![]() |
Deniz Fikrimde sen; deniz Bir ucu bende Dalgalar mutedil Çarpar yüreğimle Aşinayım bu gelgitlere Fakat burada bitmez Yeni başlar deniz Bir ucu sende Sığmaz düşünceme Yetmez aklım taşar Beni aşar Denizi geçemediğim yerde Düşler başlar... Bekir Mutlu Gökçesu |
Yine içime oturdu bir garip hüzün, Ağlamak istiyorum, tepine tepine, Öyle yalnızım, öyle çaresiz, öyle de küskün… Yanıyorum.. yangınlar içinde etlerim eriyor… Ve bin faryad içinde ruhum yanıyor.. Sen beni duymuyorsun… Başımı gömüp klavyeme, Tuşları döve döve yazdığım şiirlerden Hep sen çıkıyorsun… Göz yaşlarım damlıyor şiirlerime… Kan çanağı oluyor gözlerim.. Uzanıp silmiyorsun.. Artık gücüm kalmadı, Ayağıma takılan çelmelerden yoruldum, Hep düşüyorum… Düşüyorum uçurumlara… Elimden tutmuyorsun… Telli dikenler battı gözlerime.. Lanet olsun! Bak yine ağlıyorum.. Her şey kara, her yer zindan… Karanlıktan korkuyorum… Işığı yakmıyorsun… Öyle yorgunum ki, Nefes bile almaya yok mecalim.. Bunlar kahır değil gülüm, Sadece arz-ı halim.. Yorgunum.. bak gözlerim yumuluyor… Kirpiklerimde halen, Deminki yaşlar duruyor… Biliyor musun? Resmen ölmek istiyorum… Adı sen olan kurşunları Doldurdum silahıma.. İlk kurşunu verdim namlu ağzına.. Elim tetikte.. Ha çektim, ha çekiyorum! Sen ‘Dur! ’ bile demiyorsun…. Ölüm isteğim kamçılarken beni… Sen susuşlara sığınıyorsun.. Eyvallah … öyle olsun… |
Kara Bakışlar Yorgun geceden kalma dökülüyor Birer birer sarkık düşlerim Üzerimden kaldıramadım bu yalnızlığı Sessizce bakışlarından çeker giderim Ufalandım takvimlerin boş sayfalarında Kendimi harcarken berduş yılların Son söze kalsa bir tek nefesim Belki de silinir gider bu dünyadan adresim İçimden gelenlerimle haykırıp gün batımına Bir kanatta ben çırpsam korkmadan Yıldırımlar düşer kalbimin orta yerine Kül olur pembelerim ürkerim zifiri karanlıktan Sabaha törpülenirken düzenbaz gölge aşklar Gözümde yaş bırakmadı sahte bakışlar Heyulası çığlık içinde çırpınır durur da Sevinecektir döndüğümde o kara bakışlar. Baris Vural |
Eski biz..! Gün gelecek.. Seninle ada yaylılarına Bineceğiz.. Mıstık'tan aldığımız Köfte ekmekleri kemirip, Özdemir Asaf'ın Meyhanesinin önünden geçip gideceğiz... Yeşilköy - Tarabya - Bebek... Gün gelecek... Ömür tepenin Tırtıl masalarında Evlerimizi arayacağız... Beykoz'da bir köprü-altı.. -Anlattığım köprü de Bu köprü aslında..Ama Kimseye söyleme...- Anadolu kavağında Bir balıkçı.. Yağlı lambalar Yanıp sönecek.. Günü gelecek... Yeniden çıkacağız Çiçek tozlu tepelere.. Gün gelecek... Ankara'ya bile gideceğiz.. Yine geleceğim O pembe evin önüne.. (Sonra "Elma" oldu.. Şimdi var mı bilmiyorum...) "Apple" diskoya gideceğiz.. Sonra Eymir.. Gölbaşı.. Taşı gönlüm taşı.. Çiçekler taşıyacağız Olmayan evlere.. Sonra,hooop Kilyos.. Rüzgar...Deniz.. Çakıl taşı.. Gün gelecek "Saçların Sarmaşıklar"'daki Bahçeye gideceğiz.. sensizlik ve gece olmayacak.. "Sen"li olacağım... "Sevecen"li... "İşte hayat" diyeceğim.. İşte bahçe.. Hiçbirşey sensiz yaşamıyor.. "Sensiz Yaşanmıyor..." "Konuşamıyorum" Diye fısıldaşan kuşlar Bir bir susacaklar.. Artık "Sen Bilirsin" de Demeyeceğim... "Kolların tahta perde.." Kollarından tutup seni, Sürükleyeceğim.. Ve kimse "Son Selam"lara durmayacak Çünkü; Günü gelmiş olacak.. Heryerde Bir dinginlik.. Geceler - gündüzler - kainat "Terazi"de.. Akordeonlu şenlik çocukları gibi geçeceğim "Köprü"den öteye.. ("Köprü"dediysem, Beykoz'daki köprü.. Ama kimseye söyleme..) Zaten kimseye söyleyemezsin.. Gün gelecek.. Herkes gelecek.. Herşey olacak.. Biz olmayacağız |
BEN SANA YANARKEN Gözlerine bakarken umurumda değil mevsimler Gülüşün hep deniz kenarı bana Sen bir adım attığında göreceksin Elinde balonlarla bekleyen o adam benim Aldığım en derin nefessin sen Dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde Nefes alıyorum ama hala bulamadım seni 'ben sana yanarken şimdi...sen kim bilir nerede üşüyorsun' |
Deniz çekildi yüreğine yıldızlara yel değdi el değdi karanlığa büründü gece gece kendine ay gün ışığına döndü ay karanlığa sırt verdi ay rengi gündüz gündüzün rengi kendine ellerim uzanır ellerine ellerin kendine gözlerim yansır gözlerine gözlerin kendine saçlarına yel değdi el değdi deniz çekildi yüreğine yüreğin kendine hüzün sere serpe cana indi hüzün aydınlığa sırt verdi hüzün sadeliği yüzün yüzünün sadeliği kendine tenim uzandı tenine tenin kendine nefesim yansıdı nefesine nefesin kendine |
Seni seviyorum diye Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı Seninle yaşamaya hazırlanırken Sana uzanan yollarımı kapaman niye? Biliyorum haykırışlarım boşuna Şahin pençesinde asılı serçe gibi Nafile tüm çırpınışlarım Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde Alkış tutuyorsun alabildiğine Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime Sen kulaklarını değil Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum Karanfil moru gecelere Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına Dizeleri ağlatıyorum. Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat Seni yaşamak istememdi ütopyalarım Tek sana adanmışlığımdı ölümüne Tek senin doldurduğundu rüyalarım Şimdi Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım Bilmiyorum Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden Bir avuç toprak olmadan sonunda Sen diye kucakladığım. Bir gün Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine Yüreğin bende emanet biliyorsun Ve ben Yüreğin yüreğimde Yüreğin ellerimde Çok yakında Çekip gideceğim yok oluşun koynuna Beni düşürdün ya bu hale Günahı boynuna. |
Bu Şehir, Varoşlarında Gizlerdi Seni... Bekçileri, polisleri peşimdeyken bu kasvetli şehrin... En anarşist tarafımla sevdim ben seni... duvarlarına yazı yazardım, geçtiğin yollardaki bütün evlerin... seni seviyorum diye haykırabilmek isterdim en ümitsiz tonlarında hayatın oysa siyasal aşklar dökülürdü hayta ruhumdan yalnızca... dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... sağımda solumda sen vardın... bir tarafta olmalıydım oysa ben... en kiremit rengi öfkelerimle tutuşurken kavgalara... hangi elimi kaldıracağımı bilemeden bu amansız aşka... öfke kusardı akşamlar.. geceler nefret kokardı üçlere doğru... bir cılız anarşist tedirginliğiyle hüzünlenirdi yüreğim.. dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... kaldırımlara vururken, yalancı yakamozlar, ankara kadar dumanlıydı başım... kuğulu park’ta süzüm süzüm süzülürdün... bir saman alevi gibi sönerdin bir polis sireniyle sonra... içimi cız ederdi bir sevda... ne sağında kaldım bu aşkın, ne de solunda... bir türlü bilemedim, yüreğim Ankara’nın hangi tarafında.. dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... Ankara garında bir sisli şubat akşamı... bir heyulaydın. kaybolup gittin çığlık çığlık sanki. Bileklerime vurulurken kelepçeleri uzun bir ayrılığın, bir yarım izmarit gibi, duman duman tüterdin içimde için için... oysa aşklar bitmiştir artık... herşey boştur... ve aslında yaşanan herşey anarşist bir oyundur... dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... seninle beraber herşeyimi kaybettim gülüm... ruhumu kemiren bütün haksızlıklar anlamsızlaştı burjuva akşamlarda... ne kadar isterdim, bu şehrin bütün duvarlarına adını yazmayı oysa... hayatın artakalan bütün tonlarıyla... herşey uysallığında bir suskun ayrılığın. Seni bulup bir gül uzatabilmek için... Parkemi bırakmalıydım bir dost pususunda... Yalnız ve bir yüreğimle geçmeliydim bütün düşman pusulardan kıyak bir Birinci dumanıyla... dedim ya.. en anarşist tarafımla sevdim ben seni... varoşlarında gizlerken bu şehir seni... |
Eğer İstersen Yağmurun yeni ıslattığı taze toprağın kokusunu duyduğunda aklına ben gelmek isterim. Ya da gözlerin denizin maviliğine daldığında... Uzakta,ufuk çizgisinde sadece dumanı görünen o geminin içinde benim olduğumu düşünmeni isterim. Birbiri ardına özlem şarkılarını dinlerkende yanında ben olmak isterim. Beni hatırlamak istersen,her yeni doğan günle birlikte çıkarım karşına,güneş olur ışığımla aydınlatırım seni. Buram buram bir kahve kokusu olurum. Sokakta oynayan çocukların sesinde,işe gitme telaşına düşmüş insanların gözünde,yere düşmüş yaprakların çıtırtısında bulursun beni. İstersen,duyduğun her ses beni hatırlatacaktır sana. Bazen bir kuş olup öterim pencerende. Bazen bir seyyar satıcı olup kapında bağırırım. Bazen bir tren gibi tıkırtılarla geçerim önünden. Sözlerini ezbere bildiğin ve söylemekten asla bıkmadığın şarkı olurum. Sen o şarkıyı değil beni söylersin aslında. Beni görmek istersen hep karşında olurum. Gökyüzündeki beyaz bulutların arasındayım ben. Başını yukarı kaldırman yeterli beni görmek için. Yolda rastladığın herkes benimdir aslında. Dostlarına selam verirken o selamı ben alırım. Komşunun hatırını sorarken aslında bana'Nasılsın'demişsindir Benimle çıkarsın yola her sabah,akşam evine benimle dönersin. Gittiğin her yere gelirim seninle. Sen yorulduğunda bende. Sen oturduğunda oturur,kaltığında kalkarım. Eğer istersen bütün gece başucunda saçını okşarım sen uyurken. Yüzünde gülümsemeyle uykuya dalışını izlerim. Bana dokunmak istersen bir çiçeğin yapraklarında olurum ben. Yeşilin,kırmızının,sarının,mavinin en canlısındayım. Elini uzattığın her yerdeyim. Dokunmak istersen bana kendine dokun.Dudaklarındaki ateşim, tenindeki sıcaklık.Vücudunu ürperten rüzgarım ben. Hiç gitmedim ben.Oradayım,beni görmek,bana dokunmak, beni hatırlamak istediğin yerde. Yüreğinde... |
Sende Gittin Ya.. Sendin son durağı umutlarımın Seninle güzeldi bu yer bu dünya Gönüllü mahkumdum kirpiklerine Ne desem boş artık-SENDE GİTTİN YA! Paslanmaz kilitler vurdun gönlüme Bitti o heyecan, bitti o rüya Yine başbaşayım kendi gölgemle Ne desem boş artık-SENDE GİTTİN YA! Bir ben sindiremedim yokluğunu Aslında tükendin, sende bittin ya! Bir hasretin kaldı bende hepsi bu Ne desem boş artık SENDE GİTTİN YA! |
| Saat: 12:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık