![]() |
Zeytin karası saçında,mehtap geceyi parlatır, Mavi bakışlar sunar, mevsim getiren gözleri, Duygularda dans eder, göktendir ince sözleri, Rüyalarda ellerimi tutar ak yüreğinin sevgisi, Çöllere düşsem, o mecnun olur sergüzeştime, Rüzgârında aşkını serper, kucaklar benliğimi, Yağmur ruhunu buluta verip, ıslatır güllerimi, Can alır kalbimin sesi, nağmeli arzularıyla, Hayalini okutan kitapla, alırım geleceğimi. çiğdem çakır |
Zincirlere vuruldu o tatlı hülyalar banum kokardı mevsimlerinde rüzgarlar şimdi bir köşeye atıldı pırlanta kalpler hodgam aşk varsa biter üfledim yüzlerce kere ruhumu duy da hadi düş yollara elbet kavuşur hakiki sevgililer dünya ters dönerken onlar düze iner. Nısfılleyli buluşmalar handeler,buseler yerlerde kalır. kim bilir kim görür akıllarda kalan hatıralar. Kaç sabah kollarında uyandım mevsimler tükendi de ben sana kavuşamadım eller güler halimize biz yine aşk boşluklarındayız. üfledim yüzlerce kere ruhumu, hadi düş yollara yollara... Alpay ŞAHİN |
Yol Aydınlık Kolay değil bu havada yola çıkmak, yürek ister Ama çıkmışlar işte Bir kız Bir oğlan. Bir türkü çağırıyor kız Duymuşluğum var benim bu türküyü Bu türkü Bir elma ağacının Bir nisan gecesinin sabahında Çiçek açması olur sanki Ama kız diyor ki Karacaoğlan'dan Toros'larda akan Bir dereden yarısı da İşte o yüzden Yarısı çam kokar Yarısı da Elif Şerbet gibidir, al da iç Oğlan da sanki Güneşli yamaçlarda giden bir taşlı yol Mart deresinde biir kıyı Damarda bir alyuvar Çıkınında bir somun ekmek, üç kitap Kitaplardan biri Dimov'un TÜTÜN'ü, iki cilt Kafasında ayın ondördü Bir demet gül Bir şir Şiir dünyanın en güzel şiiri Elleri bin yaşında, kendisi yirmi. Çeliğe su vermek bir dakikalık iş Adama su vermek zor Ama bu oğlan suyunu Kendisi vermiş Aferin oğlana. Böylesine çıkılmaz da yola Kiminle çıkılır İşte kız da çıkmış Aferin kıza. Bulutlar geliyor dağlardan Kararıyor ortalık Ama yol aydınlık Kızın ve oğlanın şavkından. Mehmet Karabulut |
Hülyalarım!.. Karayel estiğinde açar eriklerin çiçekleri Kokunu getirir her yağmur öncesi Yağmur yağdığında arılar doluşur etrafa Kokunu toplarlar yapraklardan Ağaçlar imrenir yapraklara Ben, yolcuyumdur bilirim Gideceim ansızın diyarlarından Geldiğinde buralara Belki yapraklar fısıldar kulağına Gözyaşlarımın ektiği goncaların seni beklediğini Belki de anlarsın bir bakışta Hüzünlerini doğuranın Hülyalarım olduğunu ! Göksu GÖREL |
Kadın. Kadını bir dilime katık ettilerMarkuuuu! Torbanı sarkıt.Siz büyüyün kan kuşları siz büyüyüngüzün gelişi bir öğürtüdür korkmayınkorkmayın ölüm bir başka ağzıdır yarasaların.Aşınmış eşikler, aşınmış yaygaralaraslan gibi bir kocası var mıydı bu kadının?Gömleğimi zorlayan kuş sesleri İsmet Özel |
Sessizliğine aşığım.... Kara gözlerine susadığım yarim İlk andan beri aşığım sessizliğine Gözlerime yansıyan resminle avunur kalbim Seni yaşamayı diledim bütün gece Hiç söylemezdin sevgini Hep gözlerin anlatırdı sessizliğinin nedenini Bazen gözlerine hapsolurdum haberin yokken Sessizliğinle tanıdım seni Şimdi sana sesleniyorum kara gözlüm Gel kurtar beni karanlığımdan Tut ellerimden,sessizliğinle sürükle Ben seninleyim, Yeterki kalbinle sev beni... Şeyda ERCAN |
Anneme mektup Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,Her gün biraz daha süzülmekteyim.Her gece, içinde mermer döşeli,Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.Böylece bir lâhza kaldığım zaman,Geceyi koynuma aldığım zaman,Gözlerim kapanıp daldığım zaman,Yeniden yollara düzülmekteyim.Son günüm yaklaştı görünesiye,Kalmadı bir adım yol ileriye;Yüzünü görmeden ölürsem diye,Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim. Necip Fazıl Kısakürek herkes gibi benim sağda duran teşkkr yazısı niye yok üsttekine bakın el cevap lütfen |
Alıntı:
------------------ Kutsa beni ey Aşk! Kutsamadın beni ey aşk Ne Leyla’nın susuşuyla büyüttüğü gibi Ne Kays’ın ilan-ı aşkı ve yaşadığı elem sonucu bulduğu Vahdet gibi Kutsamadın beni kutsamadın… Ben kimiyim? Ben sadece benim… Küçük kara bir kız çocuğu Ne benden ötem var ne benden gerim Ben sadece benim Ben sadece… Ne Leyla olmasını bilirim susmasını bilen Ne Mecnun… Yanmaktan ziyade yanmasını bilen… Susmak ve yanmak… İkisini de severim ya Gel gör ki ikisi olmasını da bilemem Ben sadece benim Adım gibi küçük yumuşak bir kaya parçası… Üzerimde ki oyuklar mı? Onlar… Onlar bir yaban atından kalma Adı gibi yaban… Sevdam gibi yavan… Severdik birbirimizi ya O benden çok özgürlüğe aşıktı Bense özgürlükten çok ona… Huysuzlaştı bir gün hırçınlaştı Belli ki kaldıramamıştı sevdamın ağırlığını Yada Benimseyememişti yüreğimde ki yerini Haklıydı da o bir yaban atıydı yaban… Ah adı aşktı ya Hani adı hep zehirle anılan aşk… İşte,ne ben zehir olmalıydım sevgiliye can çekiştiren Ne de o olmalıydı beni zehreden Olmamalıydık… İkimizde zehir olmamalıydık… Biz,biz olmamalıydık… Velhasıl, Ne zorbalık yakışırdı bana ne tutsaklık yakışırdı ona Salmalıydım Kördüğümle düğümlediğim iplerini bırakmalıydım sarı ovalara İnce bir zaman dilimin de elimle saldım o yaban atını Saldım da yuların dan sarkan ipin ucunda unutmuştum yüreğimi Ve sanırım bundandır hala ona hoşça kal diyememem… Olsun, Varsın onun olsun Varsın sürüklensin peşinden Varsın yara alsın, parçalansın, kanasın Elemsiz olgunlaşmayan aşk için… Senin için… Varsın sürünsün iz bıraksın en derininde yüreğimin… Nasılsa hepsi hepsi bir aşk için Hepsi hepsi senin için… Haydi kutsa beni artık ey aşk! Rahmet pınarlarına bırak ondan kalma oyuklarımı Zira onun geri de bıraktığı oyuklar çağlamazsa, Arklara dönmeyi hak eden şu yol izleri var ya, İşte o izler bu kuraklıkta kaybolup gidecek Ve eğer o izler kaybolup giderse, Yanmayı yeni öğrenen bu kalbim Bilki pişmeden tükenip gidecek Tükenip gidecek… Merve TOK |
Beklenen Ne hasta bekler sabahı, Ne kanlı şahidi mezar, Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti, istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme artık neye yarar?.. Necip Fazıl Kısakürek |
Annem yok artık Annem yok artık.Beni düşünen kalbi yok.Bitti. Umutsuz olmak istemiyorum. Umutsuzlugun bir çıkar yol olmadığını biliyorum. Annem yok artık,yeryüzü çok gördü onu, Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını Çok gördü Dalgın yüreğini çok gördü Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini. Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi. İşte geldim çocuklar demeyecek Nasılsın yavrum demeyecek Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını, Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık, Yine gel demeyecek, Çıkarken ben kapıdan,çıkıp karanlığa karışırken Yeni bir dönemi başladı ömrümün, Annemin olmadığı dönemi, Onu yüreğimin üstüne nasıl bastırmak İstediğimi bilemeyecek artık. Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana, Aklımda hep son dönemlerinin annemi Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan, Çocuklarım olduğunda onlara annemi anlatabileceğim Sadece. Fotoğraflarına bakacaklar, Ufarak,biraz mahsunca bir kadın Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp Kapımı açıp girmeyecek Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın, Kocasına sığınan biraz bütün fotoğraflarında Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor, Uğultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım... Anne diyemeyeceğim artık bir başkasına, Sesimin anneme seslenirkenki tonuyla Tatil dönüşlerinde annemin uğrayacağım evi yok, Beni seven birileri olacak mı yine de Gidip koşulsuz uzanacağım bir yatak, Saçlarımı okşayacak bir el Ama ben anneme de bütün bütüne Bırakamadım kendimi Saçlarımı okşarken,yorulur şimdi Bırakır şimdi diye düşünürdüm Ve çılgınca yaramaz,beyni boş Denecek kadar yaramaz, Ve hastalıklı denecek kadar duyarlıklı Bir çocuktum çocukluğumda Dizlerine oturduğum birgün,indim utanarak, Kısa pantolonumdan fırlayan Ve bana artık büyümüş gelen dizlerimle Oysa ilkokul ikide ya var ya yoktum daha O zaman tanıdım sonsuz geniş caddelerini Kars'ın, Sonsuz geniş göğünü ve o zamanlardan kaldı Yüreğimde sonsuz bir uçurum duygusu Annem hiçbir zaman bilmedi bunları Yüreği büyümüş bir çocuktum ben Gizli gizli ne kadar çok ağladım Bir gün öleceğini düşünerek onun Annem yok artık, Onun yüreğindeki ben de yokum, Yani annemle tanımlanan ben de öldüm onunla Şimdi, Yeni bir tanıma alıştırmalıyım kendimi, Şimdi , Ben kendimi düşünmezken bile Kim düşünür beni... Umutsuz olmamak gerektiğini biliyorum, Bu acımasız gecede Yazgı diye birşey yok İçinde yaşadığımız bu toplum öldürdü annemi Çarpıntılarla hırpalanan yüreği Dayanamayıp parçalandı sonunda Şimdi toprak dolar gözlerine, Artık istese de kımıldayamaz, Yokluk esir aldı onu Bağladı ellerini,kollarını sessizlik, Çaresiz bile değil artık Bir çocuk gibi korunmasız, Karıştı bin yılın ölüsüne Ama onun umutları Benim de umutlarım olacak bundan böyle, Çaresizleri korurken Annemi de korumuş olacağım biraz O dilediğince yaşayamadı ömrünü, Varlığını özgürce geliştiremedi Ama bütün insanlar, Varlıklarını özgürce geliştirecekler birgün Ve annemi hiçbir zaman unutmayacağım Her ölüm kahramancadır, Annem hepimizden önce yaşadı Bu kahramanlığı Eyy benim yüreğim,güç ver bana Eyy hayat güç ver bana Anneme yaraşan şiirler söyleyim Boşuna yaşamış olmasın o, Sonsuzlaşsın İçten,pürüzsüz dizelerimle... Nasıl acı duyarsa bir mağara adamı, Nasıl çıkarsa ölçüsüz haykırışlar gırtlağından Öyle bağırayım ben de,sonsuzlaşsın yüreğim, Bütün insanlara sevgiler taşıyacak kadar Ve öylesine güzelleşsin ki her şey, Öylesine erisin ki yumuşak bir ışıkta Öylesine bilgileşeyim, Öylesine sevgiyle dolsun ki kalbim, Ölürken annemleşeyim Biliyorum var olmaz bir daha yok olan şeyler Umurumda degil Biçim değiştirdiği maddenin, Ruh diye birşey de yok Ama gizli sevgiler bulunup çıkarılırsa Yüreklerinden insanların Çıkarılırsa karanlığından unutuşun Yaşanmış olan şeyler Ve tek bir insan yüreği gibi çarparsa Bir günlük insanlık, Hiçbir şey yok olmamış olacaktır, Dönüşerek sonsuz,büyük ve Bütün zamanları birleştiren bir sevgiye... Ataol BEHRAMOĞLU AH ANNECİĞİM AH Ah anneciğim ah! Çok erken bıraktın beni öksüz, Böyle yapayalnız, böyle çaresiz... Şimdi kim uyutacak ki beni? Kim ninni söyleyecek ki? Soğuk kış gecelerinde kim? Kim üstümü defalarca örtecek ki?... Ah anneciğim ah! Kim soracak ki bıkıp usanmadan? Aç mısın oğlum? Yemek yedin mi yavrum? Sofranı kurayım mı evladım? ... O an şefkat damlardı gözlerinden anneciğim, Duymamazlıktan gelirdim ki yine sorsun diye... Ah anneciğim ah! Sen bir defa öldün ben bin defa! Küllenir dendi acılar ama küllenmiyor! Âhımdan içim yanıyor! Nerdesin anneciğim nerdesin? Merhamet kundağına sarsana gene beni, Sevgi dolu sinene alsana gene beni... Ah anneciğim ah! Bir gülüşün vardı ki gül bile kıskanırdı; Sabah güneşi gibi ışırdı gözlerin. Yaşama sevincimdin, huzur kaynağımdın... Şimdi sen yoksun! Ne ağlayanım var Ne senin gibi sevenim... Ah anneciğim ah! Kapıda beni hasretle bekleyişini özledim, Her kucaklayışında dirilirdi sanki yüreğim, Yok olurdu birden deryalar kadar derdim, Şimdi sen yoksun! Ve ben bir bebek kadar aciz! Bir bebek kadar çaresizim!... Ah anneciğim ah! Sensiz bu dünyanın, Ne cefası çekilir, Ne sefası sürülür. Biliyor musun anneciğim? Sana kavuşmaktır artık tek dileğim; Tek dileğim: ´sana kavuşmaktır´... Hızır İrfan ÖNDER |
| Saat: 05:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık