![]() |
Yıldızlarla ağlaşırsam huzuruna al beni Işıklarınla aydınlat mahzeninden sal beni Bu bir davettir sevgili, boynunu bükme garibin Bahçesinde hüzün biter yaşını dökme garibin Uçurulan güvercinin kanadında aşk yazılı Korkutursan konmayacak, sonsuza yemin yazgılı Adımlıyor yollarını aşk suyundan kana kana Isırgan zehir bakışlar zehrini akıtır o'na Mühür gözlüm yüreğimden yüreğine ör beni Kalbinin kıyısından limanına sür beni. mehmet yaşar genç |
Sadece Sen Seni düşünmediğim zamanlarda Gözlerini görüyorum karşımda. Gözlerini görmediğim zamanlarda, Saçlarını okşuyorum büyük bir hazla. Saçlarını okşayamadığım zaman da, Seni düşünüyorum. Anlıyacağın çok meşgulüm seninle İlgili zamanlarda. Kendime bir dünya kurdum. Sadece senin olduğun, Ve ben, En mutlu insanım Kendi dünyamda. Özlem Uluğ |
Biliyorsun Yaşıyor muyum bilmiyorum sensiz Peki sen nasıl yaşıyorsun bensiz Gecelerim bile aydınlıktı seninle Karardı sensiz gündüzlerim bile Hani ben sensiz sen de bensiz yaşayamazdın Ben denedim yaşanmıyor sensiz Sen denedin mi nefes alınıyor mu bensiz Hayatta olduğunu bilsem Bilsem bensiz yaşayabildiğini Gelmez miyim yanına Bulmaz mıyım seni sanıyorsun Ararım geceler boyu biliyorsun Bilsem göçüp de gittiğini buralardan Gelmez miyim sanıyorsun yanına Dayamaz mıyım silahı kafama Gelirim yanına biliyorsun Bir haberin gelse, burdayım desen Bırakamadım seni desen Dünyanın öbür ucuna gelmez miyim Bulmaz mıyım seni sanıyorsun O yemyeşil gözlerine bakmak için canımı Bütün hayatımı,yalnız seni alarak içinden Veririm o küçücük kalbimi veririm biliyorsun isimsiz kral </B> |
Önce Zambakları Çaldılar Uykularımızdan Görüyorum; Sizinde göz bebeklerinizde sancısı aşkın Yağmur ıslatamadığından korkuları belki; Bakışlar şaşkın.... Nezaketini yitiren her kelime İsyanın gün batımı dudaklarınızda Duysanız sus azaplarını Konuşmazdınız böyle! ......Önce zambakları çaldılar uykularımızdan ......Sonra kaybolmuş zamanlara sattılar.... Sizin de kulaklarınızda hırçınlığı sevdanın Hep bitecek gibi sözler Bir baharı daha solacak ellerimizde Nur siyahı dünyanın! Asalet baş eğiyor kirpiklerimizde Artık,ateş çemberine takılı gözler..... Sevseniz mutluluk anlarını Yazamazdınız böyle! ......Önce zambakları çaldılar uykularımızdan.... ......Sonra,göz yaşı diktiler rüyalarımıza... Sizin de dudaklarınızda hicranı şarkıların Buğulu senfonilerinde ıslanıyoruz Düş kokulu yıldızların Yalnızlığın omuzunda başımız Hüzünler yer tuttu şiirlerimizde Görseniz bahar kışlarını Gülemezdiniz böyle! .....Önce zambakları çaldılar uykularımızdan .....Sonra,eskimeyen günahlara astılar.... Görüyorum; Sizin de saçlarınızda ağırlığı hayatın Pembe gülücükler bırakıyoruz gökyüzüne Mutlu bir şehir kayıyor ellerimizden.... Temmuz anları donuyor sabahların.... Bilseniz can yangınlarımı Konuşmazdınız böyle! ... .....Önce zambakları çaldılar uykularımızdan ......Sonra,kor ateşlerde yaktılar.... Nuray ALPER |
Unuttuğum İstanbul Hatırını mı sordun! İstanbul’un yıllar sonra, Unutulacak şehir değildi o. Oysa ondan başka hiçbir şehir şahit değildir, Yusufçuk kuşlarının insanlarla dost olmasına! Kız kulesinde şarap tadı kaldı damağımda. Unutulmuş hatıraları özledim. İstanbul’da bıraktığım çocukluğumu özledim, Bebek sahilinde ilk ve son görüşüm idi, Unutamadığım Mehmet amcayı. Ah be! Mehmet amca sende olmasaydın, Bekleyecektim günlerce, Bir tek balık çekene kadar Balık geçmez sahillerinde. Ada vapurunda bayat simiti, Bozcaada’nın sessizliğinde Fayton seslerini bile özledim. Oysaki o gün ne güzeldin İstanbul. En kuytu bankında oturuyorken Gülhane’nin Askerlere yakalanmayı özledim. Maçka parkında yanan dudaklarımı, Ben özlemesem bile O günkü İstanbul mutlaka özlüyordur. Oysaki o gün ne güzeldin sen İstanbul. İstanbul hala sırlarını kopartamadı yüreğinden, Günahlarla sarıldı sigaranın içine İstanbul Gizlice içilen o içkide de vardı İstanbul. Zaten hep İstanbul suçludur sorumsuz hayattan. Ama iyisi ile kötüsü ile bütün sırlarımı sakladı İstanbul. Balat sokaklarında söndürmüştüm geçmişimi, O kırmızı kilisenin tepesinde bırakıp çocukluğumu Son bir kez kaydım tahtadan yapılmış kızağımla, Haliç’e kadar Oysaki o gün ne güzeldin İstanbul. Hangi sevgilim ile gezmiştik Kuruçeşme sahilinde, Ne büyük hayaller kurduruyorsun İstanbul! Hani evlenince dolmabahçe sarayında oturacaktık. Sorgusuzca her şeyini sahiplenmiştim İstanbulun, Çünkü o gün suyu bile bedava idi İstanbulun. Haremde oturduğum bankı bile özledim. Pamuk şekerimde tatlanan ve çocukluğumda son bulan Kadıköy’ü de özledim. Oysaki o gün şekerimi sen tatlandırmıştın İstanbul Aşiyan yolunda ayrıldığım sevgilimi özledim, Ayrılığımın nedenini asla unutamam Aşiyan köprüsünden atlayan asıl aşıklar gibi Sevemeyeceğimi anladığım an Ayrılığın tohumları dökülmüştü gözlerimden Oysaki o gün gökyüzü masmavi idi İstanbulda Yaslandığım çınarı bile özler oldum, Birde Tankların gürültülerini özledim Zafer Bayramlarında İstanbulun. isimsiz kral </B> |
Zamansız Ağrıyan Zamansız geldik cemre gibi düştük gökyüzüne ilk Düşün ki düş gördü çocuklar zemheride soğuk bir rüzgar ısırdı yanaklarını Üşüdü elleri çatladı endişe yazamadım ardına düştüğüm ezberi Kar altında kalan yeryüzü gibi bekledim ürpererek Üzerinden yangın geçmiş tenimde sakladım ateş kokusunu koklarsın açılırsın diye Ellerim gülden saklar korkusunu gel çocukluk etme Gitme Pencere önü mahpushanede görüş günü voltada yan yana düşen dostluklar yoluma çıkmış gitmemiş gün çoğalması Sevdam çeliğe su veren ustanın sevdası sokakta okulda çocuklar uzayan dövüşün dinmez çavlanı ABECE öğrenir gibi öğrenilir ölümün yalnız gidilen sır zamanı Gelip dayanır kapımıza çıvgın haziran yağmurları bereketli Akşamdan sabaha yürürken leyli daha çok can alır kurşun seli Kimse büyütemez sessizliğini dargın koyma beni ortalarda zamansız gelen çiçek açmalarda kucağına atma umarsızlığın Gel çocukluk etme Yağmur yağabilir kuşlar susabilir bıyıklarım ıslanırsa üşürüm gitme Kanlı mayıslara bırakma beni Su gibi sabah gibi bir mevsimlik olsun sıcaklığına sarınayım Gel dokun alnımın çatına Gözlerin kınalı bir mermi vur gözlerimi ısınayım Munzur dağında çocukluğum kaldı Karasu’da kanlı gömleğim En zehir zamanımdır leylim Geldim dayandım kapına medet umduğum sensin sürgün ardı Gel çocukluk etme gitme Babür Pınar |
Arkadaşlar görüyorum ki çok hoş paylaşımlar da bulunmaktasınız , fakat bu paylaşımlarda bir kaç arkadaşımız şair isimlerinin belirtilmesi konusunda hassasiyet göstermediğini görüyorum ... Yaptığınız paylaşımlarda lütfen şair ismi belirtiniz ! |
Sabah Yıldızı Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime, Nasıl da ışıldıyorum bir görsen, Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde, Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden Dudaklarımda sevdalılara ait Eski bir mehtap şarkısı.. Ben seni unutmak için sevmedim İşte doğduğun o virane evdesin, Nasıl bakarsa su toprağa Öylece bakmaktayım sana, Yolunu gözlemekteyim senin, beklemekteyim… Gözlerin dalgalanmakta olan bir mavi deniz Ben dalgalı denizin kucağına aldığı Sabah Yıldızı, Denizin mehtap şarkısı güzel Gece yıldızları kıskanmakta bu Sabah Yıldızı’nı, Bütün balıklar mutludur denizlerde Bir deniz girdabı çeker beni içine, Çaresiz bir kuştur çırpınan ellerim Mavi denizinde gözlerinin, Bu tekne ben miyim mavi denizinde yüzen? Bu rüzgar ben miyim, sarı gök yüzünü dalgalandıran? Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime, Nasıl da ışıldıyorum bir görsen, Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde, Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden Dudaklarımda sevdalılara ait Eski bir mehtap şarkısı, Ben Sabah Yıldızı. Zafer Şık |
Aklımdasın http://www.resimekle.gen.tr/imagehosting/images/WQI89141.jpg Aklımdasın Şimdi, şu an elimin altında Yeşili terlemiş Bir tabak erik Bir bardak serin su yanında Aklımdasın Saksıdaki toprağımda Yaprağında sardunyanın Dalgalandır dalgalandır rüzgarım Olur a ansızın alabora Anımsayamadığım bir sözcük Yüzünle birlikte gelen Ama tedirgin, ama yitimsiz Devingen Soluk bir fotoğrafta Zamanı geri çeken Aklımdasın... Ece A. Günel |
Bahar Sevgili tutmuş yularımdan beni, develer gibi habire çeker. Esrik devesini böyle nereye götürür, böyle hangi katara? Hem canımı çiğnedi benim o, hem bedenimi çiğnedi. Gönlümü bağladı benim o, kırdı şişemi. Ne iş yaptırmaya götürür, bilmem, nereye götürür beni. Sevgili takar beni oltasına, atar karaya balık gibi. Sevgili kurar gönlüme bir tuzak, avcıdan yana çeker sürür beni. Bakarım tabiat başlar büyük işine: Bulutlar gelir uzaktan katar katar, küme küme. Bulutlar sular ovaları. Bulutlar yürür dağlara doğru. Uyanır açar gözlerini yeryüzü. Gökler çalar davulunu. Dalların gönlüne çeker gülün özü en güzel kokusunu baharın. Tohumun gönlü başlar vermeye tohum. Ağaç durmadan söyler, döker içini. Mevlana Celaleddin Rumi |
| Saat: 22:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık