![]() |
Yağ Yağmur Sil köşelerde asılı kalmış kirli paslı izleri... Al götür uzaklara sessiz silik nağmeleri... Yağ yağmur kükret semaları, korksun ihanet denen hain, ört üstünü sislerinle derinlerde gizli kalmış kırık dökük mazinin... Yağ yağmur teslim sana benliğim, al götür ruhuma mıhlanan kılıç keskini sözleri damla damla gir gönlüme sil süpür her sokak başında yol gözleyen yalnızlık denen haini... Yağ yağmur bir ışık tut önüme bul getir bana kıyılarda yosun tutmuş yaşanmamış gençliğimi... Esra Özdemir |
YOKSUN AKLIM ÇIRPINIŞLARDA isyanlarda yokluğun aklım çırpınışlarda.... yitik ellerimin arasına alıp başımı düşüyorum anılara bir İstanbul sabahı usumda gün ağarıyor serin.. puslu tenim tenine akarken aydınlık doğuyor gözlerimize aşka uyanıyor dünyam gün daha bir parlak çayın kokusuna sinmiş sevda karşılıklı yudumlarken hayatı varlığını hissetmek güzel çekip çıkarıyor karanlıklardan sarmalıyor sımsıkı alıyor yaşamın içine yeniden DERİN MAVİ |
BU ŞİİR ONDAN UTANIYOR Bu ne güzel koku böyle, bu ne güzel koku. Gül bahçesinden yoksa gelen o mu? Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu? Bu ne güzel koku böyle, bu ne güzel koku. O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor, yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne? Bu nasıl yüz böyle, bu nasıl ışık? Bu nasıl ay böyle, bu nasıl güneş? Mağradan mı çıktı, dağdan mı iniyor, o yalnızlığın adamı, o dost? Boş yere arama şarap testisini sen. Koklama onun ağzını sen boş yere. Şu meyhaneciden mi geliyor sandın onu; dostum, onu sen kendin gibi belleme. Yolda o yapayalnızsa ne olur? Başında sarık yoksa ne çıkar? Ne bundan güneşe bir leke olur, ne ayın gösterişine zarar. Bu gece uyuma dostum, uyuma. Bir kolayına getir onu bul. Sarhoşlar meclisine hep böyle geceleyin gelir o. Bu gece uyuma dostum, uyuma. Biz duvara asılı duran resimleriz. Bizi yapan ressamın varlık şavkı duvarın üzerine bir vurdumu, bakarsın o anda canlanıvermiş, kımıldanmışız Onun selvi boyu bir göründü mü, bakarsın dünya güllük gülistanlık. Kalktı bir salındı, kendinibir gösterdi mi. bakarsın kıyamet koptu gitti. Bakarsın Calinus gibi hastalar ülkesindendir o. Bakarsın hayret yurdunda dolaşır hastalar gibi. Sustum artık ben, sustum artık Bu şiir utanıyor ondan. Mevlana Celaleddin Rumi |
Kaz Dağları Yağmalanırken... Dağların sesi çıkmaz mı sanıyorlar? Dağların sesi çıkar. Dağların sesi rüzgârlardır, ırmaklardır. Dağlar rüzgârlarla seslenir, ırmaklarla gürülder. Kaz Dağları tarihin coğrafyaya emanetidir. Altında altın vardır, üstünde zeytin. Zeytin binlerce yıldır doğanın canlısıdır. Altın binlerce yıldır orada yatmaktadır. Şimdi Kaz Dağları delik deşik edilmek isteniyor. Sondajlar başlamış. Yakın gelecekte bu yağma durdurulmazsa zeytin bu cinayetin kurbanı olacak. Altını alıp gidecekler. Ondan sonra ne altın kalacak ne zeytin. Geriye artık yüzüne bakamayacağımız topraklar kalacak. *** Çanakkale şehitleri orada yatıyor. 'Bu topraklar için can vermiş yiğit asker.' Ona nasıl açıklanacak bu gözü dönmüş yağma? Bu 'altına hücum' lar, bu yeni yağmacılar? Bunlar için mi can vermişti o yüz binlerce şehit? Vatan toprakları parsellenip satılsın diye mi? Kaz Dağları da şehit düşsün diye mi bu para babalarına? Vatanı satsınlar diye mi geldiler Ankara'ya bu yeni gelenler? 'Muhafazakâr demokrat' diyenler kendilerine. Böyle mi 'muhafaza' ediyorlar vatan topraklarını? Böyle mi 'demokrat' lar, halka kulaklarını tıkamış? Onlar ne muhafazakâr ne demokrat. Onlara gerekeni yapacak olan bu halk. *** Çanakkale yöresi, Ayvalık, Küçükkuyu, Ören örgütleniyor. Çanakkale Çevre Platformu harekete geçiyor. Halk, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ayakta. Bu kez altıncıların sandığı gibi olmayacak. Orada adını halkın koyduğu bir referandum yapılıyor. Kaz Dağları savunuluyor, savunulacak. *** Çanakkale savunması yeniden yaşanacak. 'Kim nerede' diye bir soru yok. Hepimiz oradayız. O kazılar duracak. Tarihin coğrafyaya emanetini hep birlikte koruyacağız. Zeytin galip gelecek. Dağların sesi çıkmaz mı sanıyorsunuz. Dağların sesi rüzgarlârdır, ırmaklardır. Dağların sesi biziz. Dağların ayakları bizim ayaklarımızdır. Biz halkız ve ayağa kalkıyoruz... Dr Erdal Atabek |
ACIMSIN Sana gitme kal diyemedim çünki,bende kalıpta acı çekmeni istemedim sen daha iyisine layıksın dedin ben içimden senden senden iyisi var mı dedim unut dedin yaşanmamış say dedin insan canını nasıl unutur dedim... sen arkana bakmadan gittin ama arkanda bin enkaz bırakacağını bilemedin şimdi yüreğimde sen kanıyorsun hayat boyu kanayacaksın hiçbir zaman kapanmayacak hiçbir saniye unutulmayacaksın orada bir yerde ince bir sivri acı olarak kalacaksın sen beni unutup sevdiklerinle mutluluk şarkıları söylerken ben senden uzak bir mekanda elimde şarap şişesi gözlerimde hayalin yüreğimde bıraktığın yara ile beraber olacağım.... ....................................... Ümit BOZYİĞİT |
Asker annesi Canından can olan askerdir şimdi Özlemine ağlar asker annesi Gururla seyreder askeri kendi Onurlanıp çağlar asker annesi Çektiği özlemdir başka derdi yok Her şeyi vatanı başka yurdu yok Sayılı gün dolar bunun ardı yok Günü güne bağlar asker annesi Hasretten her zaman duyarlar sancı Sağ salim gelirde görmezler acı Bütün askerlere her gün duacı Zoru kolay sağlar asker annesi COŞARİ diyor ki bu kutsal yolsa Her asker anası bu yolu bulsa Evlat mı vatan mı tercihte kalsa Önce vatan yeğler asker annesi İbrahim Coşar |
Efendim I Boynuna bir ip at Kölen diye yollardan gezdir beni II Gözlerini süzüyorsun Bir balık gibi akıyorsun kaldırımlarda Bir daha yüreğini kaparsan bana 'Bu yaprağı parampaça yaparım' Çiçekleri sarı yapraklar ve bir ocak ayı Ağız ağıza sin ve cim harfleri Ateş kararıyor, bu içimin alevleri Acı çekiyorum elimden alınmışsın gibi Bir mektup hikayemiz olacak Baştan başa notalar bülbül ağızları Dik kafalı bir baş görüyorlar Başını eğmiş dalların yaprağında Zayıf bir çocuk yüzü, gülümsüyor Dikkatle bak, korku dolu bakışları O boğulurken gülücükler Saçılıyor Ölüm bir kuş kaldırıyor mezarlıktan Ak kanatları, hayat yok oluyor Çıkıp geliyorsun Kor gibisin, bir kar gibisin Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan 'Yaşamak' bir perde gibi kalkıyor aramızdan Zamansız mekansız bir tünel başındayız şimdi O mavi gözleri görmüş olmalıyım Bir ikindi vakti kaskatı ellerimin altında Uçuşlu saçlar bukleler Üstünde uyuyan eller Sevgim uzanıyor Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri Görüyorum kıpırdanışlarını Uykunda gül açan yanaklarını Cahit Zarifoğlu |
Ağlayan Bakışlar http://www.hikayeler.net/hikayeresim/aglamakguzeldirdu2.jpg Bir bakış… Evet sadece bir bakış… Ve… … Bin aşk… Bin sevda… Bin yürek… Bin düşünce… Bin gözyaşı… Bin okyanus… Bin hüzün… Bin masal… Ve daha binlercesi… Hepsi bir bakışta… Ama bir bakış var ki… Anlatılması en zor olan bakış… Ağlayan bakış… Sanmayın gözyaşı var… Yok… Ağlayan bakış işte… Tarif edilemeyen… Kurtarılmayı bekleyen… Gururuna da yenik düşmeyen bir bakış… Bazen sinirli… Bazen neşeli… Bazen düşünceli… Ama ne olursa olsun her zaman ağlayan bakış… Bulunması da en kolay olan bakış… Âşık bir dostunuz kadar yakındır… Yanı başınızdadır… Sadece bir dost yeter… Ha bide aşık olması lazım… Bilin ki şanslısınız… Dostundan başkasına da görünmeyendir bu bakış… Sadece size ağlar… Sadece size anlatır her şeyi… Bakması da yeterlidir… Bir bakış… Ve… Bin acı… Bin sızı… Bin yara… Bin kara bulutlu gökyüzü… Bin çıkmaz sokak gibi kalpler… Ve daha binlerce kör kuyu… Hepsi o bir bakışta… Hepsi o ağlayan bakışlar da… Dostumun ağlayan bakışların da… Dostunun ağlayan bakışların da… Göksu Görel |
YÜREĞİM Yüreğim Islaktır benim Kuytularda ağlamaktan Ve hafif uçuktur rengi Kurusun Diye kaç kez Güneşe asılmaktan... sunay akın. |
Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle arkandan yana yakıla değil Hüzünle, kahırla değil Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle sensizliğe yanıp sabahlara kadar değil Ben seninle ağlamak istiyorum Omzunda ki değmeli yanaklarımdan Birkaç tuzlu damla omuzlarına Tadını hiç bilmediğim dudaklarını öperken Ağlamak istiyorum ki hiç bilmediğim tadı Değsin gözyaşlarımın, dudaklarına Ve bir an gözlerini aç ki ben kaybolayım Doğada olmayan mavilikteki gözlerinde Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle bir ağla ki benle okyanusunda kaybolayım Öyle sensizliğe, hayata değil Benimle olduğun için Bir gece sabaha kadar Seninle ağlamak istiyorum Öyle yanında falan değil Gözlerinin okyanusuna bakarak İçinde son kulacımı atana kadar Ben seninle ağlamak istiyorum Ama sen ayçiçeği gibisin Gündüz güneş açınca oh.. Hep yanımdasın gündüzleri Ama boynum bükülür her gece Söz verdiğin saatte gidersin çünkü. Ceyhun Yılmaz |
| Saat: 05:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık