![]() |
Vurulmuş Yağmur Damlasıyım Burgaçlara tutulmuşum maviyle yeşilin ortasında. Sürükleniyorum sana, yelkenlerim paramparça. Gözlerinle vurulmuş yağmur damlasıyım, yıldızlarla, yakamozların arasında. Aç avucunu, aç, düşüyorum..! Yalnızlık ormanda tekbaşınalıkta. Fırtınalarında kırılmış dalucunda, kuruyup düşemiyen tek yaprak olmakta. Sarı soğuklarda yanıp, sana dokunamamakta. Sarıl bana, sarıl, üşüyorum..! |
Gül Yaprağından Bir Kesit bir melteme takılır günün son ışıkları baharın ahengiyle uyanınca duygular beyazın güzelliği süsler sarmaşıkları gözlerime takılır bir gülün yaprakları bir gülün yaprağında binlerce sır gizlidir zerresinden bir kesit görmek isteyen kalbe çağlayanlar, nehirler ''kudret'' hissinden gelir bir gülün yaprağında bir fezadır dirilir akşam renginden buhur gün ışığından teller sonsuz ahenk içinde anlatır gerçekleri ilahi bir kudretle tel tel olur danteller dua dua açılır gül yaprağından eller feza bir derin umman yaprak sonsuz bir huzur sevdaya erişilir ''canan''ın kapısında dolunca avuçlara ''sonsuz''dan beklenen nur feza gül zerresinde yeni baştan yoğrulur bir gülün yaprağında toz ve gaz bulutları her baharda yeniden patlamalar içinde merkezkaç kuvvetiyle çevirir umutları bir gülün yaprağında toz ve gaz bulutları |
DÜŞLEDİĞİN GİBİ Küçük bir dünyanin içine gizlenmissin Sadece hissedebiliyorum seni Tipki senin beni hissedebildigin gibi Bazen bütün umutlarimi ,bütün sikintilarimi Oradan sana söylüyorum Tipki senin bana söyledigin gibi Içimizin karanligini bosaltiyoruz bazen Bazen de iki kelime saklayabiliyoruz Seni böyle hissetmek, seni böyle sevmek güzel Bir bakiyorum bir adim geliyor, Bir bakiyorum kilometrelerce uzaksin Geceleri seni düslüyorum yine Küçük bir makinenin içinden Biliyorum ayni yerdeyiz ayni seyi dinliyoruz Hissedebiliyoruz ayni seyi Elimde sana dair hiçbir sey yok Sadece yani basim da çalan minik bir radyo Bilmiyorum su an ne haldesin Ve de evin neresindesin Belki salon da koltuga oturmus, Belki odanda yatagina uzanmis Ayni seyleri düslüyoruz Gecenin bizim için hazirladigi güzelligi dinliyoruz Ben bu gece çok hüzünlendim Göz yaslarim yanagimda kaldi Bir ananin acisini paylasti göz yaslarim Bir sevgilinin siirinde duygulandim Ama bunlarin hepsinde seni düsledim Tipki senin beni düsledigin gibi ...BİTANEM... |
Herkes Uykuda Böyle de olmuyor,vakit gelmiş geçiyor Bak herkes tatlı rüyada şu an Haydi sen de yatsana artık Biliyorsun halini, yorgunsun Olmuyor değil mi uyuyamıyorsun Ney seni ayakta tutan yine Bir derdin mi var cekinme söyle Dayanamıyorum senin şu haline Bu halin ne zamana kadar böyle Anlaşılan geceyi artık seviyorsun Yalnızı yalnız karanlıkla paylaşıyorsun Belki de yıldızlarla ilham buluyorsun Yada karanlık gecenin, Nurlu sabahını umuyorsun Gözkapakların git gide ağırlaşıyor En güzel olanı kendini sorguluyorsun En kötüsü ise yarına yine uykusuzsun |
Denizcinin Ölümü Ben öldüğüm zaman Bir kuş uçacak kafesten Esaret yılların, sıkıntıların ve mahrumiyetin İntikamını alacak! Tabiattan, insanlardan ve insanca yaşamaktan. Sonu olmayan bir boşluğa düşecek, Zamanın öldüğü, pusulanın tanımlanmadığı istikamette Kalacak, özgürce, ebediyette Ben öldüğüm zaman. Stresler bitecek, sinüzütüm azmayacak Gemiler geçmeyecek Kızkulesi'nden Salacak'tan Ben öldüğüm zaman, sırtımda valizim Beyoğlu'nda bir otelde, Simsarların eline vermiş hayatını Karaköy'de, nice, bahtsız Uzaklara sevdalı kalacak ardımda. Ben öldüğüm zaman Tüm hasretler dinecek! Ve bağrımızda otağ kurmuş mecusi Alıp uzaklara gidecek, inancıyla Onu da bizi de yakan ateşi... Denizlerde rüzgarlar, yunuslar Sekiz-dokuz kuvvetinde havalar Kaç yazar bana... Denizler de ölecek, ben öldüğüm zaman. Ve söylenmedik tek cümle bile kalmayacak yüreğimde. Vicdanımla öleceğim, Alıp götüreceğim bir ince sızıyı da kendimle Bir denizci ölecek koca okyanuslardan Kimse farketmeyecek bile... Ben öldüğüm zaman Uzak bir yere firar edecek Kutup Yıldızı. |
Herşey Sende Gizli Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin... |
DÜŞTÜM YÜREĞİNDEN Gidişin ,tuz basılmış ayrılıklar... Gidişin, sazsız sözsüz eylül düğünleri ... Gidişin harmandalı ,gözyaşı... Sevda böyle yaşanır leyli, sessiz bir başına. Ayaklarıma dolanır bir ince gurur, bir ince suskunluk. güle güle diyem ardın sıra bileklerim burkulur ,yüreğim incinir inan ! Güle güle diyemem ardın sıra şimdi susuzluğunu dindirdiğin bir çeşmede ıpıslak hayaller biriktiriyorum gözlerime. Akşamlar siyah bir şal gibi düşüveriyor omuzlarımdan, tam da dindirmişken bu sevdayı, tam da dönüp kapılardan vazgeçtim demişken, niye bir yanım, niye hep yüreğim, niye hep en kuvvetli yanım sevdadan yana duruyor ? Şimdi suskun bu sevdayı çıkarsam sakladığım yerden koysam avuçlarına, söyle emanet kabul eder misin? Gitsem bu şehirden ayaklarım ıslak, kansam ,yaralansam, bütün sözler anlamını kaybetmişken, bu sevda bu hayatın neresinde duruyor? Düştüm yüreğinden leyli, ben artık bir düşüm. Sevda böyle yaşanır sessiz ,bir başına, düştüm yüreğinden leyli, ben artık bir düşüm. Hoşçakal! |
HİÇ KİMSEYİ SENİN KADAR SEVMEDİM Seni gördüm, toy bir çocuktu yüreğim henüz yağmur yağmamış buluttum... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Tutsaktım, Yok pahasına bir gemiye satıldım sonra gözlerimi sattım, Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Yalnızlığıma nice zaman silah çektim, süngü tuttum... Dağların zirvesinde destan, çöllerin ortasında ağıttım... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Yakacak diye gözlerin, kalbimi ellerinin nârına kendim attım. Senden duydum en güzelini sözlerin en tatlı yudumları senden yuttum Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Sevdan için her gül mevsiminde arzu arzu, umut umuttum.... Gördüğüm her renkte rengini gördüm Duyduğum her seste adına türküler tuttum... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim.... Akrep düştü gecelerime Gelirsin tutkusuyla yıldızlarını göğün birer birer uyuttum... Adından başka isimleri kelimeleri harfleri Adından başka Bütün bildiklerimi unuttum... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... ...BİTANEM... |
Deniz Affetsin Soldu son hücresi yoruldu aşk ateş kırmızısı siyaha döndü damarlarda yolcu da aynı yolculayan da siyah kan sonsuzluğun ateşini söndürdü Ben itildiğim bu geceden yitik çıkamam deniz affetsin beni sonumu görüyorum Tutunduğum dallar taşımıyor küllerini kederin kalp masajıyla bile tazelenmiyor aşk ki müptelasıyım hastane bahçelerinin Yoruldu son hücresi soldu aşk köprüden boğazı seyrederken boğazımda kaldı aşk deniz affetsin beni boğuluyorum. |
Günler Perişan yırtarak geçiyor kalbimizden hayatı da törpüleyen zaman şuramızda birşey var acıya benzer umuda benzer böyle günlerde hayat hem acıya, hem acıya benzer gün ölümle başlatıyor hayatı her şafak taze bir ölünün üstünde doğuyor her sabah ölümü anlatıyor gazeteler sol köşede ölümü kutsallaştıran bir fotoğraf yeni bir cinayetin röntgenini çıkartıyor gövdeme beynim sabırla keskin iğdişliyor haber bültenlerini, yorumları, sahte ölüm ilanlarını bizim ilanlarımız çoktan verilmiştir gelirse de bilinir nerden ve nasıl böyle ölümün yücedir adı ha kanağacı canım, ha gelincik tarlası çünki ölümün kanıdır besleyen bir başka baharın tohumlarını şuramızda birşey var bizi onduran birşey acıya saran umudu kuşatan kalbim : kalbim mi desem var kalbim : yaşayan ben hayatla ölümle cinayetle gazetelerde, radyolarda, eski üniversitelilerle eski prof hocalarla yaşayan ben : geç mi kaldık / kabul edemem ah benim sevgili annem oğlunda elbet yurtseverden birgün bırakır da sizi yüzüstü yüzüstü değil : elbette bizüstü bırakır da : kötü sarmaşıkları, yaban güllerini bırakır da : sekizyüzlük hırtları, şunları, bunları giriverir senin sıcacık kucağına yani hem sana karşı, hem senin için giriverir o yanılmaz tarihçinin yaprağına ölüm mü dedin annem ölüm senin gibi güzel annelerin senin gibi güzel çocuklar feda etmiş o tarih atlasında bir kırmızı gül olur ancak koksun diye çocukların bahçesi şuramızda, tam şuramızda kanserli bir virüs gibi kanımıza karışsa da bizi yaşatan günler perişan işte bir bir kırıyorlar dalıylan yeryüzünün olgunlaşan meyvelerini çünki biliyorlar vakit dar oysa dalları kırılmayan ölür mü sonsuz ağaç hayatı pekiştiren kökümüz var dünyayı emeğe kazandırmak için hayata ve ölüme sonsuz bir anlam veren kanağacına sözümüz mü var biz şimdi gidiyoruz gibi ya dostlar birgün döneriz elbet acısız, adsız ölümsuyu sürünün sürünün ölümsuyu bir ölü bir dirinin kanıdır besler hayatsuyu şuramızda, tam şuramızda tarihe nasıl anlatsam ey anneleri korkutan bizi yaşatan kan günler perişan |
| Saat: 08:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık