![]() |
Veda geceler kabus yüreğimde karanlıklar teselli bedenimde yıldızlara anlattım seni onlarda imrendi güzelliğine sabah geldiğin zaman karşıma sanki güneş doğuyor yanımda güzelliğin kamaştırıyor gözlerimi bakmaya doyamıyorum ki yüzüne akşam oluyor sanki bir anda sen yanımdayken yok sanki zaman sen gidince sanki güneşim sönüyor başlıyor karanlıkllar o anda şimdi ebediyyen gidiyorsun ben mahzun ben üzgün ben çaresiz artık her anım gece gibi kabuslar bekliyor beni sensiz sanmaki yaşayacağım hayatta yaşayan bir ölüye benziyor senden uzakta geçen her anım ölüm gibi geliyor yüreğime sen benim doğmasını bekledğim sen benim açmasını beklediğim sen benim gelmesini beklediğim yüreğimdeki tek güneşimsin doğmasan da bekleyeceğim seni sevgim o kadar büyük ki sana gelmesen de ihanet etmeyecek ebediyyen sevecek seni bedenim |
Hasretin Şafak söker, gece biter, Bitmeyen tek şey hasretin, Vade gelir ömür biter, Bitmeyen senin hasretin. Cayır cayır yanan korlar, Bir yağmura teslim olur, Yangın bile bir gün söner, Sönmeyen senin hasretin. Ve tüm bulutlar dağalır, Güneş yüzünü gösterir, Vakti gelir oda batar, Bir bataklık şu hasretin. Düşmeye gör bir içine, Derine çeker hasretin. |
Dünya Üzerinden seri dört mevsim geçer Mil olur söküğü dikilir dünya! Doğal afet yaşar kanayıp gider Kul olur canı da, yakılır dünya! Yıldızlar güneşten sıcak bakarsa Pembe ışıltılar umut saçarsa Göklere merdiven, şimşek çakarsa Dal olur ağaçta çıkılır dünya! Sevgi tohumları saçtım bağına Ay karanlık düştü gül yaprağına Mor ışığı vurdu dost ayağına Lal olur dillerde, sıkılır dünya! Ağladı mısralar dağlara yazdım Dertli kalemimle semaya kazdım Gecenin bağrında inleyen sazdım Kul olur boynu da, bükülür dünya! Bülbülü kıskandım yâre gül çizdim Dağın eteğine mazimi dizdim Bulut arkasında saklanmış gizdim Fal olur fincanda bakılır dünya |
Yokluğunda yokluğun ilişince sol yanıma mevsimler değişir kendiliğinden bir yanardağ büyür ömrümün kıyısında kuytusuna çekilir çoban yıldızı kuşlar susar, grileşir gökyüzü yangın bir sonbahar abanır gecelerime ağaç diplerinde uğuldar rüzgar hazan yaprağı misali düşerim yakasından sevdanın... |
Hasretin Yenemedi Sevgimi Al kınalı yazmanda saçlarını kokladım Ele diyemedim, hep içimde sakladım Sensiz gülmeyi ben, bana yasakladım Gözyaşlarım yenemedi sevgimi...... Ne kelepçeler kırdım kollarımda... Ne tel örgüler yıktım etrafımda... Esaretin dikenli yollarında, Hasretin yenemedi sevgimi... |
Yaşayanlar Bizleriz Hayatımızın her süresi, her sayfası Televizyonla,gazeteyle magazin olmuş: Kimilerinin düğününde dizi dizi altın takılarla Miktarı bilinmeyen savrulan dolarlarla Yaşananlar bu ülke, yaşayanlar insanlarız mı? Katıksız bir ekmekle geçim uğruna Sağlığını değersiz bir hiç görmesiyle “Böbreğimi Satıyorum” ilanlı davetiyesiyle Yaşananlar bu ülke, yaşayanlar insanlarız mı? Hesabını bilmediği servetiyle asla yetinmeyen Kata yata daha nicelerine kanaat getirmeyen Kazandığını yurt dışlarında hovardaca yiyenlerle Yaşananlar bu ülke, yaşayanlar insanlarız mı? Akşamüstünü pazarın dağılmasını kollayan Tezgah altlarında atılmış çürükleri toplayan Çöplerde yiyecek, yarayacak şey arayanlarla Yaşananlar bu ülke, yaşayanlar insanlarız mı? Kapkaçcı, uyuşturucu mağdurları artarken Bir cep telefonuna masum canlara kıyılırken Sokağa çıkma güvensizliğinin korkularıyla Yaşadığımız ülkemiz, yaşayanlarsa bizleriz? |
Yağmurlu bir günde sessizce sıyrılacaksın gözyaşlarından, Yürümeye başlayacaksın, Nereye gittiğini bilmeden… Ama yine de gideceksin, Bilinmezler ülkesinin kimsesizler şehrine doğru, Önce Sana, Sonra kendine doğru… Sessizce, Yalnızlığa doğru… Geride bıraktıklarınla, Seni bekleyenler arasında ince, İnce olduğu kadar da uzun bir yolda, yol alacaksın… Aklındakilerden kurtulmaya çalışırken, Onların arasında daha da derinlere dalacaksın… Sessiz, yalnız ve kimsesiz kalacaksın… Yol devam edecek, Sen devam edeceksin… Bacaklarına giden gücü kontrol edemeden, Sessizce, Kimsesizce yürüyeceksin, Nereye yürüdüğünü bilmeden… Yolun sonuna yaklaştıkça, Artacak Sessizlik… Sona geldiğini anladığında, Anlaman gereken zamanın çok ilerisinde olduğunu anlayacak, Geriye dönüş olmadığı kavrayacaksın… Önce sessizce ağlayacaksın, Sonra yolun bittiği yerde bir kalabalık göreceksin, Sevineceksin, Yanlarına gideceksin, Yüzlerini gördüğünde, Sen de onlar gibi ağlayacaksın… Sessizce ağlayacaksın… Sonunda onlar da gidecek, Yalnız kaldığında, Tabutundan çıkmaya çalışmayacaksın, Direnmeyeceksin… Yalnızca yalnızlığına üzüleceksin, Yapamadıklarından pişmanlık, Yaptıklarınaysa özlem duyacaksın… Ağlayacaksın… Sessizce ağlayacaksın… İşte o anda sessizliğin ölüm, Ölümünse sessizlik olduğunu anlayacaksın… |
Hasretinle Yaşıyorum Hasretinde bazen yağmur olup Geçeceğin yollara gül tohumu ekiyorum Sen ise ; Ayaklarınla yüreğime bassan bile Yüreğimin acıdığını düşünme. Ben , her adım attığında, Yüreğimden öptüğünü farzederim. Hasretin çöker hüzün bulutlarıma... Yüreğine düşen her damla, Kurumuş güllerin yüreklerine " hayat " olur. Ben, sana ağladıkça, Güllerin daha güzel açar, Bilirim. Ben, sevdana yandıkça Baharlar hep gülüşlerinde konaklar. Hissederim..... Yüreğin, aldığım nefes olmuşken, Toprağa sarılan sarmaşık gibi Geceye uzanan ışık gibi Hasretinde bile " sana " sarılıyorum. Aldırmıyorum hasret yağmurlarına, Yokluğunda bile yaşatıyorum seni. Sakın üzülme sen; Ben; seni sevdikçe nefes alıyor, Seni özledikçe yaşıyorum... |
Yabancı Hangi cennetten geldim bu cehenneme Ki her yokluk bendedir, her acı benim Baltalar kıyasıya inmiş gövdeme Bak! Şu devrilen hayat ağacı benim Bir gün beni de unut her yalan gibi Adımı sokaklara tükür kan gibi Oysaki yaşadıkça bir çıban gibi İçinde sızlayacak o sancı benim Terkedilmiş eski bir şehircesine Sensiz yaşıyor o can verircesine Tutuşmuş özleminle erircesine Bir zaman sevdigin bu yabancı benim Ümit Yaşar Oğuzcan |
Yokluğunda yokluğun ilişince sol yanıma mevsimler değişir kendiliğinden bir yanardağ büyür ömrümün kıyısında kuytusuna çekilir çoban yıldızı kuşlar susar, grileşir gökyüzü yangın bir sonbahar abanır gecelerime ağaç diplerinde uğuldar rüzgar hazan yaprağı misali düşerim yakasından sevdanın... |
| Saat: 16:08 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık