MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 28 Mart 2007 17:27

Fakirliğin Sevdası

sen var ya hani şu sabah ezanında
halk ekmek sıralarında beklediğim
hani şu apti bakkalın kireç gibi peynirini yediğim
gecenin bir vakti aylardan da temmuz ya
teybe bir ferdi baba koyup da
sonra bir sigara efkar dağıttığım zamanların aşkısın
sen benim fakirliğimin sevdasısın
zengin olunca terk ettiğim
ama ben zengin olunca duygularımı kaybettim

sen var ya hani şu sabahın kör karanlığında
işe gitmek için ayaklandığım
beklerken gençliğimi eskittiğim
yirmidört numaranın
ve yine işe geç kalıp da patrondan tekdir aldığım
zamanların aşkısın
sen benim fakirliğimin sevdasısın
zengin olunca terk ettiğim
ama ben zengin olunca duygularımı kaybettim

sen var ya hani şu pazar günleri
hasan abilerle top oynadığım
sonra kahvede pişpiriğe daldığım
ve hep ağladığım zamanların aşkısın
sen benim fakirliğimin sevdasısın

sen var ya hani şu senin için
mahallenin demir başlarıyla kavga ettiğim
lisenin önünde gelişini beklediğim
hani şu kadir abiden alıp da
ümit yaşarın şiirlerini ezberlediğim
ve her gece sana söylediğim zamanların aşkısın
sen benim fakirliğimin sevdasısın
zengin olunca terk ettiğim
ama ben zengin olunca duygularımı kaybettim

sen var ya hani şu bir pantolon bir gömlek
yabanlığımın olduğu
hani şu giyerken yamalı yamalı
gözlerime yaş dolduğu
ve sonra utancımdan o yaşların hep kuruduğu
zamanların aşkısın
sen benim fakirliğimin sevdasısın

sen var ya hani şu stada girdiğimiz son onbeş dakika
ve sonra elimizde bayrak gezdiğimiz sokaklarda
ve bağırdığımız rerere rarara
sen, sen benim o takımı tuttuğum zamanların aşkısın
sen benim fakirliğimin sevdasısın
zengin olunca terk ettiğim
ama ben zengin olunca duygularımı kaybettim.


Fatih Çınar


Misafir 28 Mart 2007 18:00

Susma Sevgili..


Beni uçurumlarda ağlıyor bulmuşken
Susma!..
Alevle yakılmış kelimelerinin biri bitmeden,
Diğeri saplasın ciğerlerime..
Her kelimen ayrı bir hançer acısı versin yüreğime..
Yüreğinde yara bağlamasın çıplak öfkelerin,
İçinde kalmasın en gariz küfürlerin..
İşte bedenim burda,
Dilinin ucunda ne varsa say sayabildiğin kadar....


Boynumu yalnızlığın ayak ucuna bükmüşken,
Beni " bende " bu kadar zayıf yakalamışken,
Ez, ezebildiğin kadar..
Öfkelerini kus avuçlarıma..
Ölüm fermanlarını sun yaralı canıma..
Kendim düşmüşken uçurumlara,
Kendi yarınlarımı kendim hançerlemişken,
Bir de sen vur, vurabildiğin kadar...


Tek bir kelime etmeden vur boynumu..
Hayatında biriktirdiğin öfkelerin hesabını..
Fütursuzca benden kes sevgili!..
Mahşere kalmasın hesabın..
Hançeri al, gözlerime sun..
Giderken son hediyen olsun kanlı hançerin..
Vur vurabildiğin kadar Sevgili!..


Hakkın varsa eğer hesabın mahşere kalsın sevgili!..
Yok kalmasın diyorsan;
Bana gelen yolu,
Ve yüreğimin adresini biliyorsun..
Öfkelerini beline kuşanıp çık karşıma!.
Doğrulttuğun namluya,
Yüreğimi usulca sürmezsem namerdim..


Susma Sevgili!..





İsmail Sarıgene


Misafir 28 Mart 2007 18:41

Köy




başında çelgisiyle geçtiğinde
baktım, gözlerinde yaban yaseminleri
ben bir adını soracaktım
sadece nasıl çağrıldığını
vişneçürüğü entarisini soracaktım
manastırdan yaşlı kızlar ilahiler okuyordu
ben orada, çok dingin ve çok çekkin
tirşe renkli bir dağın altındaydım

bir anda kurbağalar korkuyla kaçıştı
baktım, gökte çığlık çığlığa şeytankuşları
zeytin ağacının gölgesine sığındım
öyle melankolik öyle yalnız
kızarmış kiklalarla dolu bir masada
gradosu yüksek erik şarabıyla oynaştım
kesmedi, üstüne bir de Üçbudak tütünü sardım

sonra odama çekildim bir başıma
dışarıda ürkünç kara köpüklü dalgalar
yatağımın yanında giden bir pavurya
baktım, pencerede yalgın bir suret
umarsız bakan bir yalvaç mı ne
gümüllerden buğday kokuları
ötelerden bir oynak gırnata
belli ki köyde akşam çengüçegane

oysa ben, “gitme” diyecektim
bir adını soracaktım…


Fadıl OKTAY


tikkymelike 28 Mart 2007 18:59

BAZEN SENİ İZLEMEK İSTERİM

Bazen seni izlemek ister seni canım
Senli beni/bizi
İşte o zaman çekilirim köşeme
Ve aralarım anıların kapısını

Kırpma nöbeti başıboşluğa düşer kirpiklerimin

Yakarım sigaramı
Yaslanırım sensizliğin duvarına
İç geçişrişlerimdir tek şahidi yaşadığımın

Damarlarımda yol alan gemi çıkar
Marmara burnundan
O an ki gibi merhaba uçuşları yapar
Kanadı kırık yüreğim

Ah beklemelerim
Hasrete demirleyen yalnızlığım
Dile kolay
Her biri üç yüz altmışbeş günden
Tam beş yıl

Kekemoz tutmuş bacaklarıyla yaşlı iskele
Pikede ki martı avcılar
Ve aklı bir karış havada gençliğim şahittir
Özlem prangalı voltalarıma

Hatırlıyorum da
Yaşadığımız son gecelerden biriydi
Penceremin altında sabahlayışın
Sigaranın ışığıyla
Seni seviyorum yazışın

Cesaretimiz aydınlatıyordu sokağı
Sahile vuran dalgaların sesiydi şarkımız
Taki
Erketen rüzgarın
Islıklayarak zamanı hatırlatmasına dek
Yakamoz ışıltılı gözlerimize

Ve işte yine
Mecburluğumuzdu başımızı eğen
Yaklaşan ayrılık saatlerine.
.....................................
Figen Yarar


Mystic@L 28 Mart 2007 20:31

Sana Büyük Bir Sır Söyleyeceğim

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Zaman sensin
Zaman kadındır ister ki hep okşansın
Diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.
Zaman sensin, uyuyan sen
Şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi...
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu mavi çanaklarda kan gibi
Durdurulmuş zamanın işkencesi
Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler
Asıl demek istediğim bu.

Hazzın ötesinde sevgim
Hiç bir zararın erişemeyeceği yerde bugün
Sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.
......

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan
Korkuyorum senden.

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.

Aragon


Misafir 28 Mart 2007 21:07

Ne olur bu gece uykumu bölme
Var git düşlerimden, var git bu akşam
Tam unuttum derken aklıma düşme
Var git hayalimden, var git bu akşam

Yağmur istiyorsan gözyaşıma bak
Yangın istiyorsan yüreğime bak
Ne olursun beni benimle bırak
Var git gözlerimden, var git bu akşam

Nasıl unutulur böyle sevgiler
Neler yaşamıştık bir düşün neler
Her köşede durur senden gölgeler
Var git gözlerimden, var git bu akşam

Aldığım her nefes seni fısıldar
Gelir ta kalbimden vurur şarkılar
Sana mı sözlenmiş bütün akşamlar
Var git anılardan, var git bu akşam

AHMET SELÇUK İLKAN


Mystic@L 28 Mart 2007 22:00

Sana Geliyorum

Sana geliyorum
Başı hep dumanlı yüce bir dağın
Zirve yakınındaki kaya dibinde
Hoyrat rüzgarların yaladığı
Kavurucu ateşlerin alazladığı
Bir yapışkanlıktan sıyrılıp, usulca
Olmuş, pişmiş, yanmış gönlümü
Ve ham bedenimi
Sana doğru sürüklüyorum
Ulaşacağım, biliyorum
Sana geliyorum

Sana geliyorum
Farkındayım, mesafe çok uzun
Geri koyacağım evvela
Kavruk çamları, ulu köknarları
Ensesi kalın kurtların uluması
Ürkek tavşanların sıçramasıyla
Zarif bir ceylan toynağı gözümü çizecek belki
Yağmurun yuvarladığı dallara tutunacağım
Bendleri yıkan, bayırları yırtan sel gibi
Ordan oraya savrulacağım
Ulaşamazsam, zaten ölüyorum
Sana geliyorum

Sana geliyorum
Kar erimiş suyun buz soğuğu olacak sırtımda
Mayıs ılığının çiçek tozu
Ekin tarlalarının bereketi dolu yüreğim
Mübarek olan ne varsa taşıyacağım
Alabildiğimce alıyorum
Sana geliyorum

Sana geliyorum
Uçsuz bucaksız bir serilmişlikte
Tek dal kımıldamaz sahra tenbelliğinden
Çarşaf çarşaf yaygın kokmuş sularda
Karabatak gagalarından kurtuluyorum
Pırıl pırıl bir berraklıkta
Işıklar oynaşır, inip söğüt dalları arasından
Cıvıl cıvıl kuş kanatlarına ritim tutarak
Ümit yüklü sevinçlerle gülüyorum
Sana geliyorum

Sana geliyorum
Medeniyetin diktiği duvar çıkar önüme
Bir yol bulur ve aşarım mutlaka,
Öte yana
Hani demişler ya;
Belanın gah altından gah üstünden
Dünya kurulalı beri sular varmış denize
Koşarak, yürüyerek, sürünerek
Varıp, kavuşacağım
Seviyorum, istiyorum, diliyorum
Sana geliyorum

Hünkar Dağlı


maipoem 28 Mart 2007 22:41

SANA GELİYORUM
I.
Benim sabah keyfim
Yeni açmis bir gülü
İnsanlarin gülücüklerine yerlestirmektir.

II.
Sana karli bir günde geleyim
Saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla
Üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula
Uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan
Sobanın çıtırtılarına dalalım
Sana küçük törenlerimizde şarkı söyleyeyim
İçki içelim güneşle başbaşa
Saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim
Gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar
Bir gece şelalesi gibi
Damarlarıma akıp yankılan yüreğimde.

III.
Sana yağmurlu bir günde geleyim
Parkta ıslanalım birlikte
Gürültüler toprağın kokusunda erisin
Kentin görüntüsü değişirken bulutlarla
Duraksamadan parlayan gözlerin
Ve ıslaklığınla sar beni
En koyu kızıllığında dudaklarının
Kıralım demir parmaklı pencereleri
Önlerine ortanca saksıları yerleştirelim
Ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza.

IV.
Sana günesli bir günde geleyim
Işıklı yollara halılar serelim
Birlikte aşkınlığa yükselelim,
Okyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla
Mücevher gibi parlayan adada,
Ben hep iskeleye demir atmış
Beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm
Tuzlu dudaklarını yakmak için
Sana kendi yaptığım güneşleri getireyim...


A.Kadir Bilgin


Mystic@L 28 Mart 2007 23:38

Ayrılan

Aşkı doğuran şey nedir;
O yakınlığı, iki can arasında?
Ve kopuş ne zaman baslar?
Ne zaman biter bir sevda?

Bir kurt gibi içten içe
Gelişip büyür çürüme
Bir an gelir ki aynı mekandasınızdır
Ayrı duygusal zamanlarda

Ataol Behramoğlu


Nephthys 29 Mart 2007 00:12

Sana Ölmelerimin Üstü Kalsın Sevgili
İsmail Sarıgene

http://grafik.izedebiyat.com/ikon/35.gif
Gözlerinde unutulmuş hatıra iken ,
Kelimelerini yutkunup susma ne olur.
Gülüşlerinde tozlanmış,
Siyah- beyaz fotoğraf iken,
Yaşanmışlıkları susturup
Dudaklarında adımı bir kez bile anma ne olur.

Beni zamana gömüp
Unut hadi her şeyi.
Bana dair tek bir hatıra kalmasın senden..
Sen beni yaşarken öldürmüşken,
Ben seni sensizlikte yaşatacak kadar sevdim…
Sen üzülme diye
İsyanlarımı dizlerime büküp
Ömür boyu sana susacak kadar sevdim..

Hadi git ne olur.
Bir mevsim bile yaşanmayan
Hatıralarımızı gözyaşlarında boğup
Tek kelime unut hadi.
Beni sevdiğine pişman ise sevgili,
Yollarına feda olsun sevgim.
Olur da susmalarım acıtırsa seni,
Sana ölmelerimin üstü kalsın sevgili.
Bol keseden harcasan da hatıralarımı
Unutsan da sana yüreğimi adadığımı,
Unutsan da adımı,
Sensizlikte bile
Adın dudaklarımda,
Sevdan ise yüreğimde yaşayacak sevgili.


arwen 29 Mart 2007 00:12

Sevdim seni ben daima, gündüzümle gecemle.
Sana kır çiceğim dedim tüm sevgimle.
Seni koparmaya kıyamadım güzelim.
Seni varya?
İlkbaharın güzelliğinden daha fazla sevdim......
Senin için yıldızlardan bir gökyüzü oluşturdum kalbimde.....
Senin için yıldızlarla konuştum hep! ! ! !
Ve güzelligini,düşlerime resim yaptım.
Düşlerimde hep sana baktım.
Ve seninle avundum,
Aynam sen oldun biliyormusun?
Senin için aşk pınarı oldum......
sevgi suyu akıttım senin için...
Ufacık dünyamda hep sen vardın...
Niye diye sorarsan,,?
Osarı saçların yokmu?
Kaderimi bağladım uçlarına.....
Hele o yeşil gözlerin yokmu ya?
O yeşil bakışlarını.....,,
Yüreğime perçinledim.....
PERÇİNLEDİM.................de ondan



feyzullah evcil


maipoem 29 Mart 2007 00:16

Diyelim
ki sessiz gecede poyraz…

Sis çökmüş o heybetli dağlara;
yurdun
da kar altında, gözlerin gök-
yüzünde bir dolunay.

Diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini.
Seslere çarpmış sesin,
ama ulaşmamış hiçbir yere nefesin…

Diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik,
bu hayat seni bir oyuncak sanıyor.

Diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak
yasak, yarın yasak, düş yasak.
Diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında;
bir çay bile ısmarlamıyor hayat!

Diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık;
sis çökmüş güvendiğin dağlara...

Kederli bir süvari ol,
Orda, sen orda!
Bıkma atını mahmuzlamaktan,
bıkma bu ****lar panayırında
berrak nehirler aramaktan…

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt;
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.

Çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler;
çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın…
Kimi kanıyor şahdamarından,
kimi bozgununda yetim dervişan,
kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan…

Yamalı yerlerinden kanıyor hayat,
tutunduğun günlerinden soluyor hayat.
Bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın,
salıver düşlerini ateşlere abansın!

Tutunduğun günlerinden solarken hayat,
bıkma atını mahmuzlamaktan;
bıkma sendeki insan için,
derin uçurumlar arşınlamaktan...

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
bir gün rüzgâr esecektir suların serinliğinden;
bir gün kırlangıçlar geçecektir göğün genişliğinden.

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt,
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın;
çünkü senin de bir ütopyan varsa,

İ n s a n s ı n…


Yılmaz Odabaşı



Nephthys 29 Mart 2007 00:16

Yokluğunu Öptüm
ismail sarıgene




http://grafik.izedebiyat.com/ikon/167.gif


Kelimelerim kan revan içinde.
Yüreğim yorgun, gözlerim solgun.
Notaları öksüz bir şarkı gibi
Ağlıyorum bulutların koynunda..
Ve kimseler görmesin diye,
Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum..
Mürekkebimle yıkamıyorum
Hasretinin karanlık duvarlarını...

Gözlerimi kapattım geceye.
Şiirlerimi hecelerinden vurup
Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum.

Bulanık sularda yıkıyorum
Kan çanağı olmuş gözlerimi.
Hasretin düşerken avuçlarıma,
Mor tonları giydiriyorum
Acıyı emen dudaklarıma.
Sessizliğe bürünmüşken sevda,
Baharlarda filizlenen taze dallardan
Darağaçları sunuyorum yüreğime.
Yokluğunu öperken dudaklarından
Pusular kuruyorum aldığım her nefese..


Oysa umuda gülümseyen bu adam
Boyun eğer miydi kanlı pusulara ?
Diz çöker miydim karakışlara ?
Ama yokluğunda
Vuslatları öper gibi,
Karanlıkları öpüyorum
Adını ezberlettiğim dudaklarımla.


Nephthys 29 Mart 2007 00:40

Bana biraz hüzün ver usta, sek olsun!

meyhanelerin dili olsa da, anlatsa bütün ayrılıkları

pelin onay

http://grafik.izedebiyat.com/ikon/167.gif

bana biraz huzur,
bir duble de rakı getir usta
bir de değiştir şu plağı
canım bugün içli şarkılar dinlemek istiyor
hani şu damar dediklerinden
ortaya da birkaç meze koy,
kafi...
hiç yiyesim yok aslında
masa zengin görünsün...

ağlarsam eğer sakın endişe etme
bir sevdiğim vardır,
ondandır..
çok tanık olmuşsundur böyle şeylere elbet
ben de olmuştum bir vakitler
teselli ettiğim bile oldu
anlamak için yaşamak gerekiyormuş
teselliye ihtiyacım yok,
sakın deneme
sen bardağı boş bırakma yeter
bu gece sarhoş olasım var,
bu gece içesim var be usta..!

sakın ha,
o resme dokunma!
o adam işte hala sevdiğim
onsuz rakı içememde
bilir misin,
resimde gördüğünden daha güzeldir
biz ne rakılar içtik onunla,
bana mısın demedi
soframızı görsen
sen de kıskanırdın elbet
ama sofra değildi önemli olan
sohbet be usta,
sohbet..!
bizi hep o sohbetler sarhoş ederdi,
sen bilmezsin..

içim yanıyor usta içim
hala bilmem neden gittiğini
oysa kimsenin sevmediği kadar sevmiştim onu
ve kimsenin beklemediği kadar,
bekliyorum onu....
gelmeyecek biliyorum
bunu bilmek daha da acı

pardon,
gurur mu dedin..?
yok be abicim,
o ben de kalmadı
başkasından sor istersen
bende olan her şeyi ona vermiştim,
bir daha geri gelmedi
ya, sen beni dinlerken ihmal ediyorsun
doldursana be usta,
koysana rakı...
hesaplar peşin,
sakın endişe etme
içip içip de naralar atan,
ortalığı dağıtan tiplerden değilim ben
alt tarafı biraz sendelerim
ama düşmem..
ha, bir de şarkılar mırıldanırım
şarkıların içinde çağıl çağıl akarım
istersen kapat şu pilağı,
ben senin sevdiğin namelerde de dolaşırım...

yanlış görmedin ağlıyorum işte
sorun yok,
rahat ol...
ağlayabilmek her yiğidin harcı değil
hem sen bilir misin,
asildir gözyaşları,
hiç yere düşmedikleri için
benimkiler de asil,
sevdiğim adamın gönlüne bile düşmediği için..

bakıyorum,
seni de efkar bastı
eeee, gönül kadınıyım ben
ukalaca bir itiraf gibi gelmesin sana
konuşurken ve severken,
yüreğimi koyarım ortaya
cebimdeki bozukluk sevişmelerin hepsini koyarım,
bütünlensin diye...
o bunları görmek istemedi
isteseydi kendimi de verirdim ona
nedense hepsi birden,
fazla geldi...

yapma be usta
bu şarkı söylenir mi şimdi...?
“beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın”
eh yani,
tam da damarıma bastın
ben şimdi sitem etmez miyim aşka..?
bu şarkı için dibini görürüm bardağın ama,
bana daha fazla efkar yapma..!

vakit doldu
biz biliriz nerde durmamız gerektiğini
demek sen de farkettin
gözüm hep telefondaydı, doğru
ama çalmadı
üzülme,
çalmaz..
süs eşyası olarak kullanıyorum zaten artık onu
bir hatırlayanım bile yok gördüğün gibi
eğer o arasaydı,
dudaklarım kilitlenirdi
belki de hiç konuşamazdım...

yok be usta,
hesaba niye itiraz edeyim
zaten şarkılarda ve sohbette indirim yapmışsın
senden daha başka ne isteyeyim..?
gönlünü ferah tut,
evin yolunu bulurum elbet
tamam anlaştık
bir gün yanlışla dönerse bana,
beraber geliriz...

seni unutur muyum hiç
beni dinleyen kaç kişi var ki çevremde
yine gel demen hoşuma gitti,
şımarttın gönlümü
gelirim elbet,
hiç kafanı yorma..
sen sadece şarkılara iyi bak
rakıyı soğuk tut
gönlünü ferah...

kendine iyi bak kafi
usta dedik bağrımıza bastık
aşk bizi terketse bile,
sohbetimiz baki...


arwen 29 Mart 2007 01:09

Güller yakışırdı ellerine
Sevdalar yüreğine yakışırdı
Dünyaların neşesini
Sen gülümseyince
Gamzelerin yüzüne taşırdı.
Sen gelince
Aydınlanırdı bütün akşamlar
Ne de yakışırdı gözlerine karanlıklarda
Işıl ışıl
Işıl ışıl parlayan yıldızlar…
Geçer karşıma
Bir elin yüzünde dururdun
Kalk yat demesem
Yüzüme bakarak
Saatlerce otururdun.
Konuşmak sana yakışırdı
Sesin şekerdi, baldı
Her ayrılık vakti geldiğinde
Niyeyse
Hep benim gözlerim ıslanırdı.
Bütün gülleri topladın
Neşeleri hapsedip dudaklarıma öyle gittin
Yıldızları da aldın birer birer
Beni yalnız bıraktın
Yalnız bırakıp karanlıklara öyle gittin.
Oysa güller nasıl yakışırdı ellerine
Sevdalar nasıl atardı yüreğinde
Her şeyi götürdün de
Bilmem niye
Niye seni bırakıp da gittin yüreğimde
Niye gittin.



turgut uzdu


Nephthys 29 Mart 2007 01:18

Dört Mevsimi Bahar Yapardın

çoğaldın, çoğaldın epeyce...

zeliha gökkan

http://grafik.izedebiyat.com/ikon/169.gif



Çoğaldıkça sırtını çevirdin rüzgarlara
Savrulmaların duruldu git gide
Rüzgarları sen sandığın günler de geride kaldı
Geride kaldı dalgalı denizler
Ay ışığında yakamozlar
Parlayan yıldızlar
Yakan güneş ve
Sen

Şimdi sen;
Uzansan da yıldızlara dokunamazsın
Göğü ikiye bölüp yağmurlar yağdıramazsın
Cıvıltılarla baharlar getirip
Gökkuşağını çimenlere indiremezsin

Deli taydın
Dört mevsimi de bahar yapardın
Rüzgarlara kafa tutardın

Şimdi dağlar viran, sesiz
Baharlar kimsesiz

Neylersin..?
Çoğaldın ,
Çoğaldın epeyce.


P.u.S.u 29 Mart 2007 01:19

ÇİĞDEM SEZER


DÜNYA TUTULMASI
GÜNLERİNDEN


ilk gün:
güneş ve ay yoktu
avcumuzda parıldayan
bir şeydi zaman


kalbimin attığı kalbinde susmak kadar
kalmaktı zaman. kaldık
bir tek sözcük gelmedi ardımızdan


nereye baksan oraya kadardı dünya
el kadar tırnak kadar seni
sen yapan ne varsa -ben baktıkça-


bende sana benzeyen ay
sende bana benzesin istedim
içimde sana dönüşen ay ölüsüyle
dolaştım gecenin sur diplerinde


çözdüğümü düğümleyen
bir ay var bedenimde


maipoem 29 Mart 2007 01:30

BEŞ SATIRLA

Annelerin ninnilerinden

spikerin okuduğu habere kadar,

yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,

anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,

anlamak gideni ve gelmekte olanı.

1946

Nâzım Hikmet Ran


Misafir 29 Mart 2007 01:41

Gece Bulutları...

Gece bulutları gibi mahzun durma
Paramparça...
Birkaç damla gözyaşı
Umutlara ve tüm sırlara...
Huzurdasın üstünde insanların...
Arasında yarılan ayların
Kendi nefesinden uzak
Ölümü öldüren canların...
Delirmiş melek gibi
Yakacaksın arşı
Bil ki ağaçlar ayakta isyan da
Karıncalar kıyamete gün sayar
Karanlık da doymayan ervah da
Birazdan ağaracak
Nefret ettiğim günler
Sayısı arttıkça
Acizliğim ölüme göz kırpıyor
Yapma böyle
Çektiğin çileler adına
Akan kanın kutsalına...
Büyüttüğün hayatlarına
Nefretimin verdiği acı
Sevgimin intikamı biliyorum
Acizliğimde hayatlarım...
Ya peki ben?
Nerde sığınacak eski limanım...
Ve yol gösteren şimalım...

Bülent Özdemir


maipoem 29 Mart 2007 01:43

ÇAKIL

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde...


Bedri Rahmi Eyüboğlu



Misafir 29 Mart 2007 01:54

İnsiye

Ben,
bilinmemesi gerekenlerin bilgesiyim;
söylenmesi gerekenlerin ketumu...
Durduğum yer,
sezginin çıldırtan uçurumu.

Konuşuyorsam,
sonum olacağını bile bile;
sözler çatıp bir gemi yapıyorsam,
kaçırmak içindir
sezdikçe bilinen,
bilindikçe sezdiren birikimi,
hep beraber kölesi olduğumuz
algının yanıltıcı tufanından...

Ben,
köhne tapınakların
esrik dervişiyim;
kovuldukça aşk belenen.

Müzmin insiyesiyim;
hikmet içre olup
hidayetten bihaber gezinen.

Ve ben,
ilacını bilip de bulamayan
Lokman Hekim’im;
bulsa da kullanamaz,
yazgı aciziyim;
ölümü getir bana ey eşsiz ab-ı hayat;
çünkü ben,
tılsımın değil
perdeler ardındaki o büyülü formülün peşindeyim!

Zafer Gün


arwen 29 Mart 2007 02:03

Kim ne derse desin sakin inanma
Seni cok severim bunu bilesin
Gerekirse tas basarim bagrima
Baskasini sevmem bunu bilesin

Ölümsüz sevgiyle baglandim sana
Sen derman gibisin bedende cana
Doyulmuyor senin tatli sevdana
Ugruna ölürüm bunu bilesin

Gözümü acarim yoksun yanimda
Sevgin dolasiyor damarlarimda
Murat alamadim sensiz dünyada
Huzura ermedim bunu bilesin

Ben neler duyarim kafama takmam
Yakarim her seyi sensiz birakmam
Yerine aglarim seni aglatmam
Ben sana kiyamam bunu bilesin

Sanki su ömrüme gaye olansin
Birakma bu gönül askina yansin
Atamam kalbimden icimde cansin
Seninle yasarim bunu bilesin

Sivasli zeki,nin ölmez sevdasi
Neye yarar sen olmazsan dünyasi
Güzelmidir bilmem mecnun leylasi
Senden güzel yoktur bunu bilesin




zeki kengel


Nephthys 29 Mart 2007 02:19

Aklıma düşmeye gör...
Seynur İnal

http://grafik.izedebiyat.com/ikon/167.gif


Aklıma düşmeye gör
Yeşil bir rüzgar gibi eser gözlerin
Yüreğimden, çığlar düşürür...
Özlemin, yıkar bentleri
Gözlerimin nehirlerinden süzülür..

Aklıma düşmeye gör,
Sevdaya uçan bir biçâre güvercin,
Menzile varamadan vurulur...
Yapraklarına, mahzun bir çiçeğin,
İmkânsızlığın buseleri dokunur...

Aklıma düşmeye gör,
Hüzün makamında bestelenir sözlerin,
gönlümün dilinde, söylenir durur...
Asıp kanatlarına vuslatları,
Uçar içimden vefasız kumrular,
Bende kalan, yine hasretin olur...

Aklıma düşmeye gör,
Umutlarım gezinir
Bakışlarının koylarında
Ve
Kapatırsın gözlerini ansızın,
Vurgun yer yarınlarım,
Gömülür ummanlara...


Misafir 29 Mart 2007 02:21

Gün Eş Son U...

Betonarme sözler yoğurdum
umruma pul pul aktı haremden lal
im dokunuşla dolayan gövde/mi
gölgeme sır sıvayan ruhumdu
şerare safirden
ş
e
l
a
l
e
l
e
r
e

a
k
t
ı
cılız mıyım harcına kuyunun
hani ya yardan uçkundu yankı
şehlaya nazır pusdu hain duvar
pir nur mu şahlanır usdaki sırattan
ki ahreli kağıtlarına değin hak iz
düşüm sesin yıldız yarası her seherde
küresel kuzgun gözünde ahir

demde döver ahı rüzgar adımlı kahin
kar kaybeden kış hara karıştı usul


usul çıt etti hilal siluetinde sin can
alnın kılçığından koptu Lam Elif
koyverdi damla topuzu leylim kirpik
kirpik naçar yağmurun örümcek ilmeğinden

pıt pıt tetik kesintisiz kurşuni
güle güz sökünü gül/en az
elmas yaprağı sancağında
tek dal menekşe olsam ne
geceye şafakta yetişmiş alaca huşu


şuncacık mahmuz acısının ayrılık buluşu Araf''da
kınımın ısırgan coğrafyası
kırılgan duruşu pıtnağında şuncacık
dur/u


sayki ısırgan mahmuz göverir dostum
göverir hörgüç sancıdan oysa dişiliği
gocuntusuz ulu/sal kimliktir
kamusal kemirisinde yağmalanmış şerhi
ha Nar''dan yoksun Ay yılı harda
ağmış gün eş sonu
ha şakayık külünde bildinmi muktedir
giz ötüşü darda...
ırmak akarlı Anka doğurmanın yolu...








Nursel Türkemiş


arwen 29 Mart 2007 02:24

Uçsuz bucaksız bir denizdi gözlerin, maviliğinde şimşekler çakan
Bir kış güneşiydi gülüşün, zemheri ayazı günlerde içimi sıcacık ısıtan
Bir kar tanesiydi tenin, dokunmaya kıyılamayan
Bir anne tınısıydı sesin, kalbime nakış nakış ninniler okuyan.
Bilseydi gözlerin bakmayı, elbet görürdü gönlümdeki sonsuz sevdayı
Bilseydi gönlün yanmayı, elbet hissederdi içimdeki ateşten korları
Bilseydi kulakların gerçekten duymayı,duyardı gecelerce adını sayıkladığımı
Bilseydi kalbin benim için atmayı, işte o zaman yaşardım kana kana aşkını
Ama sen gittin, ve ben işte o zaman bittim…
Hani beni bırakıp gittiğin o gün var ya vefasızım
Hani bir hiç uğruna gönlümü yıkıp gittiğin
Yalnızlığıma yalnızlık katıp, çilemi bin kat arttırdığın o gün var ya
İşte ben o gün bittim…
Gönlüm hep karakış, baharı olmayan
Gecelerim karanlık, sabahına ulaşamayan
Ağzım lal olmuş, senden başka birşey konuşamayan
Ve ben sen olmuşum, sensizliğinde seninle yaşayan
Ben seni böylesine yaşarken kuytularımda
Ben hayalinle avunurken hatıralarımda
Ben rabbimden sonra taparken sana
Sen gittin, ve ben işte o zaman bittim…



tülay öksüz


Nephthys 29 Mart 2007 02:55

İkinci Tekil Yalnızlık - Kipi Kendinden Meçhul Şiir -
N.Nedja İvanic

http://grafik.izedebiyat.com/ikon/9.gif



Şiir-geceler! amca

Bir kağıt düşü çocuk bu geceler
Adına yakın bir kafiye bulsam;
Gizdüşümü olur kırık dökük heceler,
çaresiz karanlığa kaçarım



amca bir şiir daha düşmüş şu kaldırımlarda
-Islak-
belli ki yağmur yemiş güz yanından….

ben seni bulut-arar,
şimsek çakar;
korkardım
ah çocuk
yağmur yağsa
susardım;
kaldırımlardan gülücük toplardım….

şimdilerde
ben şiir-çıplağım amca!
utanır mı gece bir çocuğun gözlerinden….

-hadi ört üstünü çocuk
şehir ıslak
üşütmesin mısralar-
utanır mı hiç şair çırıl-çocuk mısralardan…

şehir susunca;
ben şiir-ağlardım amca!

Söndür şehrin ışığını çocuk,
Açıkta kalır gözyaşların..
Bir gören olmasın;
-vurmasınlar misketlerimizi-
kan adımlar çocuk bu insanlar,
bense şiir topallarım…

kapat gözlerini ne olur amca
okuma bu şiiri!

ah çocuk bir bilsen
vuracaklar herkesi

saklan amca ne olursun
önüm arkam sağım solum

ah sen henüz öldürülmemiş bir çocuksun

. . .

amca sus yoksa şiir-oynarım….


hadi çocuk mısra-uyu,
-sizde susun insanlar bağrışmayın-!

amca görüyor musun?
bak şehir!
bak insan!
yine mi gidiyorsun?

görmüyor musun?

şiir yağıyor geceye çocukların gözlerinden...
hadi durma çocuk, soyun!
çık dışarı! ..
bu oynayacağımız son oyun

gidelim mi buralardan amca
çok korkuyorum

ah çocuk şiir kovulduğum şehrin kaldırımları bu
seni topluyorum
duymuyor musun

korkmayın ne olur insanlar ! Kaçışmayın sokaklara!
küstürmeyin çocukları; kelime-ezilirim!

amca kimseler yok ki
kime bağırıyorsun

.

konuşmak kâr etmiyor düşen çocuk ben olunca

-amca sen mısra mı ütüyorsun gecelerden?


ah çocuk ana dilimi bırakıp gözlerinde,
yine şiir susuyorum…


arwen 29 Mart 2007 03:11

Sen üzülme birtanem,
Bu sana son sitemim.
Bir sevda yeliydi esiverdi ansızın.
Hasret ya,sen zannettim bir an......
.........Yürekten gelenlere dur diyemiyorsun
.........Akıveriyor satırlara.....
.........Alıp götürüyor beni sana.
..........Sevdamıza......

Aşk bu ya söyletir,
Aşk bu ya dalarsın hülyalara.......
.........Sen üzülme birtanem,
.........Gerekirse ben giderim uzaklara....

Ne yazık.
Yine bana hasret düştü senden yana,
Anla işte yaralı bu yürek.....Ayrılıktan bu yana...............


berrin adaş


Nephthys 29 Mart 2007 03:16

Annem ve Kırmızı Karanfiller
Kâmuran Esen



http://grafik.izedebiyat.com/ikon/27.gif



Ne zaman ki görürüm soğuk bir kış gününde
Dağ başına kar yağmış, buz kesmiş ortalığı.
Senin sıcaklığınla içim ısınır anne!
Bir kuş gagası ile yavrusunu beslerken
O şefkatli ellerin bana dokunur anne!

Her yağmur damlasında nurlu yüzün var anne
Rüzgârda / saçlarımı okşayan elin gizli.
Her yerde senden bir ses / gül nefesler geliyor
Ne zaman ki karanlık bir odada kalırım,
Resminden sızan ışık parlatır gözlerimi.

Saksıda sardunyaya dokunsa parmaklarım
O kadife tenini bulurum yaprağında.
Seni saran toprağa basarken irkilirim
İncitmekten korkarak o nazik bedenini
Hayal etmek istemem seni ayak altında.

Rüzgâr uğultusunda seslenmeni duyarım
Zorlu hayat yolunda yürüyorsun yanımda.
Hissederim / mutlaka dualar etmektesin
Bir zamanlar gözünden kıskandığın yavrunu
Bilirim / uzaklardan hâlâ gözlemektesin.

İçimde kırmızı karanfiller büyüttüm senin için
Ah ne olur gelip de doyasıya koklasan.
Ellerinde tutsan uzun kış geceleri
Sıcaklığım sinmiştir nasılsa yaprağına
Dondurucu soğuklarda karanfille ısınsan

Varlığını gittiğim her köşede duyarım.
Dokunamam bedenine / tutamam ellerini
Buluşacağımız günün hayaliyle yaşarım
Sararım kollarımla bırakmam seni artık
Başımı omuzuna dayayıp da ağlarım.

Sırtını dağlara yaslayan ova bile
Bereketli ellerini arıyor / bağbozumu.
İşlediğin tarlalarda boynu bükük ekinler
Doldurmuş hasretinle / doyurmuş başağını.
Ne çare ki hepimiz yokluğunda tükendik
Bekliyoruz ömrümüzün artık son akşamını.


arwen 29 Mart 2007 03:32

Aslında biliyorum
Denizin mavisini tadını tuzunu
O eşsiz albenisini yakamozunu
Dalgalarının seriliğini Martıların sevincini
Yosunların balıkların gizemini
Aslında biliyorum DEĞER verilmediklerini
Hani kim varki bir sahil köşesinde oturup
denizin uçsuz bucaksız ufkuna bakarken
Maziyi dalmamış hatılaları canlanmamış
Acılarını anlatmamış hasterini dile getirmemiş
Hatta bazen koynuna düşmemiş kim varki
Martıları seyretmeyen varmı? keşke onlar kadar
Özğür olsaydım diye düşünmeyen kim varki
Sarmaş dolaş sevgileri seyretmeyen
O sevgilerin kutsallığını bilmeyen kim varki
Huzuru bulmayan kim varki sahil boyu dolaşırken
Sıcacık yaz gecelerinde şarkılar söyleyip
Çılgınlar gibi sarhoş olmayan kim varki?


asiye atabaş


CaNaRY 29 Mart 2007 07:05

AKŞAM
Birden hatırlarsın,
O da seni - - birden bazan:
Nerde, ne yapar şimdi
Parlar bir özlem anılar arasından.

Bu akşam ne garip sözcük
Sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
Akşam. Bilmem bulur muyum
Yollara baksam?

Söner yangın birazdan
Yatışır özlem.
Bir gün karşılaşırız
Bir gün, bir yarım akşam.


BEHÇET NECATİGİL


scanner_11 29 Mart 2007 07:12

ÇOCUKTUM

Çocuktum
hep kardan adamlar süslerdi düşlerimi
Büyüdüm
Hep kardan adamlar oydu yüreğimi

Çocuktum
Hep ölümsüz aşkları okurdum masallarda
Büyüdüm
Ne aşklar satıldı o körkütük masallarda

Çocuktum
Şerefti,itibardı bütün kapıları açan itibar
Büyüdüm
Hiç bir güç tanımadım para kadar

Çocuktum
Saçlarından tutardım Ümitleri
Büyüdüm
Ezberledim bütün ihanetleri

Çocuktum
Yaşam bir yağmur gibi düşerdi avuçlarıma
Büyüdüm
Şimdi hep çocukluğum geliyor aklıma

SAKIN.............
SEN BÜYÜME ÇOCUK.

Ahmet Selçuk İLKAN


Misafir 29 Mart 2007 09:33

gülüşün eklenir kimliğime


Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

Aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece

Her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece

Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğime



Ahmet Telli


NiliM 29 Mart 2007 10:29

ÇAPRAZ

Biliyorum dedim, baktım, baktınız
Zaman hiç geçmez mi
Sordum, sorguladınız
Camlara yapışmış çiçek ölüleri
Yüzleriniz
Sokaklar boydanboya
Adresimi sildiniz

Beklemek böyle bir şey
Islıkla bir korkuyu geri çevirmek
Ucu keskin bıçakla
Bir bulutu kesmek
Duman gibiydi, kadın gibiydi bulut
Gölün üstüne dağıldı
Yarasında koyu bir gece
Ağdı suya
Üstüne fotoğraflar çektiniz
Unutulmus kadınlarin dalgın ve agırdır
Anıları
Sevmeyi bilseydiniz

Define avcısıydım
Bundan önceleri
Haritasız dedektörsüz
Pusulam yosun tutmus
Ağaç gövdesi..

Gizli dehlizlerden geçmek kolay
Toprak kökleri
Bir geyik çalımıyla biçmişim
Kendim soymuşum gizlerini
En büyük aşk orda gömülü
Toprağı elemişim
Bedelini ödeyemezsiniz
Üste bir ömür sürdüm
Ödüllü bir yalnızlık benimkisi

Var varanın
Git gidenin
Bir rüyayi getirenin
Nereye kadardır becerisi
Aralıktan rüzgar giriyor
Ya tam açın
Ya kapatın artık pencerenizi



Özel Arabul


Misafir 29 Mart 2007 10:49

Ölüm kadar zordu gözlerin
Ne benim oldular, ne aklımdan çıktılar.
Son kadehlerim oldun bazen
Bazen yeni bir sigarayı yakış sebebim
Şimdi ellerinden uzak olduğum kadar uzağım kendimden,
Hiç bitmemiş siyah beyaz bir puzzle gibi hayat
Parçaları birleştirmeye korkuyorum
Bitince sen çıkarsın diye titriyor ellerim.
Ölüm kadar zordu ellerin
Ne benim oldular, ne aklımdan çıktılar.
Ayrılık şarkıları oldun bazen
Bazen buralardan kaçış sebebim
Şimdi beyazlar dans ediyor saçlarımda
Seyretmediğim siyah beyaz bir film gibi hayat
Seyretmeye korkuyorum
Bitince sen çıkarsın diye dinmiyor gözlerim
Ölüm kadar zordu gidişin
Ne benim oldun ne aklımdan çıktın.



KORAY KARAMANLI


NiliM 29 Mart 2007 11:05

AY KARANLIK

Maviye/Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine/Rüzgarda asi,
Körsem/Senden gayrısına yoksam
Bozuksam/Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç/Yılandan çıplak,
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille/Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım **** zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar.
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım **** zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel,
Ay karanlık...

AHMED ARİF


Nephthys 29 Mart 2007 13:15

Desem ki Ellerini İstiyorum
Tayyibe Atay



http://grafik.izedebiyat.com/ikon/9.gif



umutları yarına erteleyip
sana çiziyorum yollarımı...
tutup tutup,
matkaplara vuruyorum bağrımı;
döküm döküm etlerim...bak!
geceye sarıyorum yaralarımı,
ağlayarak...
yıldızlar bilir ençok,
birde düşlerim,
birde taş yatak...
oysa sen!
kırktabir gelirsin,
kırkta bir uzanırsın yanıma,nazlanarak...

ve yağmurlar,
ve hüzünler,
ve seni taşlarına dizdiğim yollar,
ve hasret!...
ebabil kuşlarının dönüşü gibi,
durup durup kıvrılırım sana...
göçün sancılarını yazıyorum şiirlerime
oku ve anlat!...

gökte nasıl üçgen çizerse turnalar,
yüreğimi çizdim sana!
çizgisi metrelerce kanat...
geliyorum işte kapına
maviliğinde uçarak..

umutları yarına erteleyip,
sana çizdim yollarımı...
tutup tutup,
derinliğine vuruyorum kendimi karanlığın...
yılanlar kayıyor dağlardan ovalarıma,
ben burgaçlarında solungaç!..
korkuyorum sevdiceğim,elimde değil!..
dağlara kaçıyorum yeniden
seni de yanıma alarak...

ve emeğm,
ve ekmeğim,
ve bebekliğim,masumluğum,
ve gençliğim,
ve beş para etmez geçmişim, ömrüm...
ve de yalnızlığımı yaşayan köyüm,
ağlıyor arkamdan el sallayarak...

sen doruklardasın ya,
sen çağrısındasın ya sevdanın;
işte yollardayım,
işte yokuşlardayım,yalınayak...
işte turnalarda,
işte ebabil kuşlarıyla bulutlarda
işte yanındayım,
ve ellerim koynumda,aç bak!..
sımsıcak...

umutları yarına erteleyip,
sana çizdim yollarımı...
usulcacık,
ama usulcacık sevdiceğim!...
hayaline dalıyorum...
ısınıyor taş yatak..

gece yorgan,
kollarım yastık,
desem ki sırtım kan revan,
desem ki sırtım delik deşik,
desem ki yılanlar çöreklenmiş bağrıma,
desem ki korkuyorum,yalnızım...
desem ki ellerini istiyorum...
desem ki leylim vaktini bekliyorum,
gel artık!...


Mystic@L 29 Mart 2007 15:26

Namluya dayanır yola dalarsın
Durusun bakışın yaman be
Ali boşuna tetiği ne kurcalarsın
Var daha ateşe zaman be Ali
Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin
Neredeyse gelecek beklediklerin
Var iki atımlık cani kederin
Desene işleri duman be Ali
O'nu sen büyütte soğut boyunca
Kendini ellere versin o gonca
Sözüne kanmadın bunu duyunca
Gönlündü gözünü yuman be Ali
Geldiler beklenen çiftler ormana
Duruyor iki genç ne hoş yanyana
Bir kurşun kadına bir de çobana
Çınlasın yıllarca orman be Ali
Görünce uzanmış yar kucağına
Boynunu dolamış zülfü bağına
Kurşunu *****ye atacağına
Kendine çevirdin aman be Ali
Faruk Nafiz Çamlıbel


tikkymelike 29 Mart 2007 19:17

ARDINA BAKMADAN KAÇMALI

Aşkların en güzeli
arkadaştan bir derece üstün
sevgiliden bir derece az omalı
sevda denizinde
çok derinlere dalmamalı
vurgun yeme riski var
bir kez yersen
bir daha sevememe riski var
en iyisi sığ sularda yüzmeli
ayakların yerden kesilmemeli
sevda denizinde en iyisi gözlük takmalı
etrafı iyice görmeli
vurgun yemiş birine
rastlama ihtimali
çok tehlikeli
anlamadan çeker bizi de içeri
en iyisi denize girmeyip
karşıdan bakmalı
karadan ayrılmamalı
ayakları suya sokmamalı
tehlike anında
ardına bakmadan kaçmalı.
.............................
Fulya Aydın


Mystic@L 29 Mart 2007 22:02

Ayrılık şiiri

Her satırı
mendireğe dizili karabatağa benzeyen
bir mektup bırakarak
balıkçı koyundan
sisler içinde uzaklaşan kayık gibi
bir sabah usulca ayrıldın
koynumdan

Bütün yolcularını
boğaz köprüsünün çaldığı
araba vapurunun
boş seferleri
gibi yalnızca rüzgar
gezinir sensiz
yüreğimde

Durgun bir sudur aslında deniz
ki çocukların
acemi oltalarını denedikleri
kuytu bir iskelenin
tahtaları altına yazdığım
ayrılık şiirini okudukça
dalgalanır

Sunay Akın


Misafir 29 Mart 2007 23:44

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim

Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı
Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler'

Gökte gece yelinin söylediği türküler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler

Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler

Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler

Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler

Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler

Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
Bakışlar sanki onu bana getirecekler

Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler

Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için
Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler

Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler

Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever
Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer

Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler

Budur bana verdiği acıların en sonu
Sondur bu onun için yazacağım dizeler


Pablo Neruda


Misafir 30 Mart 2007 00:34

girdap






sandıkta kan döküyor çarşaf
kına tutmuyor cenazeden düğünün elleri
töredir lâl gülüşte hızma
yüzük parmağında dikenli tel
geçit vermez ergin suyun hançeri


rojin
ömrüne yoksul puslu sadâ
toprağın gelin öpen körpe kaderi


sır akıyor gecenin omzundan
beşikte kır kokusu oğul derya
masaldır er kişiye aşk-ı muhabbet
dökülsün ten uykusuna zülüf
düş kenarında gül bakışlı oya


rojin
tanrı'nın sırça eli
umudun güz dalında
bir gölgesiz leylâ




Ferhat Gülsün


arwen 30 Mart 2007 00:41

Gözlerim sızdırır acımı,
Yüreğim aşk kaybetmekte.
İnmez ellerim gök kubbeden...
Kabul olmaz mısın? Bulamam seni!


Hayalinle buluşunca sen,
Hep üçüncü şahıs olurum ben.
Bi çare izini sürerüm yollarda,
Başka bir kalbe mi saklısın? Bulamam seni!


Adımı senden duyunca
Kendimle yeniden tanışırım.
Vurulurum ansızın sokak ortlarında.
Sımsıkı yumarım gözlerimi;
Açarım...
Bulamam seni!


sedat tezcan


Nephthys 30 Mart 2007 00:55

Şairsin Saçlarımda

Berfin Toprak




Hangi avucuna sığdırayım şimdi bu kuşu
Seni hangi sözcükle özetleyeyim
Kimin türküsünü dinlesem senin melodik sesin
Sesini hiçbir dize anlatamıyor kahretsin

Gözlerin hiçbir ayak izi barındırmamış bir dağda
Esmer açan bir çiçek
Koklanmaz, koparılmaz, dokunulmaz…

Bak yine kalemimin ayağına dolaştı harfler
Bak yine parmak uçlarında bir güvercin yine esmer
Benim saçlarım saman kâğıdı
Ve sen yine şairsin saçlarımın her telinde kaleminle


Misafir 30 Mart 2007 00:59

Sonsuz Şiirsin Sen




fırtınalı havalarda açılırdın denizlere
yüreğin yorulurdu aşk dönüşleri
pamuk pamuk beyaz güller ruhunda
tek yaprağı yanar döner ebruli


ne mümkün anlatabilmek seni
bir kelebeği anlayabilmek ne mümkün
bilirim incinirsin avuç içlerinde
yağmurlar kanatlarına hüzün


ruhunu donatan o beyaz güllerin
yanar döner ebruli yaprağından
dizelerime siner kokun
sonsuz şiirsin sen çoğalır çoğaltırsın


bir gün her şeyi alacaklar üstümden
aklım düşlerinde kalacak şeftali çiçeğim
kimse benden alamayacak bir şeyi
boynunun kuşatan sıcaklığıyla gideceğim



İhsan TOPÇU



arwen 30 Mart 2007 01:11

Neden geldin küçüğüm?
Minik minik ellerinle,
Ufak tefek bedeninle,
Dünyadan haberdar olmayan yüreğinle,
Neden geldin?
Sana hayatı anlatmalıyım.
Karnını bile doyurmadan önce;
Belki yol yakınken,
Dönmek istersin geldiğin yere


Bu vebali taşımak istemiyorum.
Bak küçüğüm!
Hayat denen bilmece
O kadar zordur ki,
Aklın şaşsa da çözemezsin.
Başına gelecekler
Sırasıyla bir bir gerçekleşir de
Sonunda iyi bir şey göremezsin.

Sen küçükten,
Kendini her duruma
Hazırlaman için anlatıyorum.
Dediğim gibi pişman olmayasın benim gibi.
Mucuk mucuk gözlerini,
Zerre kadar kulağını açta iyi dinle.

Bir kere hayata karamsar bakma.
Hep sev dostlarını,
Güneşin doğuşunu,
Civcivin ötüşünü,
Ağacı, yaprağı;
Kısacası börtü böceği.
Sev ki göresin.
Analar ne yiğitler doğurmuş
Ama yüreğini kof koymuş
Sev ki elmas diye
Dokunmaya kıyamadığının
Yanında kül kadar
Değerinin olmadığını göresin.

Sev ki hayatının baharında,
Benim gibi yaşamadan ölesin.


cuma yat


Misafir 30 Mart 2007 01:21

Karanlığı Islıkla Geçerken

1.

şu çirkin gecenin sözde sessizliğinde
bilirim kuşlar ölür suskunsa gün
geceler korkmalı pusularımdan
yarına bir kuş öter içime sakladığım

2.

zor sığmak güne
zamana kanat olmadan
sığınır tüm beyinler geceye de
sokulgan göğüslerini tadarız geleceğin

3.

kaçmışsın diye fırtınadan
sevinme limandaki kaptan
ha demirlemiş limandasın bugün
ha dibini boylamışsın denizin

4.

kuyularımızda boğduk
yangınlarımızı
göçebe köprüler kurduk
engellerimize

5.

insanlığın tarihiyim ben
birikmişim güne
bugün burdayım
yarın başka yerde

6.

içimizde uzayan derinlik
güne başlarken
gökyüzü
sabah

7.

şimdi bir kuş öter
öter de yetişemez sesine
karanlık erir arayışla
deler çıkmaz sokağı bir mutlu aralık

8.

bu sus ağacında
bunca insanın işi ne
sürekli çıkıyorlar çıkıyorlar
ama kendileri yok

İhsan TOPÇU


maipoem 30 Mart 2007 01:25

Adı Ne Olmadığın Mevsimin?

Üşüdükçe, uzuyor gece...
Sis çöküyor içime!
Uzadıkça, üzüyor gece!

Mevsimler dökülüyor

Kurşun rengi ağaçlardan
Kavruk sarı!

Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan;

bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında! ..
Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi bomboş avuçlarım...
Korkuyorum;
İçime bakmaktan!
.....
Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?

Üşüdükçe, uzuyor gece...
Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum;

sen ve ben 'bir' olurduk...
Bir 'bütün'lüktü bu birlik, çokluktu;
yokluk değil...
Az değildik bir iken;

fazlaydık ve yoğunduk...
Çoğulduk ve zengindik...
Çoktuk bir'ken!
Ya şimdi? ..

Topluyorum, topluyorum, toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla...
Ben, bir...

Ve bir de yalnızlığım, asla 'iki' etmiyor!
Lokmamı kırsam bile paylaşmak için;

avucumda kalıyor...
Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm;
kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın!
Toplanmaya çalışsam da olmuyor...

Doksan dokuz parçamın her biri bir köşede;
boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor!

Üşüyorum...
Üşüyor gece...
Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime!
Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan;

kavruk sarı,
ve savruk sarı bir yel esiyor içimde!
.....
Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız...
Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi...
Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını!

Adı var da her şeyin

Ne deniyor olmadığın mevsime?
Bilmiyorum...
Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki...

Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim...


Muammer Erkul


Nephthys 30 Mart 2007 01:40

Gül Yüzlüm
ismail sarıgene




Uzaklardasın biliyorum.
Acılarını kaynatırken isli kazanlarda,
Hasretini kaç kez kundakladım geceye.
Kaç kez adını yazdım yüreğimdeki son kelepçeye.
Vuslatlarımı adamışken ömrüne,
Sabah ezanında gözlerinle doğ
Kırık pencereme..

Korkma gül yüzlüm.
Ayazlar vursa da gönül bahçemize,
Bakışlarını yüreğime,
Adını dilime mühürlemişken
Sevdanı sökemezler ki dudaklarımdan.
Ve sen acılarıma gülümse yeter ki;
Avuçlarından bal niyetine içeyim zehirleri,
Gözyaşın diye tozlu dudaklarımla emeyim nehirleri.


Yeminliyken gözlerin gülümsemeye,
Bırak aksın mürekkebin satırlara..
Öyle bir aksın ki,
Susuz ciğerlerim mutluluğu icsin
Zümrüd- ü Anka'nın avuçlarından.
Dertlerime derman olsun diye gülüşlerini iciyorken
Bırak karanlıkların icine göm beni.
Ne de olsa toprakta filizlenip
Bir gün gözlerinin icine doğacağım.

Bir kez olsun ağlarsan bensiz,
Ömrümün zulasına astığım kefenleri öpeceğim.
Bir gün benden önce göçersen
Bu fani alemden
Meleklerin kanadından
Usulca toprağındaki ciceklere düşecegim.


Misafir 30 Mart 2007 01:44

BUNALIM İKİLİKLERİ



kuşkusuz yıkar engellerini yüksekten akan su
nasıl taşıyabilirim kendimi kaynağıma


sınırlarını aşarak bilimin
nasıl dönüştürebilirim gülü anında gül bahçesine


sanki içlerine sinmiş tarih
nasıl öğrenebilirim duvarların saklı dilini


son nefesimi vermeye az kala
nasıl takılabilirim masum bir kelebeğin ardına


en gelişmiş laboratuvarlara götürerek zamanı
nasıl çoğaltabilirim bir saniyenin ömrünü


sorular çocuklarındı en çok / yanılmışım
nasıl azaltabilirim onları yaşlandıkça


bir şey var bir türlü çözemediğim
nasıl kaldırabilirim hayatla aramdan zamanı


kör olası yanlışlarımın da
nasıl anlatabilirim doğrularım kadar önemli olduğunu


çocuklarımın ve eşimin tutkusunu bile bile
nasıl fırlatabilirim pencereden televizyonu


olacağı buydu demeden
nasıl yok edebilirim yok etmeden dünyayı


ey yaşam kırık anlar toplamım
nasıl barıştırabilirim beynimle yüreğimi


kılları çok sevdiğimden değil ki sakalım
nasıl inandırabilirim kendimi eskidiğine yüzümün


düşlerim benim sonsuza dokunan sorularım
nasıl koşabilirim önünüzde ah nasıl


gençliğimde günah saydıklarımdan bazılarının
nasıl söyleyebilirim aslında güzel şeyler olduğunu


dönüşsüz yollarım çıkmaz mağaralarım
nasıl soluklanabilirim günsüzlüğümde


sivri kayalıklı uçurumlara takılı kaldım
nasıl tırmanabilirim kanayan yerlerimle


ihsan topçu


arwen 30 Mart 2007 01:45

Istırap veriyor artık bana geceler
Kanıyor yüreğim,acılarım başlıyor gün indiginde
Yinede seviyorum seni acılarımı paylaştıgın için.
Bazen çok karanlık oluyorsun.
Hep karanlıkta olsan seviyorum seni
Duygularımı sende anlatıyorum çünki
Temiz aşkımı,yalın sevgimi
Sevdigimin sarı saçlarını sana anlatıyorum çünki
Sevdigimin omzuna elimi atıp,
Ona seni seviyorum dedigimi,
El ele sahildegezdiğimizi,
Denize beraber taş kaydırdıgımızı,Hep sana anlatıyorum.
Onsuz gecelerde içimin kanadığını
Dalga dalga gelen yalnızlığımı sana anlatıyorum.
Istırap versede GECELER´i çok seviyorum.


feyzullah evcil



Saat: 14:38

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık