![]() |
Düş ve Gerçek fransız klasiği aşklara öykünüp yellerine karanfil kokusu dolanmış baharlar bekledin gelecekten gecelerine mehtaplar dadanmış şiirlerde ölümsüz bir dünya istedin belki biraz çocuktun ondandı düşlerinin pamuk beyazı romanlardan kaçmıştı şeker tadındaki akşamlar/okumuştun unuttun oysa zaman söküp tarihin soğuk sayfalarından cilalı bir mermer üşümüşlüğü getirdi (in)sana ısıtman için yüreğinin yangınıyla |
Her Zaman Sevdim Seni Ağzımdan umursamazca çıkıyor küfürler Hayata inat, sevip de terkedenlere inat Çocukluğumu hatırladım Ne kadar da hoştu anlamazken hiçbir şeyi.. Parasız kaldım hatta tek başıma sabahladım, Gene de hayatın iğrençliğini anlamadım.. Yaş sınırını doldurmadan göstermedi Yaşatmadı hayat bana sessiz ihanetleri... Otobüse binerken alırdık da bileti Hayat bedavaya aldı bizi içeri, Oysa bedava vermiyorlardı hiçbir şeyi... Çok aç kalmıştım zamanında Yoktu tek bir dost ortada, Bir de seni seviyordum o arada(!) Seni de bulamadım,istedim de yanımda* Soğuk kaldırımlarda yürürken de seviyordum seni Sıcağa dayanamayıp denize girdiğim anda da, Ömrümün her anında sevdim seni aslında Çok büyük bir yarasın hala..... |
Anlamsızlık Kuşatması yitirilmiş bir sevda kanıyor ince ince zamanın dipnotlarında belki küçük bir kız çocuğu korkularını gözlerinde (s)aklayan kentli yeminlerle büyümüş/bürünmüş alaca karanlıklarda gittikçe ırayan bir sevgili düşüyor (d)ipsiz kuyularına bozkır rüzgarına kapılmış ezgilerin isyanların onurlu eteklerinden savruluyor çala kalem yazılmış senaryolar her şey hızla ekşiyor yaşamda kendi mayası da birikiyor pişmanlıklar günlerimizin düş ayazında çocuksu alışkanlıklar unutuluyor kayıp yolculuğumuzun tren istasyonunda şiirlere saklanırken eskil sevişmeler ikinci kez ölüyor aynı çocuklar seyrine daldığımız aynı savaşta mantar hızıyla büyüyor günlerin çürümüş yanları terk ediyor anlamlar birer birer o eski heyecanları |
Beyaz Güvercin Yeni doğmuştu beyaz güvercin Taze bir zeytin dalı buldu sonunda Hep gündüz sanırdı diyarları Hep sıcak bilirdi güneşi Sevecendi uçarken Özgürlük şarkısıyla çırpınırken yüreği Kayıyordu altında barış maviliğinde okyanuslar Fakat sonsuzluğunda diretmişliğin Düşüverdi kanatları güvercinin Kırık bir özlem Şaşkın gözlerle baktı Batan güne Ve Döndü hayal yuvasına yeniden Ağzında solmuş yapraklarıyla bir zeytin dalı Anladı boşa gayretti aramak sabahı |
DOSTUMA Deniz kıyısında yazılır deniz şiirleri ya da dalgalar ışıldar satırlarda, martı konu olur, küçük balıklar konuk, sorunlar da deniz kirleri. Bilmem nedendir kalemim kayıyor, dostluk diyor, dost diyor, diyor da yüreğim buruk, yüreğim donuk dostlarım, deniz değil dostlarım alıyor beni benden. dalga vursun, martı uçsun, ben dostumun güzelliğine dalarım. Baharın çiçekleriymiş şairi güldüren, öyledir, öyle olsun. Dostumdan, ben ilhamı ancak ondan alırım. |
Herhangi Bir Aşka Dair Herhangi bir kızınkinden ayrı değildi öyküsü hayatına ülkesini ekleyip yaşamaktan başka Usulca eğerek başını yürürken nedense hep birbirine dolaşır gibi olurdu ayakları Bir fotoğraf ve yeni koparılmış bir çiçekti ilk mektubuna eklediği kelimelerse büsbütün yangın Durup durup iç çekişleri sessizliği, dalgınlığı acıyla bakışı yollara aşkı öğrenişindendi Çiçekli bir dal gibi uzandı sevdiğine ve yalnızca ayrılıklar korkuttu onu Böylece bağladı hayat, dünya ve kavga ve aşk onun tarihinde milattı Temiz çamaşırlar ve bir demet çiçek taşıyor simdi o kız, görüş günlerine |
Gözden Irak İklimlerin Sevdası Başımda döner durur yine bu sevda Ve nöbetçi gardiyanları her saat başı Geçit vermez gözden ırak iklimlerde Ne varsa söker alır içinden Yanına bıraktığı tek şırıngalık bir edebiyattır Cismine isim bulamazsın dostum Sol yanına vurur hançerini Yine de dinlemezsin ferman Yersiz yurtsuz iklimlerin kucağında Savrulursun, dökülürsün damla damla Halinden kaparsa belki biraz merhamet Dikilirsin karşısına korkmadan Sen yakarsın da ateşleri Baştan ayağa titrer bu cismin dostum Savrulan yine, senin küllerin Ezilen yine, ayaklar altında Yıkılan her ateşi Baş tacın yaparsın koyarsın başucuna Yağmalanır her saat vuruşunda Zamanı koynuna alıp yatasın gelir Akrep dursa yelkovan kovalar peşi sıra Ve tik tak sesleri Harabenin son çakılları dersin Direnirsin Çamur olur cismine bulaşır Toprak olursun Hiç niyetin yokken... |
GALATA KÖPRÜSÜ’NDE AKŞAM yorgun martılar gibi; bir akşam üstü, Galata Köprüsü'ne serdim yalnızlığımı... gün batmak üzere; Yeni Camii üzerine doğru... oltalar salınmış oltalar toplanmış kovalarda nasipler yan yana bazılarında hiç yok bir boş masaya bırakırım kendimi boş masa boşluğumu taşır mı uykusuz gecelerimden birine taşıyacak otobüsler geçiyor peş peşe aklıma; İzmir'deki sevgilim düşüyor! ben Tophane'yi anlatıyorum ona... o bana; Kemeraltı'nı anlatıyor... ben yan yana olmaktan söz ederim, o bana sağlığımı soruyor... ben tepeden tırnağa İzmir olurum; o papatya kokar, İzmir papatya olur; baştan başa... gün batmak üzere, karanlık iniyor. martılarda bir telaş, insanlar koşuyor... otobüsler yorgun, otobüsler yaşlı, otobüsler yorgun insanlar taşıyor... aklımdan alıp sevgilimi, koynuma koyuyorum. ona çay ikram ediyorum. 'geceleri uyuyamıyorum' diyor bana... sanki ben uyuyorum Atila IŞIK |
Kıyamadığım Bir Gül Kesiliverdin Yıllardır aradığımdı bulduğum bu gün Yıllardır tetikledin ve vurdun bugün Yaralı bir topal bıraktın beni cereyanda Kıyamadığım bir gül kesiliverdin bir anda Kıyamadığım her şeyine rağmen Çünkü her şeyindi beni kendine çeken Çoktan çıkmıştı yuvalarından gece kuşları Başımızda kanat bir âbide gibi uçuşları Kuşlara maskara zavallıydık ikimiz Böyle karşı karşıya söyle biz kimiz Neyiyiz birbirimizin neyi oluyoruz ya da 'Hiç'inim elbet senin, sen varken bu dünyada Issız bir sahraya dönüştü şimdi ellerim Sanki elin elimdeymiş gibi beklerim Kırık kum saati kumların avuçlarımda Şu koca sahrayı gün gelir avuçlarım da Bir ellerini tutamam yüreğim hezeyan Dayan diyorum yüreğim, yüreğim dayan Terkedilmiş insanlara benziyorum şimdilik Onlar da tam ayakta duramıyorlar dimdik Normal biri gibi yürümüyorlar boyunları eğik Bir nebze umut var içlerinde, biraz çaresizlik Biraz yalvarma isteği eller semada Ben de onlar gibi beklerim yetişenimi imdada Yetişecek biri gelip kurtaracaktı Dönüp geriye baktığında; bir anneye kucaktı Dişlerimi sıkıyorum şimdi gözlerim damla damla Bak işte geliyorum ne yaparsın bu adamla Ne olup biter gelecek günler, seneler Neler düşer üstümüze, kim bilir neler Yıllardır kaybettiğimdi bulduğum bu dün Yıllardır tetikledin en sonunda öldürdün Vurulmuş bir ceset koydun beni cereyanda Kıyamadığım bir gül kesiliverdin bir anda Kıyamadığım her şeyine rağmen Çünkü her şeyindi beni kendine çeken Sendin her şeyinle, her şeyinle sen Emre Özbay |
DELİ SEVDAM Ahh keşke şuan yanında olsam, başımı kolunun altından sokup arsızca, gögsüne yaslasam, ninni yapsam yüreğinin ateşini, gözlerimi yumsam, yumsamda bir daha acmaya korkmasam, Ah keşke yüreğime gömsem, haykırabilsem dağlara, söyleyebilsem kuşlara, hani bozulacakmış gibi büyüsü, hani kaybolacakmış gibi tılsımı, ansızın yok olacakmış gibi, dokunamam öyle narin ki ah! sanki sıca Deli Sevdam... ...BİTANEM... |
| Saat: 08:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık