![]() |
ÖLÜM GİBİSİN İnanki bu kadar sevmedim kimseyi Seni unutmaya yetmiyor ki zaman İnanki bu kadar yakmadı kalbimi Koymadı hiçbirşey yokluğun kadar Bir tek gülüşün kaldı o günlerden bana Anılara yenik düşmüş birçok hatıra Nasıl anlatayım derdimi bilmem ki sana Bir yanık türkü oldun puslu sağlarda Sen gecem gibi,günüm gibi,ömür gibisin Seni yaşayamam konuşamam yasaklarım gibisin Sen ateş gibi,güneş gibi,vatan gibisin sana dokunamam Sarılamam ölüm gibisin Şaban AYKAN |
Güle Güle Karar verdim bundan sonra Seni düşünmeyeceğim Gece gündüz hasretinle Gün be gün ölmeyeceğim Gidersen git güle güle Arkandan koşmayacağım Bir kenarda kara kara Üzülüp yanmayacağım Gönül suyum kurusada Gül gibi solmayacağım Pişman olup yalvarsanda Ben senin olmayacağım Ne haldedir merak edip Kimseye sormayacağım Boş kalsada başkasını Yerine koymayacağım Efkarlanıp sağda solda Sazımı kırmayacağım Kerem gibi yanmak için Yanında durmayacağım Bilirsin ki ben Muradım Seni unutmayacağım Senin için gözlerimden Yaşlar akıtmayacağım.. isimsiz kral |
İNANÇ İşte, soluk alıyorum, Çalışıyorum, yaşıyorum, Ve şiirler yazıyorum (Elimden geldiğince). Hayatla ben bakışıyoruz kaş altından Ve savaşıyorum onunla, Gücümün yettiğince.. Hayatla kavgalıyız, Ama sanma ki Nefret ediyorum hayattan Tersine, tam tersine! Sonunda bilsem öleceğim, Hayatı kaba, çelikten pençeleriyle Yine seveceğim! Yine seveceğim!.. Diyelim, boynuma Geçirip yağlı urganı Sordular bana: "Söyle, ister misin bir daha yaşamak?" Haykırırım hemen: "Çözün! Çözün! Çabuk çözün İlmeği canavarlar!" Hayat için herşeyi yapabilirim, Uçabilirim gökyüzünde Bir deney uçağıyla, İçine girebilirim patlayacak Bir roketin bir başıma, Çok uzak Bir gezegeni arayabilirim boşlukta.. Gönlüm yine de Titrer sevinçten Masmavi Göğü seyrederken. Gönlüm yine titrer sevinçten hala sağım diye, yaşıyorum.. Ama diyelim ki, Aldınız Ne kadar diyelim Bir buğday tanesi kadar İnancımdan Haykırırım o zaman yüreğinden yaralı bir panter gibi Haykırırım acıdan.. Ne'm kalacak benim o zaman Soyulduktan sonra darmadağın olurum daha doğrusu açıkçası Soyulduktan sonra sıfıra inerim ben.. Belki de siz mutlu günlere inancımı benim yıkmak istersiniz inancımı daha güzel daha anlamlı olacağına gelecekteki yaşamın!... Söyleyin lütfen neyle saldıracaksınız? Kurşun? Hayır! Yararsız! Durun! Kurşununuz beş para etmez! İnancım zırhla kaplıdır göğsümde ve bu zırha işleyecek kurşun icat edilmemiştir henüz, İcat edilmemiştir! Nikola Vaptsarov |
sensiz güne merhaba İşte ben sensiz geçen bir güne daha merhaba diyorum. Tadı yokki bir somun ekmeğin,suyun, Soluduğum havanın, Tadı bile yok ne şekerin ne tuzun. Yokki sevenim, Ben çiçekleri bile sevemem korkarım dikenlerinden. Ben aşık olmadım,belki oldum göründüm. Yaşamımdaki aşkı, İçemedim ki o duyguyu acımı tatlımı. Sabır, sabır çektikçe ufalanır parçalanır yüreğim... Beni bugün benimle bırakın acılarımla, Tükenip giden umutlarımla. Uğraşmayın benimle, Acımayın boş çuvallar gibi atın. Atın ne fark eder ki... Vurun be vurun; Birde siz vurun,ne yani vurulmadık yerim mi kaldı? Korkmuyorum ölmekten, Artık ölüm bile bana boş geliyor. İşte ben bunlerı yaşıyorum. İşte ben denizim. Azgın dalgalara kapılmış bir gemi, Yokki yok gidecek hiç bir yeri. Aşkım bu mısraları içimden geldiği gibi yazıyorum Biraz duygusal oldu ama bu gece şairliğim tuttu. Ve ağlıyorum AĞLIYORUM..! Seni bilmesemde görmesemde ne fark eder ki ben senın o tertemiz yüreğini seviyorum hacı ali kılıç |
Seni Sevdim Seni sevdim, seni birdenbire değil, usul usul sevdim, "Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil Nasıl yürür özsu dal uçlarına Ve günışığı sislerden düşsel ovalara Susuzdu, suya değdi dudaklarım, seni sevdim, Mevsim kirazlardan, eriklerden geçti, yaza döndü Yitik ceren arayı arayı ******* buldu, Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek, Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı, Ağustos dindi, Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi. Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar Ve onların yoğun boyunlu kadınları, Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa, Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce, Köprüler ve yollar, tahviller senetler hükmünde Dışa açılmadan önce, içe açılmadan önce, kapanmadan önce. Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz Senet senet satılmadan önce. Şirketler, vakıflar, ocaklar kutsal kılınıp, Tanrı parsellenip kapatılmadan önce, Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin.. Gülten Akın |
Ben Olmadan Yaşıyorum Hayatımdan son kez çıktığın o gün Bütün güzellikleri bir bir kuruttun Her şeyi bırakıp gittiğini sanma Beni benden ayırıp yolda unuttun Saatimi hiç kurmadım yokluğunda Geceydi uyandığım her sabahta Artık ben, ben olmadan yaşıyorum Belki de olamam bir daha Hiçbir şeye tahammülüm kalmadı Bensiz kalan bana bile Hiçbir şey geri getiremez beni Ben bile bilmiyorum gittiğim yeri Ne yeni bir aşk, ne yeni bir sevgili Senin kadar sıcak değil kimsenin eli Kimsenin gözlerine bakamıyorum Artık ben, ben olmadan yaşıyorum Herkesi sana benzetip Hiç kimseyi yerine koyamıyorum Ne geceler rahatlatıyor beni, ne gündüzler Gittiğim her yerde varlığın beni gizler Gittiğim her yerde kendimi arıyorum Artık ben, ben olmadan yaşıyorum Sensiz gecelerimi sayamadım, çokluğundan Hüzünlerime sarılıp uyuyamadım, yokluğundan Sesini kıstım artık çığlıklarımın Bir kere bile olsun duymadığından Şimdi uykusuz geçirdiğim her gece Sensiz ve bensiz bir yalnızlığa bürünüyorum Bana ben değil sen lazımsın sadece Artık ben, ben olmadan yaşıyorum .. isimsiz kral |
tut ellerimden Tut ellerimden beni, bırakma düşüyorum Sen bana kuvvet oldun ben sensiz yürüyemem. Tut ellerimden ısıt, sensiz çok üşüyorum Ben meçhule düşerim peşimden sürüyemem. Sana olan duygular gönülde yığın yığın Beni karanlıklardan çekip aldı ışığın Her gün seni anarken uzaklarda aşığın Ben sana yandım durdum, ellere eriyemem. Yaşadığımız aşklar şiirlerde sav oldu Uzaklardaki gönül bakışlara tav oldu Yüreğimdeki sevgin hasretinle lav oldu Yapıştı yüreklere, kanar ki kürüyemem. Nefesimin içinde her an bil ki nefesin Çok uzaktan geliyor senin o tatlı sesin İkimizin kalbi de çırpınıyor nerdesin Aşkın ile şoktayım, el varıp arayamam. leyle inan |
Düşünceler Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda, kumla köpüğün arasında. Yükselen deniz ayak izlerimi silecek, rüzgar köpüğü önüne katacak, ama denizle kıyı daima kalacak. Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır. Anımsamak bir tür buluşmadır. Unutmak ise bir tür özgürlük. Yüreğimdeki mühür kalbim kırılmadan çözülebilir mi? Sevgililer birbirlerinden çok aralarındakini kucaklarlar. Arkadaşlık her zaman için tatlı bir sorumluluktur, asla bir fırsat değil. Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç senin gerçeğini açığa çıkarabilir. İşte böyle bir anda ya güneş altında çıplak danset, ya da çarmıhını taşı. İnsanlık, sonsuzluğun dışından sonsuzluğa akan bir ışık nehridir. Şafağa ancak gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir. Gariptir ki, kimi zevklerin tutkusudur, acılarımızın bir kısmını oluşturan. Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe, yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir. Cennet orada, şu kapının ardında, hemen yandaki odada; ama ben anahtarı kaybettim. Belki de sadece koyduğum yeri unuttum. Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin, toprak üzerinde uyuyanlarınkinden daha güzel olmadığı gerçeğinde, yaşamın adaletine olan inancımı yitirmem mümkün mü? Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim. Karşındakinin gerçeği sana açıkladıklarında değil, açıklayamadıklarındadır. Bu yüzden onu anlamak istiyorsan, söylediklerine değil, söylemediklerine kulak ver. Söylediklerimin yarısı beş para etmez; ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir diye konuşuyorum. Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp, sessiz erdemlerimi eleştirmeye başladığında doğdu. Bir gerçek her zaman bilinmek, ama ara sıra söylenmek içindir. İçimizdeki gerçek olan sessiz, edinilmiş olan ise gevezedir. İçimdeki yaşamın sesi, senin içindeki yaşamın kulağına ulaşamaz. Yine de kendimizi yalnız hissetmemek için konuşalım. Sözcüklerin dalgası hep üstümüzde olsa da, derinliklerimiz daima dinginliğini korur. Yaşam kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa, aklını konusacak bir filozof yaratır. Zihnimiz bir süngerdir, yüreğimizse bir nehir. Çoğumuzun akmak yerine, sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip! Eger kış, 'Baharı yüreğimde saklıyorum' deseydi, ona kim inanırdı? Her tohum bir özlemdir. Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir. Arkasındaki gerçeği görürsün, ama cam seni gerçekten ayırır. Haydi seninle saklambaç oynayalım. Yüreğime saklanırsan eğer, seni bulmak zor olmaz. Ancak kendi kabuğunun ardına gizlenirsen, seni bulmaya çalışmak bir işe yaramaz. Neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir. Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim, durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil. Hayır, boşuna yaşamadık biz! Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı? Özel ve ayrımcı olmayalım. Unutmayalım ki, şairin aklı da, akrebin kuyruğu da gururla aynı yeryüzünden yükselir. Evim der ki, 'Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.' Yolum der ki, ' Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.' Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, 'Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır; gidersem, ayrılışımda bir kalış. Yalnızca sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir.' Daha dün, yaşam küresi içinde uyumsuzca titreşen bir kırıntı olduğumu düşünürdüm. Şimdi biliyorum ki, ben kürenin ta kendisiyim, ve uyumlu kırıntılar halinde tüm yaşam içimde devinmekte. Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde, ve nedenini bilmeden kederlendiğinde, işte o zaman büyüyen her şeyle beraber büyüyecek ve üst benliğine uzanacaksın. Ağaçlar yeryüzünün gökkubbeye yazdığı şiirlerdir. Ama biz onları devirir ve boşluğumuzu kaydedebilmek için kağıda dönüştürürüz. Güzelliğin şarkısını söylersen eğer, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır. Esin daima şarkı söyler; asla açıklamaya çalışmaz. En büyük sarkıcı, sessizliğimizin şarkısını söyleyendir. Eğer ağzın yemekle doluysa nasıl şarkı söyleyebilirsin? Ve eğer elin altınla yüklüyse, şükretmek için nasıl kaldırabilirsin? Sözler zamansızdır. Onları zamansızlıklarını bilerek söylemeli ya da yazmalısın. Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir yaradan veya gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır.. Kum ve Köpük - 1926 Halil Cibran |
Yağ Yağmur Sil köşelerde asılı kalmış kirli paslı izleri... Al götür uzaklara sessiz silik nağmeleri... Yağ yağmur kükret semaları, korksun ihanet denen hain, ört üstünü sislerinle derinlerde gizli kalmış kırık dökük mazinin... Yağ yağmur teslim sana benliğim, al götür ruhuma mıhlanan kılıç keskini sözleri damla damla gir gönlüme sil süpür her sokak başında yol gözleyen yalnızlık denen haini... Yağ yağmur bir ışık tut önüme bul getir bana kıyılarda yosun tutmuş yaşanmamış gençliğimi... |
Ey Benim Nazli Cananim Ey benim nazli cananim Severim kimseler bilmez Bir istir geldi basima Çekerim kimseler bilmez Bak su kalbimin isine Saldi sevdayi basima Gece gün ask atesine Yanarim kimseler bilmez Varin söylen su hayina Girmesin benim kanima Bir ates düstü canima Tüterim kimseler bilmez Gevheri ümidim Hak'tan Yandi bu bagrim firaktan Ey efendim derd-i asktan Ölürüm kimseler bilmez Gevheri |
| Saat: 05:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık