MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Mystic@L 19 Mart 2007 23:36

Ölümlü İnsanlar İçin

Hepiniz öleceksiniz!
Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
Topraklara gömüleceksiniz.

Kurtlar, böcekler, solucanlar
Sevinçle saldıracak üstünüze.
Elleriniz bomboş kalacak,
Kimse bakmayacak resminize.

Sevilmiş kadınların hayali
Dumanlar gibi dağılacak;
Faydaydı, şöhretti, merhametti
Semtinize uğramayacak.

Gözleriniz yok artık!
Dünyamızı göremeyeceksiniz!
Okşamak, gülmek, konuşmak
Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

Yavaş yava çürüyeceksiniz.

Cahit Külebi


arwen 19 Mart 2007 23:39

Tüm mutluluk bu iki kelimede gizli
Seni seviyorum... Seni seviyorum
Çok mu zor bunu söylemek
Sevgimizi dillendirmek
Hayır
Bence zor olan bu iki kelime değil
Bunu senin ağzından duyabilecek
İnsanı veya insanları bulmaktır
Bulunca , yaşama sarıldığın gibi
Sımsıkı sarılmalı
Ve... çok sık tekrar etmelisin
Seni seviyorum sözcüğünü
Öyle bir an gelecek ki
Bu sözcüğü söylemek isteyecek
Söyleyemeyeceksin
Kelimeler bir mezar taşının soğukluğunda
Yankılanacak
Sen bir kez daha pişmanlık duyacaksın


gizem pares


Misafir 19 Mart 2007 23:42

SABÂ

el ayak çekilmiş geceden

bir ben varım

bir meydandaki yaşlı çınar

ve

bir de koca erciyes...

bekleriz bu garip şehri

..................................sabaha kadar.

bir çan vurur şişede

bir ezan okunur

bir gece ölür

...................ansızın...

salâsı sabâdır...


Sefer YEŞİLTURT



arwen 19 Mart 2007 23:53

Gitme

Gitme Bu Gece Ne Olur
Kal Düşlerime
Oturup Konusalım,Dertleşelim
Seninle;
Kadehleri Tokuşturup
Sessizliğin Gürültüsünü Dinleyelim Seninle,
Yalın Ayak Yürüyelim
El-Ele
Düşlerin Geçmişine
Yorgunluktan
Yığılalım Bulutların Üzerine
Yan Yana Yatalım
Önce Ellerimiz Bırlessın Gizlice
Sonra Dudaklarımız
Sevginin Kokusunu Sindirelim İçimize
Bulutlar Beşik Olsun
Bedenlerimize
Melekler Şahit Olsun
Sevgimize
Söz verelim
Bu Aşkın Hiç Bitmeyeceğine
İster Gökyüzünde,İster Yeryüzünde
İster Gerçeklerde
İstersen Düşlerde……….

Gulsun Kabas


Misafir 19 Mart 2007 23:58

Gözlerde Bağ Bozumu


Bağ bozumu sabahı, buğulu gözlerde:
Çiy düştü, uykusuz aşk gecemize.
Üzümlerden düşen birkaç damla gamzene,
Tanrım, eğ başını, bak bize!..
Akıt mutluluğa iki sıra maskara.
Hadi gözyaşlarını saklama,
Ağla, ağla, yüreğini dağlama...

Martı kanat çırparken orman gözlerde,
Aldırmaksızın kaderin dikenlerine,
Buket yaptım yasemin tenine.
Limon ve Ahududu bahçelerine
Tütün çiçeği kokunu ekledim:
Aşk tuttum; özlem koktun tenimde…

Dudaklarım, gamzenin gölge düşümünde,
Hayallerim, hayata umutla baktıran gözlerinde,
Gözlerim, umarsız kaldı gidişimde.
Dönüşüm kelebeğin yaşam süresince,
Bekle kadınım,
Bekle…


Ali KUMAK


arwen 20 Mart 2007 04:44

Sevginin gücünü yabana atma yar
Ne zincirler dayanır ne de prangalar
Ayazlarda kalsak, buz kessek ne çıkar
Öyle bir ateş ki, ikimizi de alev alev yakar.

Saklanır yürekler de, istersen giz oluruz
Duymaz kimseler, biz yanar köz oluruz
Susarız, ağlarsak akar içimize gözyaşımız
Göz kırpar avutur bizi, gökte ki yıldızımız.

Bahsettiğin, sonu gelmez yollara yürüsen de boş
Engin suların koynuna istiyorsan hemen atıl, koş
Umut tomurcukları yeşerdiğinde görecek herkez
Seni ne kadar sevdiğime şahit olacaklar binlerce kez.

Masal değiliz, bir varmış, bir yokmuş diyemezsin
Varız biz, varlığımızı inkar edip böylesine silemezsin
Yokluğum kısa süreli, yanında yokum diye üzülme sakın
Şimdi karanlık ama, şafağın sökmesi yarından da yakın.

Sığınmışım sıcak yüreğine birkere
Söküp çıkarmayı boşuna deneme
Evim çoktandır, yüreğindir bilirsin
Bırak bu yürek seni, sonsuza kadar sevsin.


esel arslan


NiliM 20 Mart 2007 06:21

Karadut

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.


Bedri Rahmi Eyüboğlu


scanner_11 20 Mart 2007 07:31

İNADINA

Bir umuttur yaşamak bil.
Seveceksin inadına
Yüreğin kan ağlasada
güleceksin inadına

Zindanlara düşsen bile
Ateşlerde sönsen bile
Binlerce kez ölsen bile
Doğacaksın inadına

Hayat budur umutlar çok
Ne şüphe et ne de sen kork
Öyle teslim olmak ta yok
Yeneceksin inadına

İnadına inadına
seveceksin inadına
Birgün sende konacaksın
MUTLULUĞUN KANADINA...

Ahmet Selçuk İLKAN


NiliM 20 Mart 2007 08:16

Nezaman sevdimse

Kaç kere yaşadım ben bu romanı
Ne zaman sevdimse ayrılık vardı
Hep kendim kuruttum gözyaşlarımı
Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı

Sen de git bırak git beni düşünme
Kader de, hayat de boşver üzülme
Alıştım hasretin her türlüsüne
Ne zaman sevdimse ayrılık vardı
Alıştım kaderin her cilvesine
Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı

Yaşamadım gitti gönül tadında
Nelerden vazgeçtim senin uğrunda
Seni de kaybettim yol ortasında
Ne zaman sevdimse karanlık vardı
Ne zaman sevdimse pişmanlık vardı

Ahmet Selçuk İlkan


ispermecet 20 Mart 2007 09:19

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi
uzanan bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde,
dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim...Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi KARDEŞÇESİNE,
bu hasret bizim...

N.Hikmet


akasya 20 Mart 2007 09:44

http://img176.imageshack.us/img176/3042/yarimkaldinsz6em6.jpg


Nephthys 20 Mart 2007 10:59

*Sözler...

Sözler...
Kurşun gibi sert
ve yakıcı bir ateşten...
Sözler, mânidar...
Ve yanlız bırakır...

gece gibi derinden...

Sözler,
dökülür...


Öyle masum ki dudaklar,
durmaz; birer birer atılır,
durduramadığın gibidir,
bir kurşunu aniden...

Sözler,
bir avuç saçma,
iner tenine inceden...

Siper alınan; naif bir yürektir,
çıkmaya gelmez duygular,
sözler...
deler geçer,
uzansan hiç ürkmeden...



Hedef basit,
ıskası pek...
yakın mevzideyse sevdan,
kolaydır öldürmek erinmeden...

Sevdam yürekte,
yürek; yakın mevzide,
sözler kurşuna dönünce,
vur beni de derinden...

Korkma! !
Sevdam; öyle yakın mevzide ki...

Kemal Süme


tikkymelike 20 Mart 2007 11:21

KORKUM
Korkum sevmek değil
Sevipte ayrılmak
Korkum kurşun yemek değil birtanem
Kalleşçe arkamdan vurulmak
Korkum ölüm değil
Korkum senin yarafından UNUTLMAK birtanem
.........................................
Handan Sağır


Misafir 20 Mart 2007 12:14

SAKLI KENT MASKARASI

Lisanımı sürçmezdim sen olmasaydın,
Hani elim, dilim dolanmazdı birbirine.
Sen ayrılığın bedelini elime saydın,
Bir kuruşunu geçiremedim birine.

//

Bir yağmurdum gözlerinde taşan,
Aktıkça sevda kokardı toprak.
Birikip aktığım yerde sendin,
Ayrılıp koptuğum yerde...
Yağmurlar ebruli damlardı içime..
Artık,
Saklı kent çamur deryası,
Dert furyası...

//

Ben senin sevdana yanarken,
Sen hangi anası kılıklı,
Parlak oğlan için üşürsün.
Hangi zemheri çocuğuna tapusun...

//

Marijuana sessiz şimdi,
Islık sesleri gayet hayvani.
Geceleri ölüm damlar üstümüze.
Yağmurda yağarsa kapanır gözlerin.
Gerilla düşlere gark olursun.

//

Final...

//

Öğreneceksin ******:
Kimsesizliğin saatini yalnızlığa kurmayı,
Ve birde...
Kondom çocuğuna aşkı sormay

Emrah ÖZTÜRK


tikkymelike 20 Mart 2007 12:30

AVUNMAYA ÇALIŞIYORUM
Kızıl akşamlarda
Mavi'nin koynunda.
Serseri aşıklar gibiydik
geçen sene baharda
Şimdi sol yanım sızlıyor
yaşadıklarımızı hatırladığımda.
Avunmaya çalışıyorum
"farzett ki"diyorum,
yine ynında.
......................
Hülya Arısan



NiliM 20 Mart 2007 12:34

AKDENİZ YARAŞIYOR SANA

Akdeniz yaraşıyor sana
Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk havladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği
Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım
Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine
Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil
Kulaç attıkça mavi
Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim alkolik asarım
Mutun doruğundaymışım meğer
Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri bükümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru
Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize

CAN YÜCEL


Misafir 20 Mart 2007 12:38

Nevruz



Gök
Üstümüze gererdi kollarını
Boylu boyunca ovada
Atlar kişnerdi

Kısa bacaklı tatar atları
Tepelerdi nevruzda otları
Üç hilalle aydınlanır
Ovanın mirası
Yelelerinde Türk’ün duaları

Gürbüz kızlar oklanır
Toy toylanır
Atmacalar salınır
Aşlar avlanır
Allı güllü otağlarda
Bahar ağırlanır

Çekik gözlerde umut
Yanık tende inat
Kalpaklarda ağıt
Ata yadigarı öğüt
Kul olma ey Türk
Düşmanı sür,dağıt…



Yer
Yeşile boyandı
Kurtla dost olalı
Bir koca budun dokuz odalı
Rüzgara sevdalı

Tanrı Dağları’ nın ak kartalı
Ötüken’ den aşmalı
Namı dünyayı sarmalı
Binlerce yılın hükümranı
Soy soylandı
Türk! Adın namlandı

Kuzular oğlaklar tebreşte
Yağız gençler at üstünde
Dört nal hırs ciritte
Yalan bilmez dilde
Sen Türk oğlusun
Korku olmaz yürekte.



Su
Dağların serinliği
Göklerin nimeti
Nevruzun sebebi
Canlandı yeniden Türkeli

Kardan ayazdan aldı
Gözlerindeki kahverengi şefkati
Atmacadan keskin görüşü
Berrak sevdalı Türk

Damla damla
Dağları erittin
En sıcak buharında
Demiri buzla devşirdin
Al yanaklı hoyrat dudaklı
Gökçe kızların atası
Su uykusuzu Türk

Gök, su ,yer
Bu milleti kim esir eder?
Dedem Korkut hedef göster
Töre kalır il gider
Bilge Kağan’ ım bekler
Uçmaya varmak şerefse
On bin yıllık geçmişe değer


Nadir Atalay


tikkymelike 20 Mart 2007 12:43

YÜZÜN AVUÇLARIMDA
Yine hiç bitmeyen tükenmeyen
hayallerle boğuldum dün gece.
Bir macera başladı.
Film şeridi gibi düşlerimde
Gözlerin gözlerimdeydi
yüzün avuçlarımda.
Sıcacık bedenin
tenimi ısıttığında.
İçinde sen olan
her hayali seviyorum canım
sakın unutma
....................
Hülya Arısan


Misafir 20 Mart 2007 12:52

DİNMEYEN AŞK

Bakmadan kara, yağmura,
göğüs vererek rüzgâra,
kayalar içinde ıslak,
sisleri aşıp koşarak,
sevmek, bıkmamak sevgiden!
dinlenmeden, ara vermeden!
ömrün tadını, neşesini
taşımadansa boş yere
ben ızdırabı, acıyı
üstün tuttum sevinçlere,
o yakınlık duygusunu,
gönülden gönüle akışı;
ah bir şeye benzemez
insanı yaratır acı!
nereye kaçayım, nereye?
ormanlara mı ırağa mı?
boşuna her şey, boşuna!
tek sevinci var bu ömrün
huzura varmayan neşe
ey aşk! her şeyin başı!


Johann Wolfgang Von Goethe


tikkymelike 20 Mart 2007 13:02

BANA KALAN
Caddelerinde yine yokluğun karşıma çıkan bu şehirde
Denizin üstünde bir martı çığlığı seni arayışlarım
Bir bankın üzerinde kaçamak uykularım
Soğuk ayaza kesip içimde
Hep seni unutamadığımdan...

Görmediğim bilmediğim şehirlerin koynundasın şuan
Yitirilmiş zamanların yitik insanları olduk ister isremez
Geriye bir umut kaldı.
Önce sen gittin sonra hayaller
Bana senden sevdan kaldı....

Örtünüp sevdana senden umutlarımı istiyorum
Bilirim doğacak yeni bir gün daha
Bilirim ümitler bitmez bu aşk sürdükçe
.....................................
Hülya Baskın



Misafir 20 Mart 2007 16:54

Aşk Belki...



Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi…
Ama; kendimden bile önce tanıdığım…
Her saniye yeniden doğmak gibi…
Ama, asırlardır süren…
Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu…
Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu…

Ilık avuçlarında, kar taneleri…
Güneş sıcağı, gözleri…
Ve sözleri…
Ve sesi…

Böyle olmalı aşkın tarifi…
Ki, tarif edilememeli…

“Resmini çiz!” deseler…
Bacası tüten bir ev belki…
Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir…
Veya kaldırımların kanına giren…
Aşkın ayak sesleri…

“Resmini çiz!” deseler…
Her köşe başı ıhlamur kokar…
Yağmur kokar…
“Resmini çiz!” deseler…
Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm…
Veya…
Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları…
Gizli ve mahcup…

Aşk, istemektir belki…
Belki bir ticaret; pazarlıksız…
Bedeli kalbinizdir… Bedeli herşeydir…
Sonrası bir uzun yolculuk…
Sonrası; nasip!

Tarifini sorsalar….
Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi…
Az kalsın ölüyormuşum gibi…



Murat Başaran


tikkymelike 20 Mart 2007 17:14

BİLMELİYDİM
Sonu karanlık ve uğursuz gecelerde
İçimde ne fırtınalar kopar,ses edemem....
Ayağım bir türlü varmıyor,varmak istese de
Varamaz artık sevdiğimin ebruli çemberi içine...
...................................
Gökmen Yılmaz Erdem


Mystic@L 20 Mart 2007 17:44

Hangi Ayrılık

Hangi gün karar verdin,
Küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana,
Böyle inceden inceye?

Hangi otobüs söyle,
Hangi uçak, hangi tren;
Seni benden götüren,
Beni bir kuş gibi öttüren?

Hangi kırılası eller dolanır şimdi,
Kırılası belinde?
Hangi rüzgar şarkı söyler,
O ay tanrıçası teninde?

Hangi çirkin gerçek uğruna,
Tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin,
En mahrem sırlarımızı?

Hangi cama kafa atsam;
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip,
Hangi masaları dağıtsam?

Ben de bu sersem başımı,
Karakolun duvarına vursam!
Kendimi caddeye atıp,
Arabaların altına savursam!.

Hangi tercih beni,
En hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de
Ömür boyu süründürür?

Kayıp ilanı mı versem,
Şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri,
Seni bulup getirene?

Hangi ayrılık var ki,
Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki
Böyle musluk gibi, içime damlasın?

Hiç sanmam, hasta kalbim,
Bunu bir süre daha kaldıramaz..
Feriştah olsa, böyle
Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!..

Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder,
Ateşimi söndürmeye?

Olur mu be, olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi;
Buruşturup bir kenara atılır mı?

Vefa bu kadar basit mi?
Alınır mı, satılır mı?

Hangi hırsız çaldı
Seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı,
Bizi birbirimizden?

Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü,
Yerden bütün izini?

Hangi yaldızlı otel,
Çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara,
Seni kolayca kandırdı?

Hangi şarlatan imaj,
Böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaatler,
O saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze-eze,
Hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?

Hangi yamyamlara yedirdin,
O masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi,
El değmemiş sevdamızı?

Hangi bıçak keser şimdi,
Benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır,
İnsanlara olan inancımı?

Hangi bekçi,
Hangi polis artık zapteder beni?
Ve hangi su bağışlatır,
Hangi musalla temizler seni?

Hangi sevgili var ki
Senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki
Benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki
Böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taşyürek var ki
Benim kadar ağlasın?

Kaynak: Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu


ispermecet 20 Mart 2007 17:58

YARIN
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.
Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.
Özdemir ASAF


NiliM 20 Mart 2007 18:09

AKİS

Sen çaldıkça Teodorakis
Bir mor yağıyor üstüme...
Dudaklarım öpüşmekten mosmor...
Bir putum sanki ilahilerle
denize fırlatılmış
Ve bir deniz yağıyor üstüme
Bakma sen sevgili Teodorakis
Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine!
Avluların o en çakırkeyiflisine
Mısır daneleri gibi serpilmişler ama
Mısır danesi değil ki bu adalar
Ne de biz güverciniz...

Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden
Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle
Birbirimize
Ve kendimize
Bilakis

Sen çaldıkça Teodorakis
Bir mor yağıyor üstüme

CAN YÜCEL


Mystic@L 20 Mart 2007 18:13

Ebedi Aşk

Gururum engel oldu sevgime
Aşkla gururu karıştırdım bir kere
Sana değil sitemim bahtsız kaderime
Oynadı oyununu felek bir kere

Tanrıya adadım kurban diye kendimi
Alın yazıma bağladım tüm sevgimi
Bundan böyle sitemlerini çek benden geri
Sensizliği ben asla istemedim ki...!

Duymak istemem bundan böyle sesini
Tutmak istemem güzel ellerini
Görmesin gözlerim artık yüzünü
Çıkarıp atasım gelir sana ait şu kalbi

Tuttuğun ellerim kopsun kökünden
Okşadığın saçlarım dökülsün tel tel
Seviyorum dediğim dilim tutulsun
Sana ait şu kalbim cehennemde kavrulsun

Söylemem bundan sonra seni sevdiğimi
Kimse silemez bil, kalbimdeki yerini
Kara topraklara versen de bedenimi
Ruhumla birlikte, AŞKIM EBEDİ...!

Şenay Gilor |


Misafir 20 Mart 2007 20:01

Aşık Kendi Kanını
Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını
Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını

Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir
Aşık kendi bırakır boynuna urganını

Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali
Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını

Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle
Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını

Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman
İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını

Gökteki Harut Marut aşk için indi yere
Zühre yüzün görecek unuttu Rahman'ını

Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise
Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını

Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu
Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını

Leyli'yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka
Abdürrezzak terk etti aşk için imanını

Zemane vefaları cefa gelir yunüs'a
Bir doğru yer bulucak fidi kılar canını
Yunus Emre


Mystic@L 20 Mart 2007 20:32

Ortasindayiz memleketin,
Uzak degiliz Ankara'dan
Yakiniz yakin olmasina;
Gelen olmaz,
Halimizi gören olmaz.
Asfaltmis yollari boydan boya,
Lambalar yanarmis dizi dizi.
Büyük laflar eden
Büyük adamlari varmis.
Dayali döseli apartmanlarinda
Seçme insanlar yasarmis,
Yasarmis yasamasina.
Ama sokaklarinda bizim kasabanin
Idare lambasi yanmaz,
Göz gözü görmez, tozdan dumandan
Oysa ki belediyemiz vardir
Kavga dövüs seçtigimiz
Belediyesinde meclisimiz vardir,
Vardir var olmasina.
Ker***tir evlerimiz,
Yatariz ahir sekisinde
Bir yanimizda karimiz, çocugumuz
Bir yanimizda çiftimiz, çubugumuz
Tezek yakariz odun yerine;
Saç üstüne saman yakariz,
Gaz yerine.
Dügün olur, dernek olur,
Kazim'in girnatasinda ayni hava:
"Ankara'nin tasina bak" ...
Bir topragimiz vardir bize dost
Iki agiz bugday verir,
Ama ne bugday
Ambarlar almaz, gömeriz.
Yil olur tohumluk kalmaz elimizde,
Tarla gider tapu gider.
Ugras didin altimizda hasir yok,
Sen gelde isin çik içinden:
"Tarla mi kesekli, biz mi kaçamiyok?"
Fakili'ya tren gelir Kayseri'den,
Biner gider issiz kalan köylümüz.
Bulgur gider, pekmez gider elimizden,
Ankara'dan emir gelir,
Nutuk gelir.
"Nevürek, hemserim, nevürek.
Aglayak da gözden mi olak,
Dövünek de dizden mi olak."
Rıfat Ilgaz


Misafir 20 Mart 2007 21:10

- Korkma ilerle -
Kaç
hayat yaşanır
bir ömre, kaç yaşam sığar

Aldanıp yaşama

kaç kere doğar yeniden
kaç kere
ölebilir insan

Çevir gözlerini içlerine

At bir adım daha

İlerle
korkma uçurumlarından

Alıştırıldığımız yaşam
kendi yaşamımız değil

İç savaşlarımızda yenen de
yenilen de biziz

Öldürmek için peşine düştüğümüz
kendi yaşamımız

yoluna tuzaklar kurduğumuz avımız
kendimiziz.

Korkma

yürü yollarına
Salına salına
sarsıla sarsıla

Henüz ıslak ve nemliyken
şekillendir

Bittiğinde öğrenilen yaşam
neye yarar

Kaç hayat yaşanır ki
bir ömre
kaç yaşam sığar..


Dionisos...

En muhteşem eser
dolu dolu yaşamdır.
Öner Kaçıran


Mystic@L 20 Mart 2007 22:11

O ve Ben

Sana koşuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için...
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak...
Hayır değil, değil sıcak:
Dudaklarının hatırası;
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz.
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem.
Bana su, bana ekmek, bana zehir;
Bana tad, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım,
Sensiz edemem!

Sait Faik


NiliM 20 Mart 2007 22:51

BANA BİR ŞARKI SÖYLE

Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, çaresizim umutsuzum
Bana bir şarkı söyle
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin aksın içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle
Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bu gün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle


Ümit Yaşar Oğuzcan


arwen 21 Mart 2007 00:27

Ne kadar zormuş
Unutmak denen kelime
Halbuki neleri unutmuştum
Kendi varlığımı bile
Bir seni unutamadım
Bir seni silemedim
Şu gönlümde


kenan arpacıoğlu


MaKaLeLe 21 Mart 2007 01:26

Efendiyiz

Umudumuz sarı öküzün boynunda bir yara.
Ekmeğimiz kıraç toprakların koynunda.
Bir sarı başak.
Aşımız bir kuru soğan.
Bir pişim patates
Bir sahan bulgur.
Sevdamız bir kara somundur
Tüter sımsıcak.
Öksüzüz,kimsesiziz,yetimiz
ve biz bu milletin efendisiyiz.
Hasretimiz,küçücük camlarında evlerin
Bir çift kara göz.
Dostumuz sokaklarda bir köpek,
bir kedi...bir kaç tavuk.
Ve hayvan pislikleri
Orta yerlerinde köyümüzün
Bir sıfat gibi adımıza.
Gurbete yolumuz çok,
Yolcumuz da.
Kasabamıza bile hep hasretiz oysa.
Hasretiz okula,öğretmene
Hasretiz yola,suya,elektriğe
ve tümden yaşamaya hasretiz.
İşte biz milletin efendisiyiz.
Ekmeğimizdeki diş izleri,
Çorbamızdaki kaşık izleri,
Toprağımızdaki tırnak izleri,
Onlar bey-efendilerin.
Biz milletin efendisiyiz.
Ama nasıl oluyorsa
yıllardır..
Geçtik efendilikten.
Karın tokluğuna
Köleliğe bile fitiz.


Dursun Yüksek


arwen 21 Mart 2007 01:35

Sessiz çığlıklarım vardı,
Bir gece yarısı
Uçurum sonlarında
Senin bilmediğin
.........................................
Depremlerim vardı yüreğimin orta yerinde
Sarsıntılarını senin görmediğin……….
.........................................
Ve göz yaşlarım vardı yüzünü seyrederken
Uykuda senin silemediğin……….
.......................................
Ve bir onur kırıntısıydı bendeki
Sevdiğimi bile söyleyemedim,
Ve sen aşk hissetmedin…………

Dokunamadım dudaklarına
Ellerimi el hissettim.
Öpemedim istanbulun gözlerinden
Yüzünde giz hissettim.
Açamadım ki hislerimi,yüreğimi
Korkumda acı,
Acımda seni hissettim.
.....................................
Ama sen aşk hissetmedin……….


pınar koç


arwen 21 Mart 2007 04:05

Düşlerde ölmek ne kadar acıdır

Ne kadar amansız, ne kadar haince

Ama ben seni hiç öldürmedim ki…

Düşümde bile olsa…

Hep var oluşunu,

Hep varlığını hayal ettim…

Hep sevdim seni senin haberin olmadan

Yüreğimin taaa içinde yaşattım seni

Asla üzülmeni,

Asla incinmeni istemedim ki…

Sen düşlerimde öldün diyorsun

Ben ise; sen susuz kalmayasın

Sevgisiz ölmeğesin diye

Hep sevdalar taşımaya çalıştım...

Sen ise dallarımı soldurmaya,

Düşlerinde dahi beni öldürmeğe

Hayatından silmeğe

Beni yok etmeğe çalışıyorsun...


Ne yaparsan yap

Ne dersen de ama…

Ben seni hep yaşatacağım

Ve hep seveceğim…

Asla benim olmayan ve olamayan sevgili…


orhan çapan


scanner_11 21 Mart 2007 10:40

SEN KAYBETTİN


Seni aşkla şımarttım
Seni sevmedim taptım
İncittim gururumu
Yanlışı orda yaptım

Bu yalan macerada
Sen takdire değersin
Beni hiç merak etme
Asıl kaybeden sensin

Bak sensizde yaşanıyor
Sevdan artık yaşamıyor
Bundan böyle arama beni
Şu an aradığın aşka
ARTIK ULAŞILAMIYOR.....


Hakkı YALÇIN


Nephthys 21 Mart 2007 11:34

. . Akbabalar Kelebekler .


Yüregi agzinda bir çocuk
Gibi alirken kalemi elime
Beceriksiz, acemi ve olasiya
Yapayalnizim her defasinda

Bu sonuncu olsun diyorum
Ömrümün eksiksiz tek siiri
Yazilsin artik kirk yasimin
Ve bir askin bittigi bu gece

Akbabalar bin yil kelebekler
Bir mevsim yasarlarmis ki ask
Da kisa ömürlüdür, baslar
Gibi biter yasanmissa eger

Yasanan ne varsa hosgörünün
Bir parçasidir artik ama ben
Yine de yakabilirim bu gece
Bütün anilarimi bir siir için

Sonra irkiliyorum, anilarim yoksa
Dostlarim da terkedilmistir yangin
Sürüp dururken yurdumda ki o zaman
Kiymeti harbiyesi nedir bu siirin

Sabaha karsi dilim pasli
Beynim keçelesmistir ve yangin
Yalnizligima siçrarken üsüyor
Bütün sözcükler. Umut yoktur

Yüregim diyorum, kekeme
Alingan, serseri yüregim
Sen nerden bilebilirsin
Bir siirin nasil yazildigini

Ahmet Telli


tikkymelike 21 Mart 2007 11:49

AĞLAMADAN DOĞDUM SESSİZCE
Defalarca öldürmeye teşebbüstü
çıkarttığın yangınlar
kaç kayını talan ettin ormanımda
yağmurlarla kabaran toprağımın
bereketine güvenerek
ektim defalarca fidanları
ben doğduğumda da sessizdim
en gür çığlığı atarken bebekler
en derin soluğu çektim içime
ölüme teşebbüslere
ağlamadan doğdum sessizce....
.............................
Figen Yarar


NiliM 21 Mart 2007 13:22

EĞER

Eger . O kadar da önemli degildir birakip gitmeler,
arkalarinda doldurulmasi
mümkün olmayan bosluklar birakilmasaydi eger.

Dayanilmasi o kadar da zor degildir, büyük ayriliklar bile,
en güzel yerde baslatilsaydi eger.

Utanilacak bir sey degildir aglamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyasi eger

Yüz kizartici bir suç degildir hirsizlik,
çalinan birinin kalbiyse eger.

Korkulacak bir yani yoktur asklarin,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eger.

O kadar da yürek burkmazdi alisilmis bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydi eger.

Daha çabuk unuturdu belki su sizdirmayan sarilmalar,
kara sevdayla sarip sarmalanmasalardi eger.

Belirsizlige yelken açardi iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardi eger.

Çabuk unutulurdu islak bir öpücügün yakici tadi belki de
kalp, gögüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eger.

Yerini baska seyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylasilmasaydi eger.

Düslere bile kar yagmazdi hiçbir zaman,
meydan savaslarinda korkular, aski agir yaralamasaydi eger.

Su gibi akip geçerdi hiç geçmeyecekmis gibi duran zaman,
beklemeye degecek olan gelecekse sonunda eger.

Rengi bile solardi düslerdeki saçlarin zamanla,
tanimsiz kokulari yastiklara yapisip kalmasaydi eger.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamini yitirirdi,
yasanilasi her sey yasanmis olsaydi eger.

O kadar da çekilmez olmazdi yalnizliklar,
son umut isigi da sönmemis olsaydi eger.

Bu kadar da isitmazdi belki de bahar günesleri,
her kaybedisin ardindan hayat yeniden baslamasaydi eger.

Kahvaltidan da önce sigaraya sarilmak sart olmazdi belki de,
dev bir özlem dalgasi meydan okumasaydi eger.

Anilarda kalirdi belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eger.

Uykusuzluklar yikip geçmezdi, kisacik kestirmelerin ardindan,
dokunulasi ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydi eger.

Issiz bir yuva bile cennete dönüsebilirdi belki de,
sicak bir gülüsle isitilsaydi eger.

Yoksul düsmezdi yillanmis sarap tadindaki siirler böylesine,
kulagina okunacak biri olsaydi eger.

Inanmak mümkün olmazdi her askin bagrinda bir ayrilik gizlendigine belki de,
kartvizitinde 'onca ayriligin birinci dereceden failidir' denmeseydi eger.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payini almasaydi eger.

Issizliga teslim olmazdi sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsiz gezintilerle avunmaya kalkmamis olsaydin eger.

Sen gittikten sonra yalniz kalacagim.
Yalniz kalmaktan korkmuyorum da,
ya canim ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarina,
mazilerinde görkemli bir yasanmisliga taniklik etmis olmasalardi eger! !
.

Can Yücel


Misafir 21 Mart 2007 16:04

Sana Ne Demeliyim bilmem ki
Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek
Mevsimler birbiri ardına akarak gitti
Sözler sevileşti suskun gönülde
Yürekte zamanlar zay olup gitti

Gömdük düşleri, duyguları
Kül bastırdık üzerine
Ne gönlün ocağı kabullendi
Ne iç yangını yüreğimizin
Umuda el salladık, ufuk yanarken
Diyemedik birbirimize
Dememiz gerekeni
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Soğuklar apansız bastırdı
Kar kapıda, ben yangınlardayım
Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti...
Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime
Ve ben, senli düşlerin buğusundayım

Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Sana ne demeliyim bilmem ki

KÖMEN
Haydar Okur


NiliM 21 Mart 2007 16:38

Hatirla Askim

Unutulmaz anları vardır hayatın
Islak kirpiklere takıp kalan
Zamana meydan okuyan
Biz de öylesine yaşadık seninle
Öylesine sevdik
Hatırla aşkım...
Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda
Beni sensizliğe nikahladılar
Yenildim duygularıma
Yenildim gururuma ağlayamadım
Şimdi sanadır bu ağlayışım
Hatırla aşkım..
Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yokluğunda şair kesildi gönlüm
Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım
Sen de nasıl sever nasıl söylerdin
Hatırla aşkım..
Oysa nelere katlandı bu gönül
Ne acılara halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler
Bir yokluğuna alışamadım
Bir de sensiz bu akşamlara
Unutamam demiştin giderken bana
Ben de unutamadım
Bu bizim son yeminimizdi
Hatırla aşkım..
Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor
Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi
Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın
Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın
Bitmedi bitmeyecek bu şarkım
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol
Hatırla aşkım..
Hatırla
Yanındayken bile özlerdim seni
Şimdi içimde bir başka yangın
Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın
Ölmek kaderde var biliyorum
Her şeyin sonu yakın
Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
Hatırla Aşkım..

Ahmet Selcuk İlkan



Misafir 21 Mart 2007 16:50

Babalar Güzeline Mersiye

Gittin; dünya bir kafes, devâ mahpus, söz ketum
Gittin; çekildi suyu can nehrinin; kaldı kum
Doruklarda bahardın, derinde servi boylu
Muhabbet savaşçısı, yiğit, cihangir soylu
Göklere yönelirdin gece gündüz, susardın
Zamanı ilmek ilmek çözüp hicranı sardın
Bu gün hüznün hayale kuyu kazdığı gündür
Bu gün kederden sabrın bile bezdiği gündür

Yetim kalmış çiçekler sana meftun bakardı
Yuvanda gülkurusu bakışların kokardı
Tenhada çoğaltırdın gözlerini kimsesiz
Gözlerin başkaları için ağlardı sessiz
Bereket dağıtırdın çocukların kalbine
Sonbaharına erip döndürüldün Rabbine
Bu gün ötenin bir dost eli sezdiği gündür
Bu gün samanyolunda aşkın gezdiği gündür

Kör bakmayı bilmezdin; özde ruhun yanardı
Rüzgâr, yağmur ve güneş seni meczup sanardı
Şimdi yansın kapılar, pencereler kırılsın
Vadiyi sel götürsün, dağ ikiye yarılsın
Öncü bir kıyametten geçtiğin ândı ölüm
Sen rüyadan uyandın; senden uyandı ölüm
Bu gün kalemin “eyvah” diye yazdığı gündür
Bu gün kardelenlere kanın sızdığı gündür

Ân gelir, seni nâçâr kılan dert nîran olur
Alıcı kuşlar gibi vurulup vîran olur
Yedi iklimden sorar düşlerini yârenler
Buhurdanlıkta taşır hâtıranı erenler
Kırlangıç yuva yapsın şimdi lâlezarına
Erguvan tohumları ekildi mezarına
Bu gün kovulmuşların katran süzdüğü gündür
Bu gün toprağın alevleri üzdüğü gündür

Nurullah Genç


Mystic@L 21 Mart 2007 19:05

insandır suda akan yaprakta yeşil gülde kırmızı
zorlu bir dal gibi eğleniriz de fırtınalarla
ince bir sızı birdenbire kırar kollarımızı
ve bir akşam kuşlar gibi elimizden uçup giden mutluluk
bir sabah ebemkuşaklarının altından dörtnala gelir
yaşayalım çocuklar
her şey bizimdir
bir giysi örtüsünde buldum ben bu yedi satırı
bozkırda yüzükoyun bir hitit kasabası
yedi satır yedi bülbül yavrusu
vurmuşlar ******* da kalmış yavrusu
bir sürgün şair yazmış vaktin birinde
bir genç kız işlemiş onu örtüye
yedi renk ipek iplik, yedi bülbül yavrusu
ak örtüde yedi satır, gökkuşağı iğrisi
bu yalnızlık bu sürgün, insan olmak acısı
aldım yedi yavrucuğu koydum buraya
yaşıyor mu bilmiyorum o sürgün şair
yaşıyorsa bilsin diye o sürgün şair
bir gün çıkıp gelsin diye o sürgün şair
‘uçun kuşlar’
‘uçun kuşlar’
koydum adını

bir giysi örtüsünde yedi bülbül yavrusu
yedi satır, yedi renk, gökkuşağı iğrisi
Hasan Hüseyin Korkmazgil


Mystic@L 21 Mart 2007 19:57

Habersiz Gel

Bir akşamüstü gel, habersiz gel
Gün dağlardan giderken
Kendin bile duyma ayaklarının sesini
Ne umudum kaldı ne sevincim hiç direnmem.

O gece gökyüzü
Bir yıldız çayırına dönsün
Uzak kırlarda güz çiçekleri
Son güller açsın bahçelerde.

Her ne zahmetse bir kadın da
Geç bir saatinde gecenin
Balkonunda bir sigara içimi
O yıldızları izlesin.

Dostum filan yoktu, kimim vardı ki
Darbelerin bunalttığı
İnsanların telle, iple
Boğulup da ormanlara
Çukurlara atıldığı
Bir ülkede yaşadım
Ve krallığında çalınmış paranın.

Mehmet Karabulut


Misafir 21 Mart 2007 20:15

Sevgi Katili
Ne günler var dönüp arkama baktığımda...
Bir sen varsın dünümde yarınımda,
gittiğin günden beri yaşamasamda...
Katili sensin yaşama sevincimin...

Gözlerim her uzağa daldığında...
Gördüğüm noktalar hep sen olduğunda,
Acımın adını sensizlik koyduğumda,
Katili sensin gülüşlerimin....

Bir ben var ki içimde o herşeyi biliyor,
Artık beni sevgin değil nefretin yaşatıyor,
Adını andığımda, gözlerim artık ağlamıyor,
Katili sensin hayallerimin...

Bak gözlerime son kez kendini gör orada,
Neler yapmışsın bana eserin ortada,
bir daha dönme, Bir ben yok burda,
KAtili oldun seni seven benim...
KAtili oldun gözbebeğim senin....

Ayşe Melek Alkaya


kambis 21 Mart 2007 20:52

SUSTUM… OYSA SÖYLENECEK NE ÇOK ŞEY VARDI…


Dipsiz kuyularda bırakıp gittin…

Haykırmak vardı ardından,

terk edilmişliğe isyan etmek,

etekteki taşları bir bir dökmek

ve sonra ağzıma geleni söylemek gidişine…

SUSTUM…

Oysa söylenecek ne çok şey vardı…



Hani düğümlenir ya insanın boğazına kelimeler,

hani anlatmak istersin de sözler tükenir

öyle çaresiz, öyle suskun…

Biliyorum

şimdi ne söylesem anlamsız gidişine…

Yolun sonunda bir ben;

Sana aşık, sana tutkun…

Canımı acıtırken yokluğun…

SUSTUM…

Oysa söylenecek ne çok şey vardı…



Ürkek ve çekingen bir çocuk gibi

bez bebeğimle saklanıp bir köşeye

hiç ses çıkarmadan öylece bekledim seni

Oysa gezdiğin her sokağın kaldırımında

dolanmalıydım ayaklarına bir taş misali

Sonra çıkıp da karşına

gözlerinin taa içine bakıp

'sadece sana sevdalı bu yürek' demek vardı…

SUSTUM…

Oysa söylenecek ne çok şey vardı…



Biliyorum dönmeyeceksin…

Sana uzanan ellerim hep boşluğa,

hep yalnızlığa dolanacak…

Ve biliyor musun böyle hayalini kurmak da güzel

yokluğuna sarılıp

Oysa çarem,

umudum,

yarınımdın…

Bundan sonra ne zaman konuşmak istesem

dudaklarıma bir mühür gibi konacaksın…

Sevdamı en çok anlatmak istediğim suskunluğumsun artık…

BEN DE SUSTUM…

Oysa söylenecek ne çok şey vardı…



elif eylem



Misafir 21 Mart 2007 21:14

BEN SENİ SEVDİM Mİ SEVDİM
Ben seni sevdim mi?
Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi?
Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi?
Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim

Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi?
Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi?
Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi?
Sevdim,
Ya sen beni?

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


Mystic@L 21 Mart 2007 21:20

Akşam olur,karanlık çöker kapımıza
Sen ağlarsın,ben susarım
Yitik şarkılarımız mırıldanılır kulaklarımıza
Sen ağlarsın,ben susarım
Günbatımı kuşları gelip çöker arkamıza
Sen ağlarsın,ben susarım
Kızgın gül değmiştir beyaz avuçlarına
Sen ağlarsın,ben susarım
Gün gelir,kırar kapılarını gireriz kentimize
Sen ağlarsın,ben susarım
Akşam olur,mürfeze sarar her yanımızı
Sen kaçarsın,ben yakalanırım

Ethem Vayvaylı


Mystic@L 21 Mart 2007 23:29

Yanyana

Bu gürül gürül otların yanı başında.
Ağacın gölgesine değdi değecek
Tam şeftalinin kokusu başlarken
Öpüşmeye kıl kadar bitişik
Akarsuyun burnunun dibinde

Bu zulüm, bu haksızlık, bu işkence

Melih Cevdet Anday


Mystic@L 21 Mart 2007 23:45

Yaşamak

Haydi gülümse
Ve tutun "şimdi"ye
Gözbebeklerindeki ışık
Yüreğindeki yekiniş
Umuttur
Yemişi çağla,
Goncası mercan pembesi

Sokuluver koynuna akşamleyin
Tekmili birden düşlerinin
Dündeki düne kalsın, yarınki sana
Umurunda olmasa da kimseciklerin.

Bir elmayı dişle,
Ekşimtırak...
Bir sümbülü kokla,
Mavi...
Nakışlarken somaki mermerleri
Bir de ıslık çalabiliyorsan hani
Körpe bir gelin kınasıdır
Siner günlerine
Vazgeçilmez aşklar gibidir yaşamak.

Hamdi Topçu



Saat: 13:23

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık