![]() |
SEVGiLiM YOKSA SEN Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan Bir eski büyük şairmiş gibi Aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de Mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından Hiçbir yerde yok asaletin ibresi Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen Bir doğru sözünde belki..... Saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının Yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında Ve kokusunda çiçeklerinin kanirej’in Elbet şiir olacak şairin tesellisi Ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların Yazana değilse bile okuyana faydalı "bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen" O da üzülmüş aynı benim gibi .... Benimki daha acıklı değil onunkinden, Fiyakalı değil onun acısı benimkinden.. Sade güzel olan kelimeler.. Sade kelimeler... Kelimeler.... Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık Bir elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde Bırak yoluma gideyim bildiğimce Yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar Baktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler.... Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan içinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git Lazımsa eğer... işte orada duruyor... Ağzımın bir yerinde... Almak ister misin dilini sokup aklıma Sana ait olan herşeyi bir nefeste Bir göz yumma anında Bir soğuk telefon konuşmasında Geri alabilir misin? Seni benden geri alabilir misin? Kovabilir misin beni senden? Sevgilim.. Yoksa sen, Sevgilim olmayabilir misin?.. Yılmaz erdoğan |
AĞLAMA!..SUS!.. Ağlama!..Sus!... Başını omuzuma yasla dostum.. Bırak akıtsın feryadını.. Suskunluğun gözlerime.. Bilirim insafı yok duyguların.. Bir düşmeye gör ellerine.. Ağlama!..Sus!.. Fırtınalar kopartma gönlünde dostum.. Yelken aç suları durulumuş yüreğime.. Taptaze, bahar kokulu bir sevdam var.. Nefes nefes doyasıya çek içine.. Ağlama!..Sus!.. Gülmeyi özledik durduk biz dostum.. Hani artık kuruyacak tı gözlerimiz.. Unuttun mu?Mendillerimizi yakmıştık.. Bir gece,bu sahilde ikimiz...Ağlama!..ne olursun sus!.. Samet ÖZLEM |
Al götür beni Adını bile Bilmediğim yerlere Hayata yeniden başlayalım Yalnızlığımda Acı tatlı günlere Yeniden başlayalım al götür beni Yüce dağlara enginlere ses verip Buradayım diye çağırayım Mutluyum, özgürüm diye Al çek beni Yeni sevdalara başlayalım orda seninle mutluluktan çıldırayyım Al sev beni Dizlerinde uyut Ellerin saçlarımı okşasın Seninle tat bulayım Türkü çağırıp Sevdalın olayım... Arslan Bayır |
ateş küreği meziyet dönmemek eziyet etmemek hak bilir ekmek verir istemeden sev sevgiden dev cennet istemek ateşten gömlek marifet tevazu şehadet son arzu aşk ermemek zevk vermemek korku kendisi sorgu efendisi diğeri onlar içeri dalanlar gölgeden korkanlar yalandan adamlar akıl denge kıl simge fikir idrak düşün bırak umutları tutun haydutları unutun görgüsüz gözler ışıksız fener takırtıları lakırtıları bıraktıkları gürültüler yaptıkları süprüntüler ilke boş teneke sarhoş kahraman ünü dumandan ölümü vurmadan gömülü korkudan başı kumlardan aşı zakkumdan ekmek zehir yemek bilir işleri kapan gülüşleri yalan alışverişleri duman zebani cehennem meleği bilmem son dileği ateş küreği mustafa semerci |
Artık şiir yazmayı sevmiyorum artık artık gerçek aşklara gerçek,sımsıcak kalpler sunmayı yerle bir olmuş özleyişlerden tertemiz aşklar yaratmayı seviyorum sevda çiçekleri göndermeli her yana her yöne şiir yazmak aşkın zahmeti en güzel aşkları yaratır da kendi sevdası gamdan dağları aşamaz mutlu sonla bitmez nedense.. artık duyduğumda boğazıma çökecek yutkunmalar doğuran türküler sevmiyorum manasız serzenişleri zamansız ağlayan silah namlularını sevmiyorum sevdiğim tek şeyi yanlız seni sevmeyi herşeyden yüce kılan ve gamdan dağları ardına alan sevgiye bu sevgiye mecburum ben artık.. Ömer Seydi Ekinci |
http://img410.imageshack.us/img410/6602/116475832217905ed5.jpg dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda... Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... Hayır! Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman şart değil... Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında... Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama... Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma! mehmet şentürk ----------------------------------------------------- |
Sultân-i Dil-ârâm, Ar$'a uzandi fîrâk Gamm-gîn Yevm'de galeyân, kalbi eyler in$irâk Çün ümîdim vuslattir, ola mi zuhur, merâk? Temennimdir ittisâl, Mevlâm eylesin nasib... Mesrûriyyet Kervani, alsin bizi müntesib... Isfirâr-i benz ile, rengim uçmus, ne çâre? Od'a gir-yân cigerim, hem dehlizde üsâre Füsûnkâr Rüveyde'siz, kapanir mi kim yâre? ITRINI, râyihâni, isterim Rabb'den niyâz... Kabahat mi ola ki, O'na ilticâ, IYÂZ? iftirâk-i ahvâle, bu tebligât mütercim Gönül-Dîmag cenginde, hissiyâtimdir hercim isit kim nidâlari, feryâdimdir habercim Zül-Celâl'e mâlumdur, O Mu'în etsin nusret... i$'ar ile, söz ile, nihâyet bulsun hasret... 11.09.2000 Landsberg 04:10 M. Engin Karatay |
Tutkulu Tutsak olacağını bilerek yine bu sabah demirparmaklıktan içeri usulca sızdı güneş Yasaklanınca görüş gününde çiçek getirilmesi arka duvarın dibinde sarmaşık tohumu dikmiş annem Oysa el bile sallayamamıştım ona kuyrukta saatlerce bekleyip doldurduğu içme suyunu dökerken ardıma Sunay Akın |
Dalgın bir kuş bakışı özveriler, Özünde özü tüketmiş, dönmeyecek yitenler Yiten, kalbinden akıp giden bir sözse eğer Zamanın bir anında olgunlaşıp evreler; Menkıbeye dil olacak evrelerde kalmış bedeller. Ta ki söylenen son türkünün son telinde nağmeler, Yorgun argın artık, bahşedilsede özlenilen cümleler. Kimi sele, kimi depreme, kimi geç kalınmış vereme, Yitip gitti, yitirenler yitenler, ecel aman vermedi. Aslanın postu, yılanın derisi kaldı geriye. Büyük ninem anlatırdı eskilerden beriye, Ay güneşe sevdalıymış, güneş aya delice Asırlarca kovalamış ay güneşi, güneş ayı seslice Yıldızlar güneşi, bulutlar ayı kıskanırmış gizlice Arada bir dert yanarmış ayla güneş şimşeğe. Hiddetinden gürleyince şimşekde; Oluk oluk akarmış ayla güneşin gözyaşları zemine. Sonra gökkuşağı açıp yedi rengiyle, Teskin edermiş ayla güneşi kendince. Dünya bile haset etmiş yılda en az iki, bilemedin beşkere Güneşi itmiş ayı tutmuş aralarına girmiş zevk ile. En sonunda bu sevdayı zuhur eden Rab bile Acıyarak Celâlini ispatlamış göklere İhsan etmiş; ay tutulmuş ay ile güneş elele Aradan epeyce zaman sonra ninem göçtü gitti ahirete. Bu bir masal mıydı, gerçek miydi kim bile. Hatırımdan hiç çıkmamış, bu çözümsüz bilmece. İşi gücü boşlayıp, aylak aylak dolaştığım günlerde, İrkilerek tanık oldum, bülbülün dertlendiği her kere Gülün yaprağında ötüp, sonra da kaybolduğunu göklerde. Göklerde gül kahrıyla susayıp indiğinde bahçeye, Artık kime yar olur, su kaynağı kurumuş, gül solmuştu birkere Bu resmin karesini ezberleyip, ibret yaptım kendime. Yitip giden yitirildiğini bilsede, sessiz kalır kalbine.. Ya yitirip gidenler, sizden ne kalacak geriye... Her masalın sonunda yarım elma düşüyor herkese, emsal türkü |
Aşk bunca gün, ah, bunca gün görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın, nasıl öderim, neyle öderim? uyandı kana susamış ilkbaharı koruların, çıkıyor tilkiler inlerinden çiylerini içiyor yılanlar, ve ben gidiyorum seninle yapraklarda çamlar ve sessizlik arasında, sorarak kendime nasıl, ne zaman ödeyeceğim diye şu bahtımı bütün gördüklerim içinde yalnız sensin hep görmek istediğim dokunduğum her şey içinde senin tenindir hep dokunmak istediğim: seviyorum senin portakal kahkahanı hoşlanıyorum uykudaki görüntünden ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim bilmiyorum nasıl sever başkaları eskiden nasıl severlerdi, yaşıyorum, bakarak, severek seni, aşk tabiatımdır benim her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun. nerde o? hep bunu soruyorum kaybolduğunda gözlerin ne kadar geç kaldı! düşünüp inciniyorum, yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi geliyorsun sen, bir esintisin şeftali ağaçlarından uçan. bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil o kadar neden var ki, o kadar az, böyle olmalı aşk kuşatan, genel üzgün, müthiş, bayraklarda donanmış, yaslı, yıldızlar gibi çiçek açan, bir öpüş kadar ölçüsüz. Pablo Neruda |
Yağmur Güzeli Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor "Gel" diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor Bir gün çıkıp gideceksin Sonra arkandan yine bir ince yağmur yağacak Cadde cadde sokak sokak Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar Saklamak zor olacak çaresiz kalacağım Seni sevdiğimi anlayacaklar Üstüme yağmurlar yağacak İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak Kahrolacağım Bu şiiri yağmur yağarken yazdım Ezanlar okunuyordu minarelerden Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda Sokaklara çıkmayı göze almazdım Melül mahzun dolaşmazdım akşam karanlığında Duraklarda yapayalnız kalmazdım Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor Gel diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum inceceik ellerinden Elerim boşlukta kalıyor. Yavuz Bülent Bakiler |
Bakıp resmine, avundun durdum Öyle bakışın var ki, inan vuruldum Böyle güzel misin hâlâ diye sordum Gözlerin gülüyordu, inan mest oldum. Bakıp koklasam da geçmiyor özlemler Varmak istemez miyim, bırakmıyor eller Uzadıkça uzadı şu zalim yollar Günler yıl oldu, geçmiyor aylar.. 'Hakkı' söylerken yaşla doldu gözleri Her an zikrediyor çok özledi sizleri Hayâl kurar, koklayıverir gülleri Gül var resimde, gerçek güle benzemez. Ne kadar da, tatlı tebessümün vardı Bil ki, hasretin suzan gibi yaktı kavurdu O emsalsiz sevgin burcu burcu kokardı Kavuşmamıza az kaldı bekle sevgilim. hakkı yurtlu |
GECE ve SIR http://s.azbuz.com/uploads/images/15/8/5000000001508509.gif Gecenin sırrını bilmesem doğarken tapınırdım dolunayaİnsan düşünü gerçek kanatır sorgusuz baksam Afrika’ya büyülü renklerle süslenir ülkem Sokağa bırakılan rüzgâr ve kül aramızda büyüyen yangını anlatır Kanayan yarada açan gül silinmez utançtır dünyaya insan başlattı insanla biter çilem En yalın halimle karşındayım oldukça benimsedim mevsimi Kırık resimleri silmesem sevinçle karşılayamazdım her iklimi Gökyüzü telaşıyla bakışındayım çocuklar paylaşıyor sevgimi Yalnızlığın tanımını bilmesem ölümden beklerdim dostluğu Pervane yanışındayım zenginliğim bir avuç su BABÜR PINAR |
http://s.azbuz.com/uploads/images/14/9/5000000001409365.gif HÜZÜN KANATSIZ KALMAKTIR Hani nerde bize bırakılan düş ateşi soğutan bir öpüş yalnızlık kadar üşütmez dudağı Herkesin yaşanabilir sandığı kardeşçe üleşmek nerede nerede kendi halinde akan nehir Neden serin bir öpüşe susamış bedbin insana zor gelir misafir Omuz omuza yürümek yolculuklarda ağrılı bir istemdir beleğimde halâ hayatla soluk soluğa sevişmek nerede Senin istediğin acı çekmekse eğer kara bir adresten gelen çuvala koy gençlik anılarını sakla Yeni bir yolculuğa başlarken ansızın neleri götürdüğünü hatırlatınca kaygın dönüp söver umuda kanlı kültür maviye giden yol rotasını terkeder Gözyaşı ne kadar ıslatırsa ıslatsın renkleri çağırmaz siyah beyaz keder bencilliğin gölgesi düşünce yoksunluğun soğuk yüzü görünür İnsan yalnız kaldığında önce kanatlarının yokluğunu farkeder Babür PINAR |
her yanım bir sen oldun seninle yaşayıp durdum bu kalpte sadık kayboldun bulamıyorum seni arayan beni sen olmalıydın özledim bakmaya kıyamadığım gözlerini hele o tutmaya çekindiğim ellerini görmek için adaklar adadığım düşünü ve hayalini her bir yanımda seni yaşatıyorum... beni yaşatan sen olmalıydın... necmeddin özcan |
http://s.azbuz.com/uploads/images/14/34/5000000001434550.gif KIRIK AŞK AĞRISI SOLDA Dipnot düşülmeyen günler sık sık azınlık günler daldıkça uzaklara soluğuma oturuyor eski bir şarkı Belleğimde yeşeren ulaşılmazlık iki yanı ağaçlı yolda göz kırpıyor yaralı Gitmenin zamanı geldi artık Bir çift güvercin kanadının iki yanı ağaçlı yolda çocuk hevesime bıraktığı gölge belleğimi sorguladıkça canım acıyor Kendi zıddına dönüşen her şeyin adının ansızın konulmadığı bir ülke var Kırık aşk ağrısı solda Belki bütün talihsiz hatıralar aynı ağacın dallarında mevsimi karşılıyor resimlerde eskimeyen gökyüzü aynı Ağaçlı yolun iki yanında endişe güvercin konuşunu ağırlıyor nihavent şarkıların sözü aynı yaz bitimi tüm hevesler sonbahar Bir çift güvercin kanadının gölgesine sığınan ölümsüz çıvgın ardımsıra gelip ağlasın neyleyim bir başka baharın sunduğu karanfil umurumda değil kırık aşk ağrısı solda Sen eylül darbesi sönümüyle kaybol da ben ardınsıra sabah aklanıp geleyim İki yanı ağaçlı yolda son kez yürürken asiler deminde ömrümle barışık öleyim BABÜR PINAR |
Erkekler Hep Yalnız Ağlar "Gecelerce su taşıdım değirmenlerine gözyaşlarımla Gel gör ki mendilim bile olamadın" Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın Günlerdir uçurumunda Bu kaçıncı atışım kendimi Kollarından yalnızlığa Bu kaçıncı dargınlık Bu kaçıncı barışma Belli ki Sensizliğe sürgün bu gözler Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim Artık sana değil Sensizliğe yaslanacağım Hoşçakal güzçiçeğim hoşçakal Seni artık Gözyaşlarımla ıslanmış Yastıklara bırakacağım Oysa yıllarca Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini Dağ başlarında çoban ateşi yaktım üşümeyesin diye Ellerine kör karanlığın gecelerinde sarıldım Ve haykırdım En dipsiz kuyulara adını Ezberlettim seni Kurtlara-Kuşlara Sense beni sokaklara vurdun Ve en zehir şarkılara Bilirsin Rüzgara bıçak Yağmura ateş Buluta kurşun işlemez Sende öylesine vurdunki beni Artık bana hiç bir acı karetmez Neylersin Önce melekler terketti bizi Sonra masmavi düşler Öpüşler, gülüşler, çiçekler Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların Bundan böyle Bizi her köşede Bambaşka bir cehennem bekler Sende bundan böyle İçi boş şarkılarla avut kendini En ucuz aşklarda yıka kirli ruhunu Açılırsın Taşlar yosuna sarılır bilirsin Sarmaşıklar duvara Geceler karanlığa Sen de yalnızlığa sarılırsın Ve kadınsın Ağlayabilirsin gönlünce Gözyaşların pınarlar misali çağlar AMA UNUTMAKİ, ERKEĞİM BEN VE ERKEKLER...... HEP YALNIZ AĞLAR. Ahmet Selçuk İLKAN |
Benim Adım Kadın Dolunayin isigi duser usuldan odama Karamis dunyamin ufak bir isiltisi olur, Hasretin sarar yanliz odami Hasretin bir an isyan ettirir kadere Bitmeyen geceler bir an kabuslari agirlar Uykusuz gozunden iner yavastan yaslar Sevipte sevilmeyen kalbim isyana baslar Beni terk ettigin gun duser gonlume Gozlerinden almistim yasama sevincini ben Hayatimi sondurdu boyle elveda demeden gitmen Seni nasil sevdigime hic aldiris etmeden Ettigin yalan yeminler duser aklima.. Bitirdin hayatla butun baglarimi Yasamaktan sevmekten artik korkar oldum Bukulmez,yikilmaz dedikleri SELMAN'in hayatini Sen yiktin dunyada tek mutlu ol gulum.... Selman Sener |
SAKIN SEVDANI Sağnak yağmurlardan geleli Bir nergiz açımlık zaman olmuş Aynı soluğu taşıyorsun Verme gizini girdap bakışlım Sakın benden sevdayı... ......................... Ece Arabul Günel |
Dönmemecesine Yanılmış insan Son bir umutla Tanrısına doğru Güvenle yürüdü Biliyordu ki, Tanrısı onu Dünya hayatı Ömür defteri Kapanmadan Ne olursa olsun Yanına çağırıyordu Yürüdü Yanılmış insan Son bir umutla Biliyordu ki, Tanrının affı yok İşte o an yıkılırdı Kaybolur giderdi Zaten dünya Hayatı bitmek üzere Ve bütün hayatı Günahlarıyla doluydu Ölüp yok mu olacaktı? Yeryüzündeki toprağa Yokluğa mı bırakılacaktı? Veya yakılıp kül mü olacaktı? Yoksa Tanrıya, Güvenle inanarak Tüm pişmanlıklarıyla ve Günahlarıyla mı varacaktı? İkilemler içinde Gözleri geçmiş Ve gelecekteydi Biliyordu Yanılmış insan Tanrının affına İnancının kırıldığı an İmanının kaybolduğu andı O an hiçliğin kurbanıydı Karanlıkların karanlığıydı Dünya, hayat, yaşam anlamsızdı Biliyordu Yanılmış insan Yanılmış olsa da, Hatalar içinde olsa da Kalbinde tanrıya inancı vardı. Ve yürüdü hiç yılmadan Son bir umutla Sevgi ve saygıyla Tanrısına olan İnançla, bir daha Hiç dönmemecesine Günahlarına Hatalarına rağmen Tanrıya olan sevgisiyle Bilgi, bilinç ve kalbinden Tanrısına yakın af dileğiyle Hidayetin, Parlak aydınlığına Yaratılışındaki doğallığına Mehmet Çoban |
SENİ ANMAKLA ARTIYORUM korkak değilim,umutsuz değilim bundan böyle değiştirdim sana yaraşmayan günlerimi verdiklerinle sana yaraşmayan ne varsa bir bir çıkarıp attım yeller esiyor şimdi o büyük karanlığımın yerinde geldin kutsal bildiklerimi yeniden tanımladın ülkemi bir bakışta bağladın güzelliğine en varılmaz yerlere vardırdın ellerimi en gizli denizleri açtın gemilerime sensin artık adı bir dönülmezliği çağıran kelimeleri ölümsüz kılan şiire... ................................ Kemal Özer |
Canım ben hiç bilemedi kim sevdi diye ve ben hiç bilemedim beni kim sevdi diye ve anlamadım hiç sevdamı bu sizce nasıl da bırakıp gitmiştim seni hiç vicdanda yokmuş bende hani demiştin ya seviyorsan dönersin diye dönemedim olmadı dönemedim sevmiştim seni aslında ne olur afet beni sevmiştim seni resmin hala cüzdanımda saklı hayalin gözlerimde canim nasil unuturum seni deli misin ben seni sevmiştim her dakika ah çekişim her dakika ölüsüm bumuydu sevda ağlıyorum simdi gelmek istesem de gelemiyorum ne olur anla bu muydu sevda Meral AK |
Bu Alemde Kral Tanımam! Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken Ben hergün azraillen dans ediyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam Sen sıcak yatağında rahat uyurken Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa Bende seni o kadar çok seviyorum.. Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..! Yılmaz Güney |
Bayılırım şu düzenli dünyaya Kışı yazı Baharı güzü Gecesi gündüzü sırayla. Ağaçların kökü içerde Bütün ağaçların kökü içerde Dalların başı yukarda İnsanların aklı başında Bütün insanların aklı başında Beş parmak yerli yerinde Baş işaret orta yüzük serçe. Diyelim kalksa da serçe Orta parmağa doğru yürüse Ne haddine! Yahut akasyanın biri Başını toprağa daldırdığı gibi Bir gezintiye çıksa Merhaba kestane, merhaba çam Selamün aleyküm, aleyküm selam Kimsin nesin nerelisin derken Laf açılır mı bizim akasyanın kökünden Bir uğultudur başlar rüzgarda Kökü dışarda, kökü dışarda... Yahut ne olur koca bir dağ Baş aşağı gelsin... Aman Allah göstermesin. Bayılırım şu düzenli dünyaya Altta ölüler Üstte diriler Gel keyfim gel! Melih Cevdet Anday |
Aşk bir nimettir hüzün gözlüm Aşk bir nimettir hüzün gözlüm, Birlikte dinlemektir yüreği... Durup düşünmektir iki kere Yüreği anlamaktır. Aşk dert çekmektir hüzün gözlüm, Yaşarken ölmektir usuldan. Aşk sevgiyi taçlandırmak Ateşlerde yanmaktır. Aşk kendinden kaçmak, Sana yakalanmak ansızın. Cisil cisil ıslanmak... Seni içip kanmamaktır. Yüreğin ateşidir aşk, En yüce dağlara tırmanmak Doruklara bakıp dik durmak Yıkılmadan varmaktır. Aşk bir yorumdur gülüm, Yana yana olgunlaşmaktır. Bende sana yanmak, Sende hüda'ya varmaktır. Adnan DENİZ |
HASRETINDEN PRANGALAR ESKITTIM Seni anlatabilmek seni. Iyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, ***** yalana. Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kus uyur, zindan uyurdu Disarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadim, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarina kan gülleri takayim, Bir o yana Bir bu yana... Seni bagirabilsem seni, Dipsiz kuyulara. Akan yildiza. Bir kibrit çöpüne varana. Okyanusun en issiz dalgasina Düsmüs bir kibrit çöpüne. Yitirmis tilsimini ilk sevmelerin, Yitirmis öpücükleri, Payi yok, apansiz inen aksamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalip gidene, Seni anlatabilsem seni... Yoklugun, Cehennemin öbür adidir Üsüyorum, kapama gözlerini... AHMED ARIF |
ŞİMDİDEN BİR HATIRASIN Şimdiden Bir Hatırasın Bulutsa, tozsa, uçarsa Bütün (aşklar) paranteze alınsın Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın Ne bir şarkısın, ne de dillerde nağme adın Artık bazı şarkılar kadar yarılısın Günler izmarit diplerinde biriksin O zaman mutlaka bir trenle gelirsin Köpüklerdensin, mavisin, sakinsin istesen suyun tenine bitişirsin ellerimi bıraktım, artık buna sana yazsın İçimde iki yaşlı balık varsa, İçimde biri pulsuz, iki balık varsa Biri senden, gelirsen ve yok edersen Bunu yazmak istiyorum sana Sonra postalamak istiyorum Pulsuz bir zarfla Hiçbir mektup artık ikna etmiyor beni hayata Bu kırmızı oyalarla saçlarımda Beyaz bir tülbent gibi kalırsam tenimde, süzemediğim tortularla Gün olur sararırsa sayfalarda Bıraktım ellerimi, sana bunu yazsın Şimdiden bir hatırlasın Kırık kalplerle süslü bir sayfaysan Camsan, saydamsan, beni kırarsan Simlerimle sevişirim seninle O süslü sayfaların üzerinde İçimde mutlu iki yıl varsa, İçimde biri simli iki kadın varsa Sen, gelirsen ve yok edersen Bunu yazmak istiyorum sana sonra postalamak istiyorum Simli bir yılbaşı kartıyla Hiçbir mektup artık beni, ikna etmiyor hayata Didem Madak |
Alıntı:
|
Ordaysan... İyi ki sevmişim seni Yoksa nerden bilecektim özlemeyi Üç satır düşürdüm kuşluk vaktine Zamansız kavgamda yenik Çelimsiz kolumda çıban Saplı bıçak sancısı oyy! ! Sensiz kuytularda düşlerim yaban… Çitlembik gölgesinde üşür ellerim Gövdesi kanayan tarih Aç yoksul, doğurgan… Anaç öfkeler saklı bağrında Yangın ayazlar baharında Tele takılır uçurtmalar Küsüp ağlarken çocuklar Direnmeyi öğrenir ülkem… Taşar yatağından ırmak Uskumru bakışlar saklar deniz Rüzgar köy basar, kırılır başak Değişir toprağın rengi -En çok özlemek olur adın- Toza, çamura bulanmış öfke Dokunur zirvesine dağların… Ansızın basar yağmur Bir kadının gözyaşı çarpar yüzüme Gelir saplanır da sözüme Susarım…Susarım…Saklayamam… On üç yaşın avuçlarında üşür kalem Çığ düşer gözlerime Bir türlü ağlayamam… Nicesi gitmededir Ker*** duvarlı evden Toplar çocukluğunu, gençliğini Telli duvaklı kadınlığını Yollara sürgün olur sabır… Nicesi gitmededir Mayın tarlasına gömer umudu Çapraz ateşlerde büyür korkular Ağır adımlı gölgeler kendi toprağına Kovulmuş izler bırakır… Yetişir on yıl sonrasına adam Düşünmez basar tetiğe Çocukluğundan bir an vurulur… Şimdi kendine hain Şimdi kendine kahraman Asilzade konağında yanar ışıklar Kahkahadan sofralar kurulur İyi ki sevmişim seni Yoksa nerden bilecektim özlemeyi Üç satır düşürdüm kuşluk vaktine Bir gülüş daha borçlanıp gözlerine Erteledim kokunda Kuytunda sevişmeyi… Saklı tut bana kadınlığını Zulamda birikir tenin gül arzu Özledim sende yorulmayı Özledim gözlerine uyanmayı Özledim Terimde isyan.... Kulak ver sesime Can sızım, alın yazım, sokul nefesime Ordaysan…. Deniz ÜLKEGÜL.. |
Sevgi İçin Sev Seveceksen Seni düşünüyorum bilmiyorum neden Ey sevgisiyle gönül bahçeme sevgi tohumunu eken Nesîm-i seherden daha âheste; sen gül ben diken İmkânsız mı sanırsın aşk için sevda için hasret çeken. Çoklukta teki; teklikte çoku görüyorum senden Ortaya çıkan eşsiz, emsalsiz, olağanüstü güzellikler, hepsi cazibenden Kendimden geçiyor, haz alıyorum seyrederken. Seni düşünüyorum bilmiyorum neden Ey sevgisiyle gönül bahçeme sevgi tohumunu eken Vazgeçer mi hiç delicesine seven İmkânsız mı sanırsın aşk için sevda için hasret çeken Yarim ol dostum ol sevgilim ol; istediğim tek şey, sev gerçekten Ortaya çıkan eşsiz, emsalsiz, olağanüstü güzellikler, hepsi cazibenden Rüzgâr savurup atamaz, yağmur silemez seni benden Unutma ki emanet taşıdığımız bu can bu beden Madem yaratılmış aşk-ı muhabbet ile; sevgi için sev seveceksen. Mehmet Ali Can |
Adalet Sevgili İngiliz kardeşlerim Bakmayın öyle Hor görmeyin, Bu topraklar üzerinde Hakkım vardır benim de Mademki hepimiz dünyalıyız Ve mademki insanım ben de... Haziran `97, Londra Bülent Özcan |
Yalvarıyorum Boşa mı çekiyorum ben bu kadar çileyi? Yüzüme gülme artık, sana yalvarıyorum. Seni unutmak için resimlerini yaktım; Ardımdan gelme artık, sana yalvarıyorum. Geçmişe bir sünger çek, yeni ufuklara bak! Sen çılgın bir nehirsin, engin denizlere ak. Aşkının âteşiyle biraz da elleri yak; Kapımı çalma artık, sana yalvarıyorum. Ayrılsak da sevgili unutacağım sanma. Yerine yanıyorum, boşuna sen de yanma. Ben kendime söz verdim unutacağım amma; Burada kalma artık, sana yalvarıyorum. Yaşananlar mâziye birer anı oldular. Şu sabır teknemizin zayıf yanı oldular. Garip hikâyemizin hazîn sonu oldular; Ecelim olma artık, sana yalvarıyorum. Esat Anık |
Ben salmam dilimi öyle başıboş! Her döndüğünü söylemesin alabildiğince Ya sana zarar verirse.. Ben sallamam dilimi öyle! Sen rahat ol, olabildiğince Hatta emin. Kayıtsız kalma hakkını kullan, Görmezden gel istersen Ya da reddet; itekle gitsin! Hatta çamur atmanın keyfini sür Karalamanın küçüklüğünü, İhanetin düşüklüğünü yaşa Ben tutarım dilimi, Çevirmem senden yana Sen, gerçekten özgürsün.. Ben salmam elimi öyle hoyrat! Her uzandığına değmesin Ya sana çarparsa, ayarsız.. Ben sallamam elimi öyle! Sen irkilme, sakin ol Hatta emin. Dik durma hakkını kullan, İtiraz etmenin keyfini sür Hatta biraz dayılan! İstersen zırh kaplat üstünü, başını Temasın zevkini unut, Seni benden mahrum tut Ben tutarım elimi, Uzatmam senden yana Sen gerçekten serbestsin.. Ben salmam yüreğimi öyle her yere! Her vardığına girip kalmasın Ya seni bunaltırsa, darda koyarsa.. Ben sallamam yüreğimi öyle! Sen sıkma canını, serin ol Hatta emin. Aldırmama hakkını kullan, Sereserpe kayıtsız ol istersen Hatta tamamen duygusuz kal Kendine mekanik bir sağlamlık edin! Taş kalpli ol en azından, Ya da usandır da nazından, ´Ben kazandım´ diye sevin Ben tutarım yüreğimi, Bırakmam senden yana Sen, zaten bendesin.. Hünkar Dağlı |
Geldin Acı çektirmedin, bekledim sadece. Yılanlarla kaynaşan, rahatsız edilmiş o saatlerde, hüzünlüydü ruhum ve kaygılıydım, geldin yürüyerek, geldin çıplak ve tırmalanmış, ulaştın kanayarak yatağıma, gelinim, ve sonra dolandık bütün bir gece uyuyarak, ve uyandığımızda, dipdiriydin ve yeniydin, sanki düşlerin ağır rüzgârı yeniden sundu ateşi uzun saçlarına ve yeniden doğruldu bedenin buğdayda ve gümüşte, ışıltılı güzellik olana dek. Acı çekmedim, sevgilim, bekledim seni sadece. Değiştirmeliydin bakışını ve yüreğini, dokunduğunda bağrımın sana verdiği denizin derin bölgesine. Yükselmeliydin suda, gece dalgasının kaldırdığı bir damla gibi temiz. Gelinim, ölmeliydin ve doğmalıydın, bekliyordum seni. Seni ararken acı çekmedim, biliyordum geleceğini, tapmadığım bir kadından taptığım yeni bir kadın çıkacaktı, gözlerinle, ellerinle ve ağzınla, fakat başka bir yürekle, her zaman oradaymış gibi benim yanımda uyanan biri, benimle sonsuzca olmak için. Pablo Neruda |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Gittin Ve gittin Ağlıyorum İnceden derinden bir bebek ağlıyor Ben ağlıyorum Gidiyorsun ha... Utanmadan hayasızca Bir dönüp baksana ardına Neleri gömüyorsun Benim fıtratımda yok bilirsin Öyle şehvetli bir ses misali yok olup gitmek Şiddetle inatla hırsla sevdamı Karınca tepeli bir mezara gömmek Ve gidiyorsun... Bari üçü üç dakika geçseydi Son defa gözlerine dalsaydım Son defa nefesini koklasaydım Seni üç dakika daha Cahilce bağrıma bassaydım... İbrahim Çiçekli |
olmuyor olmuyor bu yürek sensiz atmıyor ha durdu duracak diyorum ama durmuyor seninle çarpıyor, senin için atıyor yanımda olmayınca sen ne atıyor, ne duruyor, öyle sessiz, suskun gelişini bekliyor geleceksin saracaksın onu biliyor bu ümitle yaşıyor bu yürek seni çok özlüyor sen olmadan yemem, içmem diyor heyecanlanıp, çoşmam hatta sensizlikden başka hiç bir şeye üzülmem diyor bu yürek senin için çarpıyor senin için yaşıyor umudunun bile ona güç veriyor uzaklarda olsan da nefesini çekiyor bu yürek seni, herşeyden çok özlüyor olmuyor işte sensiz olmuyor biraz daha geç kalırsan yoruldum artık duracam diyor.. gülce şeren |
Terapi Günlüğü XV çirkin ve kendi aslıyla göz göze gelmekten korkan omzunda dokunuşlardan arta kalan soğuk bir iz birkaç kişi birkaç sebep kaçmakla kalmak arasında sıkışan yarısı hayatın dışında bırakılmış biri dolayısıyla nefret içeriyor soluğu uzak bir kenti o kenti daha da uzak kılan bir yüzü her geçen an azgınlaşan bir açlıkla dahasını istiyor intikam coşkusu bütün bir dünyayı yok saymaya yetebilir kimileyin hayatın içinde kalan kısmı çirkin ve kirli ödetmek konusunda ısrarlı ayrılığa ve kana alışkın başka bir zamandan şikayetçi mart/o7 Seyit Pelitli |
menzil kıvırcık bir umudun şarkısıdır bu… nasıl bölünür sonsuza ermişken zaman sen dikenden güle yol ol ben adıyaman yanıyorken dilimde kemençe sesini buldum kürtçe bir sükûtta gitarın telinde şarap uykusu gönlünde tülden salıncak ellerimiz mandalina kokusu sana dirildim / sonra öldüm öptüm kardeşim toprağın alnını ağlamadı cesedim sen bakışımda berfin bense türkçe bir gülüşe demdim uyan bendeki uykudan bir çocuk öksürüyor ayazda gidelim… Ferhat Gülsün |
Bu kaçıncı bahar yine yoksun İsyan kovalıyor ümitlerimi Bekle döneceğim demiştin oysa Rüyalarıma bile dönmüyorsun Gitmeden önce haber verseydin Süzerdim balını canım bir tanem Rüyama her gece gelmeseydin Unutur giderdim seni hikayem ali akça |
UZAKSA YAKIN sevmenin yüreği nev-i şahsına münhasır dolaşır içimde bırakmaz ayaklarının ucundan yükselirken gecenin gümüşi aydınlığını bana uzaksa yakın yakınsa uzak beş kuruşluk hayat kayıpsa bir kedinin gözlerinde sökemediğim tırnaklarıysa pencesinin arasından pespaye zemheri zürafası ölüm titreyen gözyaşlarım isyanlarda bir süveyda ebem yitik solumda bir kaç gün bir ömür ise eğer bırak soluyayım mahşeri demlenmeliyim babamın kucağında mecnun çılgın ve deli 14.03. 2007 Fulya Çelikbilek |
Şimdi ağlamak zamanı. Bırak yaşlar süzülsün..... Bu yürek bilir onun nasıl yaktığını. İnce ince,sızım sızım içti hep...... ...........Şimdi ağlamak zamanı. ...........Varsa uğruna bir sevda.... ...........Sisler arasında bile kalsa...... ...........Uzaklarda,çook uzaklarda, Belki bir dağın arkasında, Belki bir deniz kenarında, Belki bir gülün yaprağında, Belki gül kokulu akşamlarda........... ...........Şimdi ağlamak zamanı, ............Varsa uğruna bir sevda....... berrin adaş |
NEREDE KALMIŞTIK O uzun yolculuklar bitti, mum ışıklarına sığındı eskimeyen düşler. Sokak aralarında bitkin fısıltılar, ürkek ayak sesleri, kimsesizliğe büründü. Böyle başlamamıştı. Suskun değildi dil, daha düne kadar. Çok seslilikten geçip, tek şarkıya düğümlendi tüm notalar. Yanar mı toprak, söner mi insan sıcağı, yiter mi canevinde direnç?.. Söz sırası yine senin, başkaldırmalarım kendime saklı. Ey yaşam, nerede kalmıştık?.. Ruhan ODABAŞ |
Benim için önemli olan; Ebediyete uzanmaktır. Ne zaman seni hatırlasam; İsmin dudaklarımdadır. Umarım unutmazsın; Ne olduğu belli olmayan, Umutsuzca bu seveni. Tek isteğim senden; Mücevher ruhunu, Asla kaybetmemen..... yavuz ertürk |
Şairler aşk şiirleri yazdılar; Sevgi, hasret, hüzün, ayrılıklar üzerine Çoğu mısralarında ah... edişleri var. Ben sana şiir yazmayacağım Bütün şairlerin ahlarını ithaf edeceğim. safinaz ocakcı |
Unutmayı Unuttum Seni Unutmamak için Gittiğin gün Bütün ayrılıkların hesabı benden soruldu Bütün acılı şarkıların Bütün hazin sevdaların Gittiğin gün Her çiçeğe bir gözyaşı Her kelebeğe bir ağıt Banada yüzlerce şiir düştü Yazmaya mahkum Gözlerin için...... Ben ki Dönüşüne hasret yaşadım bütün nisanları Ve gülüşüne hasret bütün baharları Gel gör ki Bir dağa çarpar gibi çarptı yüreğim yokluğuna Bir ben bilirim Gururumu hangi taşlara vurduğumu Başımı hangi duvarlara Ve hangi uçurumlara köprüler kurduğumu Bir sana kavuşmak için Sen gideli.... Bütün yollarımın yolları kesik Bütün dallarımın dalları kırık Kaç geceye bekçi Kaç sabaha nöbetçi Ve kaç uykusuz trene biletçi oldum Gelmedin Oysa hep karlar içinde sakladım umutlarımı Yağmurlar içinde kuruttum gözyaşlarımı Ve kanatarak açtım gölgene avuçlarımı Bir sana sarılmak için Ahmet Selçuk İLKAN |
Durma Gel Bunca ayrılık bana yeter Durma gel canımın cananı Etme beni beterden beter Durma gel canımın cananı Elim sazda, mızrap teldedir Bilmezsin gönül ne haldedir Aklım sende; gözüm yoldadır Durma gel canımın cananı Nice yıl oldu senden ayrı Kalmadı sbrım; bittim gayrı Sensiz yaşamanın yoktur hayrı Durma gel canımın cananı Geçti çmrüm; büküldü belim Senin için havada elim sizin yaylaya düşmez yolum Durma gel canımın cananı Der Ekrem; dünya hali bu ya, Yazı yazılmaz akan suya Dalmadan ebedi uykuya Durma gel canımın cananı Ekrem Canpolat |
Seni sevmiyorum Çamurlar atsaydın az gelirdi kirletmen için, Bırakıp gitseydin yetmezdi kahretmen için, En güzel umutlarımı ziyan ettim sırf senin için, Yanımdasın ama, artık seni sevmiyorum.. Gönlüme bin kurşun sıktın başka gözlerle, Hatıraların pas tuttu yalan sözlerinle, Unutturdun saadeti sineye çektire çektire, Çiçek dalından bir kere koparmış, artık seni sevmiyorum.. Düzeni hep bu mudur dünyanın böyle! Bıkmazdım ama bıktırdın en sonunda benide, Günler geçti sevgimi öldürdün gönlümde, Değiştirdin bütün renklerimi, helal olsun artık seni sevmiyorum.. Zeynep Orcanel |
Güzel günlerden sonra zorlu duraklardayım.. iç büken bir acıyla geldiğim bu siyah ışıklar kentinde enkaz oldum... Bir yarım sende kaldı İstanbul...acılarımı sakla... uğultulu kalabalıklardaki yalnızlığımı... Senin olsun bir gecelik gülünesi aşklarım... Kimsenin ulaşamayacağı bir yere koy ne olur, yarım kalan ölünesi sevdamı.. Bir yarım sende kaldı İstanbul... umutlarımı sakla... Senin olsun,Beyoğlu geceler, tarlabaşı evleri... Sen benim içime hep hüzün dolduran dönülmez akşamlarımı sakla. ve bitmeyen şarkılarımı ud' un nağmelerinde... Bir yarım sende kaldı İstanbul... Anılarımı sakla... Eminönü iskelesinde sabahladığım vapurları Beşiktaş rıhtımında attığım sarhoş voltaları... Ya sizi nasıl unuturum : Birlikte simit yediğimiz martılar... Bir yarım sende kaldı Ey kavgamın şehri ... Sevdiklerimi sakla... Ve beni burada yıllara Yüz yıllara bölen Sevgiliyi Dostu sakla döneceğim... H.KARADENİZ. |
Sana Ne Demeliyim bilmem ki Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek Mevsimler birbiri ardına akarak gitti Sözler sevileşti suskun gönülde Yürekte zamanlar zay olup gitti Gömdük düşleri, duyguları Kül bastırdık üzerine Ne gönlün ocağı kabullendi Ne iç yangını yüreğimizin Umuda el salladık, ufuk yanarken Diyemedik birbirimize Dememiz gerekeni Sana ne demeliyim, bilmem ki Soğuklar apansız bastırdı Kar kapıda, ben yangınlardayım Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti... Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime Ve ben, senli düşlerin buğusundayım Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Sana ne demeliyim bilmem ki KÖMEN Haydar Okur |
Sırf Senin İçin Biliyor musun sevgilim Ben sırf senin için yaşadım Sırf senin için ağladım Mutlu olasın diye usanmadan gülümsedim Su kalbimi sana sakladım. Ama değerini bilmedin Parçaladın ruhumu Sunu bilesin sevgilim Ben sensiz Seni düşünerek Senin için öldüm. Derya Tekin |
| Saat: 07:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık