MsXLabs
Sayfa 5 / 71

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Asla Bitmeyen Konu (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/11-asla-bitmeyen-konu.html)

Misafir 22 Temmuz 2006 06:25

Fikirler paraşüte benzer açılmadıkları zaman hiçbir işe yaramazlar.

Geç kalınmış tebessüm idamdan sonra gelen affa benzer..

(ci)


Misafir 23 Temmuz 2006 04:31

Flash öğrendiğim günün, benim bittiğim gün olduğunu nerden bilebilirdim ki...? (ci)


TheGrudge 23 Temmuz 2006 09:31

HAYATTA KALMAK İÇİN SAVAŞ VERMEK GEREKİR...

EMEK OLMADAN MUTLULUK OLMAZ...

KÜÇÜK SEYLERDEN MUTLU OLMAK HAYATIMIZA ANLAM KATAR...


Misafir 25 Temmuz 2006 11:36

Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa
ben koca bir hayat sığdırdım...
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,
sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,
ruhumun en büyük yanılgısıydı...
Hayat bana en acımasız yüzünü
sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi...
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,
hayata başladığım yerde,
kalbindeyim...
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:
Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...


Misafir 25 Temmuz 2006 11:49

ekmek bulmak için sırtının yere gelmemesi gerekir

ekmek bulmak için akan terlerini serinletmen gerekir


Misafir 25 Temmuz 2006 14:33

dağlarda bulunan her taşın altını kaldırıp bakmak lazım,çünkü gerçeklere caddelerden çok patika yolaarda rastlanır...GERÇEKLER ASLA BİTMEZ...:bilmem:


Misafir 26 Temmuz 2006 01:45

Neslihan'ın Araz parcasından....
 
Araz..
Duyuyor musun beni?
Kapılar açık hadi gönlümde uyu biraz



Araz..
Görüyor musun beni?
Dünyamı senin gibi hiçbir göz dolduramaz



Araz..
Kaç çığlık biriktirdim içimde
Kaç defa kaçtım insanlardan
Sessiz uzayan sokaklara bak...


GusinapsE 26 Temmuz 2006 04:22

Afrika Atasözü
 



Her sabah bir Ceylan uyanır Afrika’da
Kafasında tek bir düşünce vardır
En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek.
Yoksa aslana yem olacaktır.

Her sabah bir aslan uyanır Afrika&da
Kafasında tek bir düşünce vardır
En yavaş koşan Ceylandan daha hızlı koşabilmek.
Yoksa açlıktan ölecektir

İster aslan olun ister ceylan
Yeter ki güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini
Hem de bir önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin…


evo 28 Temmuz 2006 10:49

Hayvanlar Alemi

Hayvanları sevmiyorum! Kimse kusura bakmasın!

1- Tünellerde park lambası ya da farlar yerine dörtlülerini yakan ÖKÜZLERİ...

2- Lastiği patladığında bunu sol şeritte değiştiren DEVELERİ,

3- Bir yaya geçsin diye yavaşladığınız veya durduğunuzda sağınızdan/solunuzdan bir de size ters ters bakarak geçen ÇAKALLARI,

4- Far ayarının ne demek olduğunu bilmeyip ya da ona verilecek 2-3 milyonu servet sanıp arkanızda gözünüzü kamaştıran DAVARLARI,

5- Karda önden çekişli arabasının arka tekerlerine zincir takıp sonra "abi bi el atsana" diye yardım isteyen EŞEKLERİ,

6- Dakikalarca aynalarına bakmadan otobanın sol şeridinde sizin süratinizden en az 50-60 km yavaş giderek salınan KOYUNLARI,

7- Yeni yıkadığınız arabanızı batırmakla mükellef cam yıkama fıskıyesini ayarlamaktan aciz BEYGİRLERİ,

8- Arabasında biriktirip çöpe atması gerekenleri yola atan DOMUZLARI,

9- Trafik 2 dakika durdu mu kornaya basan AYILARI,

10- Her yere tüküren LAMALARI,

11- Kapısına geldiği adamın ziline basmaktansa, kornasına basmayı tercih eden SIĞIRLARI,


MaRgHeRiTa 29 Temmuz 2006 01:57

Neden ?
 
* Hulk deve dönüşürken üstündeki elbiselerin tamamı yırtıldığı halde donu neden yırtılmaz? Elastik midir, nedir?

* Neden bowling oynamaya gelen dolgun saçlı üç kızdan bir tanesi "Kızlar B planına hazırlanın" der? A planını denemişler midir? Denemişlerse nedir?

* Neden ayak serçe parmakları bir gariptir?

* İpana 7 reklamındaki kız, diş doktoru "ne zamandır İpana 7 kullanıyorsunuz?" diye sorunca neden cevap vermeyip aptal aptal sırıtır? İpana 7'nin insanları aptallaştıran bir etkisi de kanıtlanmış mıdır?

* Neden mavi bir sebze veya meyve yoktur?

* Neden her yerde bir ''Dostlar Kıraathanesi'' vardır?

* ColaTurka reklamında gökdelenden sepet sarkıtan şahıs Joe Efendi'ye "Six ColaTurka, two ekmek" derken niye Joe Efendi sepete yalnızca six ColaTurka koyup ekmekleri sallamamaktadır?

* Neden sokakta çiftleşen köpekleri ayırmak için üzerlerine su dökülür? Doğada yapışıp bir daha ayrılamamış köpek çiftleri var mıdır?

* Neden Türk filmlerinde üniversitede okuyan genci canlandıran karakterlerin tümü T cetveli taşır?

* Neden sokaktaki çöp kutularının üstünde 'çöp' yazar? "Başka bir şey kutusu" olma ihtimali var mıdır?

* Dekatlon niye vardır? Bütün bunları tek tek yapanlar olduğu gibi bir de bu 4-5 arkadaşın yaptığını yapan tek bir eleman var paket halinde sunuyoruz" demek mi oluyor?

* Neden Demet Akalın adlı şahıs "üşüdüm çok üşüdüm" sözlü şarkısına yaz günü, bir plajda, bikinili klip çeker?

* Neden hemen hemen tüm spor haberlerini pencere markaları sunar? Sporla pencere arasındaki bağlantı nedir?

* Neden vj'lerin program yönetmenleri onlara hep kötü kötü bakmaktadırlar?

* Neden herhangi bir toplu taşıma aracında birisinin cep telefonu çaldığında en uç noktadaki bile kafasını aralardan uzatarak o tarafa bakar? Teknolojiyi kullanmak merak uyarıcı bir olgu mudur yoksa utanç verici bir durum mu?

* Neden Eurovision, "örovizyon" diye okunurken Euro, "avro mu okunsun, yuro mu?" diye tartışılır?

* "Maç TRT'de izlenir'' yazılı bir pankart tutan adamın tribünde ne işi vardır?

* İnsanoğlu netten bir şey indirirken neden bilgisayarın başından ayrılamaz?

* Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazılır? Hipokrat yemininde"arabami temiz kullanacagım" şeklinde bir madde mi vardır

* Bulmacalarda boru sesinin karslığı neden hep "ti"dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç "ti" diye ses çıkaran
boru görmüşler midir?

* Bir programı kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp bir bilgisayar programı satın aldıktan sonra"kabul etmiyorum" seçenegini işaretleyen bir takım saf kişiler mevcut mudur?

* Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde "en kısa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi binilir? Bir terslik yok mudur?

* Neden bazı kızlarımız şirin bir hayvancagız gördüklerinde "inanmiyorum!" derler, inanılmayacak olan nedir?

* Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittigini nasıl anlarız

* Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanırlar? Örn: Su anda 70 milyon kisi bizi izliyor...

* Neden sınavlarda "4 yanlis bir dogruyu götürür" seklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandırılırlarda; "4 dogru bil, bir dogru da bizden" seklinde bir kampanya baslatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

* Neden insanlar kapalı bir alandan yagmur yagan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan midir yoksa ondan tırstıgımız için midir?

* Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalısırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?

* Neden insanlar birbirlerine sarılınca saga-sola sallanırlar?

* Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sınıfına kadar ögretmene "ögretmenim" diye seslenirken altıncı sınıfta bir anda "hocam" diye seslenmeye baslarlar?


Misafir 29 Temmuz 2006 02:04

Mutlaka hepsinin bir nedeni vardır... Nedensiz ne var ki şu dünyada.. (ci)


TheGrudge 29 Temmuz 2006 11:04

Akan su asla kokmaz, kapı menteşesi paslanmaz.
Aşırı kalabalık tavuk kümesi normalden az yumurta üretir.
Ata eyeri ile kıymet biçme.
Ancak durgun su, yıldızları yansıtır.
Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır.
Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür.

  • Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir.
  • Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen bir aptaldır. Ondan sakının.
    Bilmeyen ve bilmediğini bilen bir öğrencidir. Ona öğretin.
    Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır. Onu uyandırın.
    Bilen ve bildiğini bilen akıllıdır. Onu izleyin.
  • Bin kilometrelik bir yolculuk ilk adımla baslar.
  • Bir adamdan şüpheleniyorsan onu işe alma, işe alıyorsan ondan şüphelenme.
  • Bir kere kaplanın sırtına bindin mi inmek zordur.
  • Bir köpek bir şeye havlar, diğerleri de ona.
  • Bir oyun oynayacaksan oyunun kurallarını, hisseleri ve bitiş zamanını önceden belirle;.
  • Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa o yerde güneş batıyor demektir.
  • Bir yıllık varlık istersen buğday, on yıllık varlık istersen ağaç, yüz yıllık varlık istersen insan yetiştir.
  • Büyük kişilerin iradeleri, zayıfların ümitleri vardır.
  • Bir sual soran beş dakika müddetle bilgisiz görünür, sual sormayan ilelebet bilgisiz kalır.
  • Bilen konuşmaz, konuşan bilmez.
  • Başkalarını azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi başkalarını affet.
  • Bir iş açmak çok kolaydır; onu açık tutmak ise çok zordur.
  • Bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır. Bütün anneler de ona sahiptir.
  • Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler.
Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır.
Dağın tepesine hangi yoldan çıkarsan çık, manzara aynıdır.
Dostunun alnındaki sineği baltayla kovalama.
Duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur.
Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, yaptığımı anlarım.


DEsssT16 2 Ağustos 2006 18:00

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

******

Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin, çünkü ALLAH gözyaşlarını sayar! Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi; üstün olmasın diye basından da yaratılmadı. ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye; kolun biraz altından korunsun diye, kalp hizasından SEVILSIN diye...


Misafir 3 Ağustos 2006 14:20



Misafir 5 Ağustos 2006 17:35

" Kendi kendime sordum;
Ne arıyorum ?
Ne istiyorum ben ?
Burada oturup şu tepeye bakmak yetmez miydi ?
Ne de güzeldi, şu romanın dediği gibi, adı neydi ?
Üç büyük çadır kuralım; Yüce Tanrım, biri senin için, biri Musa, biri de İlyas için ve geçmişsiz geleceksiz bitki gibi yaşayalım. Belki de cennet böyledir.."


DEsssT16 7 Ağustos 2006 02:46

Sevilecek biri olmadığınzamanlarda bile Seni Sevmeli...

Sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana
sarılmalı....

Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı..

Dost dediğin; fanatik olmalı;

Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli,

Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,

Ve ağladığında, seninle ağlamalı...

ama hepsinden daha çok;

Dost matematiksel olmalı

Sevinci çarpmalı...

Üzüntüyü bölmeli...

Geçmişi çıkarmalı...

Yarını toplamalı...

Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı...

Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı...

İşi bitince seni bir tarafa atmamalı.............


Misafir 7 Ağustos 2006 21:56

İnsanoğlu..

9 ay 10 güne kadar Ağlamaz..
10 yaşına kadar sevimli Yaramaz..
20 yaşında gençliğinin kıymetini Anlamaz..
30 yaşında hayatını yaşar parası Olmaz..
40 yaşında anlar ki parasız Yaşanmaz..
50 yaşında yolun yarısı Kaygılanmaz..
60 yaşında sağı solu belli Olmaz..
70 yaşında bir işe Yaramaz..
80 yaşında duymaz Anlamaz..
90 yaşına kadar muhtemelen Yaşamaz..
100 yaşında tarih olur Unutulmaz..
Yalnız istisnalar kaideyi Bozmaz.. ;)


DEsssT16 10 Ağustos 2006 15:07

KADININ KİMYASI

Iste kimyaci gozuyle kadin:
Element : Kadin
Sembolu : WO
Atom agirligi : 53,6 kg olarak kabul edilmis olup, 40 kg' dan 200 kg' a kadar degisik cesitleri de bulunmaktadir.
Bulundugu yerler: Dunya gezegenindeki tum kent ve kirsal alanlarda.

Fiziksel Ozellikleri

1. Yuzeyi renkli film tabakasiyla kaplidir.
2. Degisik sicakliklarda kaynar.
3. Bilinen bir sebep olmaksizin donar.
4. Ozel ilgi gordugunde erir.
5. Dogru olmayan kullanimlarda isirir.
6. Islenmemis metalden siradan maden filizine kadar pek cok halde bulunur.
7. Dogru noktalara basinc uygulandiginda urun verir.

Kimyasal Ozellikleri

1. Altin, gumus, platin ve kiymetli diger taslarla buyuk akrabaligi vardir.
2. Buyuk miktarlarda pahali maddeleri absorblayabilir.
3. Bir belirti gostermeksizin kendiliginden patlayabilir.
4. Sebepsiz yere cikip gidebilir.
5. Likitlerde cozunmez, fakat alkolle doyuruldugunda aktivitesi buyuk oranda artar.
6. Bilinen en guclu servet indirgeyici ajandir.

Genel Kullanim Alanlari

1. Genelde sus olarak.
2. Rahatlatmada buyuk yardimi olabilir.
3. Cok etkili bir temizleme ajani olarak.

Testler

1. Saf numunesi dogal halde bulundugunda rengi parlak pembeye doner.
2. Daha iyi bir numunesi ile kiyaslandiginda rengi yesile doner.

Potansiyel Tehlikeleri

1. Tecrubesiz ellerde cok tehlikelidir.
2. Birden fazlasiyla ilgilenmek yasal olmadigi halde, degisik mekanlarda ve birbirleriyle
direkt temasa gelmelerini engelleyecek onlemleri alarak bu yapilabilir.

Baslangicta Tanri dunyayi yaratti ve dinlendi. Daha sonra erkegi yaratti ve dinlendi. Ve
sonra kadini yaratti.
O gun bugundur ne Tanri, ne de erkek dinlenebiliyor...


Misafir 15 Ağustos 2006 17:52

bu konu asla bitmez heralde


Misafir 15 Ağustos 2006 21:22

İstifa ediyorum;
  • Aşklarımdan,
  • Sevgilerimden,
  • İkili ilişkilerimden,
  • Hayatta hep ön planda olma duygumdan.
Hepsinden ama hepsinden istifa ediyorum. Kısacası kaçıyorum sorumluluklarımdan..
Sadece yaşamak istiyorum;
  • Düşünmeden..
  • Önemsemeden..
  • Umursamadan..
Sadece yaşamak..


Misafir 19 Ağustos 2006 00:22

ARA SIRA YAPMAK İSTİYORUM BENDE THİNKER BELL DİLİMİN TERCUMANI OLDUN BE YA


Misafir 19 Ağustos 2006 02:06

Uzaklaş; yoksa sana dokunurum, yoksa yasak tanımam, günahkar olurum
Gunahım olursun, kaç, görme, görürsen hatırlama, hatırlarsan ağlama
Gelme! yoksa sana dokunurum, dudaklarına konarım, gözlerini esir alırım kölem olursun
Gecelerce kölem olursun, didik didik
ederim hayatını benden baskasına yaşatmam seni
Tarihini vururum, anılarını asarım yüreğine saplarım kendimi
Bedeninde yatıya kalırım, teninde beklerim geleceğimi yaklaşma!
Seni alırım, senin olurum, özgürlüğüm yoldaş olur yanina, sensiz düşüncelerim toprak olur
TAPARIM SANA! yatağına tapınak derim, yüzünde güneşler beklerim, gitmezsen sana dokunurum
Sahiplenirim seni, sana aşkı yaşatırım, daha küçük aşklara katlanamazsin..
"BENİMLE ÖLÜRSÜN".........


electra_mai 20 Ağustos 2006 14:23

once resımlerı duvardan kaldırdım
çay içtiğin bardağı rafa sakladım
giydın ne varsa bir bir katladım
bir damla yaş düştü çok ağlamadım
kokun uçtu gitti açık camlardan
sevdiğin şarkıyı hiç sölemedim
korkmuyorum sensız akşamlardan
sevgdiğimi unut...

sen haylaz rüzgarlar önünde şimdi
sevdanın yükünü attım omuzumdan
sen ... sandığım şey belkı benım yüreğimden
IYIKI donmuşum yolun başından.......


Misafir 22 Ağustos 2006 02:11

....ama sonunda kendinden de sıkılır insan elbet...
Gün gelir, terk edebilir en sevdiklerini bile...
Bir tek yalnızlığımız, ömür boyu yalnız bırakmaz bizi...
O yüzden bence aşk, tek kişiliktir.....


nünü 23 Ağustos 2006 01:39

kanadımı kırdılar uçamadım anne
savaşa soktular koşturdum
kalbini açamayan herkesin aklına eğriyi doğruyu ben soktum
sonbaharda dökülen yapraktım
ilkbaharda geri geldim ben
aileme dostuma selamlar olsun
yağmur sonrası güneşim ben....


Misafir 25 Ağustos 2006 21:49

Sevdiğim...
Bazen insanlar düşünürler hayatın anlamı nedir diye..
Bunu zaman zaman bende düşünüyorum.Hayatın anlamı nedir diye..En azından seni tanıyıncaya kadar düşünüyordum.
Gerçelerin acı olduğunu ve bu yüzden biberingerçek olduğunu anlatan bir espriyi hatırladım.Halbuki biliyormusun,bütün biberler tatlıdır.Zira hayat sanıldığı kadar acımasız ve acı değil.
Sadece hayattaki tadı alabilmeli,kendin istediğin gibi yaşayabilmelisin.
Çevrenin ne diyeceğini umursamadan..Zira sen yaşayamadıkların ile beraber ölüp gittiğinde çevrenin sana bir yardımı olmayacak.
Kendini özgür bırak,ne hissediyorsan onu yap.Çoğu insan gibi,mesela benim gibi,ne yapman gerekiyorsa onu yapma,bırak duygularını perdelemeyi,bırak ırmaklar gibi coşşun.
Bir sevdiğinin elini tutarken yaşadıklarının yanlış olduğunu düşünüp hayıflanma,bırak o sevgi senin tüm benliğini sarsın.Eğer onun gerçekten aradığın olduğuna inanıyorsan,ona sımsıkı sarıl,onu yaşa,onu bırakma.
Günün birinde belki anlarsın ne kadar sevdiğini,ne kadar sevebileceğini,ne kadar sevildiğini,ne kadar sevilebileceğini,ama iş işten geçmiş,sevgilin,seni seven gitmiş,yitmiş olabilir.İşte o zaman üzülme vaktidir.Yerli yersiz ağlama vaktidir.İşte o zaman çevrene dönüp,şimdi ne yapacağım diye sorma vaktidir.Alacağın cevabı sana söyleyeyim güzelim.Bilmiyorum diyecekler,senin dediğin gibi.Ben biliyorum oysa,oysa sende biliyordun.Hep bildin ama öyle olmadın.
Ama artık sende biliyorsun,biliyorsun ki en azından bir kez gerçekten sevildin.Ve yine biliyorsun ki,bu sevgi bitmeyecek.En azından ben bitene kadar.
Yaşa...Doğru bildiğin insanı bul ve onunla yaşa,ama bu dostunu sakın unutma..Bil ki unutulmayı hiç sevmem.Ve bil ki kurallarım vardır,herkes buna uymak zorundadır.Dostlarım benden önce ölemezler.Dostlarım benden çok üzülemezler:Dostlarım benden çok sevemezler.Ve dostlarımı benden çok kimse sevemez.Artık WİESTMİCH'in dostusun.
Yaşa bu hayatı sevdiğim,limon gibi sömürerek,tüm ekşiliğine rağmen tadını alarak yaşa.


melish 26 Ağustos 2006 14:56

“Birbirinizi gıybet etmeyiniz!”

Kötü huyların en zararlılarından biri de gıybet etmektir. Belli bir müminin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Kötüleyen sözler doğru ise gıybet olur. Yalan ise iftirâ olur.
Gıybet ve iftirâ söylemek, büyük günah olduğu gibi, bunları dinlemek de haramdır. Söyleyen ve dinleyen, Cehennem ateşinde yanacaktır. Söyleyeni susdurmalı, susduramaz ise, oradan kalkıp gitmelidir. Ve bunlar için, hayır duâ etmelidir.



Gıybet, haramdır. Bedeninde, nesebinde, ahlâkında, işinde, sözünde, dîninde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur.

Kapalı söylemek, işâret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir. Birisinden bahsedilirken, elhamdülillâh, Allah, bizi hayasız yapmadı gibi, onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. Falanca kimse çok iyidir, ibâdetde şu kusuru olmasa, daha iyi olurdu demek, gıybet olur. Hucurât sûresinde, onikinci âyetinde meâlen, “Birbirinizi gıybet etmeyiniz!” buyuruldu.

Gıybet etmenin keffâreti, üzülmek, tevbe etmek ve onunla helâllaşmakdır. Pişman olmadan helâllaşmak, riyâ olur, ayrı bir günah olur. Ölüyü gıybet etmek te haramdır.



İftira son derece kötü ve tahribedici bir hadisedir. Hem iftirayı yapan ve hem de kendisine iftira edilen kimse için oldukça rahatsız edici bir tutumdur. Iftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağları zayıflar; dayanışma gücü ortadan kalkar. insanlar birbirine güven duymaz olurlar. Bu güvensizlik, bir toplumun sosyal hayatını tamamen felce uğratan yıkıcı bir etki yapar. Iftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir.

Iftira, toplumda adaletin tam olarak etkisini kaybettiği zamanlarda yaygınlaşabilen bir sosyal ve ahlâkı hastalıktır. Çünkü adaletsizlik ve takipsizlik, kötü fiillerin yaygınlaşmasına ve artmasına yol açan bir başıboşluğa sebep olmaktadır.
Islâm'da iftira konusu, üzerinde oldukça fazla durulan bir konu olmaktadır. Çok sayıda ayet-i kerime, iftira'nın özelliğinden ve onun Allah'ın nezdinde sevilmeyen ve hatta yerilen bir davranış olduğundan bahsetmektedir.
Iftiranın en ağırı namus üzerine atılan iftiradır. Bunu, Hz. Âîşe ile ilgili olarak "Ifk"* olayında görmekteyiz.

Günümüzde fertlerin birbirine iftirası yanında basın ve yayın yoluyla da iftiralar yapılmaktadır. Namus, iffet, haysiyet ve zimmet üzerindeki bir iftira ne kadar çok yayılırsa, iftiracının sorumluluğunun da o nisbette artması tabiidir. Ayette şöyle buyurulur: "Mümin erkek ve o kadınlara işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir" (el-Ahzab, 33/38).


GusinapsE 26 Ağustos 2006 23:12

Dost, aradığınızda kolay bulduğunuz kişi değil; her zaman sizinle olan, sizinle olduğunu bildiğiniz kişidir. Bir yere bakmanıza gerek yok. Siz belki zaman zaman değişiklik istediğinden canınız ya da kimbilir ıramak istediğinizde uzaklaşırsınız. Gidip gelen sizsinizdir yani. Aslında onun varlığından emin olduğunuzdan rahatça gezinirsiniz. İhtiyacınız olduğunda onu bulacağınız yeri bilirsiniz. Bu güven duygusudur zaman zaman gözünüzü rahatça kapatıp dalmanızdaki rahatlığın müsebbibi. Gözünüzü açtığınızda onu göreceğinizi bilirisiniz.


Misafir 26 Ağustos 2006 23:15

Sevilecek biri olmadığınzamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılınacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana
sarılmalı....
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı..
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli,
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı.............


NeutralizeR 26 Ağustos 2006 23:24

1 ek
Alıntıdaki Ek 8025


melish 27 Ağustos 2006 01:02

Düşündümde; Bütün Bu Hırs 1 Avuç Toprak Olmak İçin mi..?..
Ne melek görünen 1 şeytan olmalı Ne de tam tersi..


I3uz_KaLpLi 27 Ağustos 2006 11:06

Nasihat ve eleştirilerden ders almamanın bedeli güvendiğiniz kişilerin ihaneti, nankörlüğü ile ödüllendirilmenizdir. Unutmayın her doğru sizin bildikleriniz değildir.


Misafir 27 Ağustos 2006 20:29

9 İhtimal
  • Düşündüğünüz,
  • Söylemek istediğiniz,
  • Söylediğinizi sandığınız,
  • Söylediğiniz,
  • Karşınızdakinin duymak istediği,
  • Duyduğu,
  • Anlamak istediği,
  • Anladığını sandığı,
  • Anladığı..
Arasında farklar vardır.
Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması işcin en az 9 ihtimal var..

Sylviane Herpin


Misafir 28 Ağustos 2006 18:22

Gidene kal demeyeceksin... Gidene kal demek zavallilara, Kalana git demek terbiyesizlere, Donmeyene don demek acizlere, Hak edene git demek asillere yakisir. Kimseye hak ettiginden fazla deger verme, yoksa degersiz olan hep sen olursun... Dusun.... Kim üzebilir seni senden baska? Kim doldurabilir icindeki boslugu sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni, sen hazir degilsen? Kim yikar, yipratir seni sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Hersey sende baslar, sende biter... Yeter ki yürekli ol, Tukenme, tuketme, tukettirme icindeki yasama sevgisini..


Misafir 30 Ağustos 2006 23:20

doğmanın bedeli yaşamaksa yaşamanın bedeli ölümse ölümün bedeli cennet olmalı...

(L) (L)

Zafer, zafer benimdir diyebilenin, başarı, başaracağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir.
M. Kemal Atatürk


ELeCtRiC 31 Ağustos 2006 10:34

"Asla Bitmeyen Sigara" olsa, ben bitsem! Sigaram bitmese... :(


Misafir 31 Ağustos 2006 19:33

Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür,
O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür..


Misafir 1 Eylül 2006 18:29

her günün bir hikayesi her hikayenin bir dünü vardır.........


Misafir 1 Eylül 2006 20:19

Yaşamı anlamaya başladığın andırdurabilmek ayak üstünde...Sorun bu zaten..Başkasıyla olmak,başkasının olmak değil.Kendi başına başkasıyla,başkasıyla kendin olmak...


ahmetseydi 3 Eylül 2006 01:47

Seni düşündüm gözlerin uykuya yenik düştüğü saatlerde...Yine gözlerin yağmur ıslaklıgında avuç içlerimde nefes alıyordu.Dudaklarımda soluyan cicekleri saçlarına bırakma telaşındayım. Gece, siyaha çalan peçesini güneşe kaldırmadan ben sana ulaşmalıyım..Bir kelebeğin, yüregine ciceklerin gülüşlerini işlemesi gibi titrek ve heyecanlıydı adımlarım...Soluk soluğa şehrimin kaldırımlarını eziyorum.Zaman çeşmesinden kum saati, bir nehir gibi akıyor yüzümün derinliklerine..Biliyorum sana gelirken, Ay ile yıldızlar uykuda..Yakamozlara uzanmış geceyi uyandırıp gözlerindeki baharları görmesinler diye sessiz ve derinden ilerlemeliyim...Dağlar çıkıyor önüme..Yorgunluğumu farketsem bir an, alnımın terini siliyor rüzgar..Susasam, kan ter içindeki dudaklarıma sebillerden hayallerini içiriyorum...Duvar gibi taşlar dizili önümde..Saçlarımdan köprüler kurdum puslu uçurumlara..Gözlerim bir an zifiri karanlığa yenilecek olsa, gökyüzünün karanlığını kibrit aydınlığıyla aşıyorum..

Baharın koynunda açan gelincikler gibi, vuslat kokan toprakta hasretini filizlendirip sana geliyorum..Gözlerine yağmur ıslaklıgında düşecegim birazdan..Pencerene düşüp Ay ile yıldızların kıskandığı gülüşlerine yaslanacağım gecenin karanlığa yaslandığı gibi.. .Bahara küskün güllerin kıskandığı gözyaşlarından bir damla alıp kurak topraklarıma yüregini sereceğim..Gelsem de yanına, ne olur yanlış anlama...Ne sabahı senin teninde karşılamak istiyorum ne de kirpiklerinde yanında uyumayı..Sadece saçlarının rahatca uyuması için kücük ve sıcak bir avuç oluyor yüreğim...Kırılacak saçlarını avuç içlerimde biriktirip güldesenli ciceklere bırakmak için sana geliyorum..Biliyorum geldiğimde hafiften rüzgar esecek saçlarına..Uyanır gibi olacaksın, o uykuya dalmış gözlerini cizecegim yüregimin başkentine..Yüzünün karanlığa inat aydınlığa bakan cizgilernii işleyeceğim kirpiklerime..Yanına geldiğimde, kaç kez yüreğim saçlarını koklamak icin eğileyecek başucuna.Yarım kalacak..Düşten öte hiçbir şey yaşanmayacak çünkü..Ellerim suskunlugunu bozup saçlarını dokunmak isteyecek..Saçlarına dokunursam bu düşten uyanacağım biliyorum..Usulca ellerimi çekiyorum saçlarından.Tokalarına bakakalıyor gözlerim..Yüregim ise hala baharımsı kokunda...

Birazdan şafaklar düşecek bulutların arasından...Kirpiklerinin ucuna güneş usulca eğilip sıcaklığını bırakacaklar dudaklarına..Gitmeliyim yüreğim...Biliyorum benim geldiğimi bir bilsen, uyur muydun geceye uzanıp ?...Kıyamadım ki o tatlı uykuna..Kaldırıp seni, düşlerinden alıkoymaya kıyamadım işte..Öyle tatlı gülümsüyordu ki; gözbebeklerine dalıp, hayallerimin Cennetinde seninle gezindim delicesine..Kıyısında hiçbir zaman kavuşamacağımız" vuslat denizinde " dalgaları ezdik yüreklerimizle..Kıyamadım seninle gezerken yüreğini düşlerinden uyandırmayı...Gitmeliyim hasretim- birazdan güneş gölgeleri ısıtacak..Birazdan perdeyi araladığında kirpiklerini umuda çevir..Ellerini rüzgara uzat, parmak uçlarına en nadide ciceklerin tomurcuklarını serecekler..Kirpiklerini ise bulutlara çevir, uyku mahmuru yüzünü ıslak yağmurların sıcak damlaları yıkayacak...Ve yüregini ise güneşe çevir gül yüzlüm; benim yerine güneş, seni yüreğinden öpecek...

" Güneş, kirpiklerinden
Yağmur, gözbebeklerinden
Sevgi ise yüreğinden eksik olmasın....."








Mavinin bittiği yerde, okyanus hayal ediyorum...


Misafir 3 Eylül 2006 02:19

Sevildiğini bilmek...
Zamana, şarta bağlı kalmadan
İster uyanık, istersen de uykuda

Güvenebilmek...
Tüm yüreğinle, taa iliklerine kadar,
Ve doyabilmek bununla...

Beraber olmak...
Olsan da, İster gece ile gündüz kadar ayrı,
İstersen bir nefes kadar yakında

Bir olmak...
İki ayrı bedende
Atan o tek yürekte...


Misafir 4 Eylül 2006 18:57



Misafir 6 Eylül 2006 14:58

KaLbin Hikayesi..

12000 yıldır Dünyanın her yerinde ders sıralarının, duvarların, bankların, ağaçların üstüne milyonlarca kalp işareti kazındı. Hepsinin içinden iki ucunda iki başharf olan bir ok geçiyor.
Aslında insanoğlu tam 12 bin yıldır aşık olup sağa sola kalp resimleri çizip duruyor. İlk kez Güney Fransa'da mağara duvarlarına çizilen kalp resmi günümüzde de ‘‘en temiz duyguları‘‘ ifade etmeye devam ediyor. Peki hemen her kültürde, her dönemde karşılaştığımız bu kalp figürü nereden çıktı? Neden aşkın sembolü? Bugünkü simetrik şeklini tam olarak ne zaman aldı? Bütün bu sorular işi tıbbi olarak kalple ilgilenmek olan bir cerrahın, Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu'nun aklına takıldı ve kalktı bu konuda kapsamlı bir araştırma yaptı. Mesela, kalp sembolünün ayrılmaz parçası olan ok da Ortaçağ’da ortaya çıkmış.
İLK ÇİZENLER, GÜNEY FRANSA'DA YAŞAMIŞ OLAN MAĞARA ADAMLARI
Tarih ve felsefe meraklısı Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu'nun yaptığı araştırmaya göre, kalp resmi, hemen her çağda ve dünyanın her yerinde aşkın sembolü. Sarıoğlu'nun araştırmasına göre aşkını duvarlara kazıyan ilk romantikler, Fransa'nın güneyinde yaşamış olan Cro-Magnonlar. Son buzul çağından önce (M.Ö. 10000-8000) yaşamış olan ve avcılıkla geçinen bu mağara adamları, kalbin yaşamın ve canlılığın devamını sağlayan en önemli organ olduğunu keşfettiler. Cro-Magnonlardan kalan mağara resimlerinde günümüzdekine çok benzer kalp figürleri görülüyor.
AFRODİZYAK BİTKİYİ KALP ŞEKLİNDE PARANIN ÜZERİNE BASMIŞLARDI
En eski bulgulardan biri de Kuzey Afrika'da M.Ö. 700'de kurulan Cyrene şehir devletinin hikayesinde saklı. Günümüzde Libya sınırları içinde kalan Cyrene, burada yetişen çok değerli Silphium bitkisi nedeniyle o dönemin en önemli ticaret merkezi haline gelmişti. Çünkü Silphium erkekler için çok güçlü bir afrodiziyak etki gösterirken, kadınlar doğum kontolü için kullanıyordu. Silphium bitkisi o kadar değerliydi ki Cyrene paraları üzerinde Silphium resmedilmişti. Bu bir kalp şekliydi ve kalp ile erotik sevgi arasındaki ilişkinin en önemli örneğini oluşturdu.
ZEVK TANRISI DİONİSOSBAŞINDA KALPŞEKLİNDE TAÇ TAŞIRDI
Eski Mısır'da (M.Ö. 2500-1000) kalp ruhun ve vicdanın merkezi olarak kabul edildi. Ölümden sonra bütün organlar vücuttan çıkarılırken sadece kalp yerinde bırakıldı. Çünkü ölümden sonra kalp, adalet tanrısı Maat'ın huzurunda hesap veriyordu. Eski Yunanlılar (M.Ö. 700-200) ruhun kalbin içinde yerleştiğine inanıyordu. Kalbin kan pompalama foksiyonun farkında olan Hipokrat ve Aristo, kalbin aynı zamanda duygu ve düşünce yeteneklerinin de merkezi olduğunu düşünüyordu. Şarap ve zevk tanrısı Dionisos'un başında yapraklardan oluşan kalp şeklinde bir çelenkle tasvir edildiği bir anfora (M.Ö. 500) Yunanlıların kalp, zevk ve mutluluk arasında kurdukları ilişkiyi ortaya koyuyor.
700 YIL ÖNCE KOLUNA KALP DÖVMESİ YAPTIRAN İSVEÇ KRALI MAGNUS
Bugün bildiğimiz simetrik kalp sembolü ise Ortaçağ'da popüler olmaya başladı. 13. Yüzyıl'da, kadınların güven ve itikatini kazanmış olan İsveç Kralı Magnus Ladulas'ın kolunun üzerinde bir kalp işareti yer alırdı. 1400'lerden kalma 'Kalbin Sunuluşu' isimli Fransız duvar halısında erkeklerin aşık oldukları kadınlara bağlılıkları kalplerini sunarken tasvir edildi. Yine o dönemden beri kullanılan iskambil kartlarında kırmızı kalp en değerli kağıt grubu oldu.
Hayat kalp atışlarıyla başlar. Ama yine aynı şekilde kalp atışlarıyla biter. Galiba bu yüzden bütün kültürlerde canlılığın kaynağı olan ruhun kalpte yerleştiğine inanılmış .


Misafir 6 Eylül 2006 15:12

HIÇ BIR ZAMAN YENILMEDI GECEYE SEVINCIMDE,INANCIMDA...
DOGRU DIYE BILDIGIM GÜZELLIKLER,HIÇ BIR GÜN KENDINDEN UZAK BIR SEYE DEGISMEDI!
HIÇ BIR GÜN YOLDA KOYMADI BENI GÜVENCIM VE DIRENCIM...
DÜSERIM SANDILAR,DÖNÜP BAKTILAR.
GÜLEREK GÜLÜP GEÇTIM...
EVET...BEN TEK BASIMAYDIM
ONLARSA YANLIZDILAR...


melish 6 Eylül 2006 19:13

I Love Walking In The Rain
Because No One Knows I'm Crying..


Misafir 6 Eylül 2006 23:02

Her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır.
Goethe


Misafir 7 Eylül 2006 20:13

:)
 


Misafir 7 Eylül 2006 20:35

Size en çok yardım eden kitaplar, sizi en çok düşündüren kitaplardır.
Theodor Walker


nünü 8 Eylül 2006 01:21

Zaman, gece alınan yol gibidir...
İlerledikçe tarih yaparsın..


melish 8 Eylül 2006 20:26

Sessizce çoğaldığın zamanları hatırla,

Gökyüzündeki titrekliği göğsüne soktuğun,

Onunla "keşke"leri yaşadığın

Kırıklarda yürüdüğün

Sokaklarda süzüldüğün

Tokatlarda küçüldüğün hücreleri hatırla...

Sus şimdi;

Artık yarınlar dünü kovalamaktan bıktı...
SuS..!..



Saat: 21:51
Sayfa 5 / 71

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık