![]() |
Ay Ve Deniz Ayın gümüş telleri saçlarından dökülür ellerime ve ben sessizce ağlarım Naz eder mehtap denize götürmez uzaklara ve her med-cezirde mehtapla kavgalıyım. Usulca sokulur sevgilisine okşar dalgalanan göğsünden ve ben sevdalıyım. İşte o an tüm sevgililer dahada sokulur birbirlerine kiminin gözleri, kiminin dudakları ıslak Çoğu bir gecelik hikaye bu yüce aşka gıptayla doğar ama ay bırakmaz sevgilisini her gece denize iner ve deniz asla yüz çevirmez. İstasyonda Akşam |
Yüregıne Göm Beni.. Yoksun gözlerimde bu gece, Karanlık ezer içimdeki türküleri. Uzat ellerini, Üşüyor yüreğim, Umutlarını ört üzerime. Islanıyor kirpiklerim. Yüreginle sil gözlerimdeki yanan denizleri. Yoksun, Gülüşlerimde bu gece. Yalnızlık deler icimdeki düşleri. Hasretine gebe gönlüme, Baharımsı gülüşlerini giydir. Ne olur dokun gözlerime. Yoksa, gözlerimden kayacak Sevdana gülümseyen yıldızlarım. Yoksun, Bozkırlarım yeşermiyor bu bahar. Kökleri yollunmuş tomurcuklarla Sarıyorum ıslak hasretini. Gözlerimde solmuş anılarla Soluyorum içimdeki sevgini. Bırak dökülsün gözyaşların Tozla toprağa karışmış yüreğime. Yoksun acılarımı son kez icime cekerken. Bir cüz daha iciyorum Hüznün okyanuslarından. En tuzlusundan, En acısından, Kana kana sensizliği iciyorum. İsmini sayıklayan dudaklarımla. Ne olur son kez ört üzerimi. Üşümesin karanlıklarda yüreğim. Gözyaşlarınla yıkayıp, Acılarınla kefenleyip, Yüreğindeki en sıcak yere göm beni. |
SANA GELİYORUM http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif I. Benim sabah keyfim yeni açmış bir gülü insanların gülücüklerine yerleştirmektir. II. Sana karlı bir günde geleyim saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan sobanın çıtırtılarına dalalım sana küçük törenlerimizde şarkı söyleyeyim içki içelim güneşle başbaşa saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar bir gece şelalesi gibi damarlarıma akıp yankılan yüreğimde. III. Sana yağmurlu bir günde geleyim parkta ıslanalım birlikte gürültüller toprağın kokusunda erisin kentin görüntüsü değişirken bulutlarla duraksamadan parlayan gözlerin ve ıslaklığınla sar beni en koyu kızıllığında dudaklarının kıralım demir parmaklı pencereleri önlerine ortanca saksıları yerleştirelim ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza. IV. Sana güneşli bir günde geleyim ışıklı yollara halılar serelim birlikte aşkınlığa yükselelim, okyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla mücevher gibi parlayan adada, ben hep iskeleye demir atmış beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm tuzlu dudaklarını yakmak için sana kendi yaptığım güneşleri getireyim. |
Gözlerin Deniz miydi Beni bu deli sevdaya düşüren, usul usul eserken duygularım, böylesi, fırtınalara dönüştüren hangisiydi..? Gökyüzünü yalayan ölgün dalgalarında sonyaz akşamının, bakırsı ışıltıları oynaşan deniz miydi? Sıcacık, sımsıkı tutup ellerimden derinlerine doğru sürükleyip götüren buğulu gözlerin miydi? Sahi hangisiydi? Deniz miydi? Gözlerin miydi? Deniz gözlerin miydi? Gözlerin deniz miydi? |
Hiç Bitmeyecek Sanmıştım Usul-usul gelmelerin, Kısık-kısık gülmelerin, Sevincimden ağlıyorken, Yanağımı silmelerin Hiç bitmeyecek sanmıştım. Ama Bitti... Şimdi şeyda bir bülbülüm Nerde benim beyaz gülüm? Kırıldı kanadım, kolum Mutluluğa giden yolum, Hiç bitmeyecek sanmıştım. Bitti.... Hiç gitmeyecek sanmıştım... Gözlerinden cayamadığım Dokunmaya kıyamadığım Dün gerçekti bu gün hülya Sevdasına doyamadığım, Hiç gitmeyecek sanmıştım. Ama, Gitti... Hüseyn'im kanlı yaş ile, Reva mı çektiğim çile? Bu tozların pembeleri, Savrulup ta bir meçhule, Hiç gitmeyecek sanmıştım. Gitti.... "O Beni Böyle Kahretti, Allah Onu Kahretmesin!..." |
Kıyı İle Deniz Mavi gözlü kadın gibi bakar Sakin deniz. Zaman zaman el verdiği kıyıya Hasret çeker uzaktan. Gece / el ayak çekilince Kimselere görünmeden Koşar dalgalar sahile Ve sevişirler ay ışığında. Güneş / gecenin karanlığını kırdığında Ayrılırlar birbirinden. İşte biz Birbirine uzaktan bakan Kıyı ile deniz gibiyiz. Hasretimiz büyük Aşkımız / sevgilerin en temizinden Haydi vur bir dalga gibi / kıyılarıma Bak! Bir düğme daha çözdüm göğsümden. |
Son Türkü Kaybolmak üzre suya düşen bilezik; Bak, bütün kırışıklar silindi sudan. Son saatimde mi uyandım uykudan, Neden boş geçen yıllardan içim ezik? Durdu beni ölüme götüren kervan. Eski bir şarkı söyleniyor rüzgarda. Duydum ki sevmeyi bilen dudaklarda Benim ilahilerim hala okunan. Sevgilim...... ellerime dokunaraktan.. Beni çağıran bir eda var sesinde. Bu muydu insanlara son nefesinde Görüneceğinden bahsedilen şeytan? Sular çekilmiye başladı köklerde Isınmaz mı acaba ellerimde kan? Ah! Ne olur bütün güneşler batmadan Bir türkü daha söyliyeyim bu yerde! |
AYRI DÜNYALARIN İNSANLARI Biliyorum buradasın, Aynı toprakların üzerindeyiz şu an Soluğumuzu aynı şehrin soğuk havasına bırakıveriyoruz ikimiz de Nasıl edeceğimi bilemiyorum inan, Bazen zerre kadar bir şey hissetmediğimi düşünüyorum sana karşı artık Bazen de gözyaşlarıma engel olamıyorum içimi kanatarak akıp giden ve önceden beraber gezdiğimiz o şehrin boş caddelerine düşen sessizce ... Biliyorum buradasın, Bilmek bile yaralıyor beni ! Evet, aynı toprakları çiğniyoruz farkında değilsin belki İçtiğimiz suyun kaynağı da aynı, Üzüntülerimiz de aynı Sevinçlerimiz de ... Aynı şehirdeyiz şu an Fakat farklı dünyaların insanlarıyız artık ... |
Hiç Farkında Olmadan Bahar dedim,yaz dedim, hazan gelmiş ardından. Nasıl geçtin ey ömrüm, hiç farkında olmadan. Daha dün,bir genç idim, şimdi ihtiyar oldum. Soldu bak,betim,benzim, hiç farkında olmadan. Aynalar dostum idi, artık düşmanım oldu. Hayallerim kayboldu, hiç farkında olmadan. Niçin haber etmedin, böyle tez bitecektin. Kıymetini bilmedim, hiç farkında olmadan. |
http://img521.imageshack.us/img521/8974/eagle1pd.gif yalnız kanatlarına güven aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim sırt çantalı bir duman gibi bir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken çökerken altımızdaki merdivenler sevgilim yalnızca kanatlarına güven sevdalılar bilir bir kuş yağmurudur ilkbahar sevmeyi beceremeyenlerin koyduğu yasaklar çözülüp gider çocuk gölgelerinde yazın ve ağzımızın içinde dağılır aşk sapsarı bir şeker gibi erirken sonbahar bitmeyen bir kıştan söz açılırsa sevgilim sevgilim yalnızca kanatlarına güven elimi uzattığımda sana gemileri göstermek için dümende kan kokusuyla bayılmış bir kaptan ateşin yüreğine sürüklenen bir ülke ufukta ve çekirge sürüleri yolcu bavullarından çıkan sevgilim dökülürken tüyleri savaş uçaklarına çarpan güvercinlerin her gün değişen atlasların içinde tara saçlarını ve yalnızca kanatlarına güven götürürlerse bir gün beni ellerim iplerle bağlı şiirlerimin bilmediği yerlere ve hiç kimsenin alnımdan fırlayacak göçmen bir kuş gibi dur dünyanın paslanmış sırtında ve bensizliğe havalanırken korkma sevgilim sevgilim yalnızca kanatlarına güven. |
| Saat: 05:49 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık