonra o gösterişsiz taş, Dikiliverir sessizce, Ağrılardan ve sorunlardan Azade başa... Zembereği boşanmış tatlı canların, Kıyametlerce sessizliğidir ölüm Ve sevenlerin, sevilenlerin ebedi suskunluğu... Ne sevgiliye verilen şirin sözler, Ne sevdaya edilen candan yeminler, Ne de divane gönüllerin doyumsuz coşkunluğu... Sade bir şey var ortada, Sanal iki tarih arasında, Sıkışmış, hazana tutkun hayatların, Hüzün karası yorgunluğu... İşte insan... Dolaşıyor bin bir kurumla, ‘’Evreni ben yarattım’’ dercesine... Ama Doğum tarihi şu, Ölüm tarihi ise Cevabı meçhul bir soru... Tutkuyla yaşanan aşklar, Bir anlık vuslata adanan başlar. Ve sonra, Hayat arenasının orta yerinde, Kader değirmeninde öğütülüp, Hicran ateşinde pişerek, Ucu, üstü açık bir mezarda biten, İntihar etmiş umutların yolu, Sanal iki tarih arasında sıkışmış, Kısacık bir süreç insan ömrü... Nihayet büyük hicret başlarken bekaya, Bir namazlık mola, musalla limanında... Sonra devam eder omuzlar üstünde, Muazzam vakarıyla, Ebedi sükûnete Tek kişilik, Tenha bir yolculuk... Fatihalar, dualar ve âminler arasında, Son bulur Ömür, Ölüm tarihi şu... İki tarih arasında... Selami Ateş |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık