![]() |
Sen gençliğini yaşadın, Elele yürüdün bu sokaklar da, Bahçe demirlerine yaslandın, Meraklı komşulara inat, Loş ışıklı kuytularda koklaştın, Titrek yürekli o kızla.. Hatırlasana, Ayakları yere değmezdi, Sana koşarken... Bir kırmızı karanfi, Takmıştın kulak arkasına, Saçları karanfi kokmuştu aylarca... Titrerdi elleri, kızarırdı gül yanakları, Buğulanırdı, o bakmaya doyamadığın, Badem gözleri... Hatırlasana... Sen gençliğini bırakıp o sokaklarda, Olgunlaşmamış duygularla, Olgunlar arasına kattın kendini, O titrek yürekli kızı, Gözleri yollarda beklettin, Selamsız geçip gittin sokağından, Unuttun parfüm kokulu tenlerde, Olgunluğu yaşarken... Şimdi bu şehir de, Deli divane dolanıyorsan, Yitik sevdana ağıtlar yakıyorsan, Suç sende... Onun gibi sevebilseydin, Badem gözlerindeki, Sensizlik acısını görebilseydin, Terketmezdi sevda seni... Avuçlarına kuru bir karanfil, Ve loş sokaklardaki anıları...bırakmazdı. Şaşkın, bakakaldın arkasından, Elveda derken, Yutkunamadın, Pişmanım diyemedin. Ne suçu var şehirlerin, Suç sen de... Bir gün bekleyenin, Beklemekten usanıp, Sensizliğe alışacağını Düşünemedin... Düşünemedin... selma güneş |
http://www.edebiyatogretmeni.net/foretssmall2.gif GİT Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın. Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak! Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez. Her darbene tehammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim. Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka! Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm, Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum. Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! CEMAL SÜREYYA http://www.edebiyatogretmeni.net/resim_6.jpg YAŞAMAYA DAİR Yaşamak şakaya gelmez büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından. Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani, beyaz masadan, bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla yani, duvarın ardındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerede olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 1948 3 Bu dünya soğuyacak, yıldızların arasında bir yıldız, hem de en ufacıklarından, mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde, hatta bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için... NAZIM HİKMET |
seni senle anlatmak mümkün çiçeklerden,ağaçlardan medet umdum,olmadı ay,güneş,yıldızlar kifayetsiz seni senle anlatmak mümkün var olanların en güzeli evrende sana benzetilmeyi hak eden yok nasıl anlatılabilir,gözlerindeki sonsuzluk duygusu nasıl anlatılabilir gülüşü çiçek özlüm gülüşünde çiçeklerin kokusu nasıl anlatılabilir teninin dokusu sesinin tınısında çağlayanlar akarken gülüşünde yüzüşümü anlatsam kim inanır süzülüp yürüyüşüne gözlerimi banarken beynimdeki müziği dinletsem kim inanır seni senle anlatmak mümkün kalpten daha derinde izdüşümün algılarımın radar merkezindesin gündüzümün rengi,gecemin süsü en nadide parçasısın düşümün ismet hayri |
Firavun Sarhoşluğu savrulur… kum fırtınası düşünceler babilin semalarına doğru. güç… tutkuları kamçılar çılgınlık firavun sarhoşluğu kara dumanlarda kazanılmış kanlı zafer. yapmacık duruyor kırmızı kutularda prinç metal. siyah altına yeşil kâğıt lejyoner. hannibal… yüzüğünde zehir taşırmış meğer içebilir misin şiddeti? viski şişesi değil ki bu tövbekâr… yalanların üzerinde kir ve pas vahşet yenilgi çöküş acımasız ihtiras, zorbalığın keskin şehveti soluk benizli adamdan miras… Fatih Yavuz Çiçek |
Üşüyen yüreğimizdi,bedenlerimiz değil... Üşüyen yüreğimizdi,bedenlerimiz değil Yoksunduk bir yudum sevgiden Ve tamamlayıcı yarım değildin sen Aksine her geçen gün eksilten... Tutamadım ellerini sevgi dolu Zaten sende hiç uzatmadın Ve ben dokunamadım yüreğine defalarca denesem de Yolunda gitmeyen hayat değildi;bizdik Oysa hiç 'BİZ'olamadık seninle İki yabancıydık adını aşk koymak istedik gereksizce Şimdi beklenen sondayız işte Etkisiz elemanı oynadık birbirimizin hayat kümesinde Nasıl ki sıfırın yanına başka bir rakam gelmeyince Yaramıyorsa işe İkimizde sıfırdık anlam kazanamadık böylece Hiç bir şey katamıcakken birbirimize Ve zıt kutuplardayken düşüncelerimiz bile Yine de adım attık gelecek diye Üşüyen yüreğimizdi;bedenlerimiz değil Ve fazlalıktık birbirimize eksiklik değil.... Gülseri CANSEVER... |
http://www.hikayeler.net/hikayeresim/010.jpg Ömrüm Canım Senin Olsun Ömür her an imtihanla geçiyor. Acılarsa yaşanmakla bitmiyor. Sevdiğinde yüreğinde ki yara, Onsuzlukta kapanmak bilmiyor. Ağlama yavrum ağlama artık. Bir gün seninde yüzün gülecek, Hüzünler geride, solmayan sayfalar, Hep sen de yeşerecek. Aşk bu, sevda bu, hayat buysa eğer, Çekilen çilelerle ne yapayım baharı, yazı. Gönlümde isyan kol gezerken, İstemem kışı, hâzanı. Dilimde feryat, figan ederse, Yokluğunla geçen ömre yazık değil mi. Ellerim seni bu kadar özlerken, Gecelerde kalan yalnızlığa, günah değil mi. Can da canan da sensin gönlümde, Coşup gelsen bahar seli gibi yüreğime, Aksan ruhuma, dolsan sevdanla bedenime, Pınar gibi çağlasan, o güzel sesinle, Şiirler okusan hiç bitmese dizelerde. Şarkılar söylesen bakıp gözlerimin içine, Aşk biter mi sevgi söner mi söylesene, Söyle bebeğim, aşkımızın şarkısını hep söyle. Esen yel, kavak yeli olmasın başında, Rüzgarların söylediği türküler kalsın sazında. Ağıt yakma artık aşk süslesin şarkılarımızı, Sevda yaksın, hasret bitirsin bizde ki ahı, Doğ gönlüme yeniden, gökyüzündeki ay gibi, Sil hatıraları at bir kenara, öylece gel bana. Seni seven bu yürek, hep aşık sana, Ömrüm, canım senin olsun yeter ki gel bana. Menekşe Gülay |
Yeter Ki Gel Üzülme her hafta gelemem diye Haftada olmazsa ayda gel canım. Üçyüzaltmışbeşi böl onikiye Sırala otuzu say da gel canım. Bekletme geciken müddet ziyandır Güzel kin, öfke, hiddet ziyandır Varsa gurur, kibir, şiddet ziyandır Onları orada koy da gel canım. Kitap aşak, masal der, yıkar bırakmaz ? Akıl "tedbir al" der çöker bırakmaz Korku "gitme kal" der çeker bırakmaz Sen gönül sözüne uy da gel canım. Yazı, güzü, kışı bahar zamanı Yaşadın bilirsin ki her zamanı Dinle rüzgarları seher zamanı Uzaktan sesimi duy da gel canım. |
Şimdi Akın etti şehre, köyü, bucağı, Yaylalar, obalar bitiyor şimdi. Almıyor, kentlerin doldu kucağı, Geleni kenara itiyor şimdi. Heryerde aynıdır hayatın zoru, Anladı şehirde atınca turu, Anası yollamış unu, bulguru, Köyünden geleni yutuyor şimdi. Kahvede geçiyor günü yarısı, Öğleyi bulmadan kalkmaz karısı, Şehirli ya, mühim değil gerisi, Böbürlenip çalım satıyor şimdi. Tavukta, çullukta kalmış hevesi, Getirdi balkona kurdu kümesi, Şehire ayarlı horozun sesi, Aklına estikçe ötüyor şimdi. Çayırın, harmanın epey uzağı, Bodrumda, inekle yatar buzağı, Doldurur sobaya, yakar tezeği, Doğal gazdan güzel tütüyor şimdi. Oğlunun yolları, yolun sapası, Kulakta sallanır altın küpesi, Bağırır kızına, atmış tepesi, Önüne gelene çatıyor şimdi. Doğduğu köyünü gözü tutmadı, Şehirde kalmaya gücü yetmedi, Rasim'in denecek sözü bitmedi, Bu günlük bu kadar yetiyor şimdi. isimsiz kral |
Kayı Aşklar... Yakınlaştıkça uzaklaşıyordun aslında, En çok derin çizikli yaralardan ağladım.. Bitmez gibi duran şu ayrılık faslında, Kalbimi artık ağır hüzünlere bağladım.. Aynalarda artık eskilerden kalan bir giz, Gittiğin yerlerde yüzler maskesiz değil.. İçeride kalır acıyla yontulan soğuk iz, Yalancı aşklar çabuk biter bunu böyle bil.. Alıntıdır... |
batarken ufukta bir akşam güneşi bırakıp gitmiştin beni sen sevgilim yıllar yılı oldu hala dönmedin geri ne olur dön bana bak batıyor yine akşam güneşi akşam güneşi aşkımı dillerde, gözümü yollarda kimsesiz bıraktın şu gurbet ellerde sanki kara bulut seni saklıyor benden ne olur, ne olur, dön bana yine gölgelendi akşam güneşi akşam güneşi |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık