![]() |
Sterliçya.... yabancı gözlerde ağlıyorsun gülüşün bir başka Sterliçya acımı dudağının ucundan sarkan kırmızı söylüyor dilin....... hani nerede zillerin teninin altında suskunluğun haydi topla kendini son kırıntılar bunlar beyaz kanatlardan dökülen sahnede figuranlar….. elmalar bitti Sterliçya uyutulduk/mu saf saf……. elmayı yiyen eyy güzel memleketim gelmeyecek beklediğin ama dur Sterliçya son bir kez anlatsana düşünü örtsene üstümü……. Fatos Huy |
Seni Seviyorum Sen benim aşkım olduğun günden beri Ben hayatımı sana endekslemişim Sen vazgeçilmez tutkum olduğun günden beri Yaşam gâyesini sana bağlamışım Kaptırdım kendimi fenâ bir şekilde İçimdeki coşkuların, duyguların esiri olmuşum Seni düşünmek mi diyorsun? Güldürme!.. Acaba aklımdan çıkarıyor muyum? Dalıyorum öyle derinlere Şaşkınlık denilen kelimeyle arkadaş olmuşum Sükûnet, yaa işte o sükûnet Varlığınla erişebilecegim bir hal olsa gerek... Kalbe önlenemez çarpıntı veren, hasret ve özlem Bir de yüzümdeki acı tebessüm Mırıldanıyorum sessizce İki dudağımdan dökülen iki kelime Seni seviyorum... Çoğu zaman haykırmak istiyorum bunu Lâkin olmuyor... Duyuramıyorum kimselere Gülüm, nâzenin yârim... Çün ki sen yoksun yanımda Ama olsun En azından içimde kopan fırtınalara Fâsıla bulmayan şiddetli kasırgalara Kucak açıp, yüklenen kâğıdım var önümde Bir de sırdaşım, özümün tercümânı kalemim Âh bir bilsen; Sensiz geçen dakikalarda, saatlerde, günlerde Neler yazıyoruz kalemimle... Ne hayaller kuruyoruz kavuşmak uğruna Tabi sen bunların hepsinden habersizsin Yalnız şu var ki; Bence kalemimi dâhi kıskanır dereceye getiriyor bu duygu yükü Bazen de üzüyor kanaatimce Ve her şeye rağmen, o şaşmaz gerçek çıkıyor ortaya Gönlümün sultânı, biliyor musun? Ben var ya ben, Seni çok seviyorum be gülüm... M. Engin Karatay |
Yanılıyorsun Söndürmüşsün yüreğimdeki yangını, Bir daha yanar mı sanıyorsun, Ocağı sönmüş,içi dışı kül olmuş bir evin, Bacası yeniden tüter mi sanıyorsun? Yere göğe sığdıramadığım kalbini, Yerin kırk kat altına gömmüşsem, Şimdi ne desem,ne yazsam hepsi boş, Benim ne günahım var? Senin gibi bir zalimi sevmişsem. Parça,parça ettiğin sevgimi, Miras bıraktığın ihanetini, Bir zamanlar senin olan kalbim, Affeder mi sanıyorsun... Güven Kırma |
ICINDEN DOGRU SEVDIM SENI Icinden dogru sevdim seni Bakislarindan dogru sevdim de Agzindaki islakligin bugusundan Sesini yapan sozcuklerinden sevdim bir de Beni sevdigin gibi sevdim seni Kar birakilmis karanligindan. Yerlestir bu sevdayi her yerine Yuzunde ter olan su damlaciklarinin Kaynagina yerlestir Her zaman saklamadigin, acisizligin son duragina Gul tasiyan cocuguna yerlestir Ve omuzlarina, daracik omuzlarina Usumus gibisin de sanki azicik one tasirdigin Tam oraya iste, ucsuz bucakksiz bir duzlukten Bir papatya tarlasiyla ayrilmis goguslerine yerlestir Ve esmerligine bir de, eski bir yanginin izlerinin renginde Saclarinin yana dususune, onleri bolen ikilige Alnindan baslayan ve ayak bileklerinde duran Yani senin olmatan, seni bir bosluk gibi saran huzne yerlestir Yerlestir onu bir kentin parca parca alinda tutugun Kar taneleri gibi ucusan Ve her gun biraz daha hafifleyen semtlerine Yerlestir bu sevdayi her yerine. Ekledim ben tatigim her seyi denizlere Bildigim ne varsa onlar da hep denizlerden Sen de bir deniz gibi yerlestir onu istersen Sevdayi Ve kopuklendir Ve yaslandir ki iste kaderi anlamasin Ama dur, her deniz yaslidir zaten Ogrenmez ama ogretir mutlulugu Bizim sevdamiz da oyledir, iyi siirler gibi Biraz da herkes icindir. Ve gelincigin ikinci tadina benzemeli Var eden kendini birincisinden Yani bir sevdayi sevgiye donusturen. Ben simdi bir yabanci gibi gulumseyen Tanimadigin bir ulke gibi Icinde yamadigin bir zaman gibi Tam kendisi gibi mutlulugun Beni bekliyorsun Ve onu bekliyorsun beni beklerken EDIP CANSEVER |
Söyle Bana İçim Yandı. Biliyorum sende yandın. Karar vermek çok zor. Uygulamak daha zor. Mutlu muyuz şimdi. Söyle bana. Yürek yangınlarını kim Söndürecek. Madem gidiyorsun. Son defa sarılmanı isterdim. Sıkı sıkıya. Diyebilmeliydik. Ölüm ayırmalıydı bizi. Öpmeni isterdim dün akşam ki Gibi. Hiç görüşmeyecekmişcesine sarıldın, sarıldın ayrılamadık, Demek ki ayrılığa işaretmiş. İçim yandı, Hani diyordun, sen gidersen, Bende giderim. Gittin. Bende geliyorum. Çok yakında. Bekletmeyeceğim, Yaşamaksa yaşamak. Ölmekse daha iyi, Sensiz yaşamaktan. Eğer beni hatırlamak istersen; Aynaya bak dudağındaki rujda Benden kalan izler göreceksin. ___________________________ Sil gözyaşlarını SEHER’İM Bak yağmur yağıyor. Ayakların hiç ağrımayacak. Tuğrul Ahmet PEKE |
Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine Gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı Ne varsa uçurumlar eşiğinde Hüzünlerle yalpalayan ne varsa Gözlerimin önünde Ve hayat gül kokulu bir sağanak yine Birşeyler anlatmak istiyor hayat Ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına Gün batıyor gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım Unutuyorum sevgilim suretini Durgunluğun "niçin"di unutuyorum Gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma Umurumda değil ne yağmur ne ayaz Ne de ker*** kokusu havada Unutuyorum/sabaha/kadar/ gün batıyor Sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim Geciken sabahlara koşuyor kuşlar Gözlerimin önünde Ve hayat gül kokulu bir sağanak yine Yılmaz Odabaşı |
Kaderim oluyorsun! Gölge, gölge sen varsın Hayatımın her anındasın Nefesim, senli hezeyan Sensizlikti bana yazılan. Takip etti beni aşkın. Gölgemde sen vardın, Bedenimde sen vardın Satırımda sen vardın. Yazıldın sen, alnımdasın Açlık, açlık satırımdasın Susuzluk senden her an Vurdun beni yazılansın Sensizlik sarıyor etrafımı Tuhaf olan aşkı sevdamı, Haykırıyorum, duymuyorsun Seni yazıyorum, bilmiyorsun Ve sen kaderim oluyorsun Alaaddin Uygun |
http://www.yazgulu.com/Bg/sitemdir1.jpg Sen, hiç yazılmadın ayrılığın satırlarına. Hiç durmadı...doğan günün şafağına karşı yüreğin... Sen, hiç aldanmadın esen rüzgara. Gerçeğin adı... Sen, hiç yalan olmadın... Şimdi bakıyorsun resimlere, Tıpkı bakar gibi güneşine ikindinin... Neler aldı götürdü senden, saçlarındaki o dalgalar... Bir bilsen... Artık uzak sana sesimdeki diz çöken yankı Duysan bile inanma sakın, Ve şimdi ardıman, Unuttuğun yerde kalıp, dönüşün umudunu, Bir dilek tut kainata inanıyorsan Adını nergis koy, korkma erguvan koy. İstersen içinde sakla, aldat kendini Aldan...ve tükendikçe, O büyük yalan... İstersen sussun dudakların, Ağrıyan bir tövbenin gölgesine. Bil ki, bundan böyle Değiştiremezsin artık hiç bir yazılanı... Değiştiremezsin artık...hiç bir yalanı... Bilmezsin, Kaderimi ayakta tutandır sana yorgunluğum. Bak yine, Omuzlarıma vurdu batan güneşin sanıcısı. Yüreğimde adı konulmamış volkanlar... Uyku bile gözüme, yağmura bürünüp yağar... Sabah, duman kokusuyla uyanırım hatıraların. Keskin “adın” gibi, Ve ölüm tadında doğar öksürüklerim. İşte böyle... Bir dilek tut kolaysa şimdi. Adını “sen” koy istersen. İstersen...adını ben koyayım... Değişmez nasıl olsa sitemin tadı. Zaten ne de, Feleğe bir yakarıştır, acıyıp gülmen... Ve öfkelendikçe tükenen, imrenen kendine... Ama ben, azaldım zaman çaldıkça senden. Bilmedin ki, ömür bittiğinde ayrılıkta çeker gider. Dileyemezsin sabahı, Bilmedinki, en büyük düşmanidir kara toprak sevdanin. Bilmedinki, unutan sen değildin aslında... Unutan...yazıldığım satırlardı... Sen...hiç yazılmadın zaten... Çünkü biliyordun tüm yalanları... Çünkü sen, Hiç yalan olmadın... Abdullah Tulek© |
Yar Sensiz! Seni sevmek Sende ne zor Seni sevdim Yaralandım yar. Yar yaralandım Aşkını vermedin Zorum: Zorlu sensizlik Sensiz: Yaşanmıyor yar Yaralı yaşanmıyor Seni sevdikçe Yaralandım yar Senli kanım akıyor İlacım sende yar Zorlu sevdan Beni zorlar Zorunda değilim Umarsızlığın Ben yakan yar Seni sevdim Yaralandım yar Senli sevdam, Beni; Sensizliğe itiyor Alaaddin Uygun |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10190.jpg Çoklarından düşüyor da bunca Görmüyor gelip geçenler Eğilip alıyorum Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya büyük şehirlerin birinde Geziniyor kalabalık duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel köşesinde Nereye gitse bu akşam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kâğıtlar Arasından kayıyor usulca Eğilip alıyorum, kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya da yalnız bir kızın Sildiği dudak boyasında Eşiğinde yine yorgun gecenin Başını yastıklara koyunca. Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor En çok güz ayları ve yağmur yağınca Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda. Uzanıp alıyorum kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda Akşamlara gerili ağlara takılıyor Yaralı hayvanlar gibi soluyor Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor Yollar, ya da anılar boyunca. Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam Solgun bir gül oluyor dokununca. Behçet NECATİGİL |
| Saat: 23:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık