![]() |
Acı katlanır üstüne yalnızlık denizlerin biricik çocuğumun hüzün sahibi ölümün asit serpintisiyle saçlarında çırılçıplak acı ıpıslak hissedilen bütün yorgunluğuna rağmen ılık melodiler sıkışır gözlerine yine sabah |
Ak Düştü Saçlarına Belki ak düştü saçlarına Belki sevmekten yorgunsun Sevgiden yoksun Belki eski bir plakla Maziye yanıyorsun Haklısın Hayat eskisi kadar avans vermiyor Koşar adım yaşamaktan yorgunsun Umutların gülmüyor artık yüzüne Fallarda bile çıkmaz oldu mutluluk Ömür geçip gidiyor mu ne! Neresinden yakalasak hayatı, neresinden Biliyorum Sende artık boş verdin, bıraktın kendini Hiç kimse anlamadı seni Sevemedi olduğun gibi Denize bırakılmış istiridyedeki inci tanesi Ve anasından ayrılmış bir çocuk kadar yalnız sın Oysa..! Ne umutların vardı senin, ne hayallerin Kimselerin göremediği düşlerin vardı hani Onları hangi zalim sevgilide bıraktın Bak! Genç yaşında ak düştü saçlarına Yorgunsun sevmekten, sevgiden yoksun Hayli zaman oldu sesini duymayalı Gizli gizli mektup yazmayalı çok oldu Kapanmış bir telefonda kaldı yasakların Ve sevinçlerin Pişmanlığın zaman zaman Yarım yamalak yaşanmışlığın Her şeye rağmen sevmek güzeldi Güzel di dalıp dalıp gitmek uzaklara Umut etmek beklemek çok güzeldi Hiç kimseye güvenmiyorsun artık Kimseye dönemezsin sırtını Oysa ne çok dostun vardı senin, ne çok arkadaşın Gecelerce gezdiğin, sabahladığın Çare aradığın dertlerine Hani elli gram leblebiyle iki kişi bir büyüğü devirdiğiniz Dostun vardı senin arkadaşın Ve paran vardı paylaştığın Şimdi gücüne gidiyor aranıp sorulmamak Bir selam bile gönderenin yok Hep yollarda gözlerin Artık bekleme Herkes yarı yolda koyup ta gitti seni Çok geç anladın yalan olduğunu sevmelerin Sevilmenin ise bir talan Görmek istemedin sırtındaki hançeri Koynundaki yılanı besledin Kendini kandırdın hep İhanetin yağmuruyla ıslandın Kimse farketmesede erken yaşlandın Şimdi uzaklarda hüzzam bir şarkıdır Seni ağlatan yanlızlığın kıyısında Ve eski fotoraflar Yazık çok geç artık Maziye bir bakıver Neler neler bıraktın Ak düştü saçlarına Sevmekten yorgunsun Sevgiden yoksun Şimdi eski bir plakla Geçmişe yanıyorsun Şebnem Kısaparmak |
Haber Var Mı? Kırıldı kanadım hiç gidemedim, Gidemedim yıllar yılı sılama. Siz uçun da gidin bari turnalar, Selamlar götürün benden o yara. O yar halâ beni hatırlar mı Yüreği çarpar mı her andığında? Bana yolladığı selamı var mı? Alın da getirin hemen turnalar. Var mı arayanım, soranım var mı, Hatırlayan oldu mu hiç turnalar? Söyleyin, söyleyin bir haber var mı? Öğrenin de dönün gelin turnalar. |
Sensizliğin Şarkısı Seninle soluduğum rüzgarlara hasretim Bir kırık vazo gibi dağınık hecelerde Oturdu yüreğime kan kokulu kasvetim Gözyaşımda yaşarım sensizim gecelerde. Seni bir şarkı gibi yüreğimle dinlerim. Gözlerinin renginde görürüm semaları Sensizliğin derdinde inim, inim inlerim Bu umarsız yüreğin, sanadır duaları. Ellerini alırım okşarım hayalimde Geçen günlere inat yaşarım geleceği Adın bir tatlı gibi tatlanıyor dilimde Hayatımın mânası, ömrümün tek çiçeği. Seni yazar kitabım, sayfa, sayfa, bitmesin. Neden fark edilmez ki, kaderin tuzakları? Ben çilene aşığım, çilen, baştan gitmesin. Gözlerinin gizinde kaybettim uzakları. Saçlarının kokusu ıtır, ıtır içimde Koşturuyor yüreğim, hep sana, koşturuyor Her günümde sen varsın, her gün başka biçimde Sensizliğin şarkısı coştukça coşturuyor. Ben yokum ki benimde sen diye yaşıyorum Gözlerim kilitlenmiş hayali gözlerine Hasretinin kahrında, “dön” diye yaşıyorum Allah’ım göstermesin, melali gözlerine |
Ankara Sokakları Aradığım sendin geceleri yalnız yürüdüğüm sokaklarda üşürken. İçim üşürdü, ne umut vardı, ne mutluluk bu şehirde. Ne için dolanıyordum bu boş sokaklarda, gitsem olmaz mıydı. Ne tutuyordu beni bu şehirde, bu hayatta. Boynum bükülürdü iyice, etrafımda ne olduğunu bilmezdim. Karanlık gecelerde o koskocaman denilen dolunayı kafama önce yavaş yavaş, sonra hızlı hızlı dökülen yağmur damlalarını ancak atletimi evde çıkarttığım zaman hissederdim. Soğuktu bu şehir geceleri temmuzun ortasında ağustosun başında üşürdüm en çok Hiç birşey ısıtmazdı bedenimi, ruhumu. Şimdi bu şehrin tüm köşelerinde sobalar yanıyor, yağmur damlacıklarını daha kafama düşmeden hissediyorum. Sokaklarda yürürken bastığım yerlerin çıtırtısını duyuyorum önce ayaklarımla. Yıllarca yürüdüm sokaklarda her yüzde seni aradım her seste seni duymayı bekledim. Her hüzünlenip ağladığımda seni beklediğim için şanslı saydım kendimi. Bu şehri neden terketmiyorum, ne tutuyordu beni bugüne kadar artık biliyorum. Seni seviyodum. |
YAŞAMAYA DAİR Bu dünya soğuyacak, yıldızların arasında bir yıldız, hem de en ufacıklarından, mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani, bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde, hattâ bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için... Şubat 1948 |
http://www.yazgulu.com/karisik/congratulationsbullet1.jpg Beyaz Gül seni arıyorum kalabalık caddelerde, tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun.. perişan hayallerimin basladığı yerde, sana sesleniyorum, duyuyormusun? beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin.. ya o karanfil , baygın kokulu çiçek. gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, anladımki bu ömür sensiz geçmeyecek. odamı süsleyen ellerini uzat, hazzından dile gelsin bastığın halı.. açılsın sevincinden perdeler kat kat.. ışık ve ateş senin için yanmalı.. sonra çevir düğmesini, radyonun sevdiğin musiki dolsun odama, dinle şarkısını büyük koronun, beni düşün! beni düşün aglama.. içimden bir ses diyorki sabret.. sonu gelecek bu yalnızlığın, bütün aynalar gülecek elbet, açılacak kapılar ansızın.. yalnız sen varsın beyaz gülüm, evde bahçede ve sokakta, bir eylül akşamı gördüğüm , o beyaz hayalsin uzakta.. yakınsın yalnızlık kadar, uzaksın yakınmış gibi, sensiz yasadıgım yıllar bu kadar güzel değildi. yeter.. gel artık yeter.. karanfiller açtı gel!! kış bahçesinde , güller beyaz güller açtı gel.. |
BİR DÜŞ GÖRDÜM, KELEBEKMİŞİM... ÜÇ GÜNMÜŞ ÖMRÜM, ÖLECEKMİŞİM. DOSTLAR BULDUM, SEVECEKMİŞİM, YALNIZ KALDIM DİYECEKMİŞİM. ÇİÇEKLER BAHARDA AÇACAK VE BEN, ARALARINDA KOŞACAK, DALDAN DALA KONACAK, SONUNDA DÜŞECEKMİŞİM... BİR DÜŞ GÖRDÜM, KELEBEKMİŞİM... ÜÇ GÜNMÜŞ ÖMRÜM, ÖLECEKMİŞİM. YAĞMUR YAĞSA SİNECEKMİŞİM, BİR DAMLA SUYLA GİDECEKMİŞİM... http://ozel.balca.net/resima/gif/siir10022.gif |
BAŞ UCUMDA Kİ AŞKINDI Elimin tuttuğu gözümün gördüğü de yalan olabiliyormuş. anladım ki sen bana güneş olmak yerine gündüzlerimi de gece yapmak istedin.. Yıldızım ol demeyeceğim sana o karanlık gecelerde o geceler dahi zifiri bir karanlıkta hoş çakal aşk sende kalsın.. mavi bir yalan sundu kalbim bana mavi bana göre hayatın rengiydi.. mavi bende bir gülümseme nedeniydi.. sonrası yok demiştim.. senden sonrası yok senden ÖTE'si yok demişti yüreğim senden ğayrısı ölüm olsun diyerek dua etmiştim hani nerdesin demiyorum ama aşkın baş ucumda duracak bir kitap gibi.. ama açıp okumayacak gözlerim.. Elimin uzanmadığına yüreğim nasıl dokunsun ki ? ? ? Gül Doğan |
Bilmezdim Sevgininde Bir Rengi Olduğunu An olur, deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma. An olur, buluşur yüreklerimiz en masum sevda yollarında. Umut ki, bitivermiş daha yolun en başında... Ne yolumdasın ne yolsun sen bana... Bilmezdim ışıksız yollarda umuda kavuşmanın yorgunluğunu, Bilmezdim, umudun bir rengininde siyah olduğunu. http://www.yazgulu.com/karisik/pinkrosesbullet.jpg Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim... Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım. Gölgen ki, düşüvermiş kalbime.. Ne yakınsın ne uzaksın sen bana. Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu... Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu. http://www.yazgulu.com/karisik/pinkrosesbullet.jpg Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk, Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk... Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle, Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana.. Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu.. Bilmezdim, gökkuşağınında çiçek gibi solduğunu. http://www.yazgulu.com/karisik/pinkrosesbullet.jpg Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur. Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur. Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu... Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana Bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu, Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu... http://www.yazgulu.com/karisik/pinkrosesbullet.jpg Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim... Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim. Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde... Ne yalansın ne doğrusun sen bana... Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu. Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu. http://www.yazgulu.com/karisik/pinkrosesbullet.jpg Son olur, ayrılık heceleri bir bir kıyıya vurur... Son olur, sözler biter şiirler nağme nağme konuşur. Adın ki şiir oluvermiş dudaklarımda, Ne aşkımsın ne canımsın sen bana. Bilmezdim her aldığım nefeste ölümü soluduğumu, Bilmezdim, canımsın dediğim minik kuşumun kafesinden kanatsız uçtuğunu... |
| Saat: 14:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık