MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

NiliM 1 Nisan 2007 00:34

MEVSİM HAZAN / DİLDE HÜZÜN

Günün soluğu balkon
Engin mavi çiçekler
Sararmış göğün yüzü
Kırlangıçlar tavafta

Son bulutlar da aktı
Soğudu işte güneş
Boşluğa düştü sesi
Yorgun çıngırakların

Özgürlüğün arabası sırçadan
Koşar dörtnal zayıf atı
Korkusunu kırbaçlarken
Sürücüsü durmadan

Gün bitti mevsim hazan yapraklar
Taze ceviz satar surda bir şopar
Ey yazıcı uyuma ateş altında dünya

Kan ağlar yüreğin gece sabaha değin
İnsanlar ne yapar ya çocuklar ya kadınlar
Gün bitti mevsim hazan dilde hüzün



AYDIN HATİPOĞLU


Nephthys 1 Nisan 2007 00:44

Sus İndi Gecelerine... ****um

ismail sarıgene



Susma Sevgili..

Beni uçurumlarda ağlıyor bulmuşken
Susma!..
Alevle yakılmış kelimelerinin biri bitmeden,
Diğeri saplasın ciğerlerime..
Her kelimen ayrı bir hançer acısı versin yüreğime..
Yüreğinde yara bağlamasın çıplak öfkelerin,
İçinde kalmasın en gariz küfürlerin..
İşte bedenim burda,
Dilinin ucunda ne varsa say sayabildiğin kadar....

Boynumu yalnızlığın ayak ucuna bükmüşken,
Beni " bende " bu kadar zayıf yakalamışken,
Ez, ezebildiğin kadar..
Öfkelerini kus avuçlarıma..
Ölüm fermanlarını sun yaralı canıma..
Kendim düşmüşken uçurumlara,
Kendi yarınlarımı kendim hançerlemişken,
Bir de sen vur, vurabildiğin kadar...

Tek bir kelime etmeden vur boynumu..
Hayatında biriktirdiğin öfkelerin hesabını..
Fütursuzca benden kes sevgili!..
Mahşere kalmasın hesabın..
Hançeri al, gözlerime sun..
Giderken son hediyen olsun kanlı hançerin..
Vur vurabildiğin kadar Sevgili!..

Hakkın varsa eğer hesabın mahşere kalsın sevgili!..
Yok kalmasın diyorsan;
Bana gelen yolu,
Ve yüreğimin adresini biliyorsun..
Öfkelerini beline kuşanıp çık karşıma!.
Doğrulttuğun namluya,
Yüreğimi usulca sürmezsem namerdim.


Misafir 1 Nisan 2007 01:16


Hasret

Seni çok,çok seviyorum
Ayrıldım gülemiyorum
Sensizliği çekemiyorum
Bitsin artık bu hasret

Hasret,artık çekilmiyorsun
Hasret,bitip tükenmiyorsun
Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun
Hasret,yok olasın hasret

Her gün ağlar gözlerim
Titrek çıkar sözlerim
Uzanmıyorki ellerim
Hasretlik zor sevgilim

Hasret,artık çekilmiyorsun
Hasret.bitip tükenmiyorsun
Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun
Hasret,kör olasın hasret

Hasretlik yaktı bizi
Soldurdu güllerimizi
Mahvetti gençliğimizi
Biti ver artık hasret

Hasret,artık çekilmiyorsun
Hasret,bitip tükenmiyorsun
Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun
Hasret,ismin batsın hasret


Sabri Aksu
Sabri Aksu


maipoem 1 Nisan 2007 01:31


Şimdi yoksun

Seni dilediğim gibi düşünebilirim artık
Tutar ellerini öpebilirim uzun uzun
Kimseler ayıplayamaz beni
Yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar
İşte gözlerin işte dudakların
Senin olan ne varsa karşımda duruyor
Ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık
Sevdiğim şarkıları söyletiyorum dudaklarına
Ve hoyrat ellerimle seni
Her gün biraz daha güzelleştiriyorum

Bütün resimler sana benziyor
Hayret
Bütün aynalarda sen varsın
Nereye gitsem
Peşimden geliyorsun
Şimdi sigarasın dudaklarımda
Biraz sonra beyaz bir kağıt
Ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın

Kimse yokluğunda bunca sevilmedi
Kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar
Saçların böyle daha güzel
Sen daha güzelsin
Gelecek mutlu günlerin ışığında
Her şey daha güzel
Ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış
Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim
Ve seni bin yıl daha
Ayrılıklar içinde sevmek isterdim

Ama biliyorsun nihayet ben de insanım
Umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor
Hiç gelmeyeceksin sanıyorum
O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime
Katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi
Yalnızlığımdan utanıyorum

Belki karşımda değilsin yanılıyorum
Bu gözler senin gözlerin değil
Aldatıyorlar beni
Karanlığın gözleri olmalı bunlar
Bana böylesine keder veren
Gülmeyi, yaşamayı haram eden
Bir karanlığın gözleri olmalı
Öyleyse sen hiçbir yerde yoksun
Sana hiçbir zaman yaklaşamayacağım
Yalan bu geçici sevinç, bu nur, bu ışık
Bu karanlığın ortasında yanan alev gözler
Bu bir kadeh içki gibi aydınlık

Beni sevmesen ölürdüm
Beni sevmesen bir çakıl taşıydım şimdi
Beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım
Kördüm bir ot kadar
Ölümden acıydım ölümden beterdim
Beni sevmesen
Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim
Ne dedimse inanma
Seni değil kendimi aldatıyorum
Sen istediğin kadar
Varlığın ta kendisi ol
Ölümsüzlüğün ta kendisi
Ben günden güne yok olmaktayım
Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
Anlamıyor musun?
Gökyüzü güneş olsa
Sensiz karanlıktayım…

Ü.Yaşar Oğuzcan


maipoem 1 Nisan 2007 02:01

Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım,
Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir,
Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım

Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa,
Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi
Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi,
Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa.

Bir camın arkasında açılıyor güllerim,
Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı.
İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı;
Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim

Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım
şüncem bir neydir ki ürperir perde perde
Belki bu mısralarım esecek gönüllerde
Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA


arwen 1 Nisan 2007 02:47

Kurşun gibi çöktü aklıma sensizliğin
Mil çektim seni, bak gözlerimdesin
İki aydınlık gün gibi gecede
Henüz sırlı bir hecede
Unutulmuş, cevapsız bir bilmecedesin

Sekiz adımmış saltanatla musalla
Bir kulağın ezan, bir kulağın sala
Acısız, dumazsız tütüyorsun canımla
Güvercin gözlerinle, yusufçuk bakışınla
Deliyorsun da ecel burcumu
Üflüyorsun suruna israfil kanadında

Kırıldı kederinde kalem
Kurudu mürekkebinde zaman
Eriyor akrebin zehriyle bulutta yelkovan
Soluyor yüzümde ecel gibi fersiz güneşle akşam
Özlüyor ıssız sahilleri perde perde yosun
Bir çığ gibi akıp geçmiş damarımdan yokluğun
Naaşım gibi düştü tabutuna cansız hokkam
Tabulaştırmışım seni, yok yokluğun

Gönül,bir sende yaşıyor unutulmuşluğu
Siliyor mateminden kifayetsiz boşluğu
Kuşatmış ruhumu atmosfer gibi hüzün
Yaşanmış bir ömür gibi acılı ve ıslak yüzün

Besliyor asırlardır bir bulutu sana susuzluğum
Güneş oluyor her felekte ayrı uykusuzluğum
Mıhlanmış gözlerinle dağ gibi elem ve keder
Közde filizlenmiş nar gibi asude kızıl
Mızrak olup kanla yıkanıyor yokluğun
Aklımda sana dair her şeyi
Günübirlik unutuyorum

Attım oltamı batıyor şamandıram
Taşplaklarda mikrofon bitti
Birleştirdim avuçlarımı
Sağ elim on sekiz, sol elim seksen bir
Dudaklarımda mavera bitti

Sönüyor kutbumun senli yıldızı
Çıktığım seferlerde deniz bitiyor
Hep kış oluyor hep kış, bahtımın yazı
Hey hat! olabilseydi bir kez olsun ömürde vuslat
Sensizliğin acı su katılmış kahvesine inat
Kırıldı elimde fincan yokluğun düştü



ramazan adil uysal


Misafir 1 Nisan 2007 11:57



NiliM 1 Nisan 2007 12:24

DÜŞMEK...

Ölüme düştü akşam
tülbentten süzdüler bataklığı
öksüz bir arı kuşu kaldı.
Dalgaya düştü deniz
unutup tuza döndü
koynundaki balığı
Maviye düştü kırlangıç kanadı
bulutla oynuyor düşler
ışık yokluğun öbür adı.
Sevgi çağırınca düşmez
savur umutlarını yele
göğe yükselsinler hele.



A. KADİR BİLGİN


*TeoDora* 1 Nisan 2007 14:19

Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
..........


iblis1907 1 Nisan 2007 14:40

E y ü p

İstanbulun fethiyle anılır adı
Tarihler boyunca hiç unutulmadı
Ensariden bizlere yadigar kaldı
Sessizdir sakindir huzurludur Eyüp

Her köşesi bir tarih bir efsanedir
Kalplere nur veren ziyarethanedir
Orda dua orda niyaz halisanedir
Sessizdir sakindir huzurludur Eyüp

Mavi Haliç sahilinden gezerek gelin
Mihmandarın türbesinde dualar edin
Piyerlotiden bakıp şehri seyredin
Sessizdir sakindir huzurludur eyüp

Nihatİncekara


Mystic@L 1 Nisan 2007 16:04

Güze Doğru Karariverdi akça sazlar, ham kocayemisler
Yaz mi bitti güz mü bitti
Baktim koynumda bir yetim egrelti
Ve sunca yildir bagrima bastigim düsler...

Öz kentimin ötesinde bir bagriyanik tepe
Kucaklastik öptüm onu -öyle de bembeyaz ki.
Simdi içimi döküsüm ayiplanamaz ki
Bu salt insanogluca bir yapi
Yasamin bir adi da bence öpü.
Feriha Aktan


blood_lovee 1 Nisan 2007 16:34

Ben Hiçkimseyim

Herkes gibi davranma bana,
Yanlış yaparsın, ama anlayamazsın.
Anlam veremezsin, tepkisiz tepkilerime.
Çünkü ben farklı denizlerde yüzmeyi severim.

Farka, fark atmayı severim.
Anlamsızca bakmanı isterim yüzüme.
Sevmem tanınmayı, kıyıda yalnız başıma,
Yalnızca seninle kalmak isterim her fırsatta...

Herkes gibi davranma bana,
Bilmessin, sana nasıl şekil verdiğimi.
Daha önce aldığın, sonuçları alamazsın,
Tabu olmuş, basit ve sıradan hareketlerden.

Tabuları, yıkmayı severim...
Çünkü bilirsin sevmem sıradan olmayı.
Akıl alma, beni benden başka kimse bilmez,
Dedim ya! sevmem tanınmayı, severim yalnızlığı..

Herkes gibi davranma bana,
Ben daha öncekilerden farklıyım.
Dedim ya! herkes gibi davranma bana,
Ben herkes değilim güzelim, ben hiçkimseyim...


Eyüp Çiftçi


Nephthys 1 Nisan 2007 16:49

Telasli Penguen

. Askimiz bitti
yuregim burkularak soluyorum bunu
cunku bir yangin kovasinin
icindeki durgun suda
beyaz bir kelebegin bogulmasi
gibi garip oldu sonu

Ask ki ay degil
gunes tutulmasidir diyordum
dudak bukuyordun bana
oysa ilkokul bahcesindeki cocuklar
ellerindeki isli camlarin ardindan
guluyorlardi sana

Inanmamistin askin
bir elbise hirsizi olduguna
ama kosesinde
kedinin uyudugu bir yatakta
cirilciplak birakmisti
her ikimizi de

Giderken bir buzdagi gibiydin
sicak sulara dogru yuzen
ve dorugunda
bir cift bale pabucunun
asildigini soluyordu
eteklerindeki telasli penguen

Bakakaldim
bindigin taksinin ardindan
onlar ki her mevsim
sari birer sonbahar yapragidir
terk ettigin kentin sokaklarinda
ruzgarla savrulan


. Sunay Akin .


Mystic@L 1 Nisan 2007 17:41

Karariverdi akça sazlar, ham kocayemisler
Yaz mi bitti güz mü bitti
Baktim koynumda bir yetim egrelti
Ve sunca yildir bagrima bastigim düsler...

Öz kentimin ötesinde bir bagriyanik tepe
Kucaklastik öptüm onu -öyle de bembeyaz ki.
Simdi içimi döküsüm ayiplanamaz ki
Bu salt insanogluca bir yapi
Yasamin bir adi da bence öpü.
Feriha Aktan


NiliM 1 Nisan 2007 19:08

İstanbul'u Düşünüyorum


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Önce hafiften bir rüzgar esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar, ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda,

Sucuların hiç durmayan çıngırakları

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor, derken;

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

Bir kadının suya değiyor ayakları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Serin serin Kapalıçarşı

Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa

Güvercin dolu avlular

Çekiç sesleri geliyor doklardan

Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Başımda eski alemlerin sarhoşluğu

Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;

Dinmiş lodosların uğultusu içinde

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir yosma geciyor kaldırımdan;

Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.

Bir şey düşüyor elinden yere;

Bir gül olmalı;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;

Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;

Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;

Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından

Kalbinin vuruşundan anlıyorum;

İstanbul'u dinliyorum.



Orhan Veli kanık


Mystic@L 1 Nisan 2007 21:20

Birgün buralardan gideceğim nüveylâ
Toprağın üzerine bir gül uzatarak
Ufkun dolaplarından çıkartıp kasketimi
Gözlerinden dökülen yağmura tutarak

Bu benim son yolculuğum nüveylâ
İçimdeki gitme arzusunu yenemedim
Senin yanında kilitlendi yaşamın dili
Sana kendimden hiç söz edemedim

Ethem Vayvaylı


NiliM 1 Nisan 2007 23:34

SOLFASOL OTOBÜSÜ

Haydi gel, bir kere daha deniyelim,
Mutluluk hakkını kaptırma başkasına.
Solfasol otobüsüne binelim sıkışıktır,
Yakın olmanı istiyorum bana.
Asu gel, bir kere daha deniyelim.

Bu otobüs en kalabalık, en coşkunu,
Yollarda hemen her gün kaza,
Ama olsun, biz yine ona binelim.
Şöyle geç, hem biraz daha sokul,
Duymak isterim o kızoğlan kokunu.

Senin ellerin ne küçükmüş ki,
Tuttuğun bir ölü gövde olmasın.
Derin nefes al, geleceği düşün.
Bilincini sık, yaşlar dolmasın,
Senin gözlerin ne büyükmüş ki.

Asu gel, bir kere daha deniyelim.
Asu gel, solfasol otobüsüne binelim.



Ali Cengizkan


tikkymelike 2 Nisan 2007 00:02

ALLAH AŞKINA SÖYLEYİN BANA

Yazmam artık aşkı
inanmam ki yazayım
Eski bir oyun öğretilen
Ferhat ile Şirin
Leyla ile Mecnun
var mı gerçekten
bir hayal ürünü
bir serap
sevenlerin gördüğü
bir halisinasyon
bir rüya
aniden uyanılan
yaşadıkların kar
yaşayamadıkların
ertelenmiş başka
seferlere
bir kalbe kaç kişi sığar
bu devirde
sanırım sayamayız
bence
biri evde biri pc de
biri belki muhallebicide
say say bitmez ki
yazmaz benim kalemim
bu aşkları
ben yazarım Allah aşkı
o sever beni
günahlarıma rağmen
sabırla bekler
iyi olmamı
erteler cezalarımı
Allah dediğimde
hep yanımda
var mı başka seven
SÖYLEYİN BANA
ALLAH AŞKINA
............................
Fulya Aydın


Misafir 2 Nisan 2007 00:04

UNUTULMAYAN


Ah! Unutulmuş bir heceyim ben
Nice demlerden, nice tenlerden
Dünya bilmiyor gerçeği
Acının gerçeğini
Sabahı özleyen en uzun gece kadar

Dönmez o suyun yüzü tersine
Ne yalvarmalar, ne şarkılar
Ölçemez hayat akan kanını
Yeryüzü konuşur gönlüm ağlar

Susarsa sözün sözüm kalır
Dönülmez gülün akşamına dönerim
Kaç şiirin yalnızlığı benim terim
Konuşur gerçek o zaman geçmiş ağlar

Ben dururum kalbimle hayatın karşında
Toprağa, göğe ve ölüme karşı
Yitirilmiş bütün aşkların namusuyla
Ne kalır unutulmayan insan kadar.

Yelda Karataş


Mystic@L 2 Nisan 2007 00:15

suları
boğdu
dalgalar
...
ses hoyrat
sevinç yılgın
şakaklarım sonbahar

II
"muhbiri çoğalmış sevdanın"
yapışmış tenime ter
elime kir
sessizliğin ortasında bir deli rüzgar
akşamdır
avuçlarında marmara’nın
akşamdır
şiire karıştı sular
sularda çoğalır sevdalar
ellerim ah! ellerim
nasıl
anlatsam
gece
gece kokuyor çocuklar

Yılmaz Odabaşı


tikkymelike 2 Nisan 2007 00:37

BAĞIŞLA BENİ AŞK

Bağışla beni aşk
Henüz arınamadığım korkularımdan
Selamını alamıyorum
Dünlerin ayazına düşmüş
Ölü sevdaların kırkı çıkmadı daha
Ay yanığı izleri taşıyor tenim
Masumiyet titriyor dudaklarımda
İzninizle
Kadınlığımı çıkartıp üzerimden
Ihlamur kokulu bahara uzanıp
Dinlence istiyorNice gidenlere veda eden
Yorgun bedenim
Ar yok
Vaktidir yüzleşmek çıplaklığımla
Gururu asıp darağacına
Huzurun omuzuna yaslanıp
Setretmeli şimdi
Ötelerdeki özlemleri
Bazen siyah
Bazen de beyazdır yaşam
Bana biraz zaman ver yüreğim
Az dinlenmeliyim
Ve yeniden uyanıp
Coşmalıyım aşka
Şimdi
Şimdi izninizle uyumalıyım.
...............................
Figen Yarar


Misafir 2 Nisan 2007 00:41

ENKAZDA FOTOĞRAF ARAMAK



Yüzü gülerdi günün
Kenetlendiğinde ellerimiz
Şarkımızı söylerdi doğa


Yarım kalmış çocukluğuma
Uçurtmalar armağan ederdi gözlerin
Erik dalları daha erken karbeyaz


Değirmendere sahilinde geceyi inceltirken
Biz değil miydik
Başı yıldızlara değen


Biz değil miydik
Dudağımıza değen biranın
Alkolünü yükselten


Sonunda çatladı aşk vazosu
Su tutmuyor yeniden var oluşum bile
Yaşamçiçeğim kuruyor düşlerimin önünde




İhsan TOPÇU



ChinaDoll 2 Nisan 2007 00:48

YÜREĞİNDE YER VARMI ?

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Hisset!
Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde
Dolaşan damarlarımı...
Hisset damarlarımın, kanımın
Seni aramak için
Deliler gibi dolaşmasını...

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini?
Gönlümde esen rüzgârları dinle...
Nefesimi tutmasam
Gözlerindeki derin ovalarda titreyen
Bütün yeşillikler kül olur,
Sazlar büyür simsiyah,
Kuruyan gözpınarlarında...

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni.
Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere...
İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgârım sensin.
Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim!
Yüreğinde yer var mı?

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin
Üzerine düşen yaprak gibi;
Düşürüyor musun gülüşlerini
Ve öpüşlerini sesimin üstüne?
Akıyor musun benimle beraber,
Akıyor musun yıldızlara doğru?
Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız?
Neden her üşüyüşümde
Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma,
Neden eriyip kayboluyorlar?

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum...
Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni...
Hisset!
Hisset, damarlarımdaki kanımın,
Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını...
Söylemiştim değil mi?
İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz...
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgarım sensin.
Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim.
Yüreğinde yer var mı?





Muammer Erkul



arwen 2 Nisan 2007 01:11

okyanusun ortasında karşılaşan iki gemi gibi,
sonsuzluk içinde kesişti rotalarımız,
yavaşladık ve selamladık birbirimizi,
ardından, belki de hiç görüşmemek üzere,
bizi bekleyen limana doğru kırdık dümenlerimizi


haşim türker


tikkymelike 2 Nisan 2007 01:15

KAVGA

Bir kavga
İçimde,taaaa en derinde
Yaramaz,çılgın kız çocuğu
Lütfen artık söz dinle....
Hayır hayır dinleme,
Sen sahip olduğum en deli,
En bebek sevgili...
Haydi koş istediğin yöne,
Seni besleyip büyütmek varken
Öldürmek niye?
Sen ki!
Umursamadın dünyayı
Sana öfkeyle
Sana nefretle bakan gözlere inat
Doludizgin yaşadın,onların yaşayamadıklarını...
Neden?
Neden bu çelişki?
Umut neden yanlış,
Zevk almak yaşadığın her andan
Neden,suçlanır ki insan bundan?
Gül içimdeki bebek
Asık yüzlere inat,
Koş içimdeki melek
Duran,durağan hayata inat
Kendine,
Sevgiye
Sevdiğine
İnanarak.....
...............................
Funda Bilgili


Nephthys 2 Nisan 2007 01:21

Sustum……………
çizgiler bırakmıştı…..silik
zar zor duyumsanan
bir soluktu……
sessizce geldi
ve
sessizce gitti…….
tüm zamanlarda,
bırakarak izini…..
kazıdım duvara
belli belirsiz,
bir ağlamaktı…benimkisi….
kazıdım gözyaşlarımı……..
sustum……..
lirik bir öyküydü
bekleyiş…..
tutsaktı gözlerim
kapıya……
ve
esrik duruşum
sığınmıştı zamana……..
nazendeydi sevgi………
sustum……
yılkı atlarının,
rüzgarına katıp yüreğimi……
20/03/2007 ege altun


arwen 2 Nisan 2007 01:45

Nefesim kaynayan hardan lav gibi
Yandım gözlerinde, ateşe yandım
Vuruldum bak zavallı bir av gibi
Kalbimde bir kelepçeyle uyandım

Uzaktan tanırım yar kokusunu
Seninle yenerim ar korkusunu
Gönlüme işlenen aşk dokusunu
İdama hükmeden bir hâkim sandım

Mecnunum sevdanın çöllerindeyim
Vefasız ellerin dillerindeyim
Ben aşk ateşinin küllerindeyim
Yandım gözlerinde, ateşe yandım
Keremle Aslıyı yanarak andım

VEYSEL KIZLARKAYASI


arwen 2 Nisan 2007 05:11

Zülüflerini savurdun rüzgarla gittin
Beni canımdan, seni benden ettin
Gül bahçeme de acı dikenler ektin
Şimdi ağlıyorum senin için yar …

Karalar bağladı hasret kalan yüreğim
Hoyratça kırıldı benim gönül direğim
İsterim sen mutlu ol budur dileğim
Şimdi ağlıyorum senin için yar

Gönül baharımı da çevirdin hazana
İsyanım var acı kaderimizi yazana
Seven yüreği anlamayıp kızan kızana
Şimdi ağlıyorum senin için yar…

Parçalanır oldu yüreğimdeki sevda
Seni yaşamadan kaybettim ne fayda
Sensiz kaldım mevsimim sonbaharda
Şimdi ağlıyorum senin için yar…

Yüreğine taktın kelepçeyi açmaz oldun
Çaresiz bıraktın can evimden vurdun
Bu yorgun yüreğimi umarım duydun
Şimdi ağlıyorum senin için yar…



orhan çapan


scanner_11 2 Nisan 2007 07:20

GİDİYORUM

Vakit doluyor gitme zamanı.
Doyamadan sana, yüreğimde kalsın son kurşunun.
Bir parça sevdayı sardım bohçama,
Saklayacağım onu kızıl topraklara.
Hoşça kal gözümün nuru,
Karacadağda yükselen çoban ateşine yazdım son mektubumu.
Nameleri duman duman aksın her gece yıldızlarına.
Gidiyorum baygın gözlüm.
Uzaklar beni çağırmakta sensizliğe.
Soğuk sessiz bir toprak düşer üstüme .
Kırılgan bir şarkının notaları zincirlemiş beni.
Gözlerindeki bulutları açmaya gidiyorum.
Hoşçakal nefesi şiirlere boğulacak yarim___
Yarınlarına öksüz kumrular saçtım.
Az sonra ziftleneceğim sokaklara, yalnızlık bıraktım.
Gidiyorum, yanakları gözyaşlarına bulanacak yarim.
Vakit tamam.......
Bir aşkın fidanından çatırdayan dal gibi,
Ürkek karanlığın beşiğine düşercesine,
Mavi gecenin karanlığından bir yıldız kayıyor,
Alaca karanlığın küskün şafağına.
HOŞÇAKAL.................
MEZARIMA SIZLANIP AĞITLARA BOĞULACAK YARİM.




İ.AKMAN


iblis1907 2 Nisan 2007 09:16

Bir Gün İstanbul'da

Günlerden bir gün İstanbul'da
Sabah oldu eşya ışıdı
Bahçedeki horoz öttü
Horozun öttüğünü duyunca
Türkü tutturdu
Bir çiçek keyfine göre...

İşler bu yola döküldü mü,
İnsanoğlu durmaz
Yatağımdan kalktım
Kahvaltı ettim
Geceden kalma ne varsa
Ceketimi giydiğim gibi
Sokağa çıktım

Bir rüzgar esti hafiften
Sonra durdu
Yağmur çiseliyecek gibi oldu
Bir tramvaya atladım
Doğru parka gittim
Sıranın birinin üstüne
Uzandım
Gökyüzünü seyrettim

Gökyüzü de bir türkü söyledi
Gökyüzünün türküsü de
Horozunkine, çiçeğinkine uygundu
Öylesine maviydi gökyüzü
Öylesine derin
Öylesine sonsuz

Ama bıkılıyordu gökyüzünden
Kalktım kahveye uğradım
Bir çift söz ederim dedim
Ahbap aradım
Bulamadım
Bulamayınca
Elim şakağımda
Düşünmeye vardım

Derken öğle oldu
İş yerleri boşaldı
Cümle halkın karnı acıktı
Ben de acıktım
Bir köfteci dükkanına girdim
Köfteler kızardıkça
Ortalığı bir duman sardı
Bir soğan kokusu

Öğleden sonra da geçti aynı minval üzre
Yalnız bir aralık
Bir sevda yaşadım düşümde
Büyük bir caddeden geçerken
Bir kadın görünce balkonda
Saçları alabildiğine sarıydı
Bugüne dek
Görmediğim acaip kuşlar havalanıyordu
Sabahlığında

Sevdalandım düşümde
O benden habersiz
Akşam gelecek aşığına
Hazırlandı durdu aynasında

Gönlü sevdayla dolanların
Son uğradıkları meyhane
Bir yudum aldım da
Kendimi buldum kocaman bir denizde
Nelerin unutulup gittiği nelerin
İzi bile görünmeyen gemilerin

Akşamları sokakları dolduran serinlik
Bir kahvecinin
Kahvesinin bahçesini suladığı
Anı hatırlattı bana
Bütün gün taban teptim
İçimde bitkinlik
Akşamı ettim

Sabahattin Kudret Aksal


NiliM 2 Nisan 2007 09:55

AÇILIR KAPILAR

Alır seni korum damla damla
suyuma, ekmeğime, aşıma,
kaygıma, sevincime, acıma,
umuduma, sabrıma, gücüme

Alır seni bölerim parça parça,
dağıtırım topraklara, denizlere, geceye,
Açılır her sabah kapılar gözlerinde,
girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye



A.KADİR


Nephthys 2 Nisan 2007 13:00

.Özleminin Karanlık Yüzü



Nasıl özledim güzel gözlerini
Bir bilsen
Onları andım yine dün gece
İçtim, sarhoş oldum bir iki derken.

Gecenin kaçıydı bilmem
Saatlere dargınım bu aralar
Göz kapaklarım ihanet ediyordu
Uyku üstüme üstüme yürürken
Gece mi hain,
Yoksa hayalini mi kıskanıyor uykular
Yenik düştüm işte
Tam da ellerini tutacakken.

Hep aklımda sen
Yine seni özleyerek uyandım
Ben kokuna hasret
İncecik belinden mahrum kollarım.
Hayaller yaya kalıyor
Rüyalar yavan
Bir arzu ateşi
Kuşatılmışım çepe çevre
Zerre zerre yanmaktayım.

Sana çok susadı yüreğim
Kızılırmak olup aksan
İnan damla damla içerim.
Suç değil seni özlemek, ceza asla
Ama bir engerek tarafından
Her gün defalarca sokulmaktayım.

(Son çıkış)
,
Sami Bağcı


Misafir 2 Nisan 2007 13:18

Önce Vatan

Bu toprağa nice canlar verildi,
Haindir ülkemi satan diyorum,
Zalimler ordusu yere serildi,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Toprağını sürdüm ekini biçtim,
Ekmeğini yedim suyunu içtim,
Asker olmak için sıraya geçtim,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Bir elimde silah birinde kuran,
Geldi diyorlar bak şehitlik sıran,
Babam bile olsa karşımda duran,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Gözümü kırparda durursam beri,
Korkarda bir adım atarsam geri,
Kalbime saplayın tüm süngüleri,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Mehmetçik sınırda nöbet tutuyor,
Bütün sevdikleri rahat yatıyor,
Kalbi vatan vatan diye atıyor,
Önce vatan sonra vatan diyorum.

Ağlamasın anam ağlamasın yar,
Vatan için ölmek olurmu hiç ar,
Size ahirette şefaatim var,
Önce vatan sonra vatan diyorum.


NiliM 2 Nisan 2007 13:20

KIRLARA VEDA

Gözyaşlarının gücü vardı eskiden
ırmak yüklü adamlardır, tuz katarlarının ardınca giden
gölgemizde damlaların bıraktığı izlerden
açılırdı hayal, tuzun sudan bukağısı çözulurken

Utanır arınırdık şehirde fazla kalmak suçundan,
akıl danışırdık yağmura, nasıl döneriz
evlerimize doğru yollarından,
nasıl fener yapıp kemiklerimizden, tütsüleriz
gecenin mor arılarını çıkınca kovanından.

Çoraksa gece, saçlarda yıldız, gözlerde yine yağmur,
sarı bir zaman dilimi gibi fenerler
(mum yanar, yağ dolanır, mumyalar toprağı çamur)
kandaki yaralar gibi gülün ağrıttığı dikenler,
ardımızdaki yoksul ve yerli bir söylenti...

Böyle yürürdük ateşli ekinler gibi menzilsiz,
Yoktu buğdaya un olmaktan ötesi
bulgur çeken kadınlardan doğduk ya biz;
güneşi taşta sırmalayan o kırıntı bilgeleri,
aya bakan sundurmalarda çatlak topkulu annelerimiz,
sıcak bağımsız, güleç mısırımız, dindar soğan tilmizleri;
topuklar, ah o topuklar ve kerpici terkedişimiz.

Kızıl toprak ve iri saman, yani Allah'ın harcı
gözyaşlarının gücüyle eskiden
serin eviçlerine sarı bir mahremlik sunardı,
yağmur bir dua gibi geçerdi pencerelerden,
yetim insan toprağın vicdanıyla doyardı.
Demem o ki, gözyaşlarının gücü vardı eskiden.



ADNAN ÖZER


Nephthys 2 Nisan 2007 13:24

Çekeceksin



Yırttım mutluluk defterini
Kapattım gönül penceremi
Aldım hasretlik kalemini
Onun la yazıyorum dizelerimi

Aldanmakmı zor inanmakmı
Gülmekmi zor ağlamakmı
Yoksa seni sensiz yaşamakmı
Aşk kentini yıkıp dağıtmakmı

Ne farkı var ki ecelden bu aşkın
Beni arayıpta teselli verme sakın
Aylarımıda yıllarımıda sen çaldın
Dinmesin seninde hiç göz yaşın

Bu ettiğini çekeceksin
Yaradandan aşk dileneceksin
Sende mutlu bir gün görmeyeceksin
Mahşer günü hesabını vereceksin
Yaptıklarını çekeceksin


Yılmaz Karamersin


Mystic@L 2 Nisan 2007 14:43

aşk mıdır söyle
seni sensiz yaşamak
yokolmak sensiz sevişmelerde

uykusuz bu gece
sensizlik ülkesinin sessiz
boğucu karanlıkları içinde
sular gibi yalnızım
sular gibi kimsesiz

akıyorum toprağı ve havayı soluyarak
sensin diye

bu gece bu gece
allahlar kadar allahsızım
uzaklardan gelen köpek havlamalarına
yağmurun son damlalarına
ağaçların en incecik dallarına
tutunacak kadar yalnızım
Celal Kabadayı


BARIŞ 2 Nisan 2007 15:12

Önceleri...
Özgür, öylesine yeşil yeşildin;
İşte o zamanlardı, körpe, taptazeydik de,
Umutluyduk.
Diptiri vücutlarımız vardı.
Evren aynalarına bakmaya,
Dayanamadığımız;
Bir kuşku, bir korku,
Susayan dudaklar vardı
Yaz, kış özgürlük kokardı ya saçların,
Tüm kalplerde yaşayan,
Bir gezgiydi o.
O, karanlık gecelerin umuduydu da,
Sevinçliydik...
Tek bir mevsim sanmıştık zamanı,
Biz mi aldandık;
Güz mü geldi?
Dökülen yapraklar sarı san,
Bir mevsim çöküntüsü gibi,
Tabut ardından gidercesine asfalt yolu!...
Yüzler solgun

Umutlar bitik bitik,
Bozulmuş, motorsuz bir tekne,
Mavi enginler içindeyiz şimdi.
Ne yeşil bir ot, ne bir çiçek,
Ne de bir ses duyulur dallarımızda.
Hep doğan güneşi seyrederken;
Doğmadı umutlu bir gün,
Mutlu bir yarın diye,
O günden beridir;
Hep ağlarım.
Hep aynı masal, aynı şarkı,
Rüzgârın dilinde.
BtZÎM EVREN bu!.
Dönüşü hep doğrudan BATIYA,
Bir öyle, bir böyle.
O ebedî aldanıştan beri...
Şimdi de;
Bir yolculuk var.
Bilinmeyen doğuya;
Yolculuk.
Doğacak güne,
Yolculuk var da;
Hep sorarım, NÎYE?

Efrahim Halil


NiliM 2 Nisan 2007 15:51

AÇIK

Biz hep açık konuştuk.
Gökyüzünden maviydi sözlerimiz.
Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik,
Uçarıydık. Gözlerimizde
Şavkıyan parıltılar gibiydik.

Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik.
Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi.
Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik,
Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik.

Biz buğday tarlalarında buğday,
Ağu yeşili bahçelerde ot,
Trenlerde düdük sesiydik.
Yıldızlara çobandık, değirmenlere su,
Bozkırlara bulut gölgesiydik.

Seller aktı gitti. Biz kaldık.
Bulutlar uçtu gökyüzünden.
Rüzgarlar darmadağın etti.
Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden.
Akıl da bulutlar gibi çekip gitti.

Nerden bilirdik, çalışmaktan
Kocayacağını sevgililerin,
Yaşamanın güzelliği kadar
Hoyratlığını, bezginliğini...
Biz kaldık, koyup gitti bahar,
Her şeyi nerden bilirdik.



Cahit Külebi


scanner_11 2 Nisan 2007 15:53

ACILARIMIN BAŞKENTİ

"Ben kaybettikçe kazandım çok şeyi
Sense kazandıkça kaybettin herşeyi"

Ey! acılarımın başkenti !
Ey! gecelerimin cinneti !
Öyle kolay olmayacak gidişin
Daha ilk adımında sendeleyeceksin
Bir yangın yayılacak parmak uçlarında
Bu şehrin buz tutmuş duvarlarına
Göreceksin
Gezdiğin bütün sokaklarda
Düşlerim takılacak ayaklarına
Titreyeceksin.

Ey hayallerimin kaçağı !
Ey gönlümün sustalı bıçağı !
İlk darbeyi hatıralar saplayacak sırtına
Bütün şarkılara küseceksin
Sahipsiz mezarlarda bulacaksın ikimizden kalanı
Ve bir duvar gibi çarpacak yüzüne
İrkileceksin.

Ey yalnızlığımın miladı !
Ey uykularımın celladı !
Önce kendi yalanların hançerleyecek seni
Sonra "keşke"lerin
Bir kar yangınında buzlar misali çözüleceksin
Gözlerinden kara yağmur gibi dökülecek pişmanlığın
Tükeneceksin

Ey çığlıklarımın sireni !
Ey ömrümün kara treni !
Köhne bir istasyonda
Tek kanatlı bir kuş konacak omuzlarına
Kırdığın bir kalbi bırakacak avuçlarına
Şaşıracaksın
İşte bu son durağı olacak kaprislerinin
Delik deşik bir hasretle düşeceksin kaldırımlara
Ellerin bile elvermeyecek sana
Ayakların çoktan çekip gitmiş olacak
Gözlerin en uzak yıldızlara takılacak
Ve yıkılacaksın
Bir sen bir de o taş kalbin
Kalacak sokak ortasında
kaderinse yaşlı bir çöpçünün yorgun ellerinde
Sızlayacak
Belki biraz geç olacak ama
İşte o gün
Kimi kaybettiğini anlayacaksın.


A.Selçuk İLKAN


Misafir 2 Nisan 2007 17:02

Seni Özlüyorum Ölüm!..

Seni Özlüyorum Ölüm!..

Hazmedilmemiş düşmanlıklar her yanımda
Sonradan geçmiyor kar taneleri
Öncesinde yaşıyor zamanın
Durduğu yerden bakan yüreklerin külleri soğumuş
Laf asılmış pervazlara kışlık katık diye
Yetişemiyorum meleklere
Yemeğimi çiğniyor ulu çınarlar
Sessiz durmuyor senfoniler damarlarımda
Hep aynı telden bam telinden vuruyor
Darmadağın şimdi cümleler
Yüzsüz kağıtların utangaç yanlarında
Arzuhalim mecalim elimde sazım...
Yaramaz çocuktum bittim yokluğum
Can verdiğim geceler nerdesiniz
Susmasam ve konuşmasam da
Ağlamak evrenin cevherinde belki
Döne döne yansın gözyaşlarım
Seni özlüyorum ölüm
Sana sessizliğimi adıyorum..

Bülent Özdemir


Mystic@L 2 Nisan 2007 21:10

Yalnızım aşk mıdır söyle
seni sensiz yaşamak
yokolmak sensiz sevişmelerde

uykusuz bu gece
sensizlik ülkesinin sessiz
boğucu karanlıkları içinde
sular gibi yalnızım
sular gibi kimsesiz

akıyorum toprağı ve havayı soluyarak
sensin diye

bu gece bu gece
allahlar kadar allahsızım
uzaklardan gelen köpek havlamalarına
yağmurun son damlalarına
ağaçların en incecik dallarına
tutunacak kadar yalnızım
Celal Kabadayı


Misafir 2 Nisan 2007 22:11

Neyse O

Saçmalık diyor
akıl
Neyse o işte diyor
sevda

Mutsuzluk diyor
hesap-kitap
Acıdan başka bir şey değil diyor
korkularım
Umutsuz diyor
öngörü
Neyse o işte diyor sevda

Gülünç diyor
onur
Düşüncesizlik diyor
dikkat
Olanaksız diyor
deneyim
Neyse o işte diyor sevda.



Erich Fried


Mystic@L 2 Nisan 2007 23:26

Acele Eden Ecele Gider

Gunes acti, uzun surmedi
gozle gorulmuyor

Cocuk okula basladi, uzun surmedi
bir yerde calisiyor

Ruzgar esti, uzun surmedi
yaprak kimildamiyor
Delikanli oldu
ev gecindiriyor

Kar basladi, uzun surmedi
sular akiyor

Karisi iyilesti, uzun surmedi
timarhanede yatiyor

Agac buyudu, uzun surmedi
sobalarda yaniyor

Emekli oldu, uzun surmedi
kadavrada bekliyor

Süreyya Berfe


Nephthys 2 Nisan 2007 23:46

. . Lavinia

. Sana gitme demeyecegim.
Üsüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanimda kal.

Sana gitme demeyecegim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
Incinirsin.

Sana gitme demeyecegim,
Ama gitme, Lavinia.
Adini gizleyecegim
Sen de bilme, Lavinia.


1957


.
Özdemir Asaf


arwen 3 Nisan 2007 00:54

Ya sen yoksan?
Ya gittiğim yollardan,
Geriye dönersem.
Ya yolun sonunda,
Beni beklemiyorsan,
Boş yere katlanıyorsam,
Hayatın çilesine! ...
Her sabah uyanıpta,
Yine sensiz kalıyorsam,
Ya sen yoksan?
Uykunun koynuna,
Sensiz dalıyorsam...
Ya ben ölüyorsam...
Ya seni değil,
Toprağı sarıyorsam....
Ya sen yoksan?


seda ahmet


Misafir 3 Nisan 2007 01:27


içeriden





-gizli sevdim
düştüğümü herkes gördü-




bir kapıyı çalmaktır hayat
karşına çıkansa kader


demli bahçeler vardı
peteğinde yüreğin gül şarabı
ıslığımız muhayyer
bir de çam kokusu
ilk fasıl muhabbet
eskidiler...


dilesem şimdi seni
gün olsam gülüşüne
düne gitmiyor takvimler


bağbozumu düşler vardı
şafağında ölümün tütün sarısı
cebimizde hanendeler
dilimde musiki
bir de gözlerin


gittiler...



Ferhat Gülsün


Nephthys 3 Nisan 2007 01:32

aklımın levhasında al
senin resmin çekildi
bir kaç yıl önce
sen hapishâneden serbest bıraklınca
zamanın kamerasıyla
bugün bile taptaze dikildi.
tarihin adını yazdığı


dudaklarında oynayan o gülüş
ebediyyen yaşayacak.
çeyrek yüzyıldan daha fazla
göz yaşları yayılıyor
siyah hayatların esaretinden
bu bahçenin ortasına bir sen düştün
bu senin yumuşak esen bir frişka ile
ellerini ilk kez çırpışındı
ışığın şualarıyla senin
ilk sulh müzakerendi
bu gül ile senin
ilk diyaloğundu.
ağzından çıkan bir tek söz
üç yüz yıllık aşağılanmamızı durdurdu.
konuştuğumuz dillere
yüzlerimizde taşıdığımız renklere ve
damarlarımızda beslediğimiz atalarımızın kanlarına müracaat ederek
hiç kimse kimseden üstün değildir
ne de kimse değersiz
insan insan olduğu için asildir
doğrusu senin hapisliğin
tüm dünyayı özgürleştirdi
bu hakikaten bir sevinç festivalidir
bu festivalde senin ismin söyleniyor
hayat seni çağırıyor
bu senin için dans etme zamanıdır
bu benim için dans etme zamanıdır




PARVEEN SHAKİR / NELSON MANDELLA
İÇİN BİR ŞİİR


Misafir 3 Nisan 2007 01:37

AKS' İM




Düşme
Atla
Su yanar
Toprak yanar
Vakti geldiğinde
Kundaklanır anılar

___________
Kül kül döküldü
Kadın teninden
Önce



Teşhirde ruhunu şımarıklığından
Rüzgâr havalandırsın eteğini
Özenle ojeli tırnakları
Sırta yol yapıyor
İçe kin doluyor
Terle atılıyor öç


Cinsin cinse düşmanlığı


_________
Naralarım duyulsun ıssız sapsız sokaklarda
Kimse düz çizgide yürüyemez ayakları yere basmadıkça


Ayben ÇEVİK


arwen 3 Nisan 2007 01:37

Bazı geceler,
Kocaman bir ay asılırdı pencereme.
Sen girerdin içeri.
Pazen yorganımı,dolunaya batırıp
Üşüyen kollarıma çekerdin.
Onun için değilmi annem,
Hep sıcak kaldı yüreğim.
Çatlayan ellerim,
Senin kurabiye kokulu,
Avuçlarında soluklanırdı.
En mutlu düşlerimi,
Başım göğsünde çukurlaşırken,
Dünyanın en güzel yeli,
Saçlarımda dolaşırken görürdüm.
Pazar çantasından,
Bakır tencerenin kızılına karışan,
Pembe köpükleri odamıza taşan,
Çilek reçeli kokularıyla,
Baharı getirirdin evimize.
Ders kitaplarının başında,
Hep kıyımızdaydın.
Bazen kareköklerin içinde,
Bazen bir şiir aralığında,
Uyur kalırdın bizimle.
Ah annem...
Sobada, kızartılmış ekmeklere
Sürerken sevgini,
Uykusuzluğunu,
Yeni sabahlara uğurlardın.
Benim papatya saçlı annem.
Ben hala,senin diktiğin
Bez bebekle uyuyorum.
Çünkü, o sen olup içime akıyor.
O da kurabiye kokuyor.


müzeyyen atvur


Misafir 3 Nisan 2007 01:54


Bekleme Beni


Sersefil haldeyken karşıma geçtin
Utanıp çevrenden saklama beni
Başıma olmadık belalar açtın
Suçlayıp suçlayıp aklama beni

Git artık gezinme damarlarımda
Sevda masasının kumarlarında
Harcanan gönlümün son anlarında
Ölüm döşeğimde yoklama beni

Kapanan kapıyı kalbim açamaz
Yüreğim sevgiye değer biçemez
Yaralı gönlüme sözüm geçemez
Geri döner diye bekleme beni



Havana Bozkurt



Saat: 15:47

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık