![]() |
asla bitmeyen konu ; Muzık olsun herkes aynı muzıgı dınlesın hep bırlıkte dens edelım .. :):) |
Oysa ölünecek birşey yokmuş.. Gidince sen, yaşanacak birşey olmadığı kadar... |
Hayallerle başladı uygarlık, İhtiras ve aç gözlülüğe kuraban edildi insanlık. Erdemli olmak sahtekarlığa ve satılmışlığa değiş tokuş edildi. Dünyanın bir yerinde okumak için kitap çalındı, Bir diğer yerde kitaplar yakıldı... ASLA BİTMEYEN KONU İNSANLIK AYIBI http://img212.imageshack.us/img212/7813/animasyon7wf4.gif |
Meyve Veren Ağaç Taşlanır Tabi. Ama!... Bazı şeylerin korunmsı, onların elde edilmesinden zordur. Örneğn doğru ve düzgün olmak önemlidir ama doğru ve düzgün kalmak hem daha önemli hem de zordur. Temiz olmak da önemlidir ama temiz kalmak zordur. Başarı da öyledir; gerekleri yerine getirilmek suretiyle başarı elde edilebilir ama hem esas hem de zor olan başarıyı sürdürülebilir hale getirmektir. Bunun içindir ki başarılı olmak ve bunu sürdürülebilir hale getirmek isteyen lider ve yöneticiler kadrolarını; zaaf'ları olmayan yada bu risk'i en az olan, geniş imkanlar ve kaynak kullanımı konularında rüştünü ispatlamış ve kültürel irtifaı yakalamış kişilerden oluşturmalıdırlar. Ancak ve ne gariptir ki, özellikle de böyle bir iddia sahibi lider ve yöneticilerin etrafı omurgasız eyyamcılar tarafından sarılmak istenir hemen. Ve bunda da çok kere başarılı olurlar. Lider ve yöneticinin etrafında omurgasız eyyamcılardan bir çember oluşur; maksat lider ve yöneticinin etrafını net ve doğru biçimde görmesini engellemektir. İtiş-kakış'ı sevmeyen, millete hizmet sevdalarına aşık olunacak samimi insanlar da bu çemberin dışında kalır tabi. Hiçbiri akçeli ilişkiye girmediği gibi bazıları beklentisiz olma zenginliğine sahiptirler, seslerini de duyuramazlar. Ancak bir müddet sonra ya lider ve yöneticinin kendisinin sebep olduğu yada etrafında örülmüş olan çemberde yer alan omurgasız eyyamcıların biraz da kasıtla yaptıkları hatalar nedeniyle taş'lanmaya başlarlar. "Hak edenler taşlansın" denebilir ama hem hizmet bekleyenler hem de bu oluşumun hamurunda bulunanlar ızdırap duyar, yazık olur. Böyle bir durumda ne umursamazlık ne de taş'lamaları küçük görüp "meyve veren ağaç taşlanır" deyip geçilmemeli, gereği yapılmalı. Meyve veren ağaç taşlanır sözü, yıllar önce bir dostumun anlattığı bir hikayeyi hatırlattı, izninizle arzedeyim. Hem belki bu sözün hikayesidir. Adamın, geniş, bakımlı ve güzel bir bahçesi vardır. Çeşitli meyvelerle dolu bahçe yola yakındır; gelen-geçen hayranlıkla seyreder bahçeyi. Mevsimi gelir ve yılların emeği meyveye dönüşmeye başlar. Kimi hayranlıkla bakar takdir eder kimi de hased'le. Ama artık meyveler iyice olgunlaşmaya başlamıştır. Kadir kıymet bilmez çocuklar neyse de çocuk kadar bile zekaya sahip olmayan hasid'ler de taş'lamaya başlar ağacı bir meyve düşüreceğim diye. Durumu gören yakın komşuları ve dostları taş atanlara müdahale etse de durum kötüye gitmektedir. Durumun kötüye gittiğini gören evin hanımı bir gün; "bey, çocuklar ağacı taşlıyor bir baksan" der. Ama adam; boşver, taşlar taşlar giderler" derk hiç rahatını bozmadan. Ancak adam biraz fazla rahattır. Hatta buna gamsız bile denebilir. Günler böyle geçer ve bir gün evin hanımı; "bey" der, "Gerçekten senin dediğin gibi çocuklar da o fena adamlar da meyve ağacını taşlamaktan vazgeçtiler" dediğinde adam; "ben sana dememiş miydim" der. Bu defa evin hanımı: "evet çocuklar ve o fena insanlar taşladı taşladı gittiler. Ama ağaçta ne meyve kalmış nede yaprak. Hatta ağaç o kadar insafsızca taşlanmış ki, önümüzdeki yıl meyve verecek hali kalmamış" der. Evet, meyve veren ağaç taşlanıyor her devir ve zamanda. Ama bunu bertaraf edecek tedbirleri almak, belki aktif mukabelede bulunmak gerekir. Yoksa dışarıdan atılan taşlar tehlikeli olabilir. |
Ne masalım , ne de bir şiir.. kelimelere anlam yüklemekten vazgeçtim.. anlatasım yok , anlayasım yok.. öylesine işte... |
Şanlıurfa’da güldüren ve utandıran köy isimleri Hasan KIRMIZITAŞ- Ali LEYLAK/ŞANLIURFA, (DHA) ŞANLIURFA’da, birbirinden ilginç köy ve mezra isimleri duyanları güldürürken, buralarda yaşayanları utandırıyor. Bin 98 köy ile bin 611 mezranın bulunduğu kentte, yerleşim birimlerine verilen ilginç isimler dikkat çekiyor. Kızlar, Estağfurullah, Deliler, Avrat, Gerdek, Öküz Öldü, Fareli, Ötlek, Yuvarlak, Kötü, Kabahaydar, Sünnet Taşı ve Uyuzpınar gibi isimleri taşıyan köy ve mezralarda oturanlar, ‘nerelisiniz?’ sorusuna cevap vermekte zorlandıklarını söyledi. Köylüler, ilginç hikayelere sahip köy isimlerinin arkadaşları arasında alay konusu olduğu için yerleşim birimlerinin isimlerini söylemek istemediklerini belirtti. 8 hanede 60 nüfusun yaşadığı Küçük İstanbul mezrası sakinlerinden 40 yaşındaki Hanifi Demirel, mezranın isminin rahmetli babası Acemi Demirel tarafından konulduğunu belirterek, “Babam askerliğini İstanbul’da yapmış. İstanbul’u çok sevdiği için mezramızın adını Küçük İstanbul olarak koydu. Dışarda Küçük İstanbul’da yaşıyorum dediğim zaman çok şaşırıyorlar, ancak mezra olduğunu öğrenince alay ediyorlar'' dedi. Kızlar Köyü’nde oturan 57 yaşındaki Mustafa Tepe, yıllar önce köy ağasının tek kızının olduğunu ve köyün bu kıza miras kaldığını belirterek, “Köy, ağa kızına miras kalmış. Bu yüzden köyümüzün ismi Kızlar olarak kalmış. Bugün bu köy ve mezra isimleri herkese komik geliyor. Köy dışına çıkmayı bu yüzden sevmiyoruz. Çünkü köy ve mezralarımızdan çıktığımız zaman bize ‘Nerelisiniz?’ diye soruluyor. Köyümüzün ismini söylediğimizde ise önce gülüyorlar, ardından yaşadığımız yerin ismiyle alay ediyor'' diye konuştu. 200 kişinin yaşadığı Kabahaydar Köyü sakinlerinden Hüseyin Çakmak ise, yıllar önce köyde yaşayan ve çok kaba olan Haydar isimli kişinin isminden esinlenerek köylerinin adlandırıldığını ifade etti. İşte güldüren köy isimleri BÜYÜK Ördek, Estağfurullah, Hamurkesen, Korukezen, Şıh Zeliha, Babadamı, Balkatan, İbrik, İrice, Kargalı, Karpuzlu, İncir Ağacı, Sarışeyh, Üzümkara, Maşuk, Kızlar, Aşık, Abdurrahman Dede, Yolabilir, Horoz, Keçikıran, Keçili, Onortak, Akkeçi, Baykuş, Sınırgören, Karabaş, Aşağı Fatmacık, Orta Fatmacık, Denizbacı, Gerdek, Babacık, Sığırcık, Deliler, Pirhalil, Kılçık, Çakallı, Savaşan, Sütveren, Büyük Türbe, Ceylan Gözü, Selalmaz, Parapara, Sugeldi, Tantana, Aşağı Kucak, Kargalı, Karpuzcu, Kalınağaç, Güvercin, Hamam Ören, Altın Ahır, Anacık, Keş, Kurbağalı, Karakeçi, Nohut, Turna, Güvercin, Karıncalı, Yeğen, Binaltı, Molla Hamza, Tavşan, Çamurlu, Kucak, Engelli, Evcimen, Kargalı, Oğlakçı, Yazgüneşi, Yarpuz, Defterdar, Küçükkuzu, Kırkgöz. MEZRALAR Küçük Ördek, Kötü Köy, Yuvarlak, Şakşak, Fareli, Direkli Demir, Küçük İstanbul, İblis Kulesi, Sünnet Taşı, Öküz Öldü, Ötlek, Sevgili, Şeftali, Tavuk Damaltı, Uyandı Çayır, Pırpır, Ceylan, Kırçiçeği, Sahabo, Uçankuş, Ekmeği Kırık, Tavşan Harabesi, Orta Yoğurtçu, Bayat, Kuş Harabesi, Ağzıbüyük, Avrat, Küçük Bakışlar, Yılan Harabesi, Kurt Harabesi, Vize, Öğrenci, Asker Harabesi, Aşağı Mucit, Yukarı Mucit, Kurt, Uyuzpınar, Akbaba, Sabırlı, Köşker, Küçük Kap, At Yurdu, Kazıklı, Zübeyde Hanım, Kaçaklar, Limon, Gözdeğmez, Tilkili, Arabalı, Mecbure, Ceylan Harabesi, Tekağaç, Kulaksız, Karakız, Sakaltutan, Sinekli, Güvercin, Selamet, Kangörmez, Ela Göz, Keşif, Sarı Kuşlar, Tosun, Yedikardeş, Gazlıkuyu, Tanınmış, Aşağı Aydüştü, Durdular, Küçük Minare, Maraz, Geyikviran, Uzun Oda, Tilki, Anaplı, Güluşağı, Kulaksız, Mamo, Kısık Su, Hışhış, Ördekli, Deve Boynu, Kara Bıyık, Şabani, Katırkuyu, Keçikuyu, Subastı, Köpekli, Ağıztadı, Dikbıyık, Dörtparmak, Sağırlar, Geyikli, İmece, Atyolu, Topalak, Katır Mağara, Akoğlan, Halilcik, Onbaşı, Karşıcı, Su Göründü, Kızbeyi. |
İnsanlar asla değişmezler; sadece zaman geçer ve bizler kim olduğumuzu unuturuz.. |
|
Beynimde intihar çiçekleri açmış Her gözyaşımda biraz daha büyüyor çığlıklarım Sonunu getiremediğim hikayelerim var benim 1 2 3 tıp! daha kaç hakkım kaldı ki yaşamaya ? |
|
| Saat: 06:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık