![]() |
Hep Sen Sıramda ismin yazıyor Yatağımda kitabımda Defterimde kolyemde Elimde ismin yazıyor Sözcüklere seni kodladım Şifreme ismini koydum İşte en önemlisi de Kalbimde ismin yazıyor Sen her zaman yanımdasın Seni unutmak mümkün mü?? Ama benim ismim Kitabında defterinde Yatağında sıranda Yazmasa da Umarım ki Kalbinde yazıyor |
Aziz İstanbul Ey Sevgili, Körler ülkesi karşısı Kalkedon’a Seninle sevişelim diye kurdu Aziz İstanbul’u Megara’lı Byzas. Ve Tanrı bizi yarattı. Çökse de gözlerimin önüne, Beyaz karanlıklardan bir sis, Haliç’in güzelliğinden ayırır gözlerim; Bulgar güzelliğini, Mavi-sarı. Yaşıyorken kör kütüğünü aşkın, Kalmazken yirmilerinde sevdalı başta akıl; Devasa çınarların altında, Boş,anlamsız,el yordamı bir hayat Ve Aziz İstanbul… Eserken başımızda kavak yelleri, Rehberimizken kuru bir akıl, Sarardı/ benden habersiz Gülhane’nin ceviz kokulu rüzgarları tenini. Ben unutsam da sevgili siluetini, Bir umut ışığısın mazlum aşklar gözünde, Asar-ı antika aşklar galerisi Aziz İstanbul |
Hep Seni İstemişim bir fener istedim en büyük fırtınalarda bana yol gösterecek bir yoldaş istedim en çetin yollarda yanımda olacak ve bir liman istedim her şeyden kaçmak istediğimde sığınabileceğim aslında ben hep seni istemişim |
Düşmezse Düşmesin Yakamızdan Ölüm kırk bahar yağmurları ıslat saçlarımı memleket türküleride getir vagon vagon yolculuk nereye diye sorma dost bak şu serçelerin ötüşüne bir özgürlük şarkısıyla kopar düğmesini gömleğimin zil çalar vakit öyle üzeri içini boşaltır okullar caddelere Gece aç köpekler dolaşır şehrin karanlık sokaklarında sanırsın hepsi bir film kahramanı gibidir ve gecenin orta yerinde birileri ellerinde merdiven üç katlı ahşap evin tepesinden aya merdiven uzatırlar ellerinde bir kement ay'ı tutup çekerler yada öyle sanırlar yalnız kalan yıldızları bir çuvala doldururlar sonrada taşla oturup kırarlar yada öyle sanırlar ceplerine doldurdukları güvercinleri ölüm korkusuyla düşlerinden salarlar sonra yalnız kalırlar şehrin köpekler gibi çöplüklere dadanırlar uyku ile uyanıklık arası kendine bir meyhane arar asri mezarlıkta iki mezar arasına kurar çilingir sofrasını sonra mezar taşı kalkar yerinden suratına bir şamar indirir bir tır geçer üstünden yada öyle sanır ertesi gün misafir hoş geldin der mi münkir ile nekir kırk bahar yağmurları yağmaz elbet ellerimize lakin yıldızları gammazlayan kimlerdi hangi aptal cebine güvercinleri topladığını söylemişti çarpılmış suratıyla ay'a yamuk bakan şaşkında kimdi kimdi sahi bunlar kimsiniz ulan siz hani gençliğimiz vardı mavi sulara yelken açan hani mahallede bir kıza sevdalanmışken okul arkadaşına bir kız kaçırırken hani hani ulan yıldızlar arasına kurduğumuz hamak kimler söktü özgürlüğümüzü saçlarımızın en siyah yerinden hani bahar ıslatacaktı ellerimizi çocuklarımız olacaktı kız oğlan pembe panjurlu olmasa da bir evimiz olacaktı kara gümrük olmasa Fatih'te oturacaktık kimler dinamitledi bizim bizim hayalimizi gökten ay'ı indirenler mi yada öyle zannedenler mi çıkarın kafanızı kuma saplamaktan korkmayın ....................................................... sıcak soba başlarında oh ne güzel muhabbet dur perde arası film koptu yerinden burada sigara içmenin cezası var mıdır buyur buradan yak karışma etliye sütlüye kalk bir kahve pişir ölüye diriye şimdi içimin yangınlarında kendi ellerini bulamıyor bir ölü toprağa ve aşka dair ne varsa yalnızlık kumandanını arayan bir er gibi yalınayak dolaşıyor caddelerde hani tarih kitabım dünya atlasım sevgili günlük nerdesiniz artık siyah önlükler giydiremezsiniz çocuklara çoktan unuttuk dağ başında koyun güden çobanın kaval sesini artık bizi hiç ama hiç kimse avutmaz çıkıp gideriz yoksul bir aşkın içinden biz sahipsiz değiliz usta var bizimde bir sahibimiz gemimiz park etti tur dağına düştük peşine Musa'nın İbrahim soyundanız elimizi yakmaz ateş kırk bahar yağmurları ıslat saçlarımı memleket türküleride getir vagon vagon yolculuk nereye diye sorma dost bak şu serçelerin ötüşüne bir özgürlük şarkısıyla kopar düğmesini gömleğimin zil çalar vakit öyle üzeri içini boşaltır okullar caddelere Gece aç köpekler dolaşır şehrin karanlık sokaklarında sanırsın hepsi bir film kahramanı gibidir ve gecenin orta yerinde birileri ellerinde merdiven üç katlı ahşap evin tepesinden aya merdiven uzatırlar ellerinde bir kement ay'ı tutup çekerler yada öyle sanırlar yalnız kalan yıldızları bir çuvala doldururlar sonrada taşla oturup kırarlar yada öyle sanırlar ceplerine doldurdukları güvercinleri ölüm korkusuyla düşlerinden dalarlar sonra yalnız kalırlar şehrin köpekler gibi çöplüklere dadanırlar uyku ile uyanıklık arası kendine bir meyhane arar asri mezarlıkta iki mezar arasına kurar çilingir sofrasını sonra mezar taşı kalkar yerinden suratına bir şamar indirir bir tır geçer üstünden yada öyle sanır ertesi gün misafir hoş geldin der mi münkir ile nekir kırk bahar yağmurları yağmaz elbet ellerimize lakin yıldızları gammazlayan kimlerdi hangi aptal cebine güvercinleri topladığını söylemişti çarpılmış suratıyla ay'a yamuk bakan şaşkında kimdi kimdi sahi bunlar kimsiniz ulan siz hani gençliğimiz vardı mavi sulara yelken açan hani mahallede bir kıza sevdalanmışken okul arkadaşına bir kız kaçırırken hani hani ulan yıldızlar arasına kurduğumuz hamak kimler söktü özgürlüğümüzü saçlarımızın en siyah yerinden hani bahar ıslatacaktı ellerimizi çocuklarımız olacaktı kız oğlan pembe panjurlu olmasa da bir evimiz olacaktı kara gümrük olmasa Fatih'te oturacaktık kimler dinamitledi bizim bizim hayalimizi gökten ay'ı indirenler mi yada öyle zannedenler mi çıkarın kafanızı kuma saplamaktan korkmayın ....................................................... sıcak soba başlarında oh ne güzel muhabbet dur perde arası film koptu yerinden burada sigara içmenin cezası var mıdır buyur buradan yak karışma etliye sütlüye kalk bir kahve pişir ölüye diriye şimdi içimin yangınlarında kendi ellerini bulamıyor bir ölü toprağa ve aşka dair ne varsa yalnızlık kumandanını arayan bir er gibi yalınayak dolaşıyor caddelerde hani tarih kitabım dünya atlasım sevgili günlük nerdesiniz artık siyah önlükler giydiremezsiniz çocuklara çoktan unuttuk dağ başında koyun güden çobanın kaval sesini artık bizi hiç ama hiç kimse avutmaz çıkıp gideriz yoksul bir aşkın içinden biz sahipsiz değiliz usta var bizimde bir sahibimiz gemimiz park etti tur dağına düştük peşine Musa'nın İbrahim soyundanız elimizi yakmaz ateş düşmezse düşmesin yakamızdan ölüm biz Muhammedi sevdalara vurulduk be gülüm selam sabır dua ile |
Hep Sonrası Akşam sona ermek üzere. Akşam değil. Sonra? Sonrası gece. Koylar gördüm Tanınmamış resuller gibi. Ama ben geceyi Bilirim. Sonra? Sonrası düşleri, Bütün düşleri. Küçük bir kuş vurdum, Topal kaldı Temmuz'da. Sonra? Sonrası sabah, dağdan indim Günün yamacına. Baktım o değil, Değil küsken tanıyan beni. Komşuları gördüm sonra da, Bir bildikleri varmış gibi Akşama bakıyorlar ve geceyi bekliyorlar |
Sadıktır Yalnızlıklar Durma, yat şimdi koyun koyuna, Yarın sabah da yine sarmaş dolaşken uyan onunla. Yatağını ısıtamasa da, Sabahları öpücüklerle uyandıramasa da... O seni asla yalnız bırakmayacak. Kimse olmadığında bir tek o kalacak, Unutma... Sadıktır yalnızlıklar. |
Her Anımda Hayalimdesin her anımda Sanki sen varmışsın gibi yanımda Adını sayıklar dururum her anımda Gözlerime perde olmuşsun Hiç gitmez ki gözlerin aklımda Aklımı yitiririm ben yokluğunda Bu canımı ecel alsada Yazılı kalacaktır adın mezar taşımda. |
Kuş evinin bir köşesinde saklanayım diyor yalnızlık beni hiç bulamasın varsın uçmak yasak olsun bana bulutları, gökleri uzaktan seyredeyim unutayım hatta kanatlarımı bildiğim tüm şarkıları söyleyip, susmadan pencerenin kenarında durayım, uçmadan tek beklentim gelip başımı okşaman biraz su vermen, uzatınca boynumu |
Her Aşk çözülmeyen bilmece dilden düşmeyen hece sanki karanlık gece yaşanacak her aşk bazen tatlı bir söz bazen ağlayan bir göz içini yakacak köz yaşanacak her aşk belki kırmızı halı belki mutluluk salı fidanın kırık dalı yaşnacak her aşk belki sonsuz mutluluk belkide tek suçluluk karanlığa yolculuk yaşancak her aşk belki hayat zaferi belki savaş seferi yaş doldurur gözleri yaşanacak her aşk |
...Ve hüzün kitlendi ... ve hüzün kitlendi sevda çıkmazında iki çaresiz kuluz şimdi omuz omuza iki yabancı gri sokak mavi gökyüzü ve gözü kamaştıran altın sarısı güneş aşkı çagrıştıran herşey vardı yine de omzuna dokunan yabanci bir eldi ...ve hüzün kitlendi sandığın kilidini aralamadı hiçbir anahtar aşkı çağrıştıran ne varsa naftaline harmanlanmış duruyordu aramızda yinede uzanamadık sevda duvarına ...ve hüzün kilitli |
| Saat: 04:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık