![]() |
Seni sevdim sevgilerin en güzelini vermek icin Seni dusundum gecelerce en guzel duslerimde yasattım seni Ne varsa sana adadım elimdekileri sana adadım yuregimin her zerresini Yanlızca sen sev istedim sen sar istedim yuregimin her kösesini Seni gördum nereye baktıysam gözlerime isledim gözlerini Ve yalandan uzak en temiz sevdayla yarınlarımda bir sana yer verdim Bir tek seni yazdım kaderim diye bir tek seni istedim hersyden cok Sen yoksan anlamsız dunya anlamsız yasamak Sensizligi ölumden bin beter bildim Guluyorsam mutluysam bunca cileye inat bilirim ki bu senin eserin Bir tek senin kollarındayken yasamayi seviyorsam senin kollarındayken acıları siliyorsam her ne kadar kabul etmesende, ben seni daha cok seviyorsam biliyorum ki bu senin eserin Ve hic bir zaman anlatamam seni sevmenin tadini Ve doymaz yuregim doymaz ellerim bedenim seni sevmeye.. Bunca sene sonra seviyorsam kendimi, sen sevdigin icindir beni Ve seviyorsam seni bana sevmeyi ögrettigin icindir Sevebildigim tek insan sen oldugun icindir Biliyorum ki ne zaman dolsa gözlerim bir an acıyla sen sileceksin gözyaslarimi Ne zaman sarılacak bir beden arasam sen saracaksın beni Ve senin sıcaklığında taniyacagim sefkati Seninle gulecek seninle agliyacagim Benim bildiğim tek gercek sen olacaksın hep Ve ben en guzel siirlerimi sana saklayacagim en guzel duslerimi sana Sen yeter ki yarınlarda bugunku gibi sev beni Senin sarhoslugundan hic ayrilmasin yuregim Ve ecele kadar benimle kal yanlız benimle Seviyorum seni ve bir ömur yasatacagim Yuregimde Sevigini... |
Hayır Diyorum Benden Irak’ın Özgürleştirilmesine! |
Kalbim Acıyor Bir gönül yorgunu şu kalbim benim Neden aldattın gittin ey zalim Bu kadar mıydı senin o yüce sevgin Dönüşü yok artık kalbim acıyor Bırakıp gittin ardına bakmadın Madem mutluydun neden ağladın Doğan güneşimizi sen kararttın Dönüşü yok artık kalbim acıyor Dönüp de bir bak şu maziye Ne kalmış o büyük aşktan geriye Bu uğraş, bu çabalar boş niye Dönüşü yok artık kalbim acıyor Gönül defterimden sildim ben seni Acı dolu mazime gömdüm sevgini Tanrıdan dilemem bil artık seni Dönüşü yok artık kalbim acıyor Aşkı, sevgiyi sende aradım En büyük acıları sende yaşadım Başkalarının oldun ses çıkartmadım Dönüşü yok artık kalbim acıyor Şenay Gilor (U):cry: |
SANA BAKMAK
|
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR işten çıktım sokaktayım elim yüzüm üstümbaşım gazete sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sokakta tomson sokağa çıkmak yasak sokaktayım gece leylâk ve tomurcuk kokuyor yaralı bir şahin olmuş yüreğim uy anam anam haziranda ölmek zor! havada tüy havada kuş havada kuş soluğu kokusu hava leylâk ve tomurcuk kokuyor ne anlar acılardan/güzel haziran ne anlar güzel bahar! kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur çalışmışım onbeş saat tükenmişim onbeş saat acıkmışım yorulmuşum uykusamışım anama sövmüş patron ter döktüğüm gazetede sıkmışım dişlerimi ıslıkla söylemişim umutlarımı susarak söylemişim sıcak bir ev özlemişim sıcak bir yemek ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler çıkmışım bir kavgadan vurmuşum sokaklara sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sarı sarı yapraklarla birlikte sanki dallarda insan iskeletleri asacaklar aydemir'i asacaklar gürcan'ı belki başkalarını pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim dökülüyor etlerim sarı yapraklar gibi asmak neyi kurtarır sarı sarı yaprakları kuru dallara? yolunmuş yaprakları kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç hani rüzgâr hani kuş hani nerde rüzgârlı kuş sesleri? asılmak sorun değil asılmamak da değil kimin kimi astığı kimin kimi neden niçin astığı budur işte asıl sorun! sevdim gelin morunu sevdim şiir morunu moru sevdim tomurcukta ve öptüğüm dudakta ama sevmedim, hayır iğrendim insanoğlunun yağlı ipte sallanan morluğundan! neden böyle acılıyım neden böyle ağrılı neden niçin bu sokaklar böyle boş niçin neden bu evler böyle dolu? sokaklarla solur evler sokaklarla atar nabzı kentlerin sokaksız kent kentsiz ülke kahkahanın yanıbaşı gözyaşı işten çıktım elim yüzüm üstümbaşım gazete karanlıkta akan bir su gibi vurdum kendimi caddelere hava leylâk ve tomurcuk kokusu havada köryoluna havada suçsuz günahsız gitme korkusu ah desem eriyecek demirleri bu korkuluğun oh desem tutuşacak soluğum asmak neyi kurtarır öldürmek neyi yaşatmaktır önemlisi güzel yaşatmak abeceden geçirmek kıracın çekirgesini ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak nerdeyim ben nerdeyim ben nerdeyim? kimsiniz siz kimsiniz siz kimsiniz? ne söyler bu radyolar gazeteler ne yazar kim ölmüş uzaklarda göçen kim dünyamızdan? asmak neyi kurtarır öldürmek neyi? yolunmuş yaprakları ve kırılmış dallarıyla bir ağaç söyler hangi güzelliği? kökü burda yüreğimde yaprakları uzaklarda bir çınar ıslık çala çala göçtü bir çınar göçtü memet diye diye şafak vakti bir çınar silkeledi kuşlarını güneşlerini: «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet, memet!» gece leylâk ve tomurcuk kokuyor üstümbaşım elim yüzüm gazete vurmuşum sokaklara vurmuşum karanlığa uy anam anam haziranda ölmek zor! bu acılar bu ağrılar bu yürek neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar bu ağaçlar niçin böyle yapraksız bu geceler niçin böyle insansız bu insanlar niçin böyle yarınsız bu niçinler niçin böyle yanıtsız? kim bu korku kim bu umut ne adına kim için? «uyarına gelirse tepemde bir de çınar» demişti on yıl önce demek ki on yıl sonra demek ki sabah sabah demek ki «manda gönü» demek ki «şile bezi» demek ki «yeşil biber» bir de memet'in yüzü bir de güzel istanbul bir de «saman sarısı» bir de özlem kırmızısı demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı geride kalanlara nerdeyim ben nerdeyim? kimsiniz siz kimsiniz? yıllar var ki ter içinde taşıdım ben bu yükü bıraktım acının alkışlarına 3 haziran '63'ü bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta bir kırmızı gül dalı eğilmiş üzerine yatıyor oralarda bir eski gömütlükte yatıyor usta bir kırmızı gül dalı eğilmiş üzerine okşar yanan alnını bir kırmızı gül dalı nâzım ustanın gece leylâk ve tomurcuk kokuyor bir basın işçisiyim elim yüzüm üstümbaşım gazete geçsem de gölgesinden tankların tomsonların şuramda bir çalıkuşu ötüyor uy anam anam haziranda ölmek zor! Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Dayan Kalbim Seni dağladılar, değil mi kalbim, Her yanın, içi su dolu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dxxxxa*yan kalbim üç beş nefes kadarcık! ______ anOnim!..:kiss: |
MONA ROZA Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller sezai karakoç |
Gözüm Dalıyor Özlemler büyüdü kocaman oldu Sevgi şelalemse hâlâ çağlıyor Sensiz geçen günler hasretle doldu Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Beni hatıralar sana bağlıyor Güldüğüme bakma özüm ağlıyor Bıraktığın izlerse yürek dağlıyor Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Sordun mu kendine sebep neydi? Düğümlenen kalbim çözüm ariyor Gururun seni de beni de yendi. Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Bir sürpriz yapıp ta gel ne olursun Yalnızlık ağ misali beni sarıyor Boş bekleyen gölüm seninle dolsun Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Geçmişe döneriz elbet dilersen Her kimle konuşsam seni soruyor Gül yerine diken getir istersen Yoldamısın yoksa gözüm dalıyor ... Gülten Ertürk |
Konuş sevdiğim Yüreğinin şarkısını söyle Gece karanlık, yıldızlar bulutların arkasında yitip gitmiş Rüzgar iç çekiyor yaprakların arasında Bırak çözeyim saçlarını, kulaklarını göğsüne bastırayım Ve orada o tatlı yalnızlıkta gözlerimi kapatıp Kalbinin mırıltılarını dinleyeyim yüzüne hiç bakmadan Bende bakamam Dayanamam gözlerine, tut ellerimi, Bu aşk böyle bitmemeli ne olur gitme Böyle sensiz çaresiz bırakma beni Söylediklerin bitince Sessiz oturalım hiç kımıldamadan Yalnız ağaçlar fısıldaşsın karanlıkta Ve öylece bitsin gece Birbirimizin gözlerine bakıp ayrı, ayrı yollara gidelim konuş sevdiğim... Yüreğinin şarkısını söyle bana Kim bırakmış kim Kim bırakmış seni söyle, tut ellerimi Gitme aşkım gitme böyle ne olur gitme Böyle sensiz çaresiz bırakma beni Güller duruyordu gecenin içinde Sarı güller... Ne olur koparma, dedim O kadar güzel duruyorlar ki orada Ah! ... dedin, biz de birlikte güzeldik Ve koparıp gülleri bıraktın ellerime... BURCU ATALAY |
İKİ BIÇAK İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme İki bıçak seç kendine Biri yaralamak için Biri öldürmek Pusu kur gözleri Karanlık gölgesine Biri sevmek için Biri ihanet İki yürek seç kendine Biri yaşamak için Biri gizlenmek Bir korkak, bir kaçak, bir firar Kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor Olduğu yerde Kalırsan sel basar yataklarımı Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde Kimi zamanlar olur sevgilim Murathan Mungan |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık