![]() |
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana. |
Ebe Kız Eskimiş bir aşk şarkısını dinleyip de Bir an dahi olsa beni düşünürsen Eğer; Küllenmiş bir ateşe kömür atan Irgatlar göreceksin, Zehir dolu mısralarda... |
ÇOK SEVDİM BİR ZAMANLAR Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün Masal şehirlerini geçerken hızla Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların Salmak serin sulara gövdemi Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek... Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi Hırçın ve ele geçmezce atılgan Uysal ve usulcacık benim olan şeyi... Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine de Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde Değişmez ve değişken olanı sonsuzca... |
ANDANTE birgün başımızda sevda rüzgarları eserse deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize hızlanır kan dolaşımı babil'in asma bahçeleri değildir artık dünyanın bilmem kaçıncı harikası karanlığın bahçesinde açan gülümüzdür. hüzün dolarsa içine bir gece yarısı çevir gözlerini güneşin doğacağı yere çek bir soluk rüzgarından sevdamızın, "kapı"yı, "duvar"ı "kara kara gelen ölüm"ü düşünme çevir gözlerini güneşin doğacağı yere. |
Değil mi ki o derin acılarımla şimdi Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle Anlamalıyım artık : yaşadın yeterince! Değil mi ki ilkbahar kuşatınca her yanı Doğayı şenlik yerine çevirdiğinde tanrı Bu görkemli sevdaya aşksız bakıyorum Değil mi ki gün-gece ışıktan kaçıyorum Duyarak o en gizli kederi herşeydeki Değil mi ki ruhumda umudum yenik düştü Değil mi ki bu güller, kokular mevsiminde Sevgili kızım benim, içimde, ta derinde Yalnız senin yattığın karanlığa özlem var Madem ki öldü kalbim, yaşadım yeterince! Yeryüzünde yükümü tek bir gün reddetmedim Arığım işte orda, burda başak demektim Yumuşadım gitgide, yaşama gülümsedim Ve yaşamın o büyük, dipsiz gizi dışında Dimdik durdum ayakta, kimseye eğilmedim En iyisiyle yaptım yapabildiklerimi Ne çok uykusuz kaldım, ne çok hizmet götürdüm! Sonra acılarıma güldüklerini gördüm Nefretlerine hedef seçildikçe üzüldüm Anarak çalışıp çektiklerimi Tek kuşun uçmadığı şu dünya sürgününde Öyle bezgin, ışıksız, ellerimin üstünde Diğer tüm kölelerin alayları içinde Taşıdım ağlamadan al kanlara bulanıp Koparılmaz zincirden payıma ne düştüyse Şimdi bakışlarımın ancak yarısı bende Ötesi darmadağın acılı gömütlerde Dönüp de baktığım yok çağıran olsa bile Sersemlik ve sıkıntı yüklü bir uykusuzum Hiç gözünü kırpmadan kalkmış şafaktan önce Miskin karanlığımın orta yerinde şimdi Yanıt vermeye bile gönül indirmiyorum Canımı sıkıp duran o en günücü ağza Ulu Tanrım gecenin kapısını aç bana Ki çekilip gideyim, dönmeyeyim bir daha! |
MİLLET RUHU Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra... Arkadan kefenini, gömleğini soydular. “aman kalkar!” deyip üstüne taşlar koydular, Bir yiğit vardı; gömdüler şu karşı bayıra. Yiğidim hele anlatıver olup biteni! Sen dertli, vatan dertli, oturup ağlayalım... Ağlayıp sinelerimizi dağlayalım, Yiğidim, hele anlatıver olup biteni. Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun? Yıllar var ki hep hâyalinle oynaşıyorum, Kalkıp geleceğin ümidiyle yaşıyorum... Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun?! Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebâli, Ümitle ışıldayan gönlüm, seni bekliyor; Kâh göklerde uçup, kâh yerlerde emekliyor. Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebâli, Her tarafta hârab eller, baykuşlara bayram, Köprüler bir bir yıkılmış ve yollar yolcusuz, Gelip uğrayanı kalmamış çeşmeler, susuz... Her tarafta hârab eller, baykuşlara bayram. İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok, Tarihi yağmaladı bir düzine tarihsiz; Değerler alt üst oldu, mukaddesat sahipsiz, İradelerde çatırtı, ruhlarda müthiş şok. Tıp ki rüyalarda olduğu gibi diril, gel! Beyaz atının üzerinde bir sabah erken; Gözlerim kapalı ruhumda seni süzerken Tıp ki rüyalarda olduğu gibi diril, gel! |
ღ♥ღ*** anladım***ღ♥ღ Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, kendi yolumu çizdiğimde anladım. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil. Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış. Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım. Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş. Neden kendine aşık olduğunu anladım. Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden. Neden hiç ağlamadığını anladım. Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş. Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım. Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş. Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım. Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş. Çok acıttığında anladım. Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını. Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet. Yüreğini elime koyduğunda anladım. Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış. Neden hiç yalnız kalmadığını anladım. Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak. Sana git dediğimde anladım. Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek. Git dediklerinde gittiğimde anladım. Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil. Aslında hep yanımda olduğunu anladım. Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş, Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan. Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım. Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak. Gerçekten pişman olduğumda anladım. Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş hâlâ sevgi varsa içinde eğer. Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım. Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış. Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım. Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi. Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım. Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş. Anladım... |
İnadına(Şiir) lanet olsun sevdim bir defa, çok seviyorum ama affetmem/inadına, çok kırdın beni dönme asla, ölüyorum sensizlikten ama özlemiyorum/inadına... durup durup ağlıyorum, yürek sancını dindiremiyorum, yangınım göklere varıyor, isyanım sana,gelsen de istemiyorum/inadına... nasılda severdim nasılda, özlemim beni aşardı da, sana gelmedi mi yoksa, yaktın beni affetmem/inadına... sende haramsın bana, içki gibi,kumar gibi, ne yaptım bilmiyorum sana, ağlasan da sevmiyorum/inadına... nefretimi haykıracağım sokaklarda, delice sevsem de/inadına, her yerde sevgimi anlatsam da, sevmiyorum diyeceğim/inadına... gözlerimde yaşı görsen de, beni sevdiğini söylesen de, sende benim gibi kendini kaybetsen de, teoride affedeceğim seni/inadına.... |
YALNIZLIK MACERASI Oyle yalniz kaldim ki hayatimda Kimi gun oldum kimi gun ilah oldum Cok zaman annemin dizlerine hasret Koydum basimi kendi dizlerime Doya doya agladim Paylasirsa dost paylasirmis Insanin derdini sevincini Dost umidiyle ortaliga dusmeye gor Hangi kapiyi calsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabanci cikar Asik mi olmadim taparcasina Bir Mecnun gecti o collerden bir de ben Diz mi cektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gurz mu sallamadim daglara Ne Leyla yar oldu bana ne Asli ne Sirin O gun bugun sirtimi kendim sivazliyorum Sabahlari sokaga cikmadan evvel Cesaret sairim cesaret Kendi saclarimi oksuyorum geceleri Sevgilimin saclari niyetine. CAHIT SITKI TARANCI |
Sende Gördüm(Şiir) ihaneti sende gördüm,nefreti de, yıllarca yürekte taşınan kini de, aşkı,sevgiyi sende gördüm bir anda başlayan öfkeyi de.... gel artık bana, alma öfkeni yanına, sadece aşkınla gel buraya, sarıl sıkıca bana... dokun bana,dindir hasreti, sende gördüm ben her şeyi, aşkın başladığı anda ihaneti, olmadın benim,nasılda özlettin kendini hayır sevgili gitme, bu son olsun yeter, dayanamam bu gidişe, inan bana yürek senin için senide yener... kokma sevgili korkuları da gel... ben yaşattın bana ihaneti, ama sen sorgula beni... |
| Saat: 04:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık