![]() |
Sevdadandır -Her sevgili bir Leyla'dır- Rol yapma bana Sen sensin Ben de benim Kendini güzel sanıyorsun Gerçekten de güzelsin Ama! Ne Leyla kadar Leylasın Ne Arzu kadar Arzu Ne de Şirin kadar Şirin Biliyorum Ben de Mecnun değilim Ne Ferhat olabilirim Ne de dağları delerim Lakin! Sabırla beklerim Nazına bile katlanırım Bana rol yapma Leyla olmaya çalışma Leyla olamazsın Leyla olmanı istemiyorum Zaten ben Leyla'yı değil Seni seviyorum... 1996 Abdulkadir Kahraman |
Ayrılar Gemisi Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın Yanaşmadan özleminin limanlarına Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin Uzasın dönmenin saçları, çagırma uzasın 1982 Kaynak: Kestim Kara Saçlarımı, 1982 Gülten Akın |
Ölsün Aşk Sessizliğe bir ses ver endamınla Dile gelsin gecenin ürkek karanlığı Bir damla yağmur ol toprağa Canlansın yeşillerin aşk kokan fidanlığı Bir kanat çırp korkmadan Barış’ a Dinlensin yüreğinin yorgun firtınaları Ömrümü teklif ederken sana hiç düşünmeden Sevmelisin demiştim son kez en derininden Bu hoyratlığı kalbin nasıl kaldırıyorsa Vurdumduymaz olmaya nasıl cesaret ediyorsa Bir adım atmaya bu kadar korkuyorsa Varsın ölsün aşk ölsün senden sonra. isimsiz kral |
Çocukluğun Aşkıydı Camdan cama göz göze bakıştık yıllar yılı Ayrı kaldığımız günler parmakla sayılı Çocukluğun aşkıydı belki de bizimkisi Öyle güzeldi öyle haz doluydu sevgisi Şu koskoca alem bizlere cennetti sanki Üstümüze dünyalar yıkılsa duymazsınki Ne elem ne gam ne buhran kimin umurunda Aşk için zorluğa boyun eğilmek zorunda Tılsımlı yaşama adapte olunur iken İnsanı bambaşka yapan ne gülmüş ne diken Sevgiler duyguları yayardı dalga dalga Aşkla yola gelirdi ihtiras kin ve kavga Mutlak mutluluğa ulaşmaktı bir tek sebep Hakk'ça yaşantıyı arzuladık yıllarca hep Neyseki güzel yolculuk mutlu sonla bitti Kalpler aşk kervanıyla en son vuslata gitti |
Bir Şarkının Ardından Damla damla aktın gözlerimden Yürek boşaldı yanaklarıma Nicedir saklıydı hallerimden Cefa savruldu kuytularıma. Gittin boğdu beni girdaplarım Gücüm dayandı sancılarıma Umutsuz haklıydı korkularım Hüzün bulundu şarkılarıma. Kokun artık özgür ellerimde Aşkım darıldı yalanlarıma Sevdanın adıydı dillerimde Öfke tutuldu kalanlarıma. Şimdi deniz gibi hırçınlığım Geçti sanıldı kahırlarıma Şükürsüz duaydı kızgınlığım Hançer vuruldu sabırlarıma. isimsiz kral |
KİM OLDUĞUNU BİLMEDİĞİM BİRİNE http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Karşılıksız aşkının zehrini taşıyordu bana Kokusu sinmişti inatçı ruhuma, kitalarıma, ellerime... Öyle çok öpüşürdük ki, Ağzının tadıyla yerdim yemeklerimi... Öylesine inanıyordu ki dünyadaki son aşkla beni sevdiğine, Bir gün ansızın korkunç bir özlem duymaya başlamıştım Kim olduğunu bilmediğim birine... Şimdi ağzımda karşılıksız aşkın o aç tadı... Karşımda o... Yine hüzünlü, yine yenik... Ama eşitiz artık, Damarlarımızda karşılıkız aşkın o zehirli kanı... cezmi ersöz |
Acemi Unutulurmuş dediler ya!.. O zamanlar çocukluk işte, Platonik sipariş bayramlar Tescillenmemiş kaygılı umutlar vardı Ve karanlıkla uzayan rüyalar adama bakardı… Sonra kalakalmışlık yalnız başına bu şehirde İncitilmiş arzuların viraneliği hatıralarda Ismarlama hesaplar, Tek kişilik sahne oyunları! Şimdi her şey bir yürek ağrısı!!! Sürgülenmiş ve mıhlanmış kapı! Çaylaklık ve çömezlik; bir ilk işte, İşte fersiz geleceğin akıbeti; Kalemiz düştü ilkin Sonra atların nalları düşünce bir gül fırtınasında Ve vezir de esir edilince peşinen bir file Şahı devirmek bize kaldı! Acemilik işte, Gençliğimiz; pusatsız hovardalığın hazin nihayeti.. Şimdi her şey bir baş belası!!! Kendim gibiyim her daim Şiiri eskiden de severdim, Ben inşa ettim tüm çıkmaz sokakları Hep vuslat türkülerini damıttın aynalardan Çareler aradım aylarca bu diyarda Sonunda bir mim koyabildim hatıralara Mezara gömdüm eski- Ve siyah-beyaz fotoğrafları.. Acemilik kazası işte, Şimdi her şey nisan ayı Ve geriye dönüp baktığımda Tüm olup bitenler yapma kartpostal gibi buralarda, Senin çocuğundum ve ağırdım o zamanlar Şimdi bir şey o kadar uzak ki.. isimsiz kral |
BENİ HEP BİR BAŞKASI SAVUNUYOR http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Onca atılıştan sonra balkonuma döndüm Onca bilgi utandığım çocukluğum içindi Çünkü beni hep bir başkası savunuyor Sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum Hep sakladığım yara izini balkonumdan odama götürüyorum işte... odamdan bir kez olsun çıkartmadığım sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum... cezmi ersöz |
Hayat yağıyordu gözyaşlarıma Yıldızlar üstüme-üstüme düşüyor Güneş üstüme-üstüme Karanlık sokaklardan geçiyordum baba, -içimde ürperen yalnızlığım- bir tutam unutulmuşluk bir tutam unutamadığım eski hikayelerden kalma dostluk, ve bir tutam ihanet, çığlık çığlığa gece çığlık çığlığa kimsesiz bomboş sokaklar, sessizliğin sesi kulaklarımda damarlarımda, tarlalardan sökün gelen atlılar gibi hızlanıyor nabız vuruşlarım, gece üstüme-üstüme düşüyor baba... korku üstüme-üstüme... Karanlık sokaklardan geçiyordum baba Teneffüs edilen havanın Damardan akan kanın Korkunun ve kavganın ardındaydım, Umudun ve sevdanın ardında, Sağanak ve sessiz -gök gürültüsüz falan yani- bir hayat yağıyordu gözyaşlarıma ağlıyordum, karanlıktı sokaklar baba cansızdı, -ağaçsız kedisizdi yani- büyük, tekdüze taş duvarlar vardı harap evler, kırık camlar vardı üşüyordum baba, yağmur üstüme-üstüme düşüyor umut üstüme-üstüme Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba, Bulanık ve durgun Ölümle hayat gibi tezat Sevdayla-nefret gibi, Pulsuz ölü balıklar Bir tane, yüz tane, milyon tane Ölü balıklar, Ağaç ölüsü gibi Nehrin üstünde Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba... Çamurdan ve kandan suları.. Balçıktan ve kandan Balık ölüleri suyun üstünde -insanoğlunun son ihaneti- doğa ölüyor diyorum içimden nehir küsmüş güneş kızgın ve ellerim bir kilise ayinindeki gibi kenetli nehir üstüme-üstüme düşüyor baba... ölüm üstüme-üstüme Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba... Bir avuç sevda içimde Horlanmış bakışları tanıdım Horlanmış yalvarışları Derdi ve tasayı Hasreti ve gurbeti Ve bütün çıplaklığıyla Ölümü gördüm baba Üstadın dediği gibi -hakikat gibi çıplak- ve kemikten elleriyle sıtma gibi Keban gölünden gelen ısıtma gibi Maden ocağında gaz, Hayata sunulan itiraz gibi Çırılçıplak Ölümü gördüm baba Ölüm üstüme-üstüme düşüyor baba Yıldız üstüme-üstüme Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba Bir tutam güneş ışığı Avuçlarımda Yorulan ve kırılan yüreklerin Vurulan yüreklerin Bakımsız ve çelimsiz çocukların -elleri yüzleri kir-pas içinde- aç ve kimsesiz çocukların -kemikleri sayılır gündeliklerinden- ve ucu ucuna yaşanan sabahların içinden geçiyordum havada ölü balıkların kokusu havada kan havada pelin havada hasatlık buğday kokusu, avuçlarım yetmiyor gözyaşlarıma bulanık ırmaklar akıyor gözyaşlarımdan umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba... tebessümleri çirkin gülüşleri korkunç sevinçleri ölü balık mahiyetinde kocaman elleri ve kocaman korkuları olan -kir-pas içinde yüzleri- umutsuz insanların yaşamlarından, aklım kesecek elbet, insan işi diyorum bu kavga bu kötü bu bet sıfatlar hepsi insan işi aynalara bakıyorum baba kocaman gözlerim var kocaman ışıklar tutuyorum yüzüme, görünmüyor gözlerimin arkası, beynim, yüreğim şaşırıyorum, ışık üstüme-üstüme düşüyor baba... gece üstüme-üstüme şafak üstüme-üstüme. Turgay Yıldız |
SEVMEK İÇİN GEÇ ÖLMEK İÇİN ERKEN http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif akşamın acı su karanlığı içinden soğuk kadife teması yalnızlığın şuh bir kahkaha balkonun birinden gizli işareti midir bir başlangıcın sevmek için geç ölmek için erken başbaşa çay elele yürümek derken boğaz vapurları mı iskele sancak telefonda kaybolmak sesini beklerken insan insanı yeniler doğrudur ancak sevmek için geç ölmek için erken içimdeki gökkuşağı besbelli neden bulutların içinden kuşlar yağıyor bir şiire başlarsın birini bitirmeden hiç kimse gözlerine inanamıyor sevmek için geç ölmek için erken sevmek sevildiğini bile farketmeden yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi sevmek zehir zemberek ve yürekten gecikerek de olsa vuruşur gibi sevmek için geç ölmek için erken atilla ilhan |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık