![]() |
KIRILGAN-MURATHAN MUNGAN KIRILGAN BİR ÇOCUĞUM BEN. YÜREĞİM CAM KIRIĞI BÜTÜN ACILARDAN ÖNCE ÖĞRENDİM AYRILIĞI SALDIRGAN DİYORLAR BANA OYSA KIRILGANIM BEN GÖZYAŞLARIM MÜCEVHER SAKLIYORUM HERKESTEN. KORKUYORLAR DİLİMDEKİ ZEHİRDEN KORKUYORLAR GÖZÜMDEKİ ATEŞTEN KORKUYORLAR O DUR DURAK BİLMEYEN GÖZÜ KARA CESARETİMDEN DİYORLAR BİR YANI SARP BİR UÇURUM BİR YANI ÇILGIN DAĞ DORUĞU OYSA BÖYLE OLMASAM NASIL KORURUM İÇİMDEKİ ÇOCUĞU? BİR YANIM BAŞI BULUTLARDA NAR AĞACI BİR YANIM BUZ SARAYI.(U) |
Acılara Tutunmak Kavuşmak özgürlükse Özgürdük ikimiz de Elleri çığlık çığlık Yanyana iki dünya İkimiz iki dağdan İki hırçın su gibi Akıp gelmiştik Buluşmuştuk bir kavşakta Unutmuştuk ayrılığı Yok saymıştık özlemeyi Şarkımıza dalmıştık Mutluluk mavi çocuk Oynardı bahçemizde Acı çekmek özgürlükse Özgürüz ikimiz de O yuvasız çalıkuşu Bense kafeste kanarya O dolaşmış daldan dala Savurmuş yüreğini Ben bölmüşüm yüreğimi Başkaldıran dizelere Aramakmış oysa sevmek Özlemekmiş oysa sevmek Bulup bulup yitirmekmiş Düşsel bir oyuncağı Yalanmış hepsi yalan Yalanmış hepsi yalan Sevmek diye birşey vardı Sevmek diye birşey yokmuş Acı çektim günlerce Acı çektim susarak Şu kısacık konutlukta Deprem kargaşasında Yaşadım birkaç bin yıl Acılara tutunarak Acı çekmek özgürlükse Özgürüz ikimiz de Acılardan arta kalan İşte bu bakışlarmış Kuğu diye gözlerimde Gün batımı bulutlarmış Yalanmış hepsi yalan Yalanmış hepsi yalan Savrulup gitmek varmış Ayrı yörüngelerde |
KAÇ KERE TERKETTİM KAÇ SABAH KOŞTUM SENİNLE DOLUYDUM SENSİZ BOMBOŞTUM GEÇ OLSA DA AŞKI SENDE BULMUŞTUM KADERİMİ BAŞTAN ÇİZEMEZ MİYDİN BU KÖRDÜĞÜMÜ SEN ÇÖZEMEZ MİYDİN DAHA ÖNCELERİ GELEMEZ MİYDİN AH BENİM HAZANIM EYLÜL BAKIŞLIM... |
Senin için Senin için....... düşüncelerin çıkmazda benliğin yakarıştaysa.... gözlerin solgun bakıyorlarsa dünyaya beni hisset , geleceğim.... sorunların boyunu aşmış çevrendekiler sana küskün.... yalnızlığın seni sarmışsa beni düşün , geleceğim.... düşlerin seni terk etmiş hayallerin çok uzaktaysa.... karanlık sana kucak açmışsa beni fısılda , geleceğim.... kelimeler boğazında , cümlelerse anlamsız geliyorsa... hislerin sıkıntıdaysa , beni anlat , geleceğim... yaşamaya değer bir kavram göremiyorsan , ölüm daha cazip geliyorsa.... "artık dönüş yok" diyorsan , beni yaşa , geleceğim.... yaşamak istemediklerin yakanda , yenilgi had safhadaysa.... duygularının fırtınasında kimsesizsen , beni dile , geleceğim.... eğer hissettiğinsem , beni düşünüyorsan.... fısıldayıp , anlattığınsam.... beni anladıysan... yaşadığın bensem ve tek dileğinsem... bebeğim... sadece beni sevdiğini söyle. inan geleceğim.. |
EŞSİZ DUGULARI GİYİNİP TANIDIK DÜŞLER KURARIM YÜREĞİMİN GİZLİ KÖŞELERİNDE UMUTLARIMIN EN İNCE NOKTASINA TUTUNUP YORGAN GİBİ SIMSIKI SARILIRIM HAYALLERE GÖMÜLÜVERİR GÖZLERİM NİNNİSİ SEVDALI UYKULARA RÜYALARDA SEN VARSIN DİYE... |
AĞLAMA (9872 Hit) Ağlama, gözleri kızarmış çocuk! Tek damla yaşın düşmesin yere. Bak, tek güzelliğimiz yokluk, Sana bir öğüt; ağlama boş yere. Ne olursa olsun hiçbir şey değmez, Senin bir damla gözyaşına. Ağlayana kimse boyun eğmez. Kimse bakmaz kimsenin yaşına. Ne kadar kötülük, pislik varsa; Sen herşeyi tertemiz öğren. Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa; Seni garip sanır her gören. Ağlama sakın çocuk, ağlama! Korkmayana zarar gelmez, bunu bil. Sevgini hep söyle, sakın saklama. Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil. |
Eğer Mutluysak Saracaktı mutluluk kapımda açan çiçekleri dudakların anacak gözlerin arayacaktı beni sormayacaktık nereye çıktığını girdiğimiz yolun eğer mutluysak mutluysak, aramayacaktık; çiçekli bahçelere açılan kapıyı, sonbaharda dökülen yaprakları, ilkbaharda acısını çiçeklerin ve yazda seyretmeyecektik batışını güneşin mutlukla haykırışlarımız, türkü olup sarsacaktı dünyayı ve eminim severdik bir garip daire çizen bu hayatı birbirimizi sevdiğimiz gibi... |
Tatlı Rüyâlar Bir akşam üstüydü geçmişteki bahçelerde, Vedâ ediyordu hasretle güller hayata... Küskündü çemenler ve çemenzâr kâinâta; Kapanıyordu her yandan akşam perde perde... Ve serin bir poyraz esiyordu bahçelerde... Tasa bürümüştü bütünüyle çiçekleri, Tülleniyordu bayrak gibi kasvetin tülü; Kışa dâvetiyeler vardı, bahar örtülü; Sihirli türküleriyle aldatan bir peri, Aldatmıştı birer birer bütün çiçekleri... Acı acı uğulduyordu her yanda rüzgâr, Hazanla buruktu papatyalar, karanfiller... İrem bağlarına denk o sihirli bahçeler; Kalmamıştı bahçelerde tılsımlı lâleler, Hep kâbus gibi esiyordu esince rüzgâr... Kuğular, yaslı yaslı yüzüyordu sularda, Çaylar sisle örtülmüş ve sis de dinmiyordu; Kıyıda altın sesli kuşlar gezinmiyordu... Hüzünlü ağıtlar "tın, tın" inlerken koylarda, Bir ürperten yankı yükseliyordu sularda. Geceler başıboş ve derinleşen saatler, Çılgıncaydı o esnada karanlığın hızı, Bitevî yarasaların keyfi gül kırmızı... Ve derin hicrânlarla kıvranıyordum yer yer, Aczimize göklerin açıldığı saatler. Derken sabâ esmeye başladı bir aralık, Diriliş kokusu geliyordu ötelerden: Bir zaman güneşlerin kol gezdiği yerlerden; Yırtılıyordu artık perde perde karanlık... Ve gök kapılarında mübârek bir aralık... Aralıktan ruhlarımıza doğan rüyâlar, Mesajlarla rengârenkti mutlu gelecekten... Neler bekledikse şimdiye kadar felekten, Yoldaydı... bir bir gerçekleşiyordu hülyâlar Ve hicrân dönemindeki en tatlı rüyâlar... |
SIMDI SEN GIDIYORSUN YA HERKES SANA HERSEY SANA BENZEYECEK Acil Şifalar Bahçe kapısından sızdılar... Aralık kalmış neresi varsa hayatımın... Bünyede bastırılmamış ne kadar isyan varsa ordan. Daha asitli bir yalnızlık için Dilek tutuyorum şarkılara, Sıradaki benim şansıma diyorum; Haberler başlıyor birden, Benden, Hazin biçimde bahseden. Kumsalların istenmeyen kaç kum tanesi varsa Önde gideniyim her tazyikli alkışta.. Zayii makamında bestelenmiş yazılar kaldı avluda. Gitme diye Yalan bile söylerim, Yerini söylerim Ne saklamışsan Kal diye! Bu yaz'ı serin tutalım diye Çıplak tenlerde, Geceyarısı tatlı bir soğukluk olsun diye Her sevişme, Aramızdaki her üryan gelişme! Hem gidenedir bu şiir Hem gelecek olana.... O da biraz oyalanıp Gider nasılsa? Hep haberler başlayacak biliyorum, Hangi şarkıyı seçsem şansıma. Şimdi şifa niyetine giriyorum sulara. Mavisine değil denizin. Sade tuzuna. Yılmaz Erdoğan |
Ben Yandım Hangi dilde ağlıyorsa insan İşte ana dilidir ayrılmanın Her sokağa şifa niyetine bir açlık Güzereş kardaşlık bilinen en büyük uzaklık Hep acıların kuranderinde sevgili bir yoksulluk Kitapların arasında dolanmış ve Sahte fikirlerle dolandırılmış donatılmış aklanmış yeşermiş Ve gri demirli bir yatılı okulda uzun uzun Kimsesiz kimsesiz ağlamış Uykusunda adın çağırmış Nöbetlerde edebiyat sohbetlerde bir yarışma kavgası Fikirden fikire sıratlar geçilmiş Ne murat suyu kan aksın isterim Ne şiirinden vazgeçerim kavganın Mesleğim göze almaktır Kalabalığa faydanın bedelini Öderim sağdan soldan aldığımla Sözlerimden başka vasiyetim ve servetim yoktur. Her beladan bir alıntıyla kurtulurdum İlla ki adını hatırlardım lazım olanın Bir siverek acısı aslında sevdiğim Bir mezopotarnyalı kederi Asur'un ninova'nın kehaneti.... Kalbim kül oldu Eski bir kütüphane yangınında Ben yandım. Kimi cüret etsem sevmeye Kendime küçük geldim Zayıf kaldım He murathan esir düştüm Sefil oldum. Acılarım hep tavsiyedir Çok sevdiğim bir şairden Yok bire yok "ne etsek olmuyor"un ranza arkadaşıyım Bilinen en uzak yatılı bölge okulundan Ben bıraktım siz konuşun, Yoruldum ben siz koşun. Iskartaya ayırın beni Bütün ayrılıklardan..... Küsmedim kardayım yediğim dayaktan Şimdi yalnız, şan saman kağıt kokulu günlerde Türkçeye çeviriyorum ayrılık acısını Beni bırakın Ben meçhul oldum Gizli özneyim Vatansız cümlelerde Ben yandım. Kalbim kül oldu Eski bir kütüphane yangınında. Yılmaz Erdoğan |
| Saat: 15:09 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık