![]() |
http://img224.imageshack.us/img224/803/senqe8.png Saatler yine seni vuruyor Gecenin en dip yerinde Düşünmekteyim, Kimse anlamasın, Kimse görmesin diye Seni seviyorum Yüreğimin en ulaşılmaz, en çocuk En masum yerinde seni öpüyorum Bazen nefret ediyorum senden Ama en nefret ettiğim anlarda Daha bir farklı seviyorum seni Okşuyorum yüzünü, ellerini İşte o zaman yaşadığımı anlıyorum Sen zamansın , Yanındayken herşey avuçlarında Sen aşksın , Sen hüzünsün Ben, artık senim... Özen Güllü |
Bun Elim geçiyor aptaldan Kapital Elim mi çiçek mi bilmiyorum Bir elim bir çiçek mi açılan Çekingen mahzun açılan bunu bilmiyorum Ama üst üste yenildiğime göre İskambil oynuyorum garanti Max Jacob papazı ablasından Ablasını o saat meryemsiyorum Çünkü her kadını meryemsiyorum Gözleri göz değil gözstan O müthiş korku saatlerinde Başını omuzuma koymasa olmazdı Başını omuzuma koyunca da Kurtarmasa olmazdı beni olmaktan İçtiği şaraba ait bir adam Gözleri göz değil gözistan Bir odadan bir odaya geçiyor Kapının birini açıp birini kapıyor Adı Meryem değil sade Dorothy, Lucy Renklerinden dolayı okulsuz bırakılan Zenciler zenciler iki okka zencefil İntihar süsü verilerek Güneşin linç edildiği bir akşam Cemal Süreya |
Saat Sekizi Geç Vurdu Kime ne desem Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Düşünmeden biliyordum deniz ılıdı Dökülen çelik katı Yürüyenler yan yana Yüzümü güneşe dinlendirsem Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç Kurtulurdum Çok köprülü sular gibi git git bitmedi Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum Saat sekizi geç vurdu Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna Düşünmeden biliyordum Arif Damar | |
Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun Güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun Rüzgarı sevdigini söylüyorsun Rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun İşte bundan korkuyorum Çünkü beni de sevdigini söylüyorsun http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifW.SHAKESPEARE |
On Ayrılık Şiiri Hayatta ve ölümde ayrıldık Ayrıldı iki beden Gönüllerimiz ayrıldı Seslerimiz ayrıldı birbirinden Ellerimiz ayrıldı Kokularımız Aynı yatakta uyanmalarımız Gülüşlerimiz Gözyaşlarımız Düşlerimiz ayrıldı birbirinden Ruhun içindeki gece Kapladı her şeyi birden Ataol Behramoğlu |
YAGMUR ALTINDA ISLANAN ASK ....Ask yagmurda ıslanmaya benzer Sırılsıklam olursun üşümekten titrersin Ama hep yalnızsın ve tek basınasın Hiç dusunmezsın,derdı tasayı hiç umurunda olmazdunya...... İşte ask boyle birsey bitanem, Sırılsıklam asık olursun Yerı gelır ağlamaktan gözlerin kızarır... Ama sonunda bir tek sen varsındır bu yolda. Hiç dusunmezsın ondan baskasını Sadece kosarsın ve ıslanırsın Bır de yanımda o olsa dersın Ama o hıcbır zaman Senın oldugun kadar cesaretlı olamaz.... O yagmurda ıslanmaktan kacar, Tıpkı asktan kactıgı gıbı... Sevmeyi bilemez yalnızdır Yenı ayrılmıstır sevgilisinden Hep sevilmiştir , birileri tarafından... Hiç sevmemiştir,sadece sevılen olmuştur, Sevmeyı bilemez cunkı o Hıc yagmur altında ıslanmamıştır... Serkan Güler |
Şehir ve Biz Bu şehir bize küçük gelecek İhanet kesti yağmurları Yıkanmıyor caddeler Sokaklar satıcı pisliği dolu Kaldırım çiğneyemez yüksek topuklar Boşuboşuna çıkma bulvara Gözlerin çakılıp neon lambalara Ne bakacak, ne görecek Bu şehir bize küçük gelecek Bu şehir bize dar gelecek Hıyanet kuruttu ağaçları Yaprak döktü bütün parklar Vitrinleri kütük dolu çarşının Ve bir çift siyah göz Kararacak küller arasında Adımlarımız sığmayıp çarşafa Ne gidecek, ne dönecek Bu şehir bize dar gelecek Bu şehir bize az gelecek Nedamet uyuttu asrın bebeklerini Zifiri karanlık kundaklarımız Mezarlıkta sıra taşlar Önünü keser rüzgarların Bilmen nasıl salınacak sitede Gecekondu endamın Avuçla boş böğrünü cüzdan yerine Ne yetecek, ne bitecek Bu şehir bize az gelecek Bu şehir bize sıkıcık gelecek Atalet doyurmuş insanları Bir adım gayret yok huzura doğru Gündoğumundaki köpek uykusu İştahını açar çakalların Boşuna yutkunma, miden bozulur Yağmurda ıslanmayı sevemedin ömür boyu Seryerle cam kenarından Ne bakacak, ne dönecek Bu şehir bize sıkıcı gelecek Bu şehir bize gülünç gelecek Sefalet parlıyor kadın gözleri Mart kedisi gibi ortalıkta Farelerle dans eder Delik deşik asfaltlar, ne hacet arabaya Nasırına bastılar, gözlerin doldu Yüz yıkamak için midir küvetler Asansörde kaldın ya sen Ne çıkacak, ne inecek Bu şehir bize gülünç gelecek Hünkar Dağlı |
her yalnızlık, yalnız yaşanılmaz oysa... kaldırımlar gibi; ezip geçse de her gün onca insan, elbet vardır, oturup üstüne senin için ağlayan... sen benim; çoğul yalnızlığımın yegane türküsü... ... bazen düğümleniverir hayat. düğüm düğüm olur yol diye bildiklerin. el ayak dolanır, üstüne üstüne gelir duvarlar. kelimeler yoğun trafiğe takılır, her akşam üstü. sen benim; kelime özürlü dilimin tek büyüsü... ... sonbaharın telaşında daldan kopup rüzgarın insafına takılır bir yaprak. baharın bir daha geri gelme ihtimali yoktur ona. birazdan düşecektir bir yere, iş çıkaracaktır çöpçülere... sen benim; telaş çığlıklarımın yegane çöpçüsü... ... kısa bir hikayedir hayat. içine ne katarsan kat... -senin elinde...- senaryona girip çıkacaktır yüzlerce figüran. bir kareliktir çoğu kalmayacaktır uzun zaman... tekrar seyrettiğinde, “ bu kimdi..? ” diye sorarken hafızan, sen benim; gördükçe dayanılmaz acıların saplandığı beynimin yaşayan tek öyküsü... ... her dağ; bir zirve, her yol; bir son, her can; bir ölüm taşır aslında... tüm gelişler; gidiş taşır cebinde... sen benim; kabullendiğim onca şey içinde, inadına bağrında bahar sakladığım, elimde sımsıkı tuttuğum tohumlarım... CAFER YILMAZ |
Adını funda oteli koy Aklından gelip geçen bir yazın Ve akşam güneşlerinde orda burda Bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda İnce ince gezinen turuncu adamların. Adını funda oteli koy Sevdamızın da adını Ayakları dibinde gün batımının. Ve ağzında binlerce güneşin tadı Dilinin ucunda yalnızca kendi adın. Çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın. Edip Cansever |
Çağın Tanığı Olmak Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. Yukardan aşağı, boş küpler, Soldan sağa Hangi harfleri koymalı Ki çözülsün bilmece? Diş diş Kalıntı çağ mazgalları Sonra yeni katmanlar Bir intihar gibi içerde. Aldatışı yakınların Bilinseydi Kime inanacaksın Ki hangi yolları yürümeli? Çocukluk, gene ancak çocukluk Gerçi o da acı Ama iyi ki var Yerine hangi mutlu yaşantı? O nineler, o kızlar, o evler De yoksa Kimin bu toprak Çok düşünmüşümdür. Onu benden, beni ondan ayıran Düzenler Bırakmaz bizi bize, bölücü Olmuş nice değerler, ben de ölmüşümdür. İçindeyim, diretiyorum çağa Size ne miyim ben, siz bana nesiniz? Bir hayal, bir masal mı eski Ama ben görmüşümdür. Fırlat at uzağa Döner gelir bumerang. Behçet Necatigil |
Öyle Mazeretler Sunduk Ki Hayatta Sevgiye Taamülden Cinayetler İşledik Müebbet Hapse Mahkum Olduğumuz Sevgiyi Reddettiğimiz Kırmızı Kart Çıkarttığımız Hayatımızda GÜRKAN KAYA |
Sana şiir yazmak istedim bu gece Dizeleri bir araya getiremedim Sana gelmek istedim Yollarıma ışık seremedim Bu yüzden ki ben sana hep engellendim. Sonucuna ve başlangıcına bakmadan seni sevmek isterdim Nasıl olduysa başı ve sonu hep belliydi bizim sevdamızın. Niçin neden sorularını hep bir kenara bırakan bir sevgi aradım nafile Hep sorduk bu soruyu kendimize Bazen sen Bazen ben Neden niçin dedik kendi kendimize Seni daha daha çok sevmek istedim. Hep engellendim. Senden mi benden mi düşünemedim Bırakıp gitmek isterdim seni Senin olamıyacagın bir yere Neresi diye hiç sormadın bana Yoktu ki böyle bir yer Sen de biliyordun TAYFUN YILMAZ |
Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğuklar başlayınca havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle Edip Cansever |
Peçeli bir güzel gibi Salındı yine Gülüşleri soyunup Kuruyuşları giyinen gece Kendimle kalışlarımın Bininci keresinde Aşk vurgunu benimle Hep bu yüzden Acıdı yüreğimin elleri Tek başına özledim Ve yine kuyulardayım Çiftlere Eksi birler eşlik etti Ve bir ben kaldım Bizlerden geri Nasıl bir başarı bu Dönüp dönüp salınıp yola Artıları ararken Eksiler çıktı şansıma Tekliğimin saflığına Damlayışımın eşliği var Sol yanımda... ASLI DEMİREL |
Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği Kaybetti kumarda gözlerim Kaybetti kumarda gözleri. Bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine Yani her soluk alıp verişimizde bizim Bir mekik gibi kalbin Bir mekiği gibi kalbim İşleyip durdu bu yitikliği yeniden. Ne kaldı Farkında mısın bilmem Gündüzler.. Gündüzler biraz azaldı. Edip Cansever |
Tam Tamam Dedim Sevginin Yüreğimde Yerleştiğine Demir Attığına Bir De Baktım Elinde Valizi Giderken Demir Almış Yüreklerin Tuğlalarını Bir Bir Yerle Bir Eden Harabeye Dönmüş Yüreklerde Bir Sonraki Taarruzunu Bekleyen Sevginin GÜRKAN KAYA |
Biz bu şafak vaktinin neresindeyiz Öyle bir umut gibi gelip geçecek Yalnızım, yalnızsın, bize kim gülümseyecek. Ve onlar sevdasını söylemeden bir sokağa sapanlar İçlerinde nane olan bir yerlerden geçecek Bir soğuk yüreğe oyarak soğukluğu Ya da onlar mı ki akşamlara dek bir bilardo oyuncusu Biri bir zincirle ya da bir şapka kenarıyla özdeşleşerek Birdenbire kaldırabilir ki eğik boynunu Ne çabuk Evet, ne çabuk, akşam oldu mu. Arklardan yüze yüze geçen anılar Toplasak, toplasak, neye benzetsek Kilosu on liradan elmalar tam sıfıra düşecek. Bir yanda yokluk içinde, bir yanda Ey sonbahar, ey o büyük çiçek. Edip Cansever |
Hani beni hiç unutmayacaktın Sabahlara dek resmime bakacaktın Ve adımı sayıklayacaktın. Dolaştığımız yerlerde beni anacaktın Gözyaşlarımın izlerini arayıp bulacaktın Benden başkasına kucak açmayacaktın. Oyakıcı bakışlarınla kimseye bakmayacaktın Yeminler ettiğimiz aşkımızı unutmayacaktın Seni seven o kalbii hiç bırakmayacaktın... İtiraf bile edemiyorsun kendine Yazık ettin yeminimize sözümüze Uğurlar olsun hadi sana güle güle... GÜLER DÜZER |
Son isteğin nedir? Sorusu, Çok, çok kolaydır, İlk isteğin nedir? Sorusundan. Çünkü, O soruyu Kimse kimseye soramadı, Korkusundan http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifÖzdemir ASAF |
kime dokunsan biraz hüzün mevsim sonbahar ayrılık kokuyor günler ve sen düşüyorsun yapraklarla yarış halinde aşk bitimleri savuruyor rüzgar kavruk sevgileri sen düşüyorsun kim bilir bu kaçıncı yenilgin senin çekmişsin gözlerine yine o bildik o eski sürmeni düşüyorsun kendini aşktan sakınmayanın malum kaderi yine bir sarı yaprakta düşüyorsun gözlerinde ekim sarısı hüzün yüzünü kışa dönmüş yüreğin üşüyorsun ZAFER ÇEÇEN |
Hiç gitmediğim bir yerde, sevinçle ötesinde Her türlü yaşantının, kendi sessizliği var gözlerinin: En ince kımıltında bir şey var içime gömen beni, Bir şey dokunamayacağım kadar bana yakın Kolayca açar beni en ürkek bir bakışın Parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi, Sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın (dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gülünü Ya da beni kapatmaksa isteğin, ben Ve hayatım kapanırız güzelce, birden Karın her yere özenle inişini Düşleyen yüreğince şu çiçeğin; Duyduğumuz hiçbir şey bu ülkede Erişemez gücüne sonsuz inceliğinin: Yapısının renkleriyle beni bağlayan, Öldüren, hiç durmadan, her nefeste (Bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan ve açan; yalnız anlıyor içimde bir şey gözlerinin sesini göllerden derin olan) Kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifE.E. Cummings |
Hey, masmavi deniz Hatırladın mı beni? Hani bir sevgilim vardı... Senin koynunda, dalgalar arasında Aşk sözleri mırıldanırdı ya... Artık o sevgilim yok. Bak, Ben de senin gibi yapayalnız kaldım. Aramızda bir tek fark var, Sen, içinde milyonlarca canlıya yaşam veriyorsun Ben ise, içimde var olanı yok etmek için burdayım. ÖZLEM ŞAHİN |
Mavi Sevdam Aksam üstü vurur gözlerime garip bi hüzün Aksam üstü düşer koskoca bi karanlık Seni düşünürken kararır hava En sevdigin saatler en sevdigim saatler Derin nefesler sigaradan bi kaç şişe bira Eşlik eder ***** dünyanın ***** aksamlarına Yoksun artık Mavi sevdam Düşündükce garip oluyorum Ne ugruna neler kaybettim su hayatta Hatamıydı Alında hataydı Ne tarafından baksak kocaman bi hataydı Mavi sevdam Ya hiç olmamalıydı Yada hiç bitmemeliydi Gel diyecek ne Yüzüm kaldı Nede güçüm belkide umudum bile kalmadı Mavi sevdam Bittin ne kadar güzeldi Aksam üstleri seninle Deniz kenarı bi bank Sen ve ben Acı bi hatıradan daha ileri gidemiyor artık Düşündükce garip oluyorum Mavi sevdam Bi resim bile kalmadı senden geriye Nasıl hatırlasam Nasıl unutmasam Ne yapsam da acını hafifletebilsem Aklımı kacırcam bi gün hatırladıkca Mavi gözlerinin pırıltısı Baktıgında İnsanın içine huzur dolduran masmavi gözlerin Olur olmaz şeye gülmelerin Cıkmıyor hiç aklımdan Meger ne cok baglanmısım farkında bile olmadan Meger ne cok sey kaybettmişim farkına varamadan Zor geliyor bu saatler Daha hiç bişey içmedim Hiç bişey yemedim bile Agzımda buruk bi tat Sen varsın ama aklımda sadece Ne aclık ne içki Ne kaybettim ben böyle Ne vurdu bu denli canımı yakıyor Seni bekliyorum belki gelirsin Belki kazaylada olsa bi iki kelime bişeyler konusur Belki yüzünü üç beş dakikalıgınada olsa görürüm Bir kaç gülümserdin belki Üzerimdeki acıyı birazda olsa hafifletirsin Ne yapsam nasıl etsemde sabahı bulsam bu gece Nereye gitsem ne yesem ne içsem Kimin peşine takılsam nasıl uyutsam gözlerimi Kırılıyor her tarafım gamdan kederden Gücüm yetmiyor bazen doru bildigimi bile savuncak gücü göremiyorum bazzen kendimde Neden dedim defalarca neden Nieye buralara kadar sürükledi beni hayat Kaybettiklerimmi daha degerliydi kazanamadıklarım mı Hayat işte düşündürüyo insanı Garip Garip Mavi sevdam Kaybettim seni inanamıyorum artık yasadıklarıma Neydi derdim Kendimle kavgamda senide kararttım belkide Mavi sevdam Bir zamanlar hiç bitmeyecek gibi sarıldıgım sen Şimdi yüzünü bile göremiyorum Ne kadar değişiyor insanın hayatı İnanamıyorum İnanmak iStemiyorum Mavi sevdam Bittii..... chatlac Yokluğun Cok ayrılık cok Gitmeler gördüm En zoru oldun SEN Hiç bu kadar düşmemiştim Bilmem bu denli hüzünlü halimi Nereye baksam senden bi parca Yokluğunu herşey yüzüme vuruor O denli acı çekiorum ki Gittiğin o son günden beri Düşünemedim neden gittiğini Hiç düşünücek derman bırakmadım kendime Zor geldi kendi hatamla kaymetmek seni Cok agır Belki hiç başlamamalıydı Veya bitmemeliydi sonzua dek yasamalıydı Alında bitmemeliydi Sevmişim seni farkına varamdan O kadar baglanmısım ki gözlerim seni arıyor heran Gezip dolastıgımız yerlerde seni hatırlamak Seni düşünmek Cok agır Gözlerimi acıcak halim yok Yinede bekliorum işte Senden kücücük bi söz Vay bea ne hallere düştüm ben Sebep neydi Bir çift mavi göz Ugrunamı bu yasananlar Degmezmiydi ölmeye Yavas yavas Ölmeye Eriyip bitmeye Degmezmiydi Sevmek mi sevilmekmi zor demiştim Bi zamanlar Hangisi zor sevdigim Şimdi söyle gözlerimin içine baka baka söyle Hangsi daha zor Bane göre sevmek zormus Gerçekten zormus Kaldıramıyorum yükünü Korkuyorum bişey söylemeye CEvap alamamaktan Üzülmekten korkuyorum Küçücük umutlarım var Belki acar telefonunu Belki ccevap verir bana diye küçük avuntularım Onlarında üzerime yıkılmasından korkuyorum Sen olsaydın böylemi olurdu Erken git eve diye kızardın bana İçme sakın bitanem derdin Üzme beni kendine zarar verme derdin SEN OLSAYDIN YOKLUĞUNU YAZARMIYDIM HİÇ Sen olsaydın bu saate kalırmıydım ben Simdi senli olan hangi rüyadaydım kim bilir Bu arada rüyalarıma bile gelmez oldun Neden? Ruhumda mı sevmesin? Ruhumda mı özlemesin seni? Bedenlerimiz Yanyana olamadı Ruhumdamı gelmesin yanına? Canım yanıyor YOKLUĞUNDA Uyuyamıyorum Yemek zor geliyor bazen Hiç bi işimi tam yapamıyorum artık Nete giriyorum sen varmısın diye bakıyorum ilk Belki bi iki kelime konusurum Belki yüzünün güldügünü görürüm Sahilde geziyorum Sana bakınıyorum belki oralardasın diye Yoklugun nelere müsade etmiş Gör bi gün istersen Gözlerim nemlenmiş yazarken Ne fark eder ASk mektubu değil Yoklugunun ta kendisi BU Soner arıca deniz Gözlüm derken tutamadım kendimi Bende denizin birinde ölmedim mi Bende senin o gözlerin varya deyim ağlamadım mı Sarkılar alıp götürdü Yine sana cıktı yolum YOKLUĞUNA CIKTI........ chatlac |
Aldılar onu, götürdüler. Geleceğe hazırladılar şuursuzca Neydi onu cahilliğe iten Götürenlerin ellerimiydi üzerine giden Yoksa karanlığın sesimiydi kulaklara gelen Hayaller dünyasında yaşıyordu halbuki Umutlara yenildi bedeni Ve olan oldu yığıldı kaldı cesedi Kim bilir hatırlar mıydı sevenleri? Yoksa güler geçer miydi sevmeyenleri Ama genç delikanlı biliyordu ki Boşuna değildi onun hayalleri… HAKAN ÖZEN |
Değil kardeşim, dal yeşil değil,gök mavi değil, Bilsen! Ben hangi alemdeyim, sen hangi alemde! Aklından geçer mi dersin aklımdan geçen şeyler? Sanmam! Yıldız ve rüzgar payımız müsavi değil; Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde; Vazgeç kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler! Cahit Sıtkı Tarancı |
Eğer çobansam; azığım, kavalım sensin. Çiftçiysem; çapam, tırpanım, orağım sen. Askersem; mavzerim, komutanım sensin. Hastaysam; hemşirem doktorum sen. Ölüme mahkumsam; celladım sensin. Aşıksam; tek aşkım sensin gülüm ÖZLEM ŞAHİN |
Rüzgar mı dedim... İsterim ki saçların dağılsın. Gece mi dedim. Hemen düşüncelere dalmalısın. Aşk der demez Kalbin hızlı çarpmalı. Sabah, dememe kalmadan Uyanmalısın. Özdemir Asaf |
Ellerin kayıverdi elerimden Bedenin bedenimden Dalgalandı bir kez yaşamın akışı Ve tam gülmeyi öğrenirken yeniden Hırçın yürüyüşünle giderken Nasıl silinmiyorsa beleğimden Gözlerindeki kristaller de Belki kar tanelerinden… Dinle, sokakları eşkıyalar basmış Dışarıda karanlık ******** bir gece Eğilip de şehrin üzerine Yosmalarını satışa çıkarmış öylece… Gitme Üzülürsün Sonra kim sarar seni soğuk kış gecelerinde Bak kimsesiz kalmış caddeler Uzaklarda siren sesleri Belki yeni doğuyor Belki de ölüyor biri Uzakları bilemem ben Bir4 fırtınadır alıp götürdü seni Belki arar bulurum yeniden Belki de gelemem atık peşinden gitme… AYHAN SARIOĞLU |
Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin *****lendin de garez bağladım ahlaka bile. Sana çirkin demedim ben, kafir demedim Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin. Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek. Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek. Faruk Nafız Çamlıbel |
AY Çekmiş beyaz yorganını Konuşma, ay uyanmasın! Gecelerin yalanını Yıldızlar bile duymasın! .. ONUR BİLGE |
YARIN Öyle çabuk geçiyor ki günler Hele sen de bir bak hayatına. Daha dün doğmuşuz sanki Yeni okula başlamışız Yeni sevmişiz Öyle çabuk geçiyor ki günler Hele sen de bir bak hayatına Yarın bitecek sanki her şey Yarın ölecek gibiyiz. Daha doymamışız yaşamasına Günlerimiz dün bir, bugün iki Sakın bir şey bırakma yarına Yarın yok ki. Özdemir ASAF |
SARHOŞ GİBİYİM Bir sevda çölünde bıraktın beni Kanadı kırılmış bir kuş gibiyim Dönüp de bakmadın bir gün halime Sokağa atılmış bir taş gibiyim O eşsiz hayalin her an karşımda Gözyaşlarım çağlar her anışımda Ayrılık şarabı gönül tasımda İçmeden yıkılmış sarhoş gibiyim Acılar çöktü bak yine bağrıma Çoktan hazan erdi gönül bağıma İnanma sen benim yaşadığıma Sen gittin gideli ölmüş gibiyim Ahmet Selcuk İLKAN |
En Güzel Bu müze var ya bu müze Seninle gezerken güzel Kimseler yoksa salonda Seni öpmek en güzel Bu rakı var ya bu rakı Seninle içerken güzel Kimler olursa olsun varsın Rakılı ağzından öpmek en güzel İşte bu dünya var ya bu dünya Seninle yaşarken güzel Sen varsın ya sen Ancak benimleysen güzel AZİZİ NESİN |
Gökyüzünü Çevir Bana Bende bulduğun benim de aradığımdı sarmaşıp inceldiğimiz o nokta hadi tut elimden gezdir sokaklarını ansızın yakalanan sağnağıma akşam kendini karartırken geliyorsun komşular kimbilir ne diyor günü soyunup beni giyiniyorsun parmakların ışıkları dinlendiriyor gök yüzünü çevir bana gezinsin tutkunun alevden dili uçarken çıkardığın o ses var ya bütün sözcüklerin özeti gibi Tanrı bu geceyi korusun Enver Ercan |
Ayrılar gemisi Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın Yanaşmadan özleminin limanlarına Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin Uzasın dönmenin saçları, çağırma uzasın Gülten Akın |
Kapandı yaralı yüzündeki yalancı gözlerin. Ay yuvarlanıverdi göğümden. Oysa; geceme yastık, gündüzüme katık, inkarlarıma delildin. Ve daha suya düşüp tadını değiştirecektin... Sevdamızı med-cezirle örtmüştük. Yenilirken üst üstte, Kayıp bir kapı tokmağı misali Telaş telaş birbirimizi ararken, Neden se Çekip aldık med-ceziri sevdamızın üstünden. İnan ki anlamadım. Hangi arada oldum, Aşkı kare köklerine ayırmakla meşkul ben? Ve hangi arada oldun, Ucu ucuna kendini yetiştiren sen? Daha ne karartılara vurup Işık ışık, çakmak çakmak Aydınlatırız derken, Daha nice sever ve nice seviliriz sanırken, bitiverdi işte biraz benim Med'liğimden, biraz senin Cezir'liğinden... Kapandı yaralı yüzündeki yalancı gözlerin. Ay yuvarlanıverdi göğümden. Oysa; Hiç yorulmayız sanıyordum Bu gidiş gelişlerden. IŞIK DEMİR |
Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin... Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan... Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır... Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata... Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde. Yılmaz Güney |
ÇILGIN KALP Sensiz geçen günlerim takvimimden bir yaprak daha kopardım bu gece.ve gece hasret zincirlerini bagladı yüreğime üşüyor yüreğim üşüyor sevdiğim..sancılandırıyor hasretin vw akmakta kanlı özlemin..başına buyruk bu kalp söz geçiremez oldum ona. Bugece açık tut pencereni içeri gelecek ruhum Gelecek ve sokulacak yanıbaşına Sen rahat ol uyanma sevdiğim. Yanında olmak yetecek bana Gözlerimiz kapalı düşlere dalacağiz uzun gecelerde.. Ve yüreğimiz yarınlara akacak birbirini takip eden günlerde.. (serseri bedene) serkan eser AŞK YAĞMURU KARARMIŞ BAŞIM BULUTLARLA DOLU. GAYRETLE ADIMLADIĞIM AŞK YOLU. SIRIL SIKLAM OLDUM ANİDEN, YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU. KORLANMIŞ DUYGULARIMA İNDİN SEN ÜFLEDİN ALEVİME KÖRÜKLEDİN SEN YANARIM AŞKIN ATEŞİNE ÇİZELE SEN YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU. İZLERİNDEKİ ÇAMURU AVUÇLADIM. BULAŞMIŞTIR DİYE KOKUNU, HASRETLE DAFALARCA KOKLADIM. YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU ÖNCE ÇİZELEDİ SONRA KUDURDU. ANSIZIN YÜREĞİMDEN VURDU, YARALADI DOSTLAR SİNSİCE BENİ. YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU. ŞİMDİ AKIP GİDİYOR SEL OLDU. ÜMİTLERİM BU SELDE BOĞULDU, SÖKTÜ KÖKLERİMİ TUTUNAMİYORUM. YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU. ISLANDIM ÜŞÜYORUM KANIM DONDU. SANA BİR GÜL ODA ELİMDE SOLDU. BU AŞK HIRÇIN DUYGU SELİ OLDU. YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU. SEN SÜRÜKLEDİN BİR BEN DÖNDÜM DERELERDEN TEPELERDEN SÜRDÜN DÖNE DÖNE SANMAKİ SÖNDÜM YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMUR fevzi demir |
Bir fırtına kopardın tozum göğe savruldu Boşlukta yüzüyorum ne var da ne yoktayım Hasret ateşlerinde içim yandı kavruldu Yağmurun rüzgarlarla buluştuğu noktayım Ben acılar denizi ıstıraplar dağıyım Hüznün esiri oldu sevdalı bulutlarım Sahipsiz diyarların hazan düşmüş bağıyım Bir bir toprağa düştü sararmış umutlarım Biliyorum sevenler sonuna kadar gülmez Kınamaz oldum artık her gece içenleri Gözlerimin dili yok yüreğim kelam bilmez Kim nerden bilecek ki içimden geçenleri Kabus dolu geceler bölük pörçük uykular Yorgun kara trenler dolaşır raylarımda Yine bin bir feryatla ayaklandı duygular Ne isyanlar bastırdım gönül saraylarımda Aşk denen cehennemin yanıyorken narına Şimdi ayazlardayım sahipsiz donuyorum Küçük bir umut olsun bırakmadın yarına Sana yalnızlıklardan bir demet sunuyorum İBRAHİM YAVUZ |
Giderken bura için, gelince ora için, Gününde ve gecende kendince ora için Sakladığın kendini böldün iki yarım'a; İki kez yaralandın bir yarım yara için. Özdemir Asaf |
Duru ve aydınlık günleri, Kaldırdın aramızdan izinsiz. Ne kaldı bizden hesaba çekilecek? Bir sarkaç gibi Gidip geliyor aramızda geçmişin. Ya da bir bumerank. Bu dairesel döngü, Bu esen rüzgar; Dikkat et, Ateşi söndürecek. Sınırındayım umutsuzluğun. Hayat hadi düştü elimden, Ha düşecek. Severken bile acıtıyorsun canımı. Ah bu sevmelerin yokmu, Bu sevmelerin... Bu Sevmeler beni öldürecek. IŞIK DEMİR |
Kim o, deme boşuna... Benim, ben. Öyle bir ben ki gelen kapına; Baştan başa sen. Özdemir Asaf |
Hiç bir kalem yazmadı henüz, Hiç bir kâğıt kirlenmedi böylesine. Oyunlar sürüyor. Kıyıya vuran yanlarımızı İnkar edişler de. Gizli bir haz alıyoruz, Başkaları için yazılıp söylenmişleri, Yontmaktan kendimize. Acının rengi yok mu, Tadı yok mu sence? Öyleyse nedir Kana kana içtiğimiz, Biraz kâğıt ve kalem eşliğinde? Bıraksak, Bir tutam gün sende, Bir miktar gece bende, Devam edip gidecek, Bu alt yazılı, Miadı geçmiş aşk bencilce. Çünkü acının bir kokusu var, Bir de tadı kendince. Ve bir tahterevalli gibi oyunlar da zevkli, Bazen sen üstte, Bazen ben üstte. Biliyorum; Gizli bir haz alıyoruz, Başkaları için yazılıp söylenmişleri, Yontmaktan kendimize. Çeviriler sürüyor, Karşılığımız olmadığını bilerek Hiçbir dilde. Haklısın, yoruldum. Kalsın; Bir tutam sızı sende, Bir miktar yara bende. Hoşça kal. İyiliği kendinden menkul, Kötülüğü bana düşman, Sevdası kem gözlere yaraşan gidişinle. Hoşça kal. Kal, Kal öteki halinle, Ötekiyle… IŞIK DEMİR |
Ne olur söyleyin sevenler bana Ayrılmak kanun mu aşk kitabında Elele tutuşup gülmeden daha Terketmek kanun mu aşk kitabında Ümitlerim kırıldı bitti Hayallerim yıkıldı gitti Bu dert beni benden etti Sevdim sevdim bak ne hale geldim Her seven sonunda düşüyor derde Bu aşk kitabının yazanı nerde Bir aşık inandı çok sevdi diye Terketmek kanun mu aşk kitabında Ahmet Selçuk İlkan |
Bu şarkılar var ya, ah bu şarkılar Dertli dertli çalar, ah bu şarkılar Bir keman sesinde, gönlüm tarumar Bulutlar yas tutar, yıldızlar ağlar. Bu dünyada beni mi çok sevdin hüzün? Benden başkasını görmüyor gözün Hiç durma içimde çal hazin hazin Bu şarkılar var ya, ah bu şarkılar... Bu şarkılar var ya, ah bu şarkılar Beni benden alan, ah bu şarkılar Bir tanbur sesinde büyür yangınlar Anılar Yas tutar ilkbahar ağlar. SEDAT ERDOĞDU |
Islak bir sokakta bulursun kendini Yüreğin taş, dudakların yok Yaşadığını zannedip yürümek istersin Ellerin titer, gözlerin dolar Yüreğinde ne varsa yaş olup akar gözlerinden Üşüdüğünü zannedersin; ölmektesindir Sıkı dur bebeğim buna AYRILIK derler..... Ceyhun Yılmaz |
Geceyi alır mısın giderken? Yıldızları koy cebine... Biliyorum, Üstüme hasretini örteceksin. Ve artık beni uyku tutmayacak. Öyleyse uykularımı da al... Peki şu kadehi diyorum, kırp atsak. senin mayanla tatlanan şarabı kaldırsak. Biliyorsun ya, Sen varsan mubahtır bana sarhoş olmak. Öyleyse günahlarımı da al... Şehrimi de götür lütfen. Sokaklarımın rengini, yağmurumun ıslaklığını götürdüğün gibi... Biliyorum, Özlemini hayatıma ekeceksin. Ve artık beni koyup koyup giderken sen, Yollarıma büyüyecek çiçeklerin Öyleyse tohumlarını da al... IŞIK DEMİR |
Bilmem ki nasıl anlatsam; Nasıl, nasıl, size derdimi! Bir dert ki yürekler acısı, Bir dert ki düşman başına. Gönül yarası desem... Değil! Ekmek parası desem... Değil! Bir dert ki... Orhan Veli Kanık |
Bir ayrılıkta kaldı gözlerimizin rengi Aklımda o akşam Gece soluğunda koyu bir renk… Ve kızıldan öncesi saçlarının, nasıl güzel olduğunu Kızıl değilken -hatırlıyorum- Şubat tonlarında… Her ayın bir hatrı kalmış Tat mı koku mu aşk mı? Kalmış işte her ne kaldıysa hep aklımda… Mesela bir kış gecesi, bir parkta hatırlarım ellinin sıcağını Ve temmuz rengi saçlarının, kızıldan öncesini… Tütün tatlısı dudakların mesela, Dudakların, belki Mayıs rengi İlk öpüş gibi mahcup kırmızı… Ankara da Sensiz-bensiz her bir dakika Yalınayak olsam Ayazında dokunacağım toprağına Etim yapışıp kalsın buzuna; kök salacakmışım… hiç ayrılmayacakmışız… Gece soluğunda bir hasret ki… çekmek boynumun borcu Ahh… Bu benim sevdam; kızıldan öncesini hatırlamak saçlarının... Hâlbuki Ankara Bakışlım, Hatırlamaz kimse o serin/koyu kestane renklerini, güzelim saçlarının… Bilmez kimse aslını bizim gibi Hangi ayın kaç rengi olduğunu, Hangi ay, yaramaz bir çocuktu, Hangisi bizim değil… Hem, kim nerden bilsin! Ayrılık yollarında her bahar /sen ve ben… Niye ağlayıp, niye güldüğümüzü… ERKAN GÜÇAVLI |
İyidir beraber olmamız Yaklaşmış, değişik. Duyulur çevrenin gürültüsünde Issız Bizde bir şey eksik. Belki de bir şey fazla, yıllarca bilmedik Çökmüş birdenbire ağır: Bir kırık gülüşte Yitik Ümitsiz hatırlanır. Bulmak gibi tıpkı Karlar altında kayıp uzanırken ova Yolu kendiliğinden, Donmuş dallar esen ılık rüzgâra Çiçek açar çekingen. Aldanarak, unutulmuş Senin yolun ayrı, benimki ayrı Az sonra ikimiz de yalnız Kısa bir zaman için, saat beş suları İyidir beraber olmamız. Behçet Necatigil |
| Saat: 10:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık