MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Sedef 21 15 Ekim 2007 19:18

Bağrımda Açan Gül

Bağrıma bir acı olup yerleştin

Gözlerindeki anlamı

Hareketlerindeki anlamları

Biliyorum

İçindeki fırtınaları okuyabiliyorum

Yaşadığın içinde yaşattığın duygularını biliyorum

Güzel gözlü kız

Beni sevdiğini biliyorum

Beni sevdiğini biliyorum

Sana kalbimi ruhumu

Tüm saf duygularımı

Açmak isterdim

Açamam bilmediğin acılarıma cefalarım

Çilelerim var

Hayatta kalmak istemediğimi bilmiyorsun

Hayatta kalmak istemiyorum

Yaşamak istememe sebeplerimi bilmiyorsun

Seni zayıf ve güçsüz yanlarımın yaratacağı sıkıntılara sürüklemek

İstemiyorum

Yüzün kadar ruhun da mahsum

Kalbin kadar gözlerinde güzel

Seni tüm saflığınla ve güzelliklerinle

Acılarıma çekmek istemiyorum

Güzelim şunu da itiraf etmem gerekiyor

Sana aşık oldum

Seni seviyorum

Tüm acılarımın yarattığı pusu biraz olsun azalttın

Hayata biraz umutla bakmamı sağladın

Yüzündeki güzel gülümse ruhuma uzun bir aradan sonra

Huzuru yaşattı.

Güzel kız seni seviyorum

Ama hayata karşı olan güvensizliğim elimi bağlıyor

Sana doğru uzatmama engel…

Yakın bir zamanda defalarca ölümün kıyısından dönüşümün

Yaraları henüz iyilşemedi sana doğru adım atmama engel

Tüm yazdıklarım ve yazamadığım

Acılarıma inat seni seviyorum



Yüreğinle acılarıma ortak olabileceğine

İnanıyorsan

Beni hayatta tutmayı başarabileceğine inanıyorsan

Kalbim sana açık

Kırpıp durduğun gözlerindeki huzur verici ışığınla

Vücudunda oluşan heyecanlarla

Ruhundaki saflığınla

Seni bekliyorum

Bana bir adım atmanı bekliyorum

Güzel kız seni acılara sürüklemekten korkuyorum

Gel ve beni bu korkulardan kurtar

Hayata bağlanmamı sağla

Aşkınla güzel yüzünle

Gel seni bekliyorum

Seni inanamayacağın

Kadar çok seviyorum.

Kalbim sana açık

Her zerre acıma inat

Her kindar yaralarıma

İnat seni seviyorum.


Ahmet Doğru


yüksel2 15 Ekim 2007 19:42

HAMD U SENA

Ne var ki mevcûd ise âlemde, güzel, doğru, iyi;
Arayan fikri, bulan râhu, seven sevgiliyi
Bize bahşetmiş olan Hazret-i Rahmân'a şükür.

O büyük Rabb'e şükürler ki, ayak bastığımız
Yeri halketti barınsın diyerek varlığımız;
Ve yer üstünde hayâlin cereyânınca uzun,

O büyük Rab ki, ışıklar yakıyor göklerde,
Lûtfunun feyzini, görsün diye insan yerde;
En büyük nîmete hamd, en küçük ihsâna şükür.

O büyük Rab ki, ufuklar boyu nîmetlerini,
Hüsn ü an, reng ü füsun, aşk ü cünûn mahşerini
Gayrı kâfi görerek sevdiği biz kullarına
Şimdiden vâdediyor başka bir âlem yarına;
Mâ-i Tesnîm'e şükür, Ravza-i Rıdvân'a şükür.

O ki, sedâsına yandıkça bütün mahlûkat,
Arş-ı Alâ'da Ezel kasrına çıkmış yedi kat,
Geriyor hüsn-i ilâhîsine atlas perde...
En güzel vuslatı tattırmak için mahşerde
Bize, gündüz gece, zehrettiği hicrâna şükür.
F.N.Ç.


yüksel2 16 Ekim 2007 20:14

ÇEŞMELER

I.

Benim yalnızlığımdan
Damıtılmış çeşmeler
Kurumuş unutulmuş
Ceşmelerin akışıyım
İnsanlık içinde

Ay görmez onları onlar ayı görür
Aydan haberlidirler
Söylediklerinin çoğu
Ay hakkındadır
Aya dair
Ayın tarihine ait

Fındıklılı Mehmet Ağa
Çeşmesi
Silahtar Tarihinin yazarı
Yenilmez karpuzlar
Acı salatalıklar yıkamıştım suyunda
İçilmez
Bozuk suyunda
Gece yarısı
Ayışığında
Yaz ay ve ben
Silinmeye yüz tutmuş yazı
Ölümü hecelemiştik
Ortalığı dolduran sesinde
Ta... aşağılarda olan yatıra
Bir türkü söylüyordu
Ölüm ötesinde açmış
Menekşeler kimliğinde

Ölüydü insanlar
Yalnız yaşıyordu o yatır
Ve o çeşme
Ben de
Sıratı andıran bir çizgide
Soluyordum devrildim devrileceğimi
Hayatı ve ölümü birlikte
Aynı geçmezlik ve değişmezlikte
Aynı yenilik ve tazelikte
Ürpererek geçiyordu yarasalar
Uzaklardan
Beyoğlu'nu bir telgraf gibi
İleterek birbirine
S.KARAKOÇ


Misafir 17 Ekim 2007 09:53

Yeniden

Ahududu reçelim
Dut pestili gülüşüne
Çok susadı yüreğim!..
Yediveren tomurcuğu
yanaklarında eriyen kaybolan…
geçtiğin yollarda açılmak için
çan atan çiçek benim!..

Yırtmak istiyorum
ayrılıktan yıpranan kozamı
ipekböceği ömrü kadar..
bir mutluluk için!..
gel el ele verelim!..
Tek başına tat vermiyor…
Yoksunluğun şarabından içmek…
gel yine berâber içelim!..
gülleri kıskandıran sevdâmızı
yeniden ezber edelim!
Yeniden yazsın rüzgarlar adımızı
Göklere, bulutlara
resmimizi çizsin dağlara!..
Yeniden düşler ülkesine
hayâller diyarına gidelim!..

Gülsuyu rengi gözlerinde
kendimi kaybettiğim
bilinmesin, söyleme kimseye!..
ne olup bittiğini yalnızca biz bilelim!..
Kara üzüm pekmezi bakışların
öksüz kalmış resimlerimin tek tesellisi!..
Hatıralarımı özlem emzikleriyle beslediğim
dedikodusu yayılmış her tarafa
deme sakın, yayan değilim!..
Yüreğini damıttığı
rafineri demişler gözlerine!..
Desinler, mühim değil!..
Kıskansınlar, aldırma!..
Biz birbirimizi sevdiğimiz,
ve sevmemiz gerektiği için sevelim!..

isimsiz kral


yüksel2 17 Ekim 2007 23:02

HIZLA AKAN MIZRAK

Sabahtır
Alkışlar gecenin
Sıcak damları sükûn yapılarıyla
Aydınlatır bir ucundan
Kahvaltı sofrasında çay tasını

Düzgün uysal Işıklı bir de ağız
Gizlice götürür hücreyi bütüne
Ve akla her gelen telgraf telinde
Öpüşür iki güvercin
İncelmiş ve yumuşamış gagalarıyla

Bu geçen mızrak
Kalın kararlı
Atanın değer biçilmez atıyla
Kuşkusuz yolunda gerek

Mızrak geçer ışığı
Geçer geceyi dolduran karanlığı da
C.ZARİFOĞLU


Sedef 21 18 Ekim 2007 01:13

Mâden İşçisi

Kim bilir ne de zordur
Yerin metrelerce altında gün
Yüzü görmeden umuda kazma sallayan
Bir kömür mâdeni işçisi olmak.
Kim bilir ne kadar da zordur
Bir grizu patlamasında
Evine ekmek götürmek pahasına
Canından olmuş bir mâden işçisinin
Gözü yaşlı yakını olmak.
Ölmek kolay da yaşamak zor zanaat.

(21 Ocak 2006/ İstanbul)

Timur İlikan


Misafir 18 Ekim 2007 10:19

Git




Bana değil
Uzaklara bakıyorsan
Benimle değil
Başkalarıyla paylaşıyorsan
İçimi değil
Dışımı seviyorsan
Birdenbire değil
Yavaş yavaş öldürüyorsan beni
O zaman çek git hayatımdan.



isimsiz kral


diabloazul 18 Ekim 2007 12:00


UYUYAN GÜZEL
Haziran bir gece yarısı
Tenimde serin, gizemli ayışığı
Altın kıyıları
Nemli, baygın tütsüler yayan
Dingin zirvelere
Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları
Usulca evrensel vadiye kanatlanan
Ulaşılmaz, gizemli ayışığı...

Eğiliyor biberiyeler mezarına,
Zambaklar dalgalara
Çürüyor suskun yıkıntılar
Göğsüne sarıp gecenin sisini
Çekiliyor sonsuz uykuya
Lethe gibi, bak! Nehir, bile bile
Uyukluyor yatağında
Hiç uyanmayacakmış gibi
Irene'in yazgılarıyla yattığı yerde
Uyuyor tüm güzellikler!

Ah, görkemli prenses! Gerçek olabilir mi-
Bu pencere, kara geceye açılan?
Ürkünç kımıltılar perdelerde
Eğleniyor alaycı ruhlar ağaç tepesinde
Sesleniyor her aralıktan
Arsızca odanda dolaşan
Bedensiz ruhlar, büyücüler
Süslü kapağı altında gömütünün
Gizlenmiş uyuyan ruhun,
Uzayıp kısalıyor duvarlarda gölgeler
Beyaz hayaletler gibi uçuşan...

Ah, sevgili prensesim! Hiç mi korkmuyorsun?
Ne rüyalar görüyorsun?
Belli ki uzak denizlerden gelmişsin
Küçük bahçemizin sadık ağaçlarına
Ne tuhaf rengin... Giysilerin...
Saçlarının uzunluğu
Ve bu dayanılmaz sessizlik!

Prenses uyuyor! Ah, bırakın uyusun
Kutsal sığınağında Tanrı'nın, derin derin
Bir kez daha kutsal kılınsın bu oda
Bu yatak, melankolik, bir kez daha!
Yalvarırım Tanrım, gözleri açılmadan
Gömütüne hayaletler uğramadan
Uyusun prensesim!

Aşkım uyuyor! Ah, bırakın uyusun
İncitmesin solucanlar bedenini
Uyusun sonsuza dek
Yaşlı ormanın loş kuytularında
Açılsın yüksek kemerleri gömütünün
Dağıtarak karanlığı ansızın
Üzerinde işlemeli tabut örtüleri
Anımsatır atalarının cenazesini
Utkulu, sevinçli, huzur verici...

Küçük bir kızken
Taş atardı prenses
Ayrıksı bir gömüt kapısına
Bir yankı daha, her taşla
Ürkerdi düşüncesinden bile,
Günahkar çocuk, biçare!
Ölünün iniltisiydi, yükselen gömütten...

Edgar Allan POE


Misafir 19 Ekim 2007 12:10

Gitmelerim Sen de Kaldı




Bir düş ağlıyordu ilk ışıklarında sabahın
Bir sevda adanıyordu tan gölgelerinde


Uzağım dedikçe yakınıma sokulan izdüşümlerin
Parıltısı sarıyor gitme şarkılarımın eteklerini
Salıncak öykülerinde pandül hayatlar misali
Dinlemde yorgun zamanların arsız kuşları

Sen sevda

Dörtnala gelse de uzak asya’dan
Diz çökmüş çaresizliğine Nazım
Aranmış Can baba anason dalyanlarında
Yetmedi bir de “ kaptan” sustu aşk-ı mecburiyetten

Hala süregelen hükmün
Yakmaktayken her sevdayı fermanlarınla
Dinmek bilmeyen şehvetinin esirinde
Çıkmakta yel değirmeni seferlerine gönüller

Üşengeç dalga kıranların hapsindeyken terkedilişler
İnmekte meyanından çığlık çığlığa arzular

Kimsesizliğini duyurmak istencinde
Başını bağladığım erguvan ağzı şiirler

Yokluğunun sancısındayken eylül düşlerim

Ne sen kaldın geride aşk
Ne ben öldüm derinde


Ve de gitmelerim
Sen de kaldı ya


Ayıpsı iç çekişle

Gülmekteyim berinde ...

isimsiz kral


nünü 20 Ekim 2007 11:28

Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak

sana bakmak suya bakmaktır
sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır

sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır
sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak
sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak Allah’a inanmaktır

Yılmaz Erdoğan.



Saat: 13:16

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık