MsXLabs
Sayfa 5 / 161

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 11 Aralık 2006 09:15

http://img224.imageshack.us/img224/803/senqe8.png

Saatler yine seni vuruyor
Gecenin en dip yerinde
Düşünmekteyim,
Kimse anlamasın,
Kimse görmesin diye
Seni seviyorum
Yüreğimin en ulaşılmaz, en çocuk
En masum yerinde seni öpüyorum
Bazen nefret ediyorum senden
Ama en nefret ettiğim anlarda
Daha bir farklı seviyorum seni

Okşuyorum yüzünü, ellerini
İşte o zaman yaşadığımı anlıyorum
Sen zamansın ,
Yanındayken herşey avuçlarında
Sen aşksın ,
Sen hüzünsün
Ben, artık senim...
Özen Güllü


Misafir 11 Aralık 2006 10:37

Bun

Elim geçiyor aptaldan
Kapital
Elim mi çiçek mi bilmiyorum
Bir elim bir çiçek mi açılan
Çekingen mahzun açılan bunu bilmiyorum
Ama üst üste yenildiğime göre
İskambil oynuyorum garanti
Max Jacob papazı ablasından
Ablasını o saat meryemsiyorum
Çünkü her kadını meryemsiyorum
Gözleri göz değil gözstan
O müthiş korku saatlerinde
Başını omuzuma koymasa olmazdı
Başını omuzuma koyunca da
Kurtarmasa olmazdı beni olmaktan
İçtiği şaraba ait bir adam
Gözleri göz değil gözistan
Bir odadan bir odaya geçiyor
Kapının birini açıp birini kapıyor
Adı Meryem değil sade Dorothy, Lucy
Renklerinden dolayı okulsuz bırakılan
Zenciler zenciler iki okka zencefil
İntihar süsü verilerek
Güneşin linç edildiği bir akşam

Cemal Süreya


gizem_mechul 11 Aralık 2006 12:02

Saat Sekizi Geç Vurdu

Kime ne desem
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Düşünmeden biliyordum deniz ılıdı
Dökülen çelik katı
Yürüyenler yan yana

Yüzümü güneşe dinlendirsem
Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç
Kurtulurdum

Çok köprülü sular gibi git git bitmedi
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Saat sekizi geç vurdu
Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna
Düşünmeden biliyordum

Arif Damar |


Misafir 11 Aralık 2006 12:39

Yağmuru sevdiğini söylüyorsun
ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun

Güneşi sevdiğini söylüyorsun
ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun

Rüzgarı sevdigini söylüyorsun
Rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun

İşte bundan korkuyorum
Çünkü beni de sevdigini söylüyorsun

http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifW.SHAKESPEARE


Misafir 11 Aralık 2006 14:21

On Ayrılık Şiiri
Hayatta ve ölümde ayrıldık
Ayrıldı iki beden
Gönüllerimiz ayrıldı
Seslerimiz ayrıldı birbirinden

Ellerimiz ayrıldı
Kokularımız
Aynı yatakta uyanmalarımız
Gülüşlerimiz
Gözyaşlarımız
Düşlerimiz ayrıldı birbirinden

Ruhun içindeki gece
Kapladı her şeyi birden
Ataol Behramoğlu


Misafir 11 Aralık 2006 20:55


YAGMUR ALTINDA ISLANAN ASK
....Ask yagmurda ıslanmaya benzer
Sırılsıklam olursun üşümekten titrersin
Ama hep yalnızsın ve tek basınasın
Hiç dusunmezsın,derdı tasayı hiç umurunda olmazdunya......


İşte ask boyle birsey bitanem,
Sırılsıklam asık olursun
Yerı gelır ağlamaktan gözlerin kızarır...
Ama sonunda bir tek sen varsındır bu yolda.
Hiç dusunmezsın ondan baskasını



Sadece kosarsın ve ıslanırsın
Bır de yanımda o olsa dersın
Ama o hıcbır zaman
Senın oldugun kadar cesaretlı olamaz....
O yagmurda ıslanmaktan kacar,
Tıpkı asktan kactıgı gıbı...



Sevmeyi bilemez yalnızdır
Yenı ayrılmıstır sevgilisinden
Hep sevilmiştir , birileri tarafından...
Hiç sevmemiştir,sadece sevılen olmuştur,
Sevmeyı bilemez cunkı o
Hıc yagmur altında ıslanmamıştır...
Serkan Güler


Mystic@L 11 Aralık 2006 20:56

Şehir ve Biz

Bu şehir bize küçük gelecek
İhanet kesti yağmurları
Yıkanmıyor caddeler
Sokaklar satıcı pisliği dolu
Kaldırım çiğneyemez yüksek topuklar
Boşuboşuna çıkma bulvara
Gözlerin çakılıp neon lambalara
Ne bakacak, ne görecek
Bu şehir bize küçük gelecek

Bu şehir bize dar gelecek
Hıyanet kuruttu ağaçları
Yaprak döktü bütün parklar
Vitrinleri kütük dolu çarşının
Ve bir çift siyah göz
Kararacak küller arasında
Adımlarımız sığmayıp çarşafa
Ne gidecek, ne dönecek
Bu şehir bize dar gelecek

Bu şehir bize az gelecek
Nedamet uyuttu asrın bebeklerini
Zifiri karanlık kundaklarımız
Mezarlıkta sıra taşlar
Önünü keser rüzgarların
Bilmen nasıl salınacak sitede
Gecekondu endamın
Avuçla boş böğrünü cüzdan yerine
Ne yetecek, ne bitecek
Bu şehir bize az gelecek

Bu şehir bize sıkıcık gelecek
Atalet doyurmuş insanları
Bir adım gayret yok huzura doğru
Gündoğumundaki köpek uykusu
İştahını açar çakalların
Boşuna yutkunma, miden bozulur
Yağmurda ıslanmayı sevemedin ömür boyu
Seryerle cam kenarından
Ne bakacak, ne dönecek
Bu şehir bize sıkıcı gelecek

Bu şehir bize gülünç gelecek
Sefalet parlıyor kadın gözleri
Mart kedisi gibi ortalıkta
Farelerle dans eder
Delik deşik asfaltlar, ne hacet arabaya
Nasırına bastılar, gözlerin doldu
Yüz yıkamak için midir küvetler
Asansörde kaldın ya sen
Ne çıkacak, ne inecek
Bu şehir bize gülünç gelecek

Hünkar Dağlı


arwen 11 Aralık 2006 22:12

her yalnızlık, yalnız yaşanılmaz oysa...
kaldırımlar gibi; ezip geçse de her gün
onca insan,
elbet vardır, oturup üstüne
senin için ağlayan...

sen benim; çoğul yalnızlığımın yegane türküsü...

...

bazen düğümleniverir hayat.
düğüm düğüm olur yol diye bildiklerin.
el ayak dolanır,
üstüne üstüne gelir duvarlar.
kelimeler yoğun trafiğe takılır, her akşam üstü.

sen benim; kelime özürlü dilimin tek büyüsü...

...

sonbaharın telaşında daldan kopup
rüzgarın insafına takılır bir yaprak.
baharın bir daha geri gelme ihtimali yoktur ona.
birazdan düşecektir bir yere,
iş çıkaracaktır çöpçülere...

sen benim; telaş çığlıklarımın yegane çöpçüsü...

...

kısa bir hikayedir hayat.
içine ne katarsan kat...
-senin elinde...-
senaryona girip çıkacaktır yüzlerce figüran.
bir kareliktir çoğu kalmayacaktır uzun zaman...
tekrar seyrettiğinde, “ bu kimdi..? ” diye sorarken hafızan,

sen benim; gördükçe dayanılmaz acıların saplandığı
beynimin yaşayan tek öyküsü...

...

her dağ; bir zirve,
her yol; bir son,
her can; bir ölüm taşır aslında...
tüm gelişler; gidiş taşır cebinde...

sen benim; kabullendiğim onca şey içinde,
inadına bağrında bahar sakladığım,
elimde sımsıkı tuttuğum tohumlarım...


CAFER YILMAZ


Misafir 11 Aralık 2006 22:22

Adını funda oteli koy
Aklından gelip geçen bir yazın
Ve akşam güneşlerinde orda burda
Bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda
İnce ince gezinen turuncu adamların.

Adını funda oteli koy
Sevdamızın da adını
Ayakları dibinde gün batımının.
Ve ağzında binlerce güneşin tadı
Dilinin ucunda yalnızca kendi adın.

Çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın.

Edip Cansever


recruit87 11 Aralık 2006 22:51

Çağın Tanığı Olmak

Fırlat at uzağa
Döner gelir bumerang.

Yukardan aşağı, boş küpler,
Soldan sağa
Hangi harfleri koymalı
Ki çözülsün bilmece?

Diş diş
Kalıntı çağ mazgalları
Sonra yeni katmanlar
Bir intihar gibi içerde.

Aldatışı yakınların
Bilinseydi
Kime inanacaksın
Ki hangi yolları yürümeli?

Çocukluk, gene ancak çocukluk
Gerçi o da acı
Ama iyi ki var
Yerine hangi mutlu yaşantı?

O nineler, o kızlar, o evler
De yoksa
Kimin bu toprak
Çok düşünmüşümdür.

Onu benden, beni ondan ayıran
Düzenler
Bırakmaz bizi bize, bölücü
Olmuş nice değerler, ben de ölmüşümdür.

İçindeyim, diretiyorum çağa
Size ne miyim ben, siz bana nesiniz?
Bir hayal, bir masal mı eski
Ama ben görmüşümdür.

Fırlat at uzağa
Döner gelir bumerang.

Behçet Necatigil


arwen 11 Aralık 2006 23:07

Öyle
Mazeretler
Sunduk
Ki
Hayatta
Sevgiye
Taamülden
Cinayetler
İşledik
Müebbet
Hapse
Mahkum
Olduğumuz
Sevgiyi
Reddettiğimiz
Kırmızı
Kart
Çıkarttığımız
Hayatımızda



GÜRKAN KAYA


arwen 11 Aralık 2006 23:23

Sana şiir yazmak istedim bu gece
Dizeleri bir araya getiremedim
Sana gelmek istedim
Yollarıma ışık seremedim
Bu yüzden ki ben sana hep engellendim.
Sonucuna ve başlangıcına bakmadan seni sevmek isterdim
Nasıl olduysa başı ve sonu hep belliydi bizim sevdamızın.
Niçin neden sorularını hep bir kenara bırakan bir sevgi aradım nafile
Hep sorduk bu soruyu kendimize
Bazen sen
Bazen ben
Neden niçin dedik kendi kendimize
Seni daha daha çok sevmek istedim.
Hep engellendim.
Senden mi benden mi düşünemedim
Bırakıp gitmek isterdim seni
Senin olamıyacagın bir yere
Neresi diye hiç sormadın bana
Yoktu ki böyle bir yer
Sen de biliyordun


TAYFUN YILMAZ


Misafir 11 Aralık 2006 23:56

Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle


Edip Cansever


arwen 12 Aralık 2006 00:03

Peçeli bir güzel gibi
Salındı yine
Gülüşleri soyunup
Kuruyuşları giyinen gece

Kendimle kalışlarımın
Bininci keresinde
Aşk vurgunu benimle

Hep bu yüzden
Acıdı yüreğimin elleri
Tek başına özledim
Ve yine kuyulardayım

Çiftlere
Eksi birler eşlik etti
Ve bir ben kaldım
Bizlerden geri

Nasıl bir başarı bu
Dönüp dönüp salınıp yola
Artıları ararken
Eksiler çıktı şansıma
Tekliğimin saflığına
Damlayışımın eşliği var
Sol yanımda...


ASLI DEMİREL


Misafir 12 Aralık 2006 00:16

Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
Kaybetti kumarda gözlerim
Kaybetti kumarda gözleri.

Bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
Yani her soluk alıp verişimizde bizim
Bir mekik gibi kalbin
Bir mekiği gibi kalbim
İşleyip durdu bu yitikliği yeniden.

Ne kaldı
Farkında mısın bilmem
Gündüzler..
Gündüzler biraz azaldı.

Edip Cansever


arwen 12 Aralık 2006 00:22

Tam
Tamam
Dedim
Sevginin
Yüreğimde
Yerleştiğine
Demir
Attığına
Bir
De
Baktım
Elinde
Valizi
Giderken
Demir
Almış
Yüreklerin
Tuğlalarını
Bir
Bir
Yerle
Bir
Eden
Harabeye
Dönmüş
Yüreklerde
Bir
Sonraki
Taarruzunu
Bekleyen
Sevginin



GÜRKAN KAYA


Misafir 12 Aralık 2006 00:26

Biz bu şafak vaktinin neresindeyiz
Öyle bir umut gibi gelip geçecek
Yalnızım, yalnızsın, bize kim gülümseyecek.

Ve onlar sevdasını söylemeden bir sokağa sapanlar
İçlerinde nane olan bir yerlerden geçecek
Bir soğuk yüreğe oyarak soğukluğu
Ya da onlar mı ki akşamlara dek bir bilardo oyuncusu
Biri bir zincirle ya da bir şapka kenarıyla özdeşleşerek
Birdenbire kaldırabilir ki eğik boynunu
Ne çabuk
Evet, ne çabuk, akşam oldu mu.

Arklardan yüze yüze geçen anılar
Toplasak, toplasak, neye benzetsek
Kilosu on liradan elmalar tam sıfıra düşecek.

Bir yanda yokluk içinde, bir yanda
Ey sonbahar, ey o büyük çiçek.

Edip Cansever


arwen 12 Aralık 2006 01:36

Hani beni hiç unutmayacaktın
Sabahlara dek resmime bakacaktın
Ve adımı sayıklayacaktın.

Dolaştığımız yerlerde beni anacaktın
Gözyaşlarımın izlerini arayıp bulacaktın
Benden başkasına kucak açmayacaktın.

Oyakıcı bakışlarınla kimseye bakmayacaktın
Yeminler ettiğimiz aşkımızı unutmayacaktın
Seni seven o kalbii hiç bırakmayacaktın...

İtiraf bile edemiyorsun kendine
Yazık ettin yeminimize sözümüze
Uğurlar olsun hadi sana güle güle...



GÜLER DÜZER


Misafir 12 Aralık 2006 01:51

Son isteğin nedir?
Sorusu,
Çok, çok kolaydır,
İlk isteğin nedir?
Sorusundan.

Çünkü,
O soruyu
Kimse kimseye soramadı,
Korkusundan
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifÖzdemir ASAF


arwen 12 Aralık 2006 01:59

kime dokunsan biraz hüzün
mevsim sonbahar
ayrılık kokuyor günler
ve sen düşüyorsun

yapraklarla yarış halinde
aşk bitimleri
savuruyor rüzgar
kavruk sevgileri
sen düşüyorsun

kim bilir
bu kaçıncı yenilgin senin
çekmişsin gözlerine yine
o bildik
o eski sürmeni
düşüyorsun

kendini aşktan sakınmayanın
malum kaderi
yine bir sarı yaprakta
düşüyorsun

gözlerinde ekim sarısı hüzün
yüzünü kışa dönmüş yüreğin
üşüyorsun



ZAFER ÇEÇEN


Misafir 12 Aralık 2006 02:30

Hiç gitmediğim bir yerde, sevinçle ötesinde
Her türlü yaşantının, kendi sessizliği var gözlerinin:
En ince kımıltında bir şey var içime gömen beni,
Bir şey dokunamayacağım kadar bana yakın

Kolayca açar beni en ürkek bir bakışın
Parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi,
Sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın
(dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gülünü

Ya da beni kapatmaksa isteğin, ben
Ve hayatım kapanırız güzelce, birden
Karın her yere özenle inişini
Düşleyen yüreğince şu çiçeğin;

Duyduğumuz hiçbir şey bu ülkede
Erişemez gücüne sonsuz inceliğinin:
Yapısının renkleriyle beni bağlayan,
Öldüren, hiç durmadan, her nefeste

(Bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan
ve açan; yalnız anlıyor içimde bir şey
gözlerinin sesini göllerden derin olan)
Kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri.
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif
E.E. Cummings


arwen 12 Aralık 2006 02:36

Hey, masmavi deniz
Hatırladın mı beni?
Hani bir sevgilim vardı...
Senin koynunda, dalgalar arasında
Aşk sözleri mırıldanırdı ya...
Artık o sevgilim yok.
Bak,
Ben de senin gibi yapayalnız kaldım.
Aramızda bir tek fark var,

Sen, içinde milyonlarca canlıya yaşam veriyorsun
Ben ise, içimde var olanı yok etmek için burdayım.



ÖZLEM ŞAHİN


chatlac41 12 Aralık 2006 03:01

Mavi Sevdam
Aksam üstü vurur gözlerime garip bi hüzün
Aksam üstü düşer koskoca bi karanlık
Seni düşünürken kararır hava
En sevdigin saatler en sevdigim saatler
Derin nefesler sigaradan bi kaç şişe bira
Eşlik eder ***** dünyanın ***** aksamlarına
Yoksun artık
Mavi sevdam
Düşündükce garip oluyorum
Ne ugruna neler kaybettim su hayatta
Hatamıydı
Alında hataydı
Ne tarafından baksak kocaman bi hataydı
Mavi sevdam
Ya hiç olmamalıydı
Yada hiç bitmemeliydi
Gel diyecek ne Yüzüm kaldı
Nede güçüm belkide umudum bile kalmadı
Mavi sevdam
Bittin ne kadar güzeldi
Aksam üstleri seninle
Deniz kenarı bi bank
Sen ve ben
Acı bi hatıradan daha ileri gidemiyor artık
Düşündükce garip oluyorum
Mavi sevdam
Bi resim bile kalmadı senden geriye
Nasıl hatırlasam Nasıl unutmasam
Ne yapsam da acını hafifletebilsem
Aklımı kacırcam bi gün hatırladıkca
Mavi gözlerinin pırıltısı
Baktıgında İnsanın içine huzur dolduran masmavi gözlerin
Olur olmaz şeye gülmelerin
Cıkmıyor hiç aklımdan
Meger ne cok baglanmısım farkında bile olmadan
Meger ne cok sey kaybettmişim farkına varamadan
Zor geliyor bu saatler
Daha hiç bişey içmedim
Hiç bişey yemedim bile
Agzımda buruk bi tat
Sen varsın ama aklımda sadece
Ne aclık ne içki
Ne kaybettim ben böyle
Ne vurdu bu denli canımı yakıyor
Seni bekliyorum belki gelirsin
Belki kazaylada olsa bi iki kelime bişeyler konusur
Belki yüzünü üç beş dakikalıgınada olsa görürüm
Bir kaç gülümserdin belki
Üzerimdeki acıyı birazda olsa hafifletirsin
Ne yapsam nasıl etsemde sabahı bulsam bu gece
Nereye gitsem ne yesem ne içsem
Kimin peşine takılsam nasıl uyutsam gözlerimi
Kırılıyor her tarafım gamdan kederden
Gücüm yetmiyor bazen
doru bildigimi bile savuncak gücü göremiyorum bazzen kendimde
Neden dedim defalarca neden
Nieye buralara kadar sürükledi beni hayat
Kaybettiklerimmi daha degerliydi kazanamadıklarım mı
Hayat işte düşündürüyo insanı
Garip Garip
Mavi sevdam
Kaybettim seni inanamıyorum artık yasadıklarıma
Neydi derdim
Kendimle kavgamda senide kararttım belkide
Mavi sevdam
Bir zamanlar hiç bitmeyecek gibi sarıldıgım sen
Şimdi yüzünü bile göremiyorum
Ne kadar değişiyor insanın hayatı
İnanamıyorum
İnanmak iStemiyorum
Mavi sevdam
Bittii.....





chatlac

Yokluğun

Cok ayrılık cok Gitmeler gördüm
En zoru oldun SEN

Hiç bu kadar düşmemiştim
Bilmem bu denli hüzünlü halimi
Nereye baksam senden bi parca
Yokluğunu herşey yüzüme vuruor
O denli acı çekiorum ki
Gittiğin o son günden beri
Düşünemedim neden gittiğini
Hiç düşünücek derman bırakmadım kendime
Zor geldi kendi hatamla kaymetmek seni
Cok agır
Belki hiç başlamamalıydı
Veya bitmemeliydi sonzua dek yasamalıydı
Alında bitmemeliydi
Sevmişim seni farkına varamdan
O kadar baglanmısım ki gözlerim seni arıyor heran
Gezip dolastıgımız yerlerde seni hatırlamak
Seni düşünmek
Cok agır
Gözlerimi acıcak halim yok
Yinede bekliorum işte
Senden kücücük bi söz
Vay bea ne hallere düştüm ben
Sebep neydi
Bir çift mavi göz
Ugrunamı bu yasananlar
Degmezmiydi ölmeye
Yavas yavas Ölmeye
Eriyip bitmeye
Degmezmiydi
Sevmek mi sevilmekmi zor demiştim
Bi zamanlar
Hangisi zor sevdigim
Şimdi söyle
gözlerimin içine baka baka söyle
Hangsi daha zor
Bane göre sevmek zormus
Gerçekten zormus
Kaldıramıyorum yükünü
Korkuyorum bişey söylemeye
CEvap alamamaktan
Üzülmekten korkuyorum
Küçücük umutlarım var
Belki acar telefonunu
Belki ccevap verir bana diye küçük avuntularım
Onlarında üzerime yıkılmasından korkuyorum
Sen olsaydın böylemi olurdu
Erken git eve diye kızardın bana
İçme sakın bitanem derdin
Üzme beni kendine zarar verme derdin
SEN OLSAYDIN YOKLUĞUNU YAZARMIYDIM HİÇ
Sen olsaydın bu saate kalırmıydım ben
Simdi senli olan hangi rüyadaydım kim bilir
Bu arada rüyalarıma bile gelmez oldun
Neden?
Ruhumda mı sevmesin?
Ruhumda mı özlemesin seni?
Bedenlerimiz Yanyana olamadı
Ruhumdamı gelmesin yanına?
Canım yanıyor YOKLUĞUNDA
Uyuyamıyorum
Yemek zor geliyor bazen
Hiç bi işimi tam yapamıyorum artık
Nete giriyorum sen varmısın diye bakıyorum ilk
Belki bi iki kelime konusurum
Belki yüzünün güldügünü görürüm
Sahilde geziyorum
Sana bakınıyorum belki oralardasın diye
Yoklugun nelere müsade etmiş
Gör bi gün istersen
Gözlerim nemlenmiş yazarken
Ne fark eder
ASk mektubu değil
Yoklugunun ta kendisi BU
Soner arıca deniz Gözlüm derken
tutamadım kendimi
Bende denizin birinde ölmedim mi
Bende senin o gözlerin varya deyim ağlamadım mı
Sarkılar alıp götürdü
Yine sana cıktı yolum
YOKLUĞUNA CIKTI........



chatlac


arwen 12 Aralık 2006 03:30

Aldılar onu, götürdüler.
Geleceğe hazırladılar şuursuzca
Neydi onu cahilliğe iten
Götürenlerin ellerimiydi üzerine giden
Yoksa karanlığın sesimiydi kulaklara gelen
Hayaller dünyasında yaşıyordu halbuki
Umutlara yenildi bedeni
Ve olan oldu yığıldı kaldı cesedi
Kim bilir hatırlar mıydı sevenleri?
Yoksa güler geçer miydi sevmeyenleri
Ama genç delikanlı biliyordu ki
Boşuna değildi onun hayalleri…



HAKAN ÖZEN


Misafir 12 Aralık 2006 03:36

Değil kardeşim, dal yeşil değil,gök mavi değil,
Bilsen! Ben hangi alemdeyim, sen hangi alemde!
Aklından geçer mi dersin aklımdan geçen şeyler?
Sanmam! Yıldız ve rüzgar payımız müsavi değil;
Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde;
Vazgeç kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler!

Cahit Sıtkı Tarancı


arwen 12 Aralık 2006 03:40

Eğer çobansam;
azığım, kavalım sensin.
Çiftçiysem;
çapam, tırpanım, orağım sen.
Askersem;
mavzerim, komutanım sensin.
Hastaysam;
hemşirem doktorum sen.
Ölüme mahkumsam;
celladım sensin.
Aşıksam;
tek aşkım sensin gülüm



ÖZLEM ŞAHİN


Misafir 12 Aralık 2006 03:46

Rüzgar mı dedim...
İsterim ki saçların dağılsın.
Gece mi dedim.
Hemen düşüncelere dalmalısın.

Aşk der demez
Kalbin hızlı çarpmalı.
Sabah, dememe kalmadan
Uyanmalısın.

Özdemir Asaf


arwen 12 Aralık 2006 03:49

Ellerin kayıverdi elerimden
Bedenin bedenimden
Dalgalandı bir kez yaşamın akışı
Ve tam gülmeyi öğrenirken yeniden
Hırçın yürüyüşünle giderken
Nasıl silinmiyorsa beleğimden
Gözlerindeki kristaller de
Belki kar tanelerinden…


Dinle, sokakları eşkıyalar basmış
Dışarıda karanlık ******** bir gece
Eğilip de şehrin üzerine
Yosmalarını satışa çıkarmış öylece…



Gitme
Üzülürsün
Sonra kim sarar seni soğuk kış gecelerinde
Bak kimsesiz kalmış caddeler
Uzaklarda siren sesleri
Belki yeni doğuyor
Belki de ölüyor biri
Uzakları bilemem ben
Bir4 fırtınadır alıp götürdü seni
Belki arar bulurum yeniden
Belki de gelemem atık peşinden
gitme…



AYHAN SARIOĞLU


Misafir 12 Aralık 2006 03:55

Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile
Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin
*****lendin de garez bağladım ahlaka bile.

Sana çirkin demedim ben, kafir demedim
Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim
Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.

Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.

Faruk Nafız Çamlıbel


arwen 12 Aralık 2006 03:59

AY

Çekmiş beyaz yorganını
Konuşma, ay uyanmasın!
Gecelerin yalanını
Yıldızlar bile duymasın! ..



ONUR BİLGE


Misafir 12 Aralık 2006 13:41

YARIN
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz

Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.

Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.

Özdemir ASAF


Misafir 12 Aralık 2006 16:52

SARHOŞ GİBİYİM

Bir sevda çölünde bıraktın beni
Kanadı kırılmış bir kuş gibiyim
Dönüp de bakmadın bir gün halime
Sokağa atılmış bir taş gibiyim

O eşsiz hayalin her an karşımda
Gözyaşlarım çağlar her anışımda
Ayrılık şarabı gönül tasımda
İçmeden yıkılmış sarhoş gibiyim

Acılar çöktü bak yine bağrıma
Çoktan hazan erdi gönül bağıma
İnanma sen benim yaşadığıma
Sen gittin gideli ölmüş gibiyim

Ahmet Selcuk İLKAN


careless_WhispeR 12 Aralık 2006 17:27

En Güzel

Bu müze var ya bu müze
Seninle gezerken güzel
Kimseler yoksa salonda
Seni öpmek en güzel
Bu rakı var ya bu rakı
Seninle içerken güzel
Kimler olursa olsun varsın
Rakılı ağzından öpmek en güzel
İşte bu dünya var ya bu dünya
Seninle yaşarken güzel
Sen varsın ya sen
Ancak benimleysen güzel

AZİZİ NESİN


Misafir 12 Aralık 2006 17:59

Gökyüzünü Çevir Bana

Bende bulduğun benim de aradığımdı
sarmaşıp inceldiğimiz o nokta
hadi tut elimden gezdir sokaklarını
ansızın yakalanan sağnağıma

akşam kendini karartırken geliyorsun
komşular kimbilir ne diyor
günü soyunup beni giyiniyorsun
parmakların ışıkları dinlendiriyor

gök yüzünü çevir bana
gezinsin tutkunun alevden dili
uçarken çıkardığın o ses var ya
bütün sözcüklerin özeti gibi

Tanrı bu geceyi korusun

Enver Ercan


Mystic@L 12 Aralık 2006 22:32

Ayrılar gemisi

Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın

Yanaşmadan özleminin limanlarına

Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin

Uzasın dönmenin saçları, çağırma uzasın

Gülten Akın


arwen 12 Aralık 2006 22:37

Kapandı yaralı yüzündeki yalancı gözlerin.
Ay yuvarlanıverdi göğümden.
Oysa;
geceme yastık,
gündüzüme katık,
inkarlarıma delildin.
Ve daha suya düşüp tadını değiştirecektin...

Sevdamızı med-cezirle örtmüştük.

Yenilirken üst üstte,
Kayıp bir kapı tokmağı misali
Telaş telaş birbirimizi ararken,
Neden se
Çekip aldık med-ceziri sevdamızın üstünden.
İnan ki anlamadım.
Hangi arada oldum,
Aşkı kare köklerine ayırmakla meşkul ben?
Ve hangi arada oldun,
Ucu ucuna kendini yetiştiren sen?


Daha ne karartılara vurup
Işık ışık, çakmak çakmak
Aydınlatırız derken,
Daha nice sever ve nice seviliriz sanırken,
bitiverdi işte
biraz benim Med'liğimden,
biraz senin Cezir'liğinden...

Kapandı yaralı yüzündeki yalancı gözlerin.
Ay yuvarlanıverdi göğümden.
Oysa;
Hiç yorulmayız sanıyordum
Bu gidiş gelişlerden.



IŞIK DEMİR


Misafir 12 Aralık 2006 22:55

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Yılmaz Güney


Misafir 12 Aralık 2006 23:05

ÇILGIN KALP

Sensiz geçen günlerim takvimimden bir yaprak daha kopardım bu gece.ve gece hasret zincirlerini bagladı yüreğime üşüyor yüreğim üşüyor sevdiğim..sancılandırıyor hasretin vw akmakta kanlı özlemin..başına buyruk bu kalp söz geçiremez oldum ona.
Bugece açık tut pencereni
içeri gelecek ruhum
Gelecek ve sokulacak yanıbaşına
Sen rahat ol uyanma sevdiğim.
Yanında olmak yetecek bana
Gözlerimiz kapalı düşlere dalacağiz uzun gecelerde..
Ve yüreğimiz yarınlara akacak birbirini takip eden günlerde..
(serseri bedene)

serkan eser

AŞK YAĞMURU

KARARMIŞ BAŞIM BULUTLARLA DOLU.
GAYRETLE ADIMLADIĞIM AŞK YOLU.
SIRIL SIKLAM OLDUM ANİDEN,
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

KORLANMIŞ DUYGULARIMA İNDİN SEN
ÜFLEDİN ALEVİME KÖRÜKLEDİN SEN
YANARIM AŞKIN ATEŞİNE ÇİZELE SEN
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

İZLERİNDEKİ ÇAMURU AVUÇLADIM.
BULAŞMIŞTIR DİYE KOKUNU,
HASRETLE DAFALARCA KOKLADIM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU

ÖNCE ÇİZELEDİ SONRA KUDURDU.
ANSIZIN YÜREĞİMDEN VURDU,
YARALADI DOSTLAR SİNSİCE BENİ.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ŞİMDİ AKIP GİDİYOR SEL OLDU.
ÜMİTLERİM BU SELDE BOĞULDU,
SÖKTÜ KÖKLERİMİ TUTUNAMİYORUM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ISLANDIM ÜŞÜYORUM KANIM DONDU.
SANA BİR GÜL ODA ELİMDE SOLDU.
BU AŞK HIRÇIN DUYGU SELİ OLDU.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

SEN SÜRÜKLEDİN BİR BEN DÖNDÜM
DERELERDEN TEPELERDEN SÜRDÜN
DÖNE DÖNE SANMAKİ SÖNDÜM
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMUR

fevzi demir


arwen 12 Aralık 2006 23:18

Bir fırtına kopardın tozum göğe savruldu
Boşlukta yüzüyorum ne var da ne yoktayım
Hasret ateşlerinde içim yandı kavruldu
Yağmurun rüzgarlarla buluştuğu noktayım

Ben acılar denizi ıstıraplar dağıyım
Hüznün esiri oldu sevdalı bulutlarım
Sahipsiz diyarların hazan düşmüş bağıyım
Bir bir toprağa düştü sararmış umutlarım

Biliyorum sevenler sonuna kadar gülmez
Kınamaz oldum artık her gece içenleri
Gözlerimin dili yok yüreğim kelam bilmez
Kim nerden bilecek ki içimden geçenleri

Kabus dolu geceler bölük pörçük uykular
Yorgun kara trenler dolaşır raylarımda
Yine bin bir feryatla ayaklandı duygular
Ne isyanlar bastırdım gönül saraylarımda

Aşk denen cehennemin yanıyorken narına
Şimdi ayazlardayım sahipsiz donuyorum
Küçük bir umut olsun bırakmadın yarına
Sana yalnızlıklardan bir demet sunuyorum



İBRAHİM YAVUZ


Misafir 12 Aralık 2006 23:34

Giderken bura için, gelince ora için,
Gününde ve gecende kendince ora için
Sakladığın kendini böldün iki yarım'a;
İki kez yaralandın bir yarım yara için.

Özdemir Asaf


arwen 12 Aralık 2006 23:38

Duru ve aydınlık günleri,
Kaldırdın aramızdan izinsiz.
Ne kaldı bizden hesaba çekilecek?

Bir sarkaç gibi
Gidip geliyor aramızda geçmişin.
Ya da bir bumerank.
Bu dairesel döngü,
Bu esen rüzgar;
Dikkat et,
Ateşi söndürecek.

Sınırındayım umutsuzluğun.
Hayat hadi düştü elimden,
Ha düşecek.
Severken bile acıtıyorsun canımı.
Ah bu sevmelerin yokmu,
Bu sevmelerin...
Bu Sevmeler beni öldürecek.



IŞIK DEMİR


Misafir 12 Aralık 2006 23:41

Kim o, deme boşuna...
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Baştan başa sen.

Özdemir Asaf


arwen 12 Aralık 2006 23:47

Hiç bir kalem yazmadı henüz,
Hiç bir kâğıt kirlenmedi böylesine.
Oyunlar sürüyor.
Kıyıya vuran yanlarımızı
İnkar edişler de.
Gizli bir haz alıyoruz,
Başkaları için yazılıp söylenmişleri,
Yontmaktan kendimize.

Acının rengi yok mu,
Tadı yok mu sence?
Öyleyse nedir
Kana kana içtiğimiz,
Biraz kâğıt ve kalem eşliğinde?

Bıraksak,
Bir tutam gün sende,
Bir miktar gece bende,
Devam edip gidecek,
Bu alt yazılı,
Miadı geçmiş aşk bencilce.
Çünkü acının bir kokusu var,
Bir de tadı kendince.
Ve bir tahterevalli gibi oyunlar da zevkli,
Bazen sen üstte,
Bazen ben üstte.

Biliyorum;
Gizli bir haz alıyoruz,
Başkaları için yazılıp söylenmişleri,
Yontmaktan kendimize.
Çeviriler sürüyor,
Karşılığımız olmadığını bilerek
Hiçbir dilde.

Haklısın, yoruldum.
Kalsın;
Bir tutam sızı sende,
Bir miktar yara bende.
Hoşça kal.
İyiliği kendinden menkul,
Kötülüğü bana düşman,
Sevdası kem gözlere yaraşan gidişinle.
Hoşça kal.
Kal, Kal öteki halinle,
Ötekiyle…



IŞIK DEMİR


Misafir 12 Aralık 2006 23:55

Ne olur söyleyin sevenler bana
Ayrılmak kanun mu aşk kitabında
Elele tutuşup gülmeden daha
Terketmek kanun mu aşk kitabında

Ümitlerim kırıldı bitti
Hayallerim yıkıldı gitti
Bu dert beni benden etti
Sevdim sevdim bak ne hale geldim

Her seven sonunda düşüyor derde
Bu aşk kitabının yazanı nerde
Bir aşık inandı çok sevdi diye
Terketmek kanun mu aşk kitabında


Ahmet Selçuk İlkan


arwen 13 Aralık 2006 00:09

Bu şarkılar var ya, ah bu şarkılar
Dertli dertli çalar, ah bu şarkılar
Bir keman sesinde, gönlüm tarumar
Bulutlar yas tutar, yıldızlar ağlar.

Bu dünyada beni mi çok sevdin hüzün?
Benden başkasını görmüyor gözün
Hiç durma içimde çal hazin hazin
Bu şarkılar var ya, ah bu şarkılar...

Bu şarkılar var ya, ah bu şarkılar
Beni benden alan, ah bu şarkılar
Bir tanbur sesinde büyür yangınlar
Anılar Yas tutar ilkbahar ağlar.



SEDAT ERDOĞDU


Misafir 13 Aralık 2006 00:18

Islak bir sokakta bulursun kendini
Yüreğin taş, dudakların yok
Yaşadığını zannedip yürümek istersin
Ellerin titer, gözlerin dolar
Yüreğinde ne varsa yaş olup akar gözlerinden
Üşüdüğünü zannedersin; ölmektesindir
Sıkı dur bebeğim buna AYRILIK derler.....


Ceyhun Yılmaz


arwen 13 Aralık 2006 00:21

Geceyi alır mısın giderken?
Yıldızları koy cebine...
Biliyorum,
Üstüme hasretini örteceksin.
Ve artık beni uyku tutmayacak.
Öyleyse uykularımı da al...

Peki şu kadehi diyorum,
kırp atsak.
senin mayanla tatlanan şarabı kaldırsak.
Biliyorsun ya,
Sen varsan mubahtır bana sarhoş olmak.
Öyleyse günahlarımı da al...

Şehrimi de götür lütfen.
Sokaklarımın rengini, yağmurumun ıslaklığını götürdüğün gibi...
Biliyorum,
Özlemini hayatıma ekeceksin.
Ve artık beni koyup koyup giderken sen,
Yollarıma büyüyecek çiçeklerin
Öyleyse tohumlarını da al...



IŞIK DEMİR


Misafir 13 Aralık 2006 00:28

Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem...
Değil!
Ekmek parası desem...
Değil!
Bir dert ki...

Orhan Veli Kanık


arwen 13 Aralık 2006 00:35

Bir ayrılıkta kaldı gözlerimizin rengi
Aklımda o akşam
Gece soluğunda koyu bir renk…
Ve kızıldan öncesi saçlarının, nasıl güzel olduğunu
Kızıl değilken -hatırlıyorum- Şubat tonlarında…

Her ayın bir hatrı kalmış
Tat mı koku mu aşk mı? Kalmış işte her ne kaldıysa hep aklımda…
Mesela bir kış gecesi, bir parkta hatırlarım ellinin sıcağını
Ve temmuz rengi saçlarının, kızıldan öncesini…
Tütün tatlısı dudakların mesela,
Dudakların, belki Mayıs rengi
İlk öpüş gibi mahcup kırmızı…

Ankara da
Sensiz-bensiz her bir dakika
Yalınayak olsam
Ayazında dokunacağım toprağına
Etim yapışıp kalsın buzuna; kök salacakmışım… hiç ayrılmayacakmışız…

Gece soluğunda bir hasret ki… çekmek boynumun borcu
Ahh…
Bu benim sevdam; kızıldan öncesini hatırlamak saçlarının...

Hâlbuki Ankara Bakışlım,
Hatırlamaz kimse o serin/koyu kestane renklerini, güzelim saçlarının…

Bilmez kimse aslını bizim gibi
Hangi ayın kaç rengi olduğunu,
Hangi ay, yaramaz bir çocuktu,
Hangisi bizim değil…

Hem, kim nerden bilsin!
Ayrılık yollarında her bahar /sen ve ben…
Niye ağlayıp, niye güldüğümüzü…



ERKAN GÜÇAVLI


Misafir 13 Aralık 2006 00:46

İyidir beraber olmamız
Yaklaşmış, değişik.
Duyulur çevrenin gürültüsünde
Issız
Bizde bir şey eksik.

Belki de bir şey fazla, yıllarca bilmedik
Çökmüş birdenbire ağır:
Bir kırık gülüşte
Yitik
Ümitsiz hatırlanır.

Bulmak gibi tıpkı
Karlar altında kayıp uzanırken ova
Yolu kendiliğinden,
Donmuş dallar esen ılık rüzgâra
Çiçek açar çekingen.

Aldanarak, unutulmuş
Senin yolun ayrı, benimki ayrı
Az sonra ikimiz de yalnız
Kısa bir zaman için, saat beş suları
İyidir beraber olmamız.

Behçet Necatigil



Saat: 10:38
Sayfa 5 / 161

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık