![]() |
MEVSİM HAZAN / DİLDE HÜZÜN Günün soluğu balkon Engin mavi çiçekler Sararmış göğün yüzü Kırlangıçlar tavafta Son bulutlar da aktı Soğudu işte güneş Boşluğa düştü sesi Yorgun çıngırakların Özgürlüğün arabası sırçadan Koşar dörtnal zayıf atı Korkusunu kırbaçlarken Sürücüsü durmadan Gün bitti mevsim hazan yapraklar Taze ceviz satar surda bir şopar Ey yazıcı uyuma ateş altında dünya Kan ağlar yüreğin gece sabaha değin İnsanlar ne yapar ya çocuklar ya kadınlar Gün bitti mevsim hazan dilde hüzün AYDIN HATİPOĞLU |
Sus İndi Gecelerine... ****um ismail sarıgene Susma Sevgili.. Beni uçurumlarda ağlıyor bulmuşken Susma!.. Alevle yakılmış kelimelerinin biri bitmeden, Diğeri saplasın ciğerlerime.. Her kelimen ayrı bir hançer acısı versin yüreğime.. Yüreğinde yara bağlamasın çıplak öfkelerin, İçinde kalmasın en gariz küfürlerin.. İşte bedenim burda, Dilinin ucunda ne varsa say sayabildiğin kadar.... Boynumu yalnızlığın ayak ucuna bükmüşken, Beni " bende " bu kadar zayıf yakalamışken, Ez, ezebildiğin kadar.. Öfkelerini kus avuçlarıma.. Ölüm fermanlarını sun yaralı canıma.. Kendim düşmüşken uçurumlara, Kendi yarınlarımı kendim hançerlemişken, Bir de sen vur, vurabildiğin kadar... Tek bir kelime etmeden vur boynumu.. Hayatında biriktirdiğin öfkelerin hesabını.. Fütursuzca benden kes sevgili!.. Mahşere kalmasın hesabın.. Hançeri al, gözlerime sun.. Giderken son hediyen olsun kanlı hançerin.. Vur vurabildiğin kadar Sevgili!.. Hakkın varsa eğer hesabın mahşere kalsın sevgili!.. Yok kalmasın diyorsan; Bana gelen yolu, Ve yüreğimin adresini biliyorsun.. Öfkelerini beline kuşanıp çık karşıma!. Doğrulttuğun namluya, Yüreğimi usulca sürmezsem namerdim. |
Hasret Seni çok,çok seviyorum Ayrıldım gülemiyorum Sensizliği çekemiyorum Bitsin artık bu hasret Hasret,artık çekilmiyorsun Hasret,bitip tükenmiyorsun Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun Hasret,yok olasın hasret Her gün ağlar gözlerim Titrek çıkar sözlerim Uzanmıyorki ellerim Hasretlik zor sevgilim Hasret,artık çekilmiyorsun Hasret.bitip tükenmiyorsun Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun Hasret,kör olasın hasret Hasretlik yaktı bizi Soldurdu güllerimizi Mahvetti gençliğimizi Biti ver artık hasret Hasret,artık çekilmiyorsun Hasret,bitip tükenmiyorsun Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun Hasret,ismin batsın hasret Sabri Aksu Sabri Aksu |
Şimdi yoksun Seni dilediğim gibi düşünebilirim artık Tutar ellerini öpebilirim uzun uzun Kimseler ayıplayamaz beni Yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar İşte gözlerin işte dudakların Senin olan ne varsa karşımda duruyor Ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık Sevdiğim şarkıları söyletiyorum dudaklarına Ve hoyrat ellerimle seni Her gün biraz daha güzelleştiriyorum Bütün resimler sana benziyor Hayret Bütün aynalarda sen varsın Nereye gitsem Peşimden geliyorsun Şimdi sigarasın dudaklarımda Biraz sonra beyaz bir kağıt Ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın Kimse yokluğunda bunca sevilmedi Kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar Saçların böyle daha güzel Sen daha güzelsin Gelecek mutlu günlerin ışığında Her şey daha güzel Ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim Ve seni bin yıl daha Ayrılıklar içinde sevmek isterdim Ama biliyorsun nihayet ben de insanım Umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor Hiç gelmeyeceksin sanıyorum O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime Katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi Yalnızlığımdan utanıyorum Belki karşımda değilsin yanılıyorum Bu gözler senin gözlerin değil Aldatıyorlar beni Karanlığın gözleri olmalı bunlar Bana böylesine keder veren Gülmeyi, yaşamayı haram eden Bir karanlığın gözleri olmalı Öyleyse sen hiçbir yerde yoksun Sana hiçbir zaman yaklaşamayacağım Yalan bu geçici sevinç, bu nur, bu ışık Bu karanlığın ortasında yanan alev gözler Bu bir kadeh içki gibi aydınlık Beni sevmesen ölürdüm Beni sevmesen bir çakıl taşıydım şimdi Beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım Kördüm bir ot kadar Ölümden acıydım ölümden beterdim Beni sevmesen Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim Ne dedimse inanma Seni değil kendimi aldatıyorum Sen istediğin kadar Varlığın ta kendisi ol Ölümsüzlüğün ta kendisi Ben günden güne yok olmaktayım Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana Anlamıyor musun? Gökyüzü güneş olsa Sensiz karanlıktayım… Ü.Yaşar Oğuzcan |
Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım, Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir. Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir, Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa, Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi, Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa. Bir camın arkasında açılıyor güllerim, Havuzum pırıl pırıl... yıkar bakışlarımı. İşler temiz ziyalar suya nakışlarımı; Ruhumun dünyasından eser tahayyüllerim Rüya rüzgarlarında bir yaprak yalnızlığım Düşüncem bir neydir ki ürperir perde perde Belki bu mısralarım esecek gönüllerde Fakat herkese uzak kalacak,yalnızlığım. FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA |
Kurşun gibi çöktü aklıma sensizliğin Mil çektim seni, bak gözlerimdesin İki aydınlık gün gibi gecede Henüz sırlı bir hecede Unutulmuş, cevapsız bir bilmecedesin Sekiz adımmış saltanatla musalla Bir kulağın ezan, bir kulağın sala Acısız, dumazsız tütüyorsun canımla Güvercin gözlerinle, yusufçuk bakışınla Deliyorsun da ecel burcumu Üflüyorsun suruna israfil kanadında Kırıldı kederinde kalem Kurudu mürekkebinde zaman Eriyor akrebin zehriyle bulutta yelkovan Soluyor yüzümde ecel gibi fersiz güneşle akşam Özlüyor ıssız sahilleri perde perde yosun Bir çığ gibi akıp geçmiş damarımdan yokluğun Naaşım gibi düştü tabutuna cansız hokkam Tabulaştırmışım seni, yok yokluğun Gönül,bir sende yaşıyor unutulmuşluğu Siliyor mateminden kifayetsiz boşluğu Kuşatmış ruhumu atmosfer gibi hüzün Yaşanmış bir ömür gibi acılı ve ıslak yüzün Besliyor asırlardır bir bulutu sana susuzluğum Güneş oluyor her felekte ayrı uykusuzluğum Mıhlanmış gözlerinle dağ gibi elem ve keder Közde filizlenmiş nar gibi asude kızıl Mızrak olup kanla yıkanıyor yokluğun Aklımda sana dair her şeyi Günübirlik unutuyorum Attım oltamı batıyor şamandıram Taşplaklarda mikrofon bitti Birleştirdim avuçlarımı Sağ elim on sekiz, sol elim seksen bir Dudaklarımda mavera bitti Sönüyor kutbumun senli yıldızı Çıktığım seferlerde deniz bitiyor Hep kış oluyor hep kış, bahtımın yazı Hey hat! olabilseydi bir kez olsun ömürde vuslat Sensizliğin acı su katılmış kahvesine inat Kırıldı elimde fincan yokluğun düştü ramazan adil uysal |
|
DÜŞMEK... Ölüme düştü akşam tülbentten süzdüler bataklığı öksüz bir arı kuşu kaldı. Dalgaya düştü deniz unutup tuza döndü koynundaki balığı Maviye düştü kırlangıç kanadı bulutla oynuyor düşler ışık yokluğun öbür adı. Sevgi çağırınca düşmez savur umutlarını yele göğe yükselsinler hele. A. KADİR BİLGİN |
Her Şey Sende Gizli Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kâr sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. .......... |
E y ü p İstanbulun fethiyle anılır adı Tarihler boyunca hiç unutulmadı Ensariden bizlere yadigar kaldı Sessizdir sakindir huzurludur Eyüp Her köşesi bir tarih bir efsanedir Kalplere nur veren ziyarethanedir Orda dua orda niyaz halisanedir Sessizdir sakindir huzurludur Eyüp Mavi Haliç sahilinden gezerek gelin Mihmandarın türbesinde dualar edin Piyerlotiden bakıp şehri seyredin Sessizdir sakindir huzurludur eyüp Nihatİncekara |
Güze Doğru Karariverdi akça sazlar, ham kocayemisler Yaz mi bitti güz mü bitti Baktim koynumda bir yetim egrelti Ve sunca yildir bagrima bastigim düsler... Öz kentimin ötesinde bir bagriyanik tepe Kucaklastik öptüm onu -öyle de bembeyaz ki. Simdi içimi döküsüm ayiplanamaz ki Bu salt insanogluca bir yapi Yasamin bir adi da bence öpü. Feriha Aktan |
Ben Hiçkimseyim Herkes gibi davranma bana, Yanlış yaparsın, ama anlayamazsın. Anlam veremezsin, tepkisiz tepkilerime. Çünkü ben farklı denizlerde yüzmeyi severim. Farka, fark atmayı severim. Anlamsızca bakmanı isterim yüzüme. Sevmem tanınmayı, kıyıda yalnız başıma, Yalnızca seninle kalmak isterim her fırsatta... Herkes gibi davranma bana, Bilmessin, sana nasıl şekil verdiğimi. Daha önce aldığın, sonuçları alamazsın, Tabu olmuş, basit ve sıradan hareketlerden. Tabuları, yıkmayı severim... Çünkü bilirsin sevmem sıradan olmayı. Akıl alma, beni benden başka kimse bilmez, Dedim ya! sevmem tanınmayı, severim yalnızlığı.. Herkes gibi davranma bana, Ben daha öncekilerden farklıyım. Dedim ya! herkes gibi davranma bana, Ben herkes değilim güzelim, ben hiçkimseyim... Eyüp Çiftçi |
Telasli Penguen . Askimiz bitti yuregim burkularak soluyorum bunu cunku bir yangin kovasinin icindeki durgun suda beyaz bir kelebegin bogulmasi gibi garip oldu sonu Ask ki ay degil gunes tutulmasidir diyordum dudak bukuyordun bana oysa ilkokul bahcesindeki cocuklar ellerindeki isli camlarin ardindan guluyorlardi sana Inanmamistin askin bir elbise hirsizi olduguna ama kosesinde kedinin uyudugu bir yatakta cirilciplak birakmisti her ikimizi de Giderken bir buzdagi gibiydin sicak sulara dogru yuzen ve dorugunda bir cift bale pabucunun asildigini soluyordu eteklerindeki telasli penguen Bakakaldim bindigin taksinin ardindan onlar ki her mevsim sari birer sonbahar yapragidir terk ettigin kentin sokaklarinda ruzgarla savrulan . Sunay Akin . |
Karariverdi akça sazlar, ham kocayemisler Yaz mi bitti güz mü bitti Baktim koynumda bir yetim egrelti Ve sunca yildir bagrima bastigim düsler... Öz kentimin ötesinde bir bagriyanik tepe Kucaklastik öptüm onu -öyle de bembeyaz ki. Simdi içimi döküsüm ayiplanamaz ki Bu salt insanogluca bir yapi Yasamin bir adi da bence öpü. Feriha Aktan |
İstanbul'u Düşünüyorum İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhanelerıyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geciyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. Orhan Veli kanık |
Birgün buralardan gideceğim nüveylâ Toprağın üzerine bir gül uzatarak Ufkun dolaplarından çıkartıp kasketimi Gözlerinden dökülen yağmura tutarak Bu benim son yolculuğum nüveylâ İçimdeki gitme arzusunu yenemedim Senin yanında kilitlendi yaşamın dili Sana kendimden hiç söz edemedim Ethem Vayvaylı |
SOLFASOL OTOBÜSÜ Haydi gel, bir kere daha deniyelim, Mutluluk hakkını kaptırma başkasına. Solfasol otobüsüne binelim sıkışıktır, Yakın olmanı istiyorum bana. Asu gel, bir kere daha deniyelim. Bu otobüs en kalabalık, en coşkunu, Yollarda hemen her gün kaza, Ama olsun, biz yine ona binelim. Şöyle geç, hem biraz daha sokul, Duymak isterim o kızoğlan kokunu. Senin ellerin ne küçükmüş ki, Tuttuğun bir ölü gövde olmasın. Derin nefes al, geleceği düşün. Bilincini sık, yaşlar dolmasın, Senin gözlerin ne büyükmüş ki. Asu gel, bir kere daha deniyelim. Asu gel, solfasol otobüsüne binelim. Ali Cengizkan |
ALLAH AŞKINA SÖYLEYİN BANA Yazmam artık aşkı inanmam ki yazayım Eski bir oyun öğretilen Ferhat ile Şirin Leyla ile Mecnun var mı gerçekten bir hayal ürünü bir serap sevenlerin gördüğü bir halisinasyon bir rüya aniden uyanılan yaşadıkların kar yaşayamadıkların ertelenmiş başka seferlere bir kalbe kaç kişi sığar bu devirde sanırım sayamayız bence biri evde biri pc de biri belki muhallebicide say say bitmez ki yazmaz benim kalemim bu aşkları ben yazarım Allah aşkı o sever beni günahlarıma rağmen sabırla bekler iyi olmamı erteler cezalarımı Allah dediğimde hep yanımda var mı başka seven SÖYLEYİN BANA ALLAH AŞKINA ............................ Fulya Aydın |
UNUTULMAYAN Ah! Unutulmuş bir heceyim ben Nice demlerden, nice tenlerden Dünya bilmiyor gerçeği Acının gerçeğini Sabahı özleyen en uzun gece kadar Dönmez o suyun yüzü tersine Ne yalvarmalar, ne şarkılar Ölçemez hayat akan kanını Yeryüzü konuşur gönlüm ağlar Susarsa sözün sözüm kalır Dönülmez gülün akşamına dönerim Kaç şiirin yalnızlığı benim terim Konuşur gerçek o zaman geçmiş ağlar Ben dururum kalbimle hayatın karşında Toprağa, göğe ve ölüme karşı Yitirilmiş bütün aşkların namusuyla Ne kalır unutulmayan insan kadar. Yelda Karataş |
suları boğdu dalgalar ... ses hoyrat sevinç yılgın şakaklarım sonbahar II "muhbiri çoğalmış sevdanın" yapışmış tenime ter elime kir sessizliğin ortasında bir deli rüzgar akşamdır avuçlarında marmara’nın akşamdır şiire karıştı sular sularda çoğalır sevdalar ellerim ah! ellerim nasıl anlatsam gece gece kokuyor çocuklar Yılmaz Odabaşı |
BAĞIŞLA BENİ AŞK Bağışla beni aşk Henüz arınamadığım korkularımdan Selamını alamıyorum Dünlerin ayazına düşmüş Ölü sevdaların kırkı çıkmadı daha Ay yanığı izleri taşıyor tenim Masumiyet titriyor dudaklarımda İzninizle Kadınlığımı çıkartıp üzerimden Ihlamur kokulu bahara uzanıp Dinlence istiyorNice gidenlere veda eden Yorgun bedenim Ar yok Vaktidir yüzleşmek çıplaklığımla Gururu asıp darağacına Huzurun omuzuna yaslanıp Setretmeli şimdi Ötelerdeki özlemleri Bazen siyah Bazen de beyazdır yaşam Bana biraz zaman ver yüreğim Az dinlenmeliyim Ve yeniden uyanıp Coşmalıyım aşka Şimdi Şimdi izninizle uyumalıyım. ............................... Figen Yarar |
ENKAZDA FOTOĞRAF ARAMAK Yüzü gülerdi günün Kenetlendiğinde ellerimiz Şarkımızı söylerdi doğa Yarım kalmış çocukluğuma Uçurtmalar armağan ederdi gözlerin Erik dalları daha erken karbeyaz Değirmendere sahilinde geceyi inceltirken Biz değil miydik Başı yıldızlara değen Biz değil miydik Dudağımıza değen biranın Alkolünü yükselten Sonunda çatladı aşk vazosu Su tutmuyor yeniden var oluşum bile Yaşamçiçeğim kuruyor düşlerimin önünde İhsan TOPÇU |
YÜREĞİNDE YER VARMI ? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Hisset! Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde Dolaşan damarlarımı... Hisset damarlarımın, kanımın Seni aramak için Deliler gibi dolaşmasını... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini? Gönlümde esen rüzgârları dinle... Nefesimi tutmasam Gözlerindeki derin ovalarda titreyen Bütün yeşillikler kül olur, Sazlar büyür simsiyah, Kuruyan gözpınarlarında... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni. Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere... İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgârım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim! Yüreğinde yer var mı? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin Üzerine düşen yaprak gibi; Düşürüyor musun gülüşlerini Ve öpüşlerini sesimin üstüne? Akıyor musun benimle beraber, Akıyor musun yıldızlara doğru? Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız? Neden her üşüyüşümde Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma, Neden eriyip kayboluyorlar? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum... Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni... Hisset! Hisset, damarlarımdaki kanımın, Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını... Söylemiştim değil mi? İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz... Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgarım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim. Yüreğinde yer var mı? Muammer Erkul |
okyanusun ortasında karşılaşan iki gemi gibi, sonsuzluk içinde kesişti rotalarımız, yavaşladık ve selamladık birbirimizi, ardından, belki de hiç görüşmemek üzere, bizi bekleyen limana doğru kırdık dümenlerimizi haşim türker |
KAVGA Bir kavga İçimde,taaaa en derinde Yaramaz,çılgın kız çocuğu Lütfen artık söz dinle.... Hayır hayır dinleme, Sen sahip olduğum en deli, En bebek sevgili... Haydi koş istediğin yöne, Seni besleyip büyütmek varken Öldürmek niye? Sen ki! Umursamadın dünyayı Sana öfkeyle Sana nefretle bakan gözlere inat Doludizgin yaşadın,onların yaşayamadıklarını... Neden? Neden bu çelişki? Umut neden yanlış, Zevk almak yaşadığın her andan Neden,suçlanır ki insan bundan? Gül içimdeki bebek Asık yüzlere inat, Koş içimdeki melek Duran,durağan hayata inat Kendine, Sevgiye Sevdiğine İnanarak..... ............................... Funda Bilgili |
Sustum…………… çizgiler bırakmıştı…..silik zar zor duyumsanan bir soluktu…… sessizce geldi ve sessizce gitti……. tüm zamanlarda, bırakarak izini….. kazıdım duvara belli belirsiz, bir ağlamaktı…benimkisi…. kazıdım gözyaşlarımı…….. sustum…….. lirik bir öyküydü bekleyiş….. tutsaktı gözlerim kapıya…… ve esrik duruşum sığınmıştı zamana…….. nazendeydi sevgi……… sustum…… yılkı atlarının, rüzgarına katıp yüreğimi…… 20/03/2007 ege altun |
Nefesim kaynayan hardan lav gibi Yandım gözlerinde, ateşe yandım Vuruldum bak zavallı bir av gibi Kalbimde bir kelepçeyle uyandım Uzaktan tanırım yar kokusunu Seninle yenerim ar korkusunu Gönlüme işlenen aşk dokusunu İdama hükmeden bir hâkim sandım Mecnunum sevdanın çöllerindeyim Vefasız ellerin dillerindeyim Ben aşk ateşinin küllerindeyim Yandım gözlerinde, ateşe yandım Keremle Aslıyı yanarak andım VEYSEL KIZLARKAYASI |
Zülüflerini savurdun rüzgarla gittin Beni canımdan, seni benden ettin Gül bahçeme de acı dikenler ektin Şimdi ağlıyorum senin için yar … Karalar bağladı hasret kalan yüreğim Hoyratça kırıldı benim gönül direğim İsterim sen mutlu ol budur dileğim Şimdi ağlıyorum senin için yar Gönül baharımı da çevirdin hazana İsyanım var acı kaderimizi yazana Seven yüreği anlamayıp kızan kızana Şimdi ağlıyorum senin için yar… Parçalanır oldu yüreğimdeki sevda Seni yaşamadan kaybettim ne fayda Sensiz kaldım mevsimim sonbaharda Şimdi ağlıyorum senin için yar… Yüreğine taktın kelepçeyi açmaz oldun Çaresiz bıraktın can evimden vurdun Bu yorgun yüreğimi umarım duydun Şimdi ağlıyorum senin için yar… orhan çapan |
GİDİYORUM Vakit doluyor gitme zamanı. Doyamadan sana, yüreğimde kalsın son kurşunun. Bir parça sevdayı sardım bohçama, Saklayacağım onu kızıl topraklara. Hoşça kal gözümün nuru, Karacadağda yükselen çoban ateşine yazdım son mektubumu. Nameleri duman duman aksın her gece yıldızlarına. Gidiyorum baygın gözlüm. Uzaklar beni çağırmakta sensizliğe. Soğuk sessiz bir toprak düşer üstüme . Kırılgan bir şarkının notaları zincirlemiş beni. Gözlerindeki bulutları açmaya gidiyorum. Hoşçakal nefesi şiirlere boğulacak yarim___ Yarınlarına öksüz kumrular saçtım. Az sonra ziftleneceğim sokaklara, yalnızlık bıraktım. Gidiyorum, yanakları gözyaşlarına bulanacak yarim. Vakit tamam....... Bir aşkın fidanından çatırdayan dal gibi, Ürkek karanlığın beşiğine düşercesine, Mavi gecenin karanlığından bir yıldız kayıyor, Alaca karanlığın küskün şafağına. HOŞÇAKAL................. MEZARIMA SIZLANIP AĞITLARA BOĞULACAK YARİM. İ.AKMAN |
Bir Gün İstanbul'da Günlerden bir gün İstanbul'da Sabah oldu eşya ışıdı Bahçedeki horoz öttü Horozun öttüğünü duyunca Türkü tutturdu Bir çiçek keyfine göre... İşler bu yola döküldü mü, İnsanoğlu durmaz Yatağımdan kalktım Kahvaltı ettim Geceden kalma ne varsa Ceketimi giydiğim gibi Sokağa çıktım Bir rüzgar esti hafiften Sonra durdu Yağmur çiseliyecek gibi oldu Bir tramvaya atladım Doğru parka gittim Sıranın birinin üstüne Uzandım Gökyüzünü seyrettim Gökyüzü de bir türkü söyledi Gökyüzünün türküsü de Horozunkine, çiçeğinkine uygundu Öylesine maviydi gökyüzü Öylesine derin Öylesine sonsuz Ama bıkılıyordu gökyüzünden Kalktım kahveye uğradım Bir çift söz ederim dedim Ahbap aradım Bulamadım Bulamayınca Elim şakağımda Düşünmeye vardım Derken öğle oldu İş yerleri boşaldı Cümle halkın karnı acıktı Ben de acıktım Bir köfteci dükkanına girdim Köfteler kızardıkça Ortalığı bir duman sardı Bir soğan kokusu Öğleden sonra da geçti aynı minval üzre Yalnız bir aralık Bir sevda yaşadım düşümde Büyük bir caddeden geçerken Bir kadın görünce balkonda Saçları alabildiğine sarıydı Bugüne dek Görmediğim acaip kuşlar havalanıyordu Sabahlığında Sevdalandım düşümde O benden habersiz Akşam gelecek aşığına Hazırlandı durdu aynasında Gönlü sevdayla dolanların Son uğradıkları meyhane Bir yudum aldım da Kendimi buldum kocaman bir denizde Nelerin unutulup gittiği nelerin İzi bile görünmeyen gemilerin Akşamları sokakları dolduran serinlik Bir kahvecinin Kahvesinin bahçesini suladığı Anı hatırlattı bana Bütün gün taban teptim İçimde bitkinlik Akşamı ettim Sabahattin Kudret Aksal |
AÇILIR KAPILAR Alır seni korum damla damla suyuma, ekmeğime, aşıma, kaygıma, sevincime, acıma, umuduma, sabrıma, gücüme Alır seni bölerim parça parça, dağıtırım topraklara, denizlere, geceye, Açılır her sabah kapılar gözlerinde, girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye A.KADİR |
.Özleminin Karanlık Yüzü Nasıl özledim güzel gözlerini Bir bilsen Onları andım yine dün gece İçtim, sarhoş oldum bir iki derken. Gecenin kaçıydı bilmem Saatlere dargınım bu aralar Göz kapaklarım ihanet ediyordu Uyku üstüme üstüme yürürken Gece mi hain, Yoksa hayalini mi kıskanıyor uykular Yenik düştüm işte Tam da ellerini tutacakken. Hep aklımda sen Yine seni özleyerek uyandım Ben kokuna hasret İncecik belinden mahrum kollarım. Hayaller yaya kalıyor Rüyalar yavan Bir arzu ateşi Kuşatılmışım çepe çevre Zerre zerre yanmaktayım. Sana çok susadı yüreğim Kızılırmak olup aksan İnan damla damla içerim. Suç değil seni özlemek, ceza asla Ama bir engerek tarafından Her gün defalarca sokulmaktayım. (Son çıkış) , Sami Bağcı |
Önce Vatan Bu toprağa nice canlar verildi, Haindir ülkemi satan diyorum, Zalimler ordusu yere serildi, Önce vatan sonra vatan diyorum. Toprağını sürdüm ekini biçtim, Ekmeğini yedim suyunu içtim, Asker olmak için sıraya geçtim, Önce vatan sonra vatan diyorum. Bir elimde silah birinde kuran, Geldi diyorlar bak şehitlik sıran, Babam bile olsa karşımda duran, Önce vatan sonra vatan diyorum. Gözümü kırparda durursam beri, Korkarda bir adım atarsam geri, Kalbime saplayın tüm süngüleri, Önce vatan sonra vatan diyorum. Mehmetçik sınırda nöbet tutuyor, Bütün sevdikleri rahat yatıyor, Kalbi vatan vatan diye atıyor, Önce vatan sonra vatan diyorum. Ağlamasın anam ağlamasın yar, Vatan için ölmek olurmu hiç ar, Size ahirette şefaatim var, Önce vatan sonra vatan diyorum. |
KIRLARA VEDA Gözyaşlarının gücü vardı eskiden ırmak yüklü adamlardır, tuz katarlarının ardınca giden gölgemizde damlaların bıraktığı izlerden açılırdı hayal, tuzun sudan bukağısı çözulurken Utanır arınırdık şehirde fazla kalmak suçundan, akıl danışırdık yağmura, nasıl döneriz evlerimize doğru yollarından, nasıl fener yapıp kemiklerimizden, tütsüleriz gecenin mor arılarını çıkınca kovanından. Çoraksa gece, saçlarda yıldız, gözlerde yine yağmur, sarı bir zaman dilimi gibi fenerler (mum yanar, yağ dolanır, mumyalar toprağı çamur) kandaki yaralar gibi gülün ağrıttığı dikenler, ardımızdaki yoksul ve yerli bir söylenti... Böyle yürürdük ateşli ekinler gibi menzilsiz, Yoktu buğdaya un olmaktan ötesi bulgur çeken kadınlardan doğduk ya biz; güneşi taşta sırmalayan o kırıntı bilgeleri, aya bakan sundurmalarda çatlak topkulu annelerimiz, sıcak bağımsız, güleç mısırımız, dindar soğan tilmizleri; topuklar, ah o topuklar ve kerpici terkedişimiz. Kızıl toprak ve iri saman, yani Allah'ın harcı gözyaşlarının gücüyle eskiden serin eviçlerine sarı bir mahremlik sunardı, yağmur bir dua gibi geçerdi pencerelerden, yetim insan toprağın vicdanıyla doyardı. Demem o ki, gözyaşlarının gücü vardı eskiden. ADNAN ÖZER |
Çekeceksin Yırttım mutluluk defterini Kapattım gönül penceremi Aldım hasretlik kalemini Onun la yazıyorum dizelerimi Aldanmakmı zor inanmakmı Gülmekmi zor ağlamakmı Yoksa seni sensiz yaşamakmı Aşk kentini yıkıp dağıtmakmı Ne farkı var ki ecelden bu aşkın Beni arayıpta teselli verme sakın Aylarımıda yıllarımıda sen çaldın Dinmesin seninde hiç göz yaşın Bu ettiğini çekeceksin Yaradandan aşk dileneceksin Sende mutlu bir gün görmeyeceksin Mahşer günü hesabını vereceksin Yaptıklarını çekeceksin Yılmaz Karamersin |
aşk mıdır söyle seni sensiz yaşamak yokolmak sensiz sevişmelerde uykusuz bu gece sensizlik ülkesinin sessiz boğucu karanlıkları içinde sular gibi yalnızım sular gibi kimsesiz akıyorum toprağı ve havayı soluyarak sensin diye bu gece bu gece allahlar kadar allahsızım uzaklardan gelen köpek havlamalarına yağmurun son damlalarına ağaçların en incecik dallarına tutunacak kadar yalnızım Celal Kabadayı |
Önceleri... Özgür, öylesine yeşil yeşildin; İşte o zamanlardı, körpe, taptazeydik de, Umutluyduk. Diptiri vücutlarımız vardı. Evren aynalarına bakmaya, Dayanamadığımız; Bir kuşku, bir korku, Susayan dudaklar vardı Yaz, kış özgürlük kokardı ya saçların, Tüm kalplerde yaşayan, Bir gezgiydi o. O, karanlık gecelerin umuduydu da, Sevinçliydik... Tek bir mevsim sanmıştık zamanı, Biz mi aldandık; Güz mü geldi? Dökülen yapraklar sarı san, Bir mevsim çöküntüsü gibi, Tabut ardından gidercesine asfalt yolu!... Yüzler solgun Umutlar bitik bitik, Bozulmuş, motorsuz bir tekne, Mavi enginler içindeyiz şimdi. Ne yeşil bir ot, ne bir çiçek, Ne de bir ses duyulur dallarımızda. Hep doğan güneşi seyrederken; Doğmadı umutlu bir gün, Mutlu bir yarın diye, O günden beridir; Hep ağlarım. Hep aynı masal, aynı şarkı, Rüzgârın dilinde. BtZÎM EVREN bu!. Dönüşü hep doğrudan BATIYA, Bir öyle, bir böyle. O ebedî aldanıştan beri... Şimdi de; Bir yolculuk var. Bilinmeyen doğuya; Yolculuk. Doğacak güne, Yolculuk var da; Hep sorarım, NÎYE? Efrahim Halil |
AÇIK Biz hep açık konuştuk. Gökyüzünden maviydi sözlerimiz. Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik, Uçarıydık. Gözlerimizde Şavkıyan parıltılar gibiydik. Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik. Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi. Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik, Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik. Biz buğday tarlalarında buğday, Ağu yeşili bahçelerde ot, Trenlerde düdük sesiydik. Yıldızlara çobandık, değirmenlere su, Bozkırlara bulut gölgesiydik. Seller aktı gitti. Biz kaldık. Bulutlar uçtu gökyüzünden. Rüzgarlar darmadağın etti. Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden. Akıl da bulutlar gibi çekip gitti. Nerden bilirdik, çalışmaktan Kocayacağını sevgililerin, Yaşamanın güzelliği kadar Hoyratlığını, bezginliğini... Biz kaldık, koyup gitti bahar, Her şeyi nerden bilirdik. Cahit Külebi |
ACILARIMIN BAŞKENTİ "Ben kaybettikçe kazandım çok şeyi Sense kazandıkça kaybettin herşeyi" Ey! acılarımın başkenti ! Ey! gecelerimin cinneti ! Öyle kolay olmayacak gidişin Daha ilk adımında sendeleyeceksin Bir yangın yayılacak parmak uçlarında Bu şehrin buz tutmuş duvarlarına Göreceksin Gezdiğin bütün sokaklarda Düşlerim takılacak ayaklarına Titreyeceksin. Ey hayallerimin kaçağı ! Ey gönlümün sustalı bıçağı ! İlk darbeyi hatıralar saplayacak sırtına Bütün şarkılara küseceksin Sahipsiz mezarlarda bulacaksın ikimizden kalanı Ve bir duvar gibi çarpacak yüzüne İrkileceksin. Ey yalnızlığımın miladı ! Ey uykularımın celladı ! Önce kendi yalanların hançerleyecek seni Sonra "keşke"lerin Bir kar yangınında buzlar misali çözüleceksin Gözlerinden kara yağmur gibi dökülecek pişmanlığın Tükeneceksin Ey çığlıklarımın sireni ! Ey ömrümün kara treni ! Köhne bir istasyonda Tek kanatlı bir kuş konacak omuzlarına Kırdığın bir kalbi bırakacak avuçlarına Şaşıracaksın İşte bu son durağı olacak kaprislerinin Delik deşik bir hasretle düşeceksin kaldırımlara Ellerin bile elvermeyecek sana Ayakların çoktan çekip gitmiş olacak Gözlerin en uzak yıldızlara takılacak Ve yıkılacaksın Bir sen bir de o taş kalbin Kalacak sokak ortasında kaderinse yaşlı bir çöpçünün yorgun ellerinde Sızlayacak Belki biraz geç olacak ama İşte o gün Kimi kaybettiğini anlayacaksın. A.Selçuk İLKAN |
Seni Özlüyorum Ölüm!.. Seni Özlüyorum Ölüm!.. Hazmedilmemiş düşmanlıklar her yanımda Sonradan geçmiyor kar taneleri Öncesinde yaşıyor zamanın Durduğu yerden bakan yüreklerin külleri soğumuş Laf asılmış pervazlara kışlık katık diye Yetişemiyorum meleklere Yemeğimi çiğniyor ulu çınarlar Sessiz durmuyor senfoniler damarlarımda Hep aynı telden bam telinden vuruyor Darmadağın şimdi cümleler Yüzsüz kağıtların utangaç yanlarında Arzuhalim mecalim elimde sazım... Yaramaz çocuktum bittim yokluğum Can verdiğim geceler nerdesiniz Susmasam ve konuşmasam da Ağlamak evrenin cevherinde belki Döne döne yansın gözyaşlarım Seni özlüyorum ölüm Sana sessizliğimi adıyorum.. Bülent Özdemir |
Yalnızım aşk mıdır söyle seni sensiz yaşamak yokolmak sensiz sevişmelerde uykusuz bu gece sensizlik ülkesinin sessiz boğucu karanlıkları içinde sular gibi yalnızım sular gibi kimsesiz akıyorum toprağı ve havayı soluyarak sensin diye bu gece bu gece allahlar kadar allahsızım uzaklardan gelen köpek havlamalarına yağmurun son damlalarına ağaçların en incecik dallarına tutunacak kadar yalnızım Celal Kabadayı |
Neyse O Saçmalık diyor akıl Neyse o işte diyor sevda Mutsuzluk diyor hesap-kitap Acıdan başka bir şey değil diyor korkularım Umutsuz diyor öngörü Neyse o işte diyor sevda Gülünç diyor onur Düşüncesizlik diyor dikkat Olanaksız diyor deneyim Neyse o işte diyor sevda. Erich Fried |
Acele Eden Ecele Gider Gunes acti, uzun surmedi gozle gorulmuyor Cocuk okula basladi, uzun surmedi bir yerde calisiyor Ruzgar esti, uzun surmedi yaprak kimildamiyor Delikanli oldu ev gecindiriyor Kar basladi, uzun surmedi sular akiyor Karisi iyilesti, uzun surmedi timarhanede yatiyor Agac buyudu, uzun surmedi sobalarda yaniyor Emekli oldu, uzun surmedi kadavrada bekliyor Süreyya Berfe |
. . Lavinia . Sana gitme demeyecegim. Üsüyorsun ceketimi al. Günün en güzel saatleri bunlar. Yanimda kal. Sana gitme demeyecegim. Gene de sen bilirsin. Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, Incinirsin. Sana gitme demeyecegim, Ama gitme, Lavinia. Adini gizleyecegim Sen de bilme, Lavinia. 1957 . Özdemir Asaf |
Ya sen yoksan? Ya gittiğim yollardan, Geriye dönersem. Ya yolun sonunda, Beni beklemiyorsan, Boş yere katlanıyorsam, Hayatın çilesine! ... Her sabah uyanıpta, Yine sensiz kalıyorsam, Ya sen yoksan? Uykunun koynuna, Sensiz dalıyorsam... Ya ben ölüyorsam... Ya seni değil, Toprağı sarıyorsam.... Ya sen yoksan? seda ahmet |
içeriden -gizli sevdim düştüğümü herkes gördü- bir kapıyı çalmaktır hayat karşına çıkansa kader demli bahçeler vardı peteğinde yüreğin gül şarabı ıslığımız muhayyer bir de çam kokusu ilk fasıl muhabbet eskidiler... dilesem şimdi seni gün olsam gülüşüne düne gitmiyor takvimler bağbozumu düşler vardı şafağında ölümün tütün sarısı cebimizde hanendeler dilimde musiki bir de gözlerin gittiler... Ferhat Gülsün |
aklımın levhasında al senin resmin çekildi bir kaç yıl önce sen hapishâneden serbest bıraklınca zamanın kamerasıyla bugün bile taptaze dikildi. tarihin adını yazdığı dudaklarında oynayan o gülüş ebediyyen yaşayacak. çeyrek yüzyıldan daha fazla göz yaşları yayılıyor siyah hayatların esaretinden bu bahçenin ortasına bir sen düştün bu senin yumuşak esen bir frişka ile ellerini ilk kez çırpışındı ışığın şualarıyla senin ilk sulh müzakerendi bu gül ile senin ilk diyaloğundu. ağzından çıkan bir tek söz üç yüz yıllık aşağılanmamızı durdurdu. konuştuğumuz dillere yüzlerimizde taşıdığımız renklere ve damarlarımızda beslediğimiz atalarımızın kanlarına müracaat ederek hiç kimse kimseden üstün değildir ne de kimse değersiz insan insan olduğu için asildir doğrusu senin hapisliğin tüm dünyayı özgürleştirdi bu hakikaten bir sevinç festivalidir bu festivalde senin ismin söyleniyor hayat seni çağırıyor bu senin için dans etme zamanıdır bu benim için dans etme zamanıdır PARVEEN SHAKİR / NELSON MANDELLA İÇİN BİR ŞİİR |
AKS' İM Düşme Atla Su yanar Toprak yanar Vakti geldiğinde Kundaklanır anılar ___________ Kül kül döküldü Kadın teninden Önce Teşhirde ruhunu şımarıklığından Rüzgâr havalandırsın eteğini Özenle ojeli tırnakları Sırta yol yapıyor İçe kin doluyor Terle atılıyor öç Cinsin cinse düşmanlığı _________ Naralarım duyulsun ıssız sapsız sokaklarda Kimse düz çizgide yürüyemez ayakları yere basmadıkça Ayben ÇEVİK |
Bazı geceler, Kocaman bir ay asılırdı pencereme. Sen girerdin içeri. Pazen yorganımı,dolunaya batırıp Üşüyen kollarıma çekerdin. Onun için değilmi annem, Hep sıcak kaldı yüreğim. Çatlayan ellerim, Senin kurabiye kokulu, Avuçlarında soluklanırdı. En mutlu düşlerimi, Başım göğsünde çukurlaşırken, Dünyanın en güzel yeli, Saçlarımda dolaşırken görürdüm. Pazar çantasından, Bakır tencerenin kızılına karışan, Pembe köpükleri odamıza taşan, Çilek reçeli kokularıyla, Baharı getirirdin evimize. Ders kitaplarının başında, Hep kıyımızdaydın. Bazen kareköklerin içinde, Bazen bir şiir aralığında, Uyur kalırdın bizimle. Ah annem... Sobada, kızartılmış ekmeklere Sürerken sevgini, Uykusuzluğunu, Yeni sabahlara uğurlardın. Benim papatya saçlı annem. Ben hala,senin diktiğin Bez bebekle uyuyorum. Çünkü, o sen olup içime akıyor. O da kurabiye kokuyor. müzeyyen atvur |
Bekleme Beni Sersefil haldeyken karşıma geçtin Utanıp çevrenden saklama beni Başıma olmadık belalar açtın Suçlayıp suçlayıp aklama beni Git artık gezinme damarlarımda Sevda masasının kumarlarında Harcanan gönlümün son anlarında Ölüm döşeğimde yoklama beni Kapanan kapıyı kalbim açamaz Yüreğim sevgiye değer biçemez Yaralı gönlüme sözüm geçemez Geri döner diye bekleme beni Havana Bozkurt |
| Saat: 15:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık