![]() |
KALP AĞRISI İşte yine başbaşayiz içimin acisi yine birlikteyiz ver elini sus ve ne olur incitme beni Ey kalbimin agrisi ver elini cikalim seninle soluksuz kalmadan sessizce bu karanlik ve ugultulu ormandan Icimin acisi, kalbimin agrisi, askim iste yine basbasayiz ver elini sus ve ne olur incitme beni ....... |
Anlayamazsın Göğüslediğim iplerde sen varsın Tutamam bu şehri avuçlarımda Ellerim dünden sancılı ellerim Dokunma ellerime yanarsın Ateşten sırılsıklam saçlarım Yüreğim mayınların kucağı Sevme beni sevmelere tutsağım Beni her gece iplere asarsın Bu benim son ölümüm olacak Tepeden tırnağa zor bir yasağım Bu benim son ölümüm diyorum Sen bu sevdayı anlayamazsın |
Gece Nöbetihttp://www.aruz.com/gece-siir/metin.gif daha az seviyorum seni giderek daha az unutur gibi seviyorum azala azala aramızdaki uzaklığın karanlığında geceler kısalıp, gündüzler uzuyor böyle olunca daha az seviyorum seni kendini iyileştiren bir yara gibi daha az ve zamanla sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini uzak dağ kışlalarında görmüyoruz birbirimizi usul usul sis iniyor kopmuş yollara ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin bir çığ gibi uyuyorsun rüyalarımda sevgilim sevgilim yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da artık daha az seviyorum seni unutur gibi, ölür gibi daha az yeniden ödetiyorum kendime onca aşkın öğretemediğini kolay değildi yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben kaç acı birden imtihan etti beni bir tek gece vardır insanın hayatında ömür boyu sürer nöbeti bu da öyleydi, iyi ol, sağ ol, uzak ol ama bir daha görme beni http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif Murathan Mungan |
UNUT DEME BANA UNUTAMAM yanında huzuru bulmuşken, sevgini yürekten sezmişken, gözlerinde kendimi görmüşken, unut deme bana unutamam... sen sonsuz düşlerimsin, sen çocukça gülüşlerimsin, sen gizemli bakışlarımsın, unut deme bana unutamam... gecenin sisli sokaklarında, yağmurun ıslak yaşlarında, saklı umutlarımsın sen, unut deme bana unutamam... zamansız kapı çalınışları gibi, zamansız bir sevdaya düştüm bende, yalansız,riyasız bambaşka duru bir aşk var elimizde, unut deme bana unutamam... |
Şiir Nehri Ve Gönlüm Kışa Döner Bulutlar neden bu renk ve rüzgâr neden taa tepeden dökülüyor başıma? Neden “neden”lerin içinde de ayrı nedenler pusuya yatmış? Neden çığlık çığlığa geçiyor üstümden kuşlar; yangın yerinden geçer gibi... Ve neden kaçırıyorlar seni uzaklara?.. Ben, bütün mektuplarımda “kendimi” gönderiyorum parça parça; Her zerrem koklasın diye seni... Ben, her satırı senin için yazıyorum; Senden öğrendim diye her harfi!.. Kesilirken bütün ağaçlar kesiliyor ağaçlarım. Bütün dallar kırılırken dallarım kırılıyor... Bütün ocaklar yanarken kor sıçrıyor yüreğime... Ve gönlüm; Kışa dönüyor. Mevsimler ifadesiz, mevsimler renksiz ve mevsimler tıpkısının aynısı!.. Mevsimler aynı tavuğun bir folluğa bıraktığı dört yumurta gibi; Hangisini kırsan yapış yapış ve kasvet sarısı!.. Gülüşlerin açtığı, Ve çiçeklerin güldüğü bir mevsim vardı, değil mi? Ve “güneş” dedikleri bir şey!.. Hani bütün dalların üzerinde yemyeşil yapraklar olurdu da serçeler saklambaç oynardı aralarında... Hani kelebekler; rüzgâra kapılmış ebrûlar gibi savrulurdu havada. Hani, nerde bu “hani”ler, ve neden şimdi ben garkolmadayım renksizliklere? Neden nokta nokta damlıyor tenime hazan yaprakları?.. Neden soluk soluğa ve çığlık çığlığa kuşlar, yangın yerinden kaçar gibi; seni kaçırıyorlar uzaklara? Ve neden her mektubumda bir parçam eksiliyor? Kesilirken bütün ağaçlar, kesiliyor ağaçlarım. Bütün dallar kırılırken dallarım kırılıyor. Ocaklar yanarken kor düşüyoryüreğime... Ve gönlüm; Kışa dönüyor. |
ACIYLA ERİR YÜZÜNE AŞIK ÇOCUK Ne zaman yüzüne baksam yalnızlığın o mutlu gerilimi O öksüz göl hızla derinleşir biliyorum,acılarım hiç bitmeyecek,bu öyle bir yeşil Ne zaman gözlerinin içine baksam,biliyorum ikimizi de aşar,o kapının ardındaki masal bense yüreğimin bu hallerinden korkar,kalırım bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi geçip giden yüzlerine bakar kalırım Ömrün kısalığı çarpar camlara ateş hızla yayılır içerilere Akşam olur,evler dolar boşalır acıyla erir,yüzüne aşık çocuk Ne zaman gözlerinin içine baksam,bliyorum İkimizi de aşar,o kapının ardındaki masal |
sevme vakti tam ona dokunurken gözlerimle aslında aşka dokunmuşum bilmeden kalbimle sıradan, ufacık bir kedi yavrusu kadar çekiciydi bir koca dağ kadar ulaşılmaz durgun bir göl kadar sakin ve vakur ve ; senin kadar güzelini hiç görmemişti bu saka kuşu ve ; hiç kimseye bu kadar uçmadı yorgun kanatlarıyla seni seven kalbi değil , perilerin getirdiği ölümün bile bitiremediği sevgiydi. koca bir ada vapuru geçti yüreğimden sanki tam da aşıkların sevme vaktinde. |
BOŞLUĞUNU SOLUDUĞUN HAYAT Öğrendiğin her şey, susup arkanı döndüğün, yenildiğini unutup, güzelliğini sonuna dek yaktığın herşey seni senden kurtarmıyorsa ne anlamı var hayatının sana sevgili... Masumiyetin kimi zulümden kurtardı, söylesene Hem bu arzuda onun adı bile geçmez... İstikbalin sıradan bir ayrıntı bu telaşta Ne yapsan göğsünde hayatına yabancı bir zaman birikiyor... Borçlu değildin ömrüne üstelik... Ama ne yapsan boşluğa açılan bir kapı oluyor hayat, ne yapsan büyüyor o boşluk... Ne yapsan suçlu değilsin, sadece yerçekiminden muafsın... O derin ıstırabınsa seni hayata alışmaktan koruyor sadece... Oysa bu bile umurunda değil... Geleceğin ellerinde sıcaklığı üşüyen bir mum sadece... Gördüm... Geleceğin ellerine yapışan o soğukluk... Durmadan ömrüne yapışan bu gerçeği soluyorsun sen... Durmadan o aşkı soluyorsun... Durmadan ciğerlerini yakan o büyük soğumayı... |
Geceye Şiir http://www.aruz.com/gece-siir/metin.gif 1 Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün; Gelin, gelin, onu açın geceler! Beni yâdedermiş gibi, bütün gün Ötün kulağımda, çın çın, geceler! Geceler çekmeyin benimçin hüzün, Gelin siz, ruhumu tenimden süzün; Bırakın nâşımı yerde gündüzün, Gölgemi alın da kaçın geceler! 2 İnsanlar içinde en yalnız insan; Düşün, taş duvara başın gömülü! Ve kapan sükûta, granitten, taştan, Mazgallı bir kale gibi örülü. Gözünü tavandan ayırma ki, sen, Üşürsün, gölgeni yerde görürsen. Dikilir karşına, mumu söndürsen. Ölüler içinde en yalnız ölü... http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif Necip Fazıl Kısakürek |
****gelemedim*** geldim de yanıbaşına, belki bir sokak, belki iki üç adım var, aramızda. sanki sesin, eskisi gibi aşkımızı, fısıldamakta, sanki; teninin kokusu var, nefes nefes, içime çektiğim havada, gözün görmez, ruhun duymaz, geldim de yanı başına..... dünü anlatayım, dinle; oturmuşum Galata'da bir yanım deniz, bir yanım mahşeri kalabalık, her yanım sen, her yanım sen. vakit akşamüstü, sensizliğine gelmişim , bu şehrin, elimde bir fincan, taze demlenmiş, dumanı üstünde, tavşan kanı tabirinden, sımsıcak çay, her değişinde dudaklarım, seni yudumlarım,seni yudumlarım. gün aşıyor ağır ağır, koşuşturma aynı, yokluğun aynı, milyonların içinde, yapayalnızım... yokluğun darmadağınık etmiş, bir başıma kalakalmışım... dalmış gözlerime, deniz kur yapar, yakamoz yakamoz, aşk'a davet eder gibi, sanki... ah ne umrumda ki; elimde soğuyup giden, sevdiğim; fincan çayı, sensiz mi içecektim, ayaklarımın altından, kayıp giden sahili, sensiz mi geçecektim, sensiz acıkıp sonra, balık ekmeği; sensiz mi yiyecektim, çiğnerken lokmaları, gülen gözlerine, sensiz mi gülecektim, ...... cesaretim yoktu, dokunmaya tuşlara, cesaretim yoktu, sesini duymaya, belki gönlüm kırıktı, atıl bıraktığın sevdaya, ve geldiğim gibi, içimdeki yangınla, döndüm geriye, sevdiceğim seni bıraktım, ruhun duymadı, bıraktım o şehirde, sevgin yine kalmadı, geldi yüreğimde, benimle geldiğim yere.. |
| Saat: 14:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık