![]() |
Akşamın sonlarındayım. Yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Her akşam olduğu gibi Yine sensizim... Ve sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Sensizliğime ağlıyorum Sessiz sessiz usulca... Her sayfada damla damla gözyaşı izleri, Her gözyaşının yanında hep aynı kelime, Hep aynı hıçkırık! Her damla bir "sen"le birleşmiş, Her "sen" gözümden bir damla eksiltmiş. Her akşamın sonunda, Bu defteri her açtığımda, Aklıma yalnız sen gelirsin... Hayır, yalan söyledim! Sen aslında hiç aklımdan gitmezsin... İçimdeki hasret öyle büyük ki, Seni bana bir an bile unutturmuyor. Geleceksin diye yolunu bekliyor yüreğim, Bir kuş gibi kanatlanıp uçuyor kalbim. Uçuyor, uçuyor, ama sana kavuşamıyor, Daha fazla bekletme, Kuşun ömrü bitiyor! Her akşam olduğu gibi, Bu akşam yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Seni andığım her yerde, Her "sen" deyişimde Bir damla düşüyor gözümden. Bak! Şimdiden on iki damla oldu bile, Başlığı da sayarsak tam on üç. Tam on üç gözyaşı, On üç kez kanayan hasret yarası. Geri kalanların bir kısmı yüreğimde, Bir kısmı ise gözlerimde saklı... Bu akşam da sona erdi artık, Sayfaya düşecek son gözyaşım damlamak üzere... Her akşam olduğu gibi Defteri yine aynı sözlerle kapatıyorum: "Seni seviyorum..." İşte son damla da düştü deftere... Şimdi başımı yastığıma gömüp Hıçkıra hıçkıra ağlayabilirim artık, Her akşam olduğu gibi Sana ve sensizliğime Bitmeyen, tükenmeyen gözyaşlarımı Harcayabilirim artık! İşte yastığa düşen ilk damla, Ve ikinci, Üçüncü, Dördüncü... OĞUZ GÖRGÜNOĞLU |
Yön yön sarılmışım ne yana baksam; Sarılan olur da saran olmaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam; Geçip de aynaya,soran olmaz mı? Bir parçacığım ben,bütüne hasret; Zaman döne dursun,o güne hasret; Ruhumsa zamanın üstüne hasret; Ebediyet boyu bir an... Olmaz mı? Necip Fazıl Kısakürek |
İki bıçak İki bıçak seç kendine Biri yaralamak için Biri öldürmek Pusu kur gözlerinin Karanlık gölgesine Biri sevmek için Biri ihanet İki yürek seç kendine Biri yaşamak için Biri gizlenmek Bir korkak,bir kaçak,bir firar Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk İçimdeki bıçak iki kere daha dönüyor Olduğu yerde Kalırsan sel basar yataklarımı Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde Kimi zamanlar olur sevgilim İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme Murathan MUNGAN |
Acıyı Ağlamak terim ağustos yağmuru gözlerim aşk bağdaşında senden bölünmüşüm ben ekinim kan olsa da biçeceğim doğumun klasik romantik desinler yaşamın ne çıkar ellerinde öleceğim Murat yıkar her yıl belleğimizi Seydan Köprüsü zamana karşı başımı taşlarda arayın Murat tokluğumuz kadar güzeldir herkesin kanı akar denize gün olur baş başa verir acıyı ağlarız Engin TAŞ |
Benim Şiirim Bakmayın çevremi kuşatanlara Hüznün,yalnızlığın şairiyim ben Issız ovaların nehiriyim ben İçimde işliyor derin bir yara Aşkın öldürmeyen zehiriyim ben Bakmayın çevremi kuşatanlara Hüznün,yalnızlığın şairiyim ben Kapattım kalbimin son kapısını Dokunun;boşlukta bir taş gibiyim Hafızası ölü nakkaş gibiyim Çekiyorum mutsuzluğun yasını Ayaklara mahkum bir baş gibiyim Kapattım kalbimin son kapısını Dokunun;boşlukta bir taş gibiyim Ölümü yaşadım ölmeden önce Bana sonsuzluğu beklemek düştü Mazide benim de yüzüm gülmüştü Uyandım,mutsuzluk geri dönünce Ölümü yaşadım ölmeden önce Bana sonsuzluğu beklemek düştü Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm Adını yazsana dudaklarıma Zaman kan süzüyor kulaklarıma Hıçkırığa mahkum biçare gönlüm Haydi takılıver ayaklarıma Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm Adını yazsana dudaklarıma Bulsam Kafdağı'nın eteklerini Başımı çevirip gitsem mi bilmem Ben ki yaranamam,şakaya gelmem Kuruttum bengisu peteklerini Karanlık dolu bir dünyada gülmem Bulsam Kafdağı'nın eteklerini Başımı çevirip gitsem mi bilmem Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız Biraz sevdasınız,biraz nazsınız Kimse benim gibi ağlayamadı Belki gülersiniz,inanmazsınız Umutlar sultanı anlayamadı Sizler beni asla anlamazsınız Nurullah Genç |
seni sevmekten vazgeçemedim Ellerimi uzattığımda yakacağını bilsemde Yüreğimi actığımda harcıyacağını bilsemde Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim Açan gonca güllerimi soldursanda Derdimin üstüne dert katmış olsanda Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim Bana yar gözü ile bakmasanda Sana olan sevgimi harcasanda Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim Can evimden beni vurmuş olsanda Tutunduğum son dalımı kırmış olsanda Seni sevmekten ömrümü sana vermekten Hiç vazgeçemedim gülistan eryörük |
yitirdim seni Durakta beklerken görmüştüm seni ilk, Üniversite dolmuşuydu gelen, her zamanki gibi dolu Sen bindin ben binemedim. Daha ilk gün orada Güzel bir bahar havasında Yitirdim seni. Dolmuşun gittiği yer belli. Aynı fakültedeymişiz oysa. Zamanla tanıştık, Zamanla paylaştık. Güzellikleri beraber yaşadık, Çok fazlada değil 1 sene sonra Bir kelebeğin ölüm saatine yakın Yitirdim seni Oysa seviyordum seni, Fen bilgisi defterimde olmasa da şiirlerim vardı sana dair, Gördüğüm yerede yazıyordum isminin baş harfini Tüm kurallarına uyuyordum aşkın Ama sen çıkıp gittin, Hava biraz yağmurluydu Yitirdim seni Gece karanlık, hüzünlü ve uykusuz Gece soğuk. Sokak boş ve ıssız, Evler kimsesiz. Kapıdan çıkıp gittin. İşte böyle bir geceydi Yitirdim seni Şimdi çok kahve içmemden diyorlar Geceleri yazmamı ve sabahları uyumamı Uykusuzluğum çaydan değil, Bilmiyorlar Uykusuz bir geceydi Yitirdim seni volkan kaz |
Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Derdini ağlarken yanan bir muma İpek saçları elime ördüm Ve bir kemend gibi taktım boynuma Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Bir damla inciydi kirpiklerinde Aşkın ıstırapla dolu rüyası Bir başka güzellik var kederinde Bir başka güzellik ruhunun yası Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Leyla, Leyla, Leyla......... Söz:Ahmet Hamdi Tanpınar Müzik: Halil Karaduman |
buğulu sevgili bir gül açtır zamansızca,amansız gözlerinden ey buğulu yar! anne sıcaklığındaki avucunla dokun tenime. titret heyecanımı pare pare… yağmurlar yağdır gönlümün bamteline… asi martılarını sal, konsunlar tasasızca gözlerime. toprak değil,senin kokun sinsin yağmurdan sonra beş duyuma. güneşin şalını bürün o ıslak saçlarına. sonra gönlümün rutubet duvarlarında asılı sarkıtlarıma tutunarak, o buğulu gözlerinin o gizemini göster bana; ki…O an Fatih’in İstanbul’unda bulayım kendimi ya da Yeşil Kubbesinde Mevlana’nın… ne vakit elime kağıt alsam, sen doluyorsun kalemimin mürekkebine. bir sen oluyorsun kalemime yakışan. her harf seni çiziyor, her kelime buğulu gözlerini… oysa her yanım ıssız ve savunmasızken, karanlığa çakılan bir kibrit gibi sen doğdun titrek gönlüme. bu ufacık aydınlıkta,o ince saçların belirince, öncesinde; mağarada bulurum kendimi,o “Dosta” yoldaş olan örümceğin ağında… sonrasında; Kabe’yi kurtarmaya giden,Ebabil Kuşlarının ayağındaki ateşli taş olurum göklerde… biliyor musun; burada herkesin sevgilileri var el ele dolaşan. burada herkes birbirine sevgi cümlecikleri kuruyor… bense onların yanında masum bir güvercin gibi,ürkek duruyorum. biliyor musun o an aklıma sen geliyorsun. hani onlar sevgi cümlecikleri kuruyorlar ya, ben de sana kuruyorum o an, gözlerimin önündeki hayaline. hani onlar el ele tutuşuyorlar ya, ben de cesaretimi toparlamaya çalışıyorum karşında,elinden tutabilmeye. ama, ansızın yüzüme değen yağmur damlası şimdi,beni kendime getiren, hani seni başka biriyle gördüğüm gün, yağan o yağmur damlası… o tutmuştu elinden…saçlarına dokunan oydu…gözlerinle konuşanda… şimdi bu kızgınlığımla “Musa” olsam; asamı vursam da denizi ikiye bölsem. o denizde “Nuh”un gemisinde yolculuk etsem. susuz kalsam da denizin ortasında,”Yusuf”un kuyusundan su çeksem. bu yalnızlığımda dağda “Yunus”a yoldaş olsam da, kekremsi bir tat bıraksam dillerde. yine de derdimi anlatabilir miyim o vefasız yare… yine de seni seviyorum diyebilir miyim gözlerine bakarak… yok yok,bu seferde “Yusuf”una aşık “Züleyha”nın aşkı gibi, gömdüm seni gönlümün derinine. artık gecenin onulmaz çığlığına yasladım hüznümü. senin hayalinle girdim yıldızın o perili rüyasına. bu gece de rüyamda seni görürüm umuduyla kapıyorum gözlerimi sana,son kez. elveda buğusunda kaybolduğum sevgili… elveda… rahim şakacı |
sevgiye laik olan Dolumu sandın bendeki bu aşkı. Yağmur yağdığında teğreşsin. Güneş cıktığında unutulsun. Sevgimiydi sendeki bana karşı. Yoksa hevesmiydi..? Söylediğim sozle aşka kıyak,sevgide rastlantımıydı...? Deyildi gülüm. Ayrılığa inat gelmedimmi diyarımı terk ederk sana. Söylediğin sözler ne aşka nede sevgiye bağdaşacak bir hal deyil. Sevmeyi bildiğini zan ederek gelmiştim. Hüsnü cihanımı terk ederek. Ama nerden bilirdimki sevgin bir hiç kadarmış. Hey kaşına gözüne hayran olduğum. Sevgiyi sevgiyle bağdaştıran kız... Sana kırmızı gül diye sevgisini vermeyenler utansın. Gülü vermesini bilmesen,Gülü vermesini bilen cıkar elbet. SEVGİ'Yİ hak eden SEVGİ'ye (F) . aziz altınten |
| Saat: 13:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık