![]() |
AĞLAYACAKSIN Bir buruk pişmanlık sarınca seni Aldanmak ne demek anlayacaksın Çok arayacaksın bir dost elini Yalnızlık ne demek anlayacaksın Yakınca içini aşkın ateşi Sevmek ne demek anlayacaksın Yalansız aşkımı ,seven kalbimi Söylenen yalanlar yıkınca seni Kırınca ümitlerini Hatırlayacaksın mazide beni Yaptıkların için AĞLAYACAKSIN... |
OZLUYORUM Özlüyorum seni. Gücüm yetmiyor unutmaya Özlüyorum Elini tutmayi sesini duymayi Boynuna sarilip omuzunda aglamayi Nedensiz sevinçleri Hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi Özlüyorum Gücüm yetmiyor unutmaya Seni aramazsam unuturum sanmistim Girmez sanmistim hayalin beynime Geceleri düslerimde Gündüz baktigim heryerde seni Özlüyorum.. Renkler gitmenle soldu Kirmizi kirmiziligini unuttu Mavi maviliginin farkinda degil Beyaz yanliz sen giydiginde güzelligini haykiriyormus Özlüyorum Bu özlem bu bekleyis hiç bitmiyecek Ruhumda sana açan eflatun renkli çiçekler solmayacak Olmasanda sensiz sensizligi yasatacagim Sensiz seninle olmayi basaracagim Sonun yaklastigini hissettigim gün Beyaz, bembeyaz mendilimi sallayarak Sensiz yasamin kahrediciligine veda ederek Seninle sonsuzluga kavusacagim.. Gülay Atilay |
TEK SENDE KALAYIM Aşksız yaşamaktan bulanık yüreğim ah eder kirlenmiş mi herkes dilsiz gezer kim kimi dinler mızrapta inleyen teller benim sevdamı söyler uzat gülüşünü gönül pınarım sana aksın Hovardaca harcadım hayatı artık huysuzum Kerbelada unutuldum bir sevgiye susuzum gölgeli telaş sardı her yanımı uykusuzum uzat dizini başımı dayayıp dinleneyim Catlayan bir serap oldu hayatımda ne oldu adrese varmayan pulsuz postaya döndü soldu içimde kendimi dolaşırım yollar yoruldu uzat ellerini tutsana beni çok bitkinim Günler askıda kuruyan yaprak yaşamıyorum kırılmış narin çiçeğim mutsuzluk saçıyorum başkaldırdım anılara kendimden kaçıyorum uzat bakışını yoktan gelip tüme varayım tek sende kalayım SERDAR SAN |
Tek tabanca hüzün Yılların arenasın da ayların son dansı Aylar kıvırdıkça haftalar yitirdi şansı İçimde bir şeyler yaralı biraz da kansı Tek tabanca hüznü içe içe öleceğim... Avucumda bir damla göz yaşı can çekişir Parmaklarım uyuşmuş,kollarım sa çelişir Aklımın zoru yüreğimle,fikrim ruhum da ekşir Tek tabanca hüznü seve seve öleceğim... Dudaklarım mühürlendi şiirlerimin tortusuyla Dişlerim kilitlenmiş,dilimin derin uykusuyla Boğazım düğüm düğüm,söz olur korkusuyla Tek tabancasın hüzün diye diye öleceğim... Ayaklarım mıhla hicran kavşağına çakılmış Dizlerim titrerken,oturup ta seyrine bakılmış Menfaat üzre olmak sa en güzel akılmış Tek tabanca hüznü ar bile bile öleceğim... Öyle hasretim ki şimdi ben de ana kucağına İçimdeki yağları eriten giden yalansız sıcağına Bir dönebilsem çocukluğuma baba ocağına Tek tabanca hüznü vura vura öleceğim... HÜZÜN ŞAİRİ (08.07.2007 23:24:00) Nimet Yıldız |
Yüzünde eller sonsuz denizin Gömelim yüreğe dediğim durum Saçların en derin bir gökyüzüdür Varamaz ellerin merdivenleri Her an bir güvercin çırpınır durur Kalp atışlarında ve gözlerinde Bir sırdır içinde evler anneler Çocuklar başında bir yeşil çelenk Göklerden bir haber gibidir umut Görünmez bir yerde saklanmış mahçup Su gibi içtiğin çok zor son on yıl Sadakat anıtı bir sonbahardır Duygu ve sabırdan bir deri giydin Kuşandın demektir ölümsüzlüğü Bulutlara gömülü sedeften yüzün Dünyanı kuşatmış destansı hüzün M. Akif İnan |
Kaybolan Yillar Hatirlarmisin gecenin bir vaktinde pencereni açip yildizlara bakardin, Ben ise pencerenin kenarinda duran iki saksi çiçegi arasinda açan yildiz gözlerine bakardim. Bazen gülümser bazen aglardin , içindeki arayista kendimi arardim. Oysa sen yildizlarina adini koyarken ben ise saçlarinin her bir teline bir isim koyardim. Uzun kis gecelerinde pencerenin bugusuna parmaklarinin ucuyla papatya çizerdin. Bir çocuk gibi gülümser bir cocuk gibi dudak bükerdin Ben ise içindeki sakli çocugu gözlerimle severdim ve bir cocuk gibi aglardim aglardim aglardim. Ama sen hala çocuktun görmezdin. Limanda vapurlari izleyisini izlerdim bazen, saçlarini tarayan ruzgari , el salladigin vapurlari kiskanirdim. Oysaki denizlerden daha derin, vapurlarin ufkundan daha gizemli yuregime hiç el sallamazdin, Çünkü sen çocuktun ve ben bir cocuk gibi aglardim aglardim aglardim. Beyazlara bürünen güvercin gibi avucumdan uçup gittigin gün, yüzünde gülücükler, saçlarina savrulan çiçekler , adim adim mutluluk dedigin yaban ellere yürürdün. Oysa ben üstüne savurdugum umut karanfilini saçlarin tasimaz düsürürdü, ve üstüne basip gectigin zaman, bir volkan gibi yanardim yanardim yanardim. Mutlu deilsin , oyle duydum tanidiklardan , Gözlerinden akan yagmurlar beni arar, Vapurlara el sallamiyorsun artik. Oyle masum bakiyorsunki denizlere , belkilerle baktigin vapurlardan çikarim karsina diye. Oysaki o limanda yeni bir umutla kaybolan yillarimin arasinda seni hergün ararim ararim ararim. ismail Akman |
Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana,sade bir kurdeleyle süslenmiş. Çöz kurdeleyi ve kaldir yavasça kutunun kapağını. Mavi bir gül koydum içine Ebedi sevgiyi gör yaşa ve hisset diye. Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya Bir cennet resmi yapıp içine gir diye. 19 yapraklı papatyalar yerleştirdim Falında şansa yer bırakma diye. Düşler serpiştirdim gizlice,düş kurmayı unutma diye. Bir tanede elma şekeri yerleştirdim,içindeki çocuğu yeniden tadabil diye. Boğazın kokusunu,çayın sıcaklığını ve taze simidin tadını koydum içine İstanbul sevgisini yaşatalım diye. Güneğin batışını billur suyun sesini,kırmızıyı gelinciklerin saflığını,taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım, Ruhlarımız aç kalmasın diye. Kutuya biraz da sevecenlik koydum,güçlü ol diye,çünkü acımasız olan güçsüzdür. Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için. Kısa dünya hayatında kavgaya yer yok diye. Bir buket sevgi,bir yudum aşk ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylaşmayı anımsayalım diye. Sevdiklerimize onlari sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim. Hemen simdi bunu yapalim diye. Içtenliği,umudu neşeyi, bağışlayıcılığı,hoşgörüyü,saygıyı özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım. "Ben" in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye. Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yaziyor. "Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.Yaşamak için yarını bekleme,al yaşamı kollarının arasına ve sımsıki sarıl,yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver. Kısacası bütünüyle "Insan" ol. Unutma yasam dokuması henüz tamamlanmamış,olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin.Kimseyi kırmamak ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene. Bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda ne aklın kalsın geride ne de kırık bir yürek " |
Kirli Yüzlü Melekler sayende şayeban olduk istanbul şehri sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi saplanıp hançer misâli bir hilâl sokaklar serseri biz serseri yüksekkaldırım’da bir cezayir şarkısını dile getirdi plâklar cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir sinemalar neredeyse boşalacaklar vay anam vay sen ne dersin istanbul sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin kimin gücü yeterse kahretsin parasızlığı sefalet akıyor gürül gürül sokaklardan yol üstünde bir şehvet çarşısı tıklım tıklım yol üstünde sevda pazarlığı aşk pazarlığı kurtulamadık gitti bu denli kepaze hayattan hep böyle gecelerin koynunda yaşadık geceler serseri biz serseri karakoldaki aynada safran gibi kirli yüzümüz gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta elleri kırılmış kavala dönmüşüz sen söyle serseriler kralı istanbul sen söyle iki gözüm hangi merhem çâredir şu bizim yaramıza yel üfürdü su götürdü gençliğimizi elimiz boşa geldi meydanlarda kaldık meydanlar serseri biz serseri sağımız sefalet solumuz ölüm işte geldik gidiyoruz kahrolasın kahrolasın istanbul şehri Attilâ İlhan |
ACIMIN SOYADI Irmağın söğütlerin sesiyle Söylüyorum bu şiiri Senin o kırılgan sesinle Badem çiçeklerine Sabahın ilk ışıklarına Dönüştürüyorum hüznümü Hüznümü ve acımı Öfkemin karanlığı Korkutuyor beni Bir orman çiziyorum Sesime kattığın sevinçle Yalnızlığımın üstüne Kıyımlar yaşamış yalnızlığımın Kuşları unutmuyorum Ve su başlarını Bir geyiğin avcısına bakan gözlerini Sevgimin silgisiyle sildim öfkemi Öfkemi ve acımı Yerine yeniden adını yazdım Adın acımın soyadı Bedrettin Aykın |
YAN YANA İKİ ÜLKE GİBİYİZ SENİNLE Yan yana iki ülke gibiyiz seninle, ayın önünden geçen bulut, önce seni karanlıkta bırakır sonra beni, senden bana eser, yerine göre, yerine göre benden sana, şakaklarımızı serinleten rüzgâr. İki kıyı gibiyiz karşılıklı, hem ayırır bizi, hem bağlar birbirimize aramızda akan ırmak. İki tarih sayfası gibiyiz art arda, birinde başlayan cümlenin sonu, ötekinde düğümlenir ancak. Geldiği vakit hasat günleri, iki ayrı ağızda aynı anda beliren bir gülümseme gibiyiz seninle ve iki ter damlası gibiyiz alnında elbirliği ile üretilip kardeşçe bölüşülen bir dünyanın... Kemal Özer |
| Saat: 22:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık