![]() |
Arkadaşlık Ve bir genç, şöyle dedi: 'Bize arkadaşlıktan bahset.' Ve o cevap verdi: 'Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir. O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır. O sizin sofranız ve ocak başınızdır. Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız. Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda, ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz. Ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir. Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar. Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız; Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın, dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi... Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin. Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır ve sadece yararsız olan yakalanır. Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun. Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse, meddini de bilmesine izin verin. Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş aramanızın anlamı olabilir mı? Onu, zamanı yaşatmak için arayın. Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir, boşluğunuzu doldurmak için değil. Ve arkadaşlığın hoşluğunda, kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun. Çünkü küçük şeylerin şebneminde, yürek sabahını bulur ve tazelenir.' Halil Cibran |
Sessizliği yırttı telefon zili Cevapsız konuşur bir sürü sesler Şaka mı, oyun mu, korkudan belki Tedirgin bir tarzda kesik nefesler Bir, iki, üç derken, kaçıncı defa Açtık ve kapattık sessiz sedasız Belli değil, nedir? işkence, sefa! Gerçeğe inanmaz, hayal faydasız Yalnızlık bunaltmış, tepkisi büyük Sevmek ihtiyacı ört-bas edilmez İçtenliği serhoş etti, kör-kütük Gönül kucak açtı, yabancı bilmez Giderek büyüdü sohbetin hazzı Mahcubiyetine fidye öderken Sorunun cevabı zor ise bazı, ´Aceleci olma, daha çok erken´ Ve o kadife ses doldu içime Değme büyülerden daha etkili Açıklaması yok, sığmaz biçime Gayrı bir müjdedir telefon zili Hünkar Dağlı |
ölümü Hatirlatan Kadin Kayalıklarda gördüm seni,bir sisli günde, Fırtınadan saçların çözülmüş bir demetti. O kayalıklarda ki bir yıl evvel üstünde Çöllerden aşık dönen bir genç intihar etti... Seni her nerde, artık, her ne suretle görsem Bir gölgenin duyarım ruhuma düştüğünü. Ben de o aşık gibi bir kayada ölürsem Rabb'im mukaddes etsin seni gördüğüm günü! Kayalıklarda bir genç öldüğü gün beldenin Halkı seni karanlık rüyalarında görmüş, Ey yadı gönlümüzden çıkmayan afet senin Sevmediklerin değil, sevdiklerin ölürmüş. Bazı ruhum kararır kefenlerden,mezardan; Yok mu, Rabb'im, ölümün bir güzel şekli,derdim. O kayalıklarda ilk seni gördüğüm zaman Hayalimde ölüme en güzel şekli verdim. Başka bir göz yaşını dudaklarınla silsen Ürpererek: Bu, derim, mezardan bir nefestir! Buna kıskançlık deme,bence değil yalnız sen, Seni gören göz bile ne kadar mukaddestir! Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi, Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan. Teması korku veren tatlı bir ölüm gibi Daha cana yakındır görünüşün uzaktan... Faruk Nafiz Çamlıbel |
Hz.Muhammed (S.A.V.) Varlıkların en değerlisi İnsanlara yol gösteren İman et sesi, onun sesi İnsanların ilk Peygamber ‘i. Doğru yolu hep göstermişti Dünyadan geçen Muhammed’im..! Bir güneş doğmuştu onunla Her şeyle örnekti dünyaya Kur-an ‘ı duyurdu bizlere Doğru yolu hep göstermişti Dünyadan geçen Muhammed’im..! Dinin temeli Muhammed’dir Onunla yolu selamettir Onun isteği merhamettir Bu görev onunla şereftir... Doğru yolu hep göstermişti Dünyadan geçen Muhammed’im..! Kardeşlik güzellik getirdi Hep aşk ile İman ettirdi Allah bizim için seçti Resul de ilmi görev bildi Doğru yolu hep göstermişti Dünyadan geçen Muhammed’im..! Adem Yavuz |
Aşk(a) Dair "İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Cemal Süreya |
Canım Muhammed (s.a.v.) Bütün insanlığa uzattı eli Güzeli,doğruyu konuştu dili, Sevgilim dediğin bir gülü, Bizlere Peygamber verdin Allah'ım Muhammet Mustafam sevgisi pınar, Ümmeti aşkına yüreği yanar. İlimle, bilginin akıldır özü, Rabb'ini bilenin ışıldar yüzü, İmanlı kalplere nakşeder sözü, Nurunu bizlere serdin Allah'ım. Muhammed Mustafam özümde çınar, Nuruyla yolları ışıtan fener. Tefekküre bakar iman kapısı, Tevazuyla uysal olur yapısı, Bize emanettir canın tapusu, Herkesten hesabı sordun Allah'ım. Muhammed Mustafam çareler dener, İslamı yaymada zorluğu yener. Edep, erkan, haya ne güzel yoldur, Özünü, sözünü sevgiyle doldur, Birliğe, dirliğe uzanan koldur, Aklımıza fikir ördün Allah'ım. Muhammed Mustafam Rabb'ini anar. İmanlı kalplere müjdeyi sunar. Bir nefes sabırla öfke yatışır, Bilgiye imandan sevgi katışır, Gönlümüz aşkınla yanar tutuşur, Kalbimi sevgiyle sardın Allah'ım. Muhammet Mustafam sırlara banar, Hakka yolculuktan burakla döner. Hakk'a aşık olan gözyaşı döker, Susayan kalplere sevgiyi eker, Şükür bayrağını gönüle diker, Yürekten sevene yar'dın Allah'ım. Muhammet Mustafam Kalplere iner, İslamın nuruyla hasreti diner. Gözlerden sevdayla akar duygumuz, Ahde vefamıza olsun saygımız, Bizden razı olman asil kaygımız, Zerreden zerreyi gördün Allah'ım. Muhammed Mustafam sevgiyi öner, Düşlere güllerin kokusu siner. Cehalet yıldızsız, aysız gecedir, Kalplerin şifresi dilde hecedir, Haya olmayanın hali nicedir, Mazluma çarede vardın Allah'ım. Muhammed Mustafam zikirle yunar, Cenneti Ala'da kevserle kanar. Kadir Kaya |
istemem Bölemem canı canana Bir can daha istemem Sırtımda yÜkÜm yeter Bir dağ daha istemem Alem gÜle boğulsa Bir tek diken istemem İstemem aşk yarası Bir damla yaş istemem Fani derki baki Hak'tır Bu dÜnyadan dal istemem Bu dÜnya köşkle dolsa Bir baraka istemem ibrahim karaa |
Anladımki Olmuyor Sen yoksun ya kendimi bulamıyorum Anladımki sensiz hayat olmuyor olmuyor Rüyalarımda düşümde göremiyorum Anladımki sensiz hayat olmuyor olmuyor Gecelerim bomboş gündüzlerim zindan Gönül kuşum kafesde ahüzar figan Nerelerdesin ey nazlım yaralı ceylan Anladımki sensiz hayat olmuyor olmuyor Sen yanımda olmayınca meğer Ömür fani dünya boşmuş meğer senin bir gülüşün iki cihana değer Anladımki sensiz hayat olmuyor olmuyor Erdal Canbulat |
aşk_ı şeyda makamım segah benim, neyime sefah benim dem wuslata dönmeden , ah ü zar ü wah benim. çileler güldür bana, medihler züldür bana, bülbüllü nalan eden, perişan gül - şah benim. ferman etmiş padişah , gel demiş ferman benim, kawuşmak için yare , yolcuyum, fersah benim hayret wadilerinde inleyen mecnunum ah, leyla gözün kırpmadan , neyime ferah benim. perwaneyim ezelden , gönlüm pür - hazan olmuş kanmayın cesedime , yüreğim şah şah benim yok ki lokmn 'dan çare , tesellim dergah benim, sewgilim, kara sewdam , tabibim allah benim. neslihan nur türk |
KERWAN yollara kerwan, koca bir kerwan. binbir ayaklı bir tahtırawan. ya dewe?.... ahrenk şeklinde haywan... tokm adır dewe, mesafe haywan çöl bir ejderha dewe pehliwan. bitmez tahamul kesilmez tüwan ateşten güller, güneş bahçewan matralar kuru ekmekler yawan serapta sray çeşme şadırwan gökte bir kawis ki elwan elwan mawi kırmızı yeşil ergüwan kerwan da işte nürani cihan dört yanı melek el pençe diwan başında bulut güneşi sawan ey sema açıl direksiz tawan necip f. kısakürek ESSELAM göklerden son ilam: allah bir ; bir, islam lam elif elif lam amanın ya mewlam esselam esselam ben mecnun , o leylam hasreti karbelam ateşi incilam bakisi hep melam esselam esselam düşünce iptilam kelime heyülam lisansız waweylam ne bir half ne bir kelam esselam esselam NECİP F. KISAKÜREK DERKEN hayberden sonra düzlük iş kalmadı pürüzlük... bakış yok geriye we bir çok seriye... doldu bir yıllık süre; işte kabe we ümre! o, tek ,bir! hakka peyk. we tek bir we lebbeyk... elçiler her tarafta, dört bucagı tawafta: bize dön! gel we al! yön bu yön, yol bu yol! şercil bizans kafiri, şehit etti sefiri. şimdi göz mütede. we son söz,ötde... NECİP F. KISAKÜREK |
| Saat: 10:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık