![]() |
Umutlu Yürek Benim için önemini bir söylesen, Bir bilsem niye hala sen dediğimi, Bir bilsem yazgımın nereye varacağını. Hayır deyip inatlaşsam, Yüreğimin dilini kesip konuşmasa, Anlatmayı kesse gözlerini. Çekip vursam beynimi,düşünmesin diye, Ya da kessem kollarımı,elim gitmesin diye telefona, Gözlerimi bağlasam,görmesin diye seni, Ayaklarımı da kessem gitmesin diye sana. Ah,ah bir kendime söz geçirsem, Bir dinletsem kendimi kendime, Bir sığdırsam içimi içime. Bir anlasam gelmeyeceğini, Artık görsem gerçeği,kabullensem... Bende sen olmasan,benim sende olmadığım gibi. Sevsem doyasıya sorgusuz sualsiz. Ama sadece uzaktan sevmekle yetinmeyi bilsem . Ya da en iyisi bana varsan. Gözlerim açık, ellerim telefonda, ayaklarım sana gelmekte, beynim seni düşünmekte, yüreğim seni içime almakta olsa, Güvensem,aşkı tek kişilik yaşamasam, Keşke demeyip,kırmasak birbirimizi, Zamanı zamanında benimle yaşasan, Hep yanımda olacağına emin,huzurla yaşasam. Gözlerine dalıp,ellerimi yüreğinde unutup,sevsem doyasıya, Sevsem,hiç bırakmayı düşünmeden, Bıkmadan,usanmadan yanında olsam, İşte o zaman yüreğin yüreğimle tadını çıkarır bu aşkın... Seni çoooooooook seven umutlu yürek.... Gizem Soybil |
biliyorum Göremesem de yıldızları yattığım yerden Biliyorum ki onlar orada; gökyüzünde.. Gülmese de güneş bulutların arasından gecenin mavisinde Biliyorum ki o orada; sonsuzlukta.. Açmasa da çiçekler kış ortasında Biliyorum ki onlar orada; toprakta.. Gözlerim gözlerinde kaybolmasa da Biliyorum ki onlar orada; yüreğimde.. Ve dilim söyleyemese de seni sevdiğini Biliyorum o beklemekte.. Doğadaki herşey gibi, zamanının gelmesini... |
Söz verdim kendime unutmak için Bambaşka bir hayat kurdum, olmadı O sessiz vedanın, o garip göçün Sebebini hayra yordum, olmadı Dedim; olsun bu da Dünya halları Tanrı, ayrılıkla sınar kulları Ellerinle diktiğin o gülleri Kendi ellerimle kırdım, olmadı Niye ömrüm geri dönmez eskiye Niye bu delilik, bu boşluk niye Meydan uslandırır yiğidi diye Beladan belaya girdim, olmadı Sanki ensemde bir zehirli bıçak Bir maziden böyle kaçılır ancak Ne varsa hediyen tespihi oyuncak Çöpe attım, yaktım, kırdım olmadı Akşam onbirde yatmayı denedim Sazımı kırıp atmayı denedim Köprüde balık tutmayı denedim Başıma ne işler sardım, olmadı Ayşe’deki resmine hiç bakmadım O kokulu mumlardan da yakmadım Gözlerini düşlerime sokmadım Her şeyinden uzak durdum, olmadı Bir boşlukta günümü gün eyledim Seni bir maziye sürgün eyledim Üç sene kendime yalan söyledim İşi gamsızlığa vurdum, olmadı Gördüm; insan ölür susuz, ekmeksiz Ama gördüm insan yaşar yüreksiz Dedim; herşey yalan, herşey gereksiz Namluya bir kurşun sürdüm, olmadı Şiir: Ali Kınık |
İKLİM.. aşk iklimdir tarikat cihazlarıyla yaratır dünyasını inanmayanlar için Allah imkanıdır aynıdır cenneti cehennemi ahreti uyandırır kendi ahlakını ister ikliminden nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi tabiatının koşulları ya da iklim tuzağı kendi derinliği kadar sever herkes uçurum başlar bir yerinden aşk rehin alır dünyayı soğuğun uykusu başka sıcağın uykusu bazı uykusuzluklar rüyadır iklimle beslenir aşk gök haritası ile kalbin kapısı eştir aşk merhamet ister sahibinden leyla ile mecnun çölde geçer sanrı, humma, aşk aynı çölün çocuklarıdır akraba karanlığında çoğalır bire kadar inen tanrılar yol kaderle kısalır Kum Saati'nde akan eski soru: neden çöle indi dört kitap aynıdır çöl ile kalbin kapısı geçilmez tutulmadan aşkın doğusu ve batısı çünk aşkın doğusu ve batısı vardır kuzeyden güneye iner mazinin kavimleriyle kapısı bulunmayan şehirlere kapısı bulunanlar aşkı surların dışında bırakır kaleler düşer şehirler yakılır kıyamet yeryüzü provası sükunet cinnetiyle geçer tufandan korkanların hayatı onlara okudukları kitaplar kalır mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz çünkü mazi kalplerde yaradır zamanların birbirini tutmamasıdır aşk birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır ölümlü insan ile görece zaman var oluş bir alaydır bilgeliğin ardından koşan yalın gerçeklerle yaşlanır aşkın çetin definesi Babil kulesi kadar dağılmıştır yeryüzüne binlerce tarifle, aşk hala gizdir kayıp kule diller kadar şifrelenmiştir tene ve tarihe ışık hızında yeniden dirilinceye kadar kule, kalp, dil bilmece sahibinin körüdür aşk başka alemlerin gözleri ödünçtür aşk üzerine söylenmiş bütün sözler unutulmadan hatırlanmaz bir daha bunu yapan aşktır aşk insanın içindeki gençtir kendi içindeki yol ortasında kalan yarım hayatların kayıp sahipleri için aşk uzaktır aşk uzak olduğunda kullanılmaz yakınlıklarla aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için daha önce de söylendi: her öğrenilen bir sonrakine saklanır zaman aşktan böyle intikam alır kimse koşamaz zamanın önünden hiçbir sönmüş gerçek onaramaz kor kayıpları aşk kusurdur hatadır günahtır yasaktır imkansızdır bu yüzden insanlık için hala bir imkandır bir başlangıçtır aşk insanın kendine başlangıcı çok az kişi ilk kez aşık oluyormuş gibi tekrarlayabilir aşkı başlangıçları unutanlar için artık imkansız olanı bu, hayatı tekrarlamaktır diyalektik bile bu yüzden aşktır aşk hakkında söylenmiş bütün sözler yaşanmadan yalandır aşk bir haktır sonuna kadar kullanır kullanılmaz olanı iyi aşk şiiri yoktur, hiç olmadı, bu da olmadı her aşk şiiri yalnızca tekrarlar tekrarlanmaz olanı her biri yalnızca bir sonrakinin ilhamı belki bu kadar söz bağışlatır bana bu aşkı 2001 yazıydı çok istedim çok istedi çok istedik ama olmadı MURATHAN MUNGAN |
PERİLİ ŞİİR (Leyla'nın doğumunda bir gök yaratığının söylediği) Bir peri miydi bir peri miydi Sevgilim bir peri miydi Diriliş dedim diriliş dedi Kav dedim kav dedi Gözleri yumulu bir peri miydi Gözleri yumulu bir peri miydi Bir uyurgezer gibi Bir uyurgezer gibi Çeşmelerin yankısı mıydı Çeşmelerin yankısı mıydı Aldı bıraktı beni Aldı bıraktı beni Baharın gözleri miydi Baharın gözleri miydi Kırlardan bana baktı Kırlardan bana baktı Işığın kardeşi miydi Işığın kardeşi miydi Kirpiklerimi gördü Kirpiklerimi gördü Ruhumun şebnemi miydi Ruhumun şebnemi miydi Gözyaşlarıma yağdı Gözyaşlarıma yağdı Öldüğümü bildi Öldüğümü bildi Dirildiğimi bildi Dirildiğimi bildi Bir peri miydi bir peri miydi Sevgilim bir peri miydi Diriliş dedim diriliş dedi Kav dedim kav dedi S.KARAKOÇ |
Liselim Hadi çıksana dışarı tenefüs zili çaldı Ben yine bekliyorum okulun arka bahçesinde Sen mezun olalı belki yıllar oldu ama Giderken diplomanla birlikte, kalbim de sende kaldı Hani ilk seninle gitmiştim sahile Kaçıp gitmiştik yazlığa Beraberdik akşama kadar Bana yine sabah olmamıştı sen gelene kadar Yine sinema, yine sahil Yine dalgalansın saçların Gene gözlerin gene sözlerin Gene gülüşlerin olsun Seninle benim yanımda Ayrılma ne olur ayrılma Hani herkes derdi işte bunlar liseli El ele göz göze diz dizeydik Hani sormuşlardı geç kalınca nerdeydiniz Ben hep seninleydim sen nerelerdeydin Şimdi üniversitedesin Aykırısın çılgın özgür Motora da biniyormuşsun Denize de gidiyormuşsun Evet kıskanıyorum ben hala lisedeyim Evet unutamıyorum ben hala liseli seviyorum Evet kabul ediyorum sen yoksun artık Evet ben de mezun oldum o okuldan artık Ülkü Ural |
"Arz-ı hal etmeğe cana seni tenha bulamam seni tenha bulacak kendimi asla bulamam" Ulvii "Sevgilim!Halimi arz etmek için seni tenha bulamıyorum.Seni tenha bulunca da kendimi asla bulamıyorum."- |
Dilenci avuçlarımda bir dilenci çocuğun zavallılığyla geliyorum sana ılık bir yaz yağmurundan sabahın üşüten yalnızlıklarına akar gibi akıyor ellerim ellerinden yalnızlığın kahramanca zaferi kapatıyor bir kez daha kapılarımı yaşama. kendi alemimde bir dünya yaratıyorum ikimize tekmelerini hissediyorum aşkımızın kalbimde daha var doğmasına diyorum bu yoksul hayatta zenginliğim olur belki sonra ufka dönüyorum yüzümü varlıkla yokluk arasındaki ince çizgide sana kendi yokluğuma doğru süzülmek ve senin kumasallarında kaybolmak istiyorum sonrada kıyılarında karaya vurmak. ürperiyorum bir an ruhum ayrılıyor bedenimden o dilenci çocuğun gözlerinden bakıyorum sana ve son kez aşk dileniyorum... mikail kartal |
Şehirden Bir Çocuk Sevdin Yine Savruk yillarin soldurdugu bedenime dokun Yine masum hirslarini sevdanin ateşinde yaktin, şehirden bir çocuk sevdin yine Ah! seni ona taşiyan çocuk ayaklarin işte geliyorsun, haylaz, vefali ellerin şehrin dalgalarini okşuyor Ah! seni ona taşiyan gözlerindeki susuzluk şehirden bir çocuk sevdin yine... Omuzuna astigin çantani görüyorum buradan. Havai taragin, komik anahtarliklarin, yarim rujun, yoksul fihristinden her harften iki-üç isim, uçurumda sahipsiz birkaç tokan, gözyaşlarinla parçalanmiş mendillerin. Yaktin masum hirslarini geliyorsun oysa bir bilsen, seni ona taşiyan şehir saçini bagladigin iple bile alay ediyor Ah! bir bilsen herkes tetikte; sense böyle hesapsiz, böyle sevinçle Ah! bir bilsen sadece güzelligin tutuyor acimasizligin kapilarini Yaktin masum hirslarini geliyorsun, şehirden bir çocuk sevdin yine... Cezmi Ersöz |
Yeminim Var Sen de bir gün sana olan sevgimi anlamak istersen, Şehrin ışıklarına değil, Gökyüzündeki yıldızlara bak,göreceksin, Çünkü onlar her akşam, hiç sönmeden ordalar, Ara sıra birkaçı yerini beğenmez kayar, İşte onlarda gökyüzünde kaybettiğim seni arar. Taki sabah oluncaya kadar... Sonra o muhteşem görüntülerini güneşe bırakırlar, Dağların tepelerin ardından, Bütün ihtişamıyla, Sanki dünyaya meydan okurcasına ortaya yavaş yavaş çıkar. O ilk görüntüsüne bile kimse bakmaya cesaret edemaz, Bir ateş topudur gökyüzünde, Oysa nekadarda ufak görünüyor öyle değil mi ? İşte... Onda da kalbimi göreceksin, Senden sonra kimsenin dokunamadığı, Kimsenin bakamadığı, Girmeye bile cesaret gösteremediği kalbimi. İşte... O gün bu gündür, Bu kalp senin adınla yanar, tıpkı güneş gibi. Çoğu zaman bende dayanamam içimdeki bu ateşe, Elime hançeri alıp, Yerinden çıkartıp, Parça parça etmek gelir içimden. Yapamam... Kendime verdiğim söz aklıma gelir... Her gün dualar,yeminler ederim. Sana soyadımı veremedim... Kızım olursa adını ona vereceğim.... mikail. kartal |
| Saat: 11:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık