![]() |
Fırtınadan Sonra İçimde başlayan ateş yağmuru Doluya çevirdi kara çevirdi Ömrümü karanlık denize doğru Suların oyduğu yara çevirdi Gerçek var ömrümün masallarında Ne kışında umut ne baharında Beni kumarhane masalarında Durmadan atılan zara çevirdi Bir akşam üstüydü senden uzaktım Ayrılık üstüne türküler yaktım Beni en vefalı yar eden bahtım Seni en vefasız yara çevirdi. |
Varım senin için pencereden bakan bir çift göz var sen düştüğünde seni tutmaya hazır bir çift el var senin gelmeni bekleyen bir tek ben varım seni özleyen ,hayal eden, düşünen bir tek ben varım senin olduğun yerde ben varımdır sen yoksan eğer, ben yokum çünkü ben ; senin varlğınla varım |
Bayrağım Akın kalbimden ak bayrağım alın kanımdan kırmızı, söyle... hangi aşılmaz dağlar açtı aramızı dalgalanan her anınla, huzuru saçıyorsun tam yakalamışken huzuru... ben kovaladıkça bayrağım, sen benden kaçıyorsun yüksel ey benim gururumun dengesi yüksel... yükseldikçe açıl vatanımın simgesi her kalp senin için atıp, gözler sana doluyor, kalbimi yakan hasretin olsa da, yüreğimi kabartan gururun oluyor sensin köy, sensin şehir, sensin devlet, gökyüzüne her bakışımda, esen sen olmasan da ne olur bayrağım... beni senin olanlardan kabul et!! Ayla Çetinkol |
Fosil Sevda Başkalarıyla yaşamak istedikçe değer kazanıyor senin sevdan Esneyişlerin kalbimeymiş, boşluğa değil sıradanlığın bile muhteşemliğinmiş, basitliğin değil.. Tarifi imkansız duygular içerisindeyim Elde edemeyeceğimi bile bile yaşamaya çalışırken varlığını Ansızın bir taş oluyorum, değeri anlaşılmayan Eziliyorum sonra cüzdan sevdası yaşayanların ayaklarının altında.. Susarak haykırıyorum çaresizliğimi, var gücümle bağırıyorum sessizce.. Ucu olmayan bir kalem oluyorum sonra Ne hissettiğimi bildiğim halde yazamıyorum bir türlü. Kurumuş bir ağaç budağından yeniden filizlenmiş bir çiçek gibi, tutmak istiyorum sevdanı yaşamak istiyorum yalnızlığını. Sana açmak istiyorum bütün çiçeklerimi.. Artık seni her hissedişimde Buluşmak istemiyorum yalnızlığımın sokağında kahrolmuşluğumla Uçsuz bucaksız bir başlangıcım şimdi Huzurunda huzursuzlandıkça huzurum çıldırasıya özlüyorum hoş sohbetini Aşk musluğundan sızdıkca sevgi damlacıkları kalbimin okyanusunda boğuluyor yüzme bilmeyen ruhum. Sabrımı zorlasa da sabırsızlığım Beklerim türkü gözlüm Bir umut diyerek fosil sevdamla... |
Varlığın Yeter Her sözün kurşun gibi Saplanır yüreğime Bir kez duydun mu Ahh dediğimi Senden gelen çilelere Duydun mu isyan ettiğimi Seni seviyor olmak yeter Sevmesen de Acı çektirsen de Varlığın yeter Tek sen ölme Tek seni görmekten Beni mahrum bırakma Başka bir şey istemem |
Vur Be Yüreksiz Gelen giden vurmuş hayatım boyu Acıyla kesişmiş her yolun sonu Ha bir olmuş ha bin farkı olur mu? Ne çıkar birde sen vur be yüreksiz Gülmeyi unuttum seneler önce Değer verdiklerim bir bir gidince İçimdeki tek sevgide ölünce Ne çıkar birde sen vur be yüreksiz Namertlikmiş yaşamanın tek yolu Çevremde *****lik, yalan diz boyu Ben bile unuttum kim olduğumu Ne çıkar birde sen vur be yüreksiz Yaşamak umudu biriktirmiyor Sevgi söze dökülmeyle bitmiyor Yüreği taşımaya yürek istiyor Ne çıkar birde sen vur be yüreksiz. |
Gecelere Yakışan Sensin Yakışmıyor gecelere, karanlıkları yırtan bu yüz mumluk aydınlık. Kokuna, sıcaklığına sarmalanmış, buz gibi, kaskatı yalnızlık. Sen olmalıydın şimdi. Alevi yüzünde titreyen, bir mum olmalıydı masamızda. Gözlerinde yıldızlar ışımalıydı. Dolunaydan dökülen aydınlık damla damla saçlarına bulaşmalıydı. Kolondaki sağır edici metalik seslerin yerine, güzel bir melodi gibi yine kahkahaların yayılmalıydı geceye. Kokun karışmalıydı. Tenimi ürperten, ilkyaz esintilerine. Uzatmalıydın ellerini. Kıyıya vuran ak köpükler gibi. Zamanın durduğu, yaşamın akmadığı o düş ülkesine, elimden tutup sıkıca alıp götürmeliydin beni. |
Vur Kendini Gece ıssız, ruhum sensiz Soldu gülün canım bensiz Gördüm şimdi hayat densiz Davran hadi vur sevgini Müzik sustu kaldım viran Canım sıkkın düştüm şu an Elimden tut kaldır her an Davran hadi vur sevdanı Sevdim seni, oldum deli Durmaz akar aşkın seli Bir sevdaki kimin dengi Davran hadi, vur kendini |
Deniz Bitti Öyle dalgalıydı ki saçların... Bir damla yağmur düşse, hemen yolunu kaybeder O dalga, bu dalga ha babam dolaşırdı Sonra yorgun başını bir köşeye yasladığında Aklından hiçbir şey geçirmekesizin Masum uykulara dalardı... Öyle hırçındı, öyle dalgalıydıki saçların Bir anda alabora ederdi ellerimi Koştukça koşardım, dalgaların yamaçlarına Bir kez daha kaybolurdu damla Şöyle bir karıştıracak olsam denizi Fırtınalar kopardı baktığım yerden O zaman batık gemiler çıkardı su üstüne Ve yağmur yağardı hepsinin içinde Öyle dalgalıydı, öyle bir dalgalanırdı ki saçların Tuz ve kum kokusu birbirine karışırdı Çölde mi yoksa denizde mi kaybolur bilemezdi damla Ben de bilemezdim işte, yüreğime sığınırdım anca |
Deniz Feneri Uzanmis koca burun açik denize dogru, Lacivert ve gri gecenin degerinde. Karanlikla baslar bir dünya sevgisi, Deniz feneri parlar, Talihe aldirmadan kayalar üzerinde. Bulutlar birlesir alaca düzlüklerde, Çöker uzak limanlardan bir sis. Bir sikinti baslar karanliginda kaderin, Bildirir, yaninca yaninca, Ömrün neresindesiniz, askin neresindesiniz? Yüregin mi daraliyor, yildiz isiginda, Birak anilar gitsin biraz daha geri. Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir, Düsün nasil durmus sabirla yüzlerce yil, Hep bu benekte bu deniz feneri. .......... .......... Fazıl Hüsnü Dağlarca |
| Saat: 13:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık