![]() |
ÖYLE TUTKUNUM Kİ Tatlı bir sevdayı aşka getirdin Öyle tutkunum ki hastayım sana Severken gönülden hazza erdirdin Öyle tutkunum ki hastayım sana Seyir eylesem bir bir her diyarı Göremem inan ki sen gibi yarı Yaşatıyorsun dört mevsim baharı Öyle tutkunum ki hastayım sana Sen bir kuş misali gönlüme kon da Cıvıl cıvıl dolan damarda kanda Beni canlı tutan, sendeki canda Öyle tutkunum ki hastayım sana Güzelliğine her an kana kana Bir bakınsam şöyle dalıp ta sana Neşe kaplar seni taşıyan cana Öyle tutkunum ki hastayım sana Yanıp küllenmekse senin elinde Hazla savrulurum aşkın yelinde Tozar da gezerim zerre halinde Öyle tutkunum ki hastayım sana Aşka doğru giden kararlığında Değişme olmasın tutarlığında Yanındayım hep, her dem darlığında Öyle tutkunum ki hastayım sana ENGİN NAMLI 00:51 01.07.2006 |
Gecenin Aş Erimlerinde “Ay usançlarında dolaşırken Gece dolunaya aş ermelerde...” Yaşanmışlığın hayli ötesinden Gelirken ağlamsamam Birden sevdaya döner efsun yanlarım Gözler vurgun demlerinde Niyetler dökük Salkım sevdalarsa sam yellerinde tutsak Irar nefreti sevdanın medusa nazarında da İç çırpınışlarında saklanır Türkü dalışlarım Oktavlarında yokluk buluşmalarındayken nefes Gece dünkü gece hayallerimse tıpkıyle vaki Sayışmaz aşklarım ödenti bedenlerle Her buse mühürdür mızrap söylemlerinde Takıntısı bukle bahar döngüsü izleriyle İner safha safha yakamoz meşk esintilerinde Ne mum ışıltısıdır uzanan gönüllere Ne de çakar almaz feridir teninde yanan Kumsal yalayışlarında dalga toyları Öylesi sevişgen öylesi titreyişler Süzülürken nazendeler deniz kızlarına Türkü olur sevdam yanar fenerlerinde Telaşa yol verirken güz dolayları Ürpertisi asudedir saklanmaların Çocuk gözlerinde sıla duruşları İndi inecek hatim soylu sevdalar Saklısı yırtık mey kahkahaları ve Beyhude acılar dolaşırken güncelerinde Gece hala aş erer Kokusu sıyrılmış sevda tenlerinde... |
YAŞANMALI Tüm haşmetiyle gelen Hüzün mevsimi Tüm olgunluğuyla ikinci bahar Yaşanmalı Yaşanacak olanları Yaşamalı Kışa girmeden Belki yanlız Belki değil Dolu dolu Kimseyi incitmeden Kırarak zincirleri Özgürlüklere zarar vermeden Yağmuru hissederek tüm iliklerimizde Belkide sararıp yerlere düşen Yapraklara bakarak Biraz hüzünlü buruk Birazda muzip bir mutlulukla Bakmalıyız Belki yanlız Belki değil Hissettiklerimizi yaşamalıyız 07.04.2006 / serpil |
Ben Doğuyum Ben Doğuyum, Güneşin doğduğu yer, Ne güneşler doğurdum; Gökteki güneşten başka. Gökteki Güneş, Yıldız sayılır, onların parlaklığında. Ademin çocuklarına beşikler verdim, Nuh’a gemi, ormanlarımdan. Musa’ya Asa, İsa’ya Kâse Muhammed’e minber verdiğim gibi. Havva’nın ninnisi söylenir, ovalarımda. Dağlarımda Davud’un avazı, Tur’da Musa’nın sayhası, Bilâl’in çınlayan ezanı gibi, Ben Doğuyum, hem Orta Doğu, Ne medeniyetler, doğurdum, gerçek medinelerde Ne şehirler kurdum. Babil’den,Ninova’dan Kudüs’ten sonra. Ne Krallar yükseltip alçaltım, Karun,Nemrut, Firavundan başka. Yollarımda Peygamberlerin ayak izleri var, Şu İbrahim’in Mezopotamya’da, Oradaki, Nasara’lı İsa’nın Ya Muhammed’in izleri, Mekke’den Medine’ye kadar. Ben Doğuyum, Güneşin doğduğu yer, Ne güneşler doğurdum, Gökteki güneşten başka, Konfüçyüs, Zerdüşt, Buda, Fikir adamıydılar, dava adamıydılar. Sonra Aristo, Platon Greec’i, Roma’yı kurdular. Farabi,,İbni Rüşt, İbni Sina Doğudan aldıkları ışıkla, Batıyı aydınlatıp, Dante’yi ve Nietzsche’yi çıkardılar. Sonra soyguncular, talancılar geldi Bendeki işbirlikçilerle, Barbarlar, mülkümü yağmaladılar. Romalılar ve başka barbarlar, Ser verdim sır vermedim. Ürettiğim bütün zenginlikleri çaldılar; Altın mücevher, petrol ne varsa, Her şeyimi aldılar, ruhumdan başka. Götürüp apartman, gökdelen kurdular, Ama ruhsuz, ama taş,beton, demir yığınları, İnsanları hapsetmek için “çağdaş” zındanlar. Adına şehir dediler, şehir görmemişler. Şehir, Semerkant’tı Buharaydı, Bağdat’tı. Çevresi bağlar, bahçeler Adam gibi adamların yaşadığı yer. Ben Doğuyum, Güneşin doğduğu yer, Ne güneşler doğurdum Gökteki güneşten başka, Öyle parlak öyle parlaktılar, Güneş yıldız kalırdı onların ışıklarında. Nur yüzlü Havariler. Daha binlerce veli, aziz ve azizeler Hallac,Yesevi, Arabi, Mevlana, Yunus’lar O hikayesini dinlediğiniz, Küllerinden yeniden doğan. Zümrüdü Anka kuşu ; Benim Kaf dağımda yaşar. Ben ölümsüzlük iksiri içtim, Bende Cebrail nefesi var. İnanmazsanız Semur’a sorun, Bilir, o nefes neye yarar. Yeni güneşlere gebeyim, Doğurup, çalamadıkları ruhumu vereceğim. Ali’ler,Selahaddin’ler,Alpaslan’lar, Meryem’ler, Rabia’lar. Eski günlerdeki gibi, Bir doğurdum, bir doğurdum mu! O zaman bendeki keyfi görün, Nasılda kınalar yakacağım ellerime, Tüm gelinlerimin kınasından parlak, Yılanlar,çıyanlar kaçacak delik arayaca |
'BANA aşık mısın?' Sevgiliniz bu soruyu sorarsa eğer, ki sormaması düşünülemez,cevap vermek için süre isteyin. Bunu Ancak... Her şey bitince. Sular durulunca. Heyecan dinince. Zaman geçince. Sevgiliniz çıplak kalınca... Anlarsınız aşık olup olmadığınızı. * * Düşünün şöyle bir... Tarih olmuş sevgililerinizi aklınızdan geçirin. Hani o deli gibi kıskandığınız birisi vardı... Ne o? Yüzü gözünüzün önüne gelmiyor tam olarak değil mi? Hani bir de ayrılırsanız öleceğinizi zannettiğiniz birisi vardı... Biliyorum, şimdi adını bile anmak istemiyorsunuz. Peki onu kaybetmenin dünyanın sonu olacağını düşündüğünüze ne oldu? ''Hayatıma girmeseydi de olurdu'' diyorsunuz, duyuyorum. Düşünmeye devam edin. Biri var ki... Onu hatırlayınca derinlerde bir yerde bir sızı duyuyorsunuz. Zaten o tam olarak çıkıp gitmedi ki hayatınızdan. Artık hiç görüşmeseniz de var o. Bir yerlerde saklı duruyor. Siz onu gercekten sevmiştiniz. Aşk biter ama izi kalır. Her ilişki bir sürü anı bırakır ama iz bırakan aşktır. Ve galiba bir kere aşık olur insan ömründe. Ve maalesef onu da ötekiler gibi yaşar. Keşke o sırada farkında olabilse... Hayatının aşkı olduğunu bilse. Gerçi bilse ne olacak? Hiçç. Yine de bitecek. Şu anda aşktan aşka koşanlar bu dediklerimden bir şey anlamayacaklardır. Anlamak için biraz durulup uzaktan bakmak lazım.* Pakize SUDA |
Bir Yolculuk Esnasında Bir an hissettim hızın nefesimde Nasılda içimde bir boşlukta Öylece alaca karanlığa doğru süzülüşümü Damarlarımda ki kanın çekilişinde Aldanmamıştım dikkatsizliğimin verdiği Bir anlık korku dolu kaygılarıma Duymak için ilerliyordum Umudun hıçkırıklarını Mutluluğun mu bana doğru yaklaşan adımlarını Saymaktan ki başka yoktu şansım Bana açılan kapılardan kaçışan ışık tanelerini Bir yolculuğa çıkmıştım uzun sessiz ürkütücü ve bir anda Resimlerimdeki maviliğinde eşsiz benzersiz tadı bir yandan da hayatın acımasız suratıyla kendimi buldum bir yolculuk esnasında bedenim gidiyor ama ruhum mavi resimlerimde hala... |
Hayal ve Gerçek Ay ışığı pencereden girsende Senden yana hayal kurmak ne güzel Ya bir otobüste ya bir trende Gurbet ilden sana varmak ne güzel Aşkın mayasını senden alıp ta, Şekillendim sevda denen kalıpta Evinizin kapısını çalıp ta, İlk çıkandan seni sormak ne güzel Umudu yoksula bol verir Hüda Bin tohuma can var bir damla suda Gerek uyanık ol gerek uykuda Benden bakıp seni görmek ne güzel Kurumadan daha yolculuk teri Gel diye yanına çağırsan beni Bırakıp bir yana gamı kederi Doya doya seni sarmak ne güzel Aşk deyince anlattığı her şeydir Öldürdükçe tadı gelen bir şeydir. Azraile can vermesi zor şeydir Sen istersen sana vermek ne güzel. |
Yorgunum. Ağır kokulu bir hazan , hüznünü omuzlarıma, Yorgun güller renklerini topraklara bırakıp gittiler. Şimdi yalnızlığımla ben, Güneşe serdik hayatımızın kirli, küflü gözyaşı ıslaklığını, Acılarımızı kurutacak yeni rüzgarlar bekliyoruz. Ellerini tuttukça buz kesen parmaklarımı, Birgün, karayağız bir umut gelip ısıtacak elbet. Artık sorgulamayacağım, hataları. Kaç gidenin, kaç geleni heba ettiğini saymayacağım. Sadece; Bari onlar ayrı kalmasınlar diye, Yalnızlığımı, yalnızlığının yanıbaşında uyutacağım Söz!.. |
Yastayım Gecenin en derinliğinde Umutsuzluk beni sardığında Gölgeler içinde kayboluyorum Bu çıkmaz sokakta yürüyorum Çileler boğmuş beni Bu yolda yürümek zor En acısı sensizlik be güzelim Gören çaresiz der, umutsuz der Kimse bilmiyor ki çektiğim ask acısı Ama sen gittin gideli bu imkânsız aşk Beni yasta boğdu güzelim Acı değil, aşk’tan başka, ölümden farklı İmkânsız iste Bu yüzden son nefesime kadar yastayım. |
SEVİYORUM Bir çift yeşil göz beliriyor, Bakışlarımın bittiği yerde. Bir çift tohum yeşeriyor, Bu donuk kış toprağında. Bahar geldi zannediyorum. Fırtınalar kopunca yüreğimde, İşte o zaman anlıyorum. Bu tohum başka tohum, Bu bahar başka bahar. Bir sarhoşum ki sorma. Aklım bedenimi terk etmiş. Delicesine akıyor damarlarımda kan. Aşığım ben duyuyor musun. Seviyorum seni hissediyor musun FERD |
| Saat: 00:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık