![]() |
Ya SeninLe Ya Sensiz Ya hep ya hiç sevgilim |
http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifhttp://www.istanbul.net.tr/images/design/is_ikon1.gifBayramhttp://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifGelin de bayramı Fatih’te seyredin, zira Hayale, hatıra sığmaz o herc ü merc-i safa, Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan Tutun da, ta dedemiz demlerinden arta kalan, Asırlar ölçüsü boy boy asalı nesle kadar, Büyük küçük bütün efrad-ı belde, hepsi de var! Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar, İçinde darbuka, teflerle zilli şakşaklar, Biraz gidin; Kocaman bir çadır... önünde bütün, Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için Nöbetle bekleşiyorlar; acep içinde ne var? “Caponya’dan gelen insan suratlı bir canavar!” Geçin: sırayla çadırlar, önünde her birinin. Diyor: “Kuzum, girecek varsa durmasın girsin.” Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir ilan, “Alın gözüm buna derler...” sedası her yandan. Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele: Gelen yapışmada bir, mutlaka o saplı tele, Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi İnince binmede artık onun da hemşerisi: “Hak okka çünki bu kantar... Frenk icadı gıram Değil! Diremleri dörtyüz, hesapta şaşmaz adam.” “Muhallebim ne de kaymak! “Şifalıdır macun!” “Simit mi istedin ağa!” “Yokmuş onluğun, dursun.” O başta: Kuskunu kopmuş eğerli düldüller Bu başta: Paldımı düşmüş semerli bülbüller Baloncular, hacıyatmazlar, fırıldaklar, Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar; Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer... Ferag-ı bal ile birden geviş getirmedeler, Koşan, gezen, oturan, maniler düzüp çağıran. Davullu zurnalı “dans” eyliyen, coşup bağıran, Bu kainat-ı sürurun içinde gezdikçe, Çocukların tarafındaydı en çok eğlence, Güzelce süslenerek dest-i naz-ı maderle, Birer çiçek gibi nevvar olan bebeklerle Gelirdi safha-i mevvac-ı ıyde başka hayat.. Bütün sürur u şetaretti gördüğüm harekat, Onar parayla biraz sallandırdılar... derken, Dururdu “Yandı!” sadasiyle türküler birden, - Ayol, demin daha yanmıştı a! Herif sen de, - Peki kızım, azıcık fazla sallarım ben de. “Deniz dalgasız olmaz Gönül sevdasız olmaz Yari güzel olanın Başı belasız olmaz! Haydindi mini mini maşallah Kavuşuruz inşallah....” Fakat bu levha-i handana karşı, pek yaşlı, Bir ihtiyar kadının koltuğunda gür kaşlı, Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor. Gelen geçen “Bu niçin ağlıyor?” deyip soruyor. - Yetim ayol... Bana evlat belasıdır bu acı Çocuk değil mi, ‘salıncak’ diyor... - Salıncakçı! Kuzum, biraz da bu binsin... Ne var sevabına say... Yetim sevindirenin ömrü çok olur... - Hay hay! Hemen o kız da salıncakçının mürüvvetine Katıldı ağlamıyan kızların şetaretine. Mehmed Akif Ersoy |
bir gün gözlerim kapanırsa uykuya, uyanmamak üzere... bir nefes çıkar dudaklarımın arasından, Sen diye... son nefesim sensin, bu sonsuz gidişte... kollarım açık düşünce iki yana, ellerim buz gibi, parmaklarım senin olduğun yönde hasretin düşecek dört bir yana, dağılacak dağa taşa deryalara... bir hazin aşk hikayesi kalacak, buram buram özlem kokan düşlerine geleceğim, her zaman olduğu gibi... yavaşça okşayacağım saçlarını, dokunacağım yüzüne ruhumla... uyanacaksın uykulardan, yüreğin o burada diyecek.. dudaklarımda hafif bir tebessümle seyredeceğim seni kalkıp camlara doğru yürüyeceksin, sanki dışarıda görecekmişsin gibi... bir an bir hayal gibi görünüp, ellerimle yollayacağım öpücüğümü bir hasret fısıltısı olacağım dudaklarında 'Eylül' diyeceksin... |
Sen Seversin Sevdigin Seni Sevmez. Sen çok seversin ama sevdiğin seni sevmez, |
SEVMEK Saçak altına sığınmış göçmen kuşun kar tanecikleri arasında düşen beyaz tüyünü de görebilmek İşte sevmek |
http://www.istanbul.net.tr/images/design/is_ikon1.gifBeceriksizhttp://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gif Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim ne de iyileştirebildim bir yaramı ama karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna Şair diyorlar benim için bilmiyorum oysa her şiire konmalı mı uyak her yere nedense konamıyor teyyare hay dilimi arı türkçe soksun; uçak Kaptan olmak isterdim aynanın karşısında eski bir sinema yıldızı gibi ağlayan İstanbul`un hatlarında bir fırça hafifliğiyle gidip gelen vapurlara Eskimo bir şair dokunuyor omuzuma ve Kız Kulesi`ni göstererek bırak artık diyor üzülmeyi yedi tepeli bu şehirde şiir okunacak tek yer elbette denizin ortasındaki şu küçük buz dağı Terzi olsa da babam sökük dikmesini beceremem beni yalnızca sen anlarsın iğnenin deliğinden geçsin diye ipliklerin bir anlık ıslatıldığı dudaklara takılıp kalan annem Sunay Akın |
Her sabah hüzünle karışı bir umut var içimde. Sensizliğin hüznünü, yeni bir günün seni getirmesi umuduyla bastırıyorum. Her doğan gün yeni bir umut, yeni bir arayış benim için. Belki sana kavuşacağım ana bir gün daha yaklaşıyorum, bugün değilse yarın... Kim bilir belki de yanlızca kendimi avutuyorum. Gittiğinden beri hep yanlızlık şiirlerine takılır gözüm. Bir başıma değilim, sensizlikten yanlızım. Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim. Gitmelerin, gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri, en koyu özlemleri... Senin gidişin de ateş gibi çöktü yüreğime. Hiç bir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşi küllendirmeye. Hiçbir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeye. Ben her sabah beni sana götürecek yollarda yürüdüm, Senin duyacağın sarkıları söyledim yanlızca. Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle Beraber ben de battım bir kez daha... Geceleri hep uyudum, uyudum; Gün boyu hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek için. Her şeye iyi gelen, yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi. Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu. Benim günün de gecem de karanlık şimdi. Ne ay uğruyor gecelerime, ne sana benzettiğim yıldızlar parlıyor. Elimde kaldı umutlarım... Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık, içimde öyle bir yara açtın ki, bir gün Olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sende yetmeyeceksin. Orası hep bomboş, paramparça kalacak. Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim. Ne zaman seni düşünsem, seni hatırlatacak en ufak bir görsem o kıraklarla dolu Yerim batmaya başlıyor yüreğime. Artık sabahları yanlızca hüzünle uyanıyorum. Hiçbir şey beklemiyorum günden, seni bile... Varlığında sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla kırıklarla, boş umutlarımla Sensizken alışırım, alışmaya çalışırım yokluğuna... |
Sana yağmur diyorum (gidersen hani sığınaklarım? |
Nasıl yaşamak gerekirse seni Tıkanmışlığında tüm özlemlerin Unutulup gittiği düşlere Yanlış zamanlarda Öyle yağar yağmur gözlerime, Dokunamaz yüreğime kırılgan ellerin, Ve kopyasında betimlenen hayata Nasıl alışmak gerekirse bir ucundan, Posta pulu damgası beraberliklere Nasıl tükenilmek istenirse,yürekten Öyle susar kendi mabedimde dileklerim, Yazının bitimidir sevdam artık,yorgunum Suskun gecelerde, İstediğin şekilde ölebilirim |
Bana aldanmayın! Yüzüm bir maskedir, Sizi aldatmasın. Binlerce maskem var, Çıkarmaya korktuğum, Ve Hiçbiri ben değilim... Olmadığımı göstermek İkinci doğam oldu. "Kendinden emin biri" dersiniz, Sanki; güllük gülistanlık Benim için herşey... Adım güven belirtir, Ve Oyunumun adı; "Ağırbaşlılık"tır. İçimde ve dışımda denizler sakin, Her şeyin kumandanı ben... Kimseye gereksinme duymayan Ben... Fakat, inanmayın bana, Lütfen! Herşey dışta, düzgün ve cilalı Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan O maske! Altta ne güven ne de rahatlık... Altta, Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan Gerçek ben! Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla. Kimsenin bilmesini istemem... Zayıf taraflarımı düşündükçe Titrer ve sararırım... Ya başkaları görürse iç dünyamı... Gerçek ben ve yalnızlığımı! İşte; Maskelerimi onun için takarım... Onun için, arkalarına saklanacak Maskeler yaratırım... Onlar; Gösterişte kullanabileceğim Parlatılmış yüzlerim. Beni korur, bakan gözlerden. Beni olduğum gibi kabul edecek, Sevecek Bakışları bulamazsam, Solacak kuruyacak gerçek ben... Ve Ben bunu biliyorum. Beni kendi maskelerimden kurtaracak, Kurduğum hapishaneden kaçıracak Diktiğim engellerden aşıracak, Beni seven, Beni anlayan Bakışlar olacak. Bana, "Sen değerlisin" diyecek, "Maskesizken daha bir insansın" "Daha yakın, daha bir dostsun" Diyecek bir bakışa Beni gören bir bakışa Muhtacım... Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır! Uyarırım seni dost! Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben, Sana kendini kolayca açamayacaktır. Bütün gücümle tutunacağım maskelerime Ne kadar sokulursan yakınıma, O denli şiddetli geri iteceğim seni. Kim olduğumu merak ediyor musun? Hiç merak etme. Ben, çevrendeki Her erkek ve kadınım. Maske takan her insan |
| Saat: 10:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık