![]() |
İşte Beyaz,İşte Yaşam,İşte Aşk.. koridorlar tren istasyonları gibi pürtelaş vagonlarda yaşam kavgaları...odalar beyaz melekler üzgün doktorlarda bir telaş hayat memat meselesinde insanlar aşk varmı? gözlerde küçücük flörtler odalarda hayat anları feryat... figan... can pazarı... ah hayat,ah yok olma duygusu sevgililerde tereddütler, heyecan yaşama..yaşatma meslesi...dertler anlarda kücücük meşkler gönüllerde kaybolma korkusu gözlerde hatıralar.. beklenen sevgililer.. ve özlenilen anlar... aşk varmı? olmalımı olmamalımı derken olmalı hemde yüreğin tam ortasına konmalı gülümsemeli yaşam aşk gülümsemelerde tutuklanmalı.. hiçbirşey unutulmamalı.. koridorlar tren istasyonları gibi pürtelaş ve vagonlarda yaşam kavgaları...odalar beyaz melekler umutlu doktorlarda bir telaş işte aşk, işte beyaz,işte yaşam Nevin Kalafatoğlu 18 Mayıs-18 eylül 2003 içbükey yaşam dansı anları Antalya Tıp Fakültesi koridorları Nevin Kalafatoğlu |
Bir Rüyaya Dalar Gibi Sevgimizi Parmak uçlarımızdaki Dokunuşlara taşırdık Dokunuşlarımızda Özlem fırtınaları eserdi Fırtınalarımızda Sakin limanlar olurdu Sığınabileceğimiz Sakin limanlarımızda Çılgınca sevişirdik kimi Ve gözlerimizi kapardık Bir rüyaya dalar gibi Bekir Mutlu Gökçesu |
Ümit aşıkları Sevgiler umuda uyanıyor Beklerken baharı dallar umutla Yakamozlara ümit aşıkları bekleşir sabırsızca Benim gönlümde ayrılık türküsü Sabahlar uzak karanlık gecelerime Ay yüzlüm diyebilmek sabaha Gönülçelen olmadan Bakamam ışıklara gözüm alır Gönlüm zaten karanlıklarda Umut etmek ümit etmek Karanlıkların aydınlığına Sanmaki biter karanlıklar aydınlığa Işıklar yansada göremezsin Bende bu yürek sende bu inat Yeni arayışlara girmiş sende Küçük odalar havasız ve sıkıcı Affetmek zor arayan seni Ne kadar arasada ellerin Çaresiz ümit aşıkları... 27.03.2002 Erol Şen |
Yetersin Bana Bir yırtık pabuçla eski elbise, Giyerek gelsen de yetersin bana. İçimden sevdayı haykıran sese, Uyarak gelsen de yetersin bana. İstemem yanında getirme bir şey, İki gözün var ya, dünyada her şey. Sevgi mirasını gönlüme pey pey, Sayarak gelsen de yetersin bana. Yağmura bürüyüp son baharımı, Seninle göreyim aşk seherimi. Gülen bakışınla sarhoş serimi, Ayarak gelsen de yetersin bana. Sevgimizi kurtar, hasret yasından, Gözlerini içir, gönül tasından. Maziyi ömrünün yumurtasından, Soyarak gelsen de yetersin bana. Hüzün tarihini geride bırak. Vuslat sevinciyle titresin yürek. İpek saçlarına kırılmış tarak, Koyarak gelsen de yetersin bana Senden uzaklarda, umudum düşte. Hüznüm dudağında açan gülüşte. Yaralı kuş gibi ''Seninim işte',’ Diyerek gelsen de yetersin bana. Mehmet Nacar |
Çığlıklar Filiz Angayİçimin çığlıkları karıştı birbirine; Bir tarafta tekrar gün ışığına çıkmaya çalışan Umut çığlığı, Diğer tarafta derinlerdeki umutsuz sızıyı atmaya çalışırken bocalayan Sevda çığlığı... Hangisi galip gelecek? Umut, sevdanın ışığıyla sönecek mi, yoksa, Karamsar sevda, iyimser umuda yol mu verecek? Umudun üzerine kurulan yeni umut, Umudun, birgün gerçek sevdayı bulması Ve Sonsuz, tek bir mutluluk çığlığına dönüşmesi... |
SENİ DUSUNSEM Ne zaman seni dusunsem, Cogalir icimde gul bahceleri, Gozunun baktigi yerde, El degmemis tomurcuklar uyanir sevdama, Mavi denizi, yüce dagları daha bir sever olur gonlum, http://www.herice.com/mail/6211/annelergunu-kalp.gif Ne zaman seni dusunsem, Gunes yeniden dogar üzerime, Yildizlar sevisir gokyuzunun gonul bahcelerinde, Sevda ırmagında bogulur opuslerim, Seninle uyur, seninle uyanır duslerim.. alıntı... Gülün dikeni batti dün parmagima, ve hala gülümseyerek bakiyorum parmagimdaki kücük siyriga... kizamadim... cünkü gülün dikeni batmadan önce sükretmistim; " Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmissin " demistim. Kizamadim, cünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme cekmistim , bakmaya kiyamamis kokusuna hayran kalmistim, cünkü batmadan önce yüregime koymus onu sevmistim... dikenini unutmusmuydum? unutmustum dikenini... unutmustum iste.... acitmayayim diye dokunmaya cekindigim gül, ince ve derin bir yara acmisti parmagima... gülümsedim yarayada... süzülen iki damla kanada... cünkü o yarayi acan bakmaya kiyamadigim o güldü... .... .... .... sevdiklerimizin yüregimizde actiklari yaralarda aslinda o gülün actigi yara gibi degilmiydi... ince ve derin bir yara... aslinda cok önemsiz gibi görünsede her kimildadiginizda yüreginizi inceden sizlatan bir yara... ama dostlariniz o yarayi acmadan önce siz muhabbet dolu kokularini sineye cekmistiniz, zamani, mekani ve kalbinizi paylasmistiniz... yarayi acmadan önce siz onlari kalbinize koymustunuz... kizabilirmiydiniz... kizamazdiniz elbet... sevdiklerimizin actiklari yaralarda o gülün actigi yara gibi ince ve derin... ama yarimiz o yarayi acmadan önce biz sükretmistik, kokusunu sinemize cekmis, bakmaya kiyamamistik...dikenini unutmusmuyduk... unutmustuk tabi... ama biz gülümsemeliyiz yaraya... belki süzülen iki damla kanada... gülümsemeliyiz iste.... cünkü o yarayi acmadan önce biz onu kalbimize koymustuk ve sevmistik... -alıntı- |
Günahların en büyüğüydü gönülle oynamak En acısıydı Sadece son defa güzeli bulup Maksadım sadece sevdayı yaşamaktı Biraz da yaşatmak. Affet beni Sevdam gerçekti ben yalandım Ben kendi ateşinde Kendi közünde yanan olacaktım Alevlerim seni de tutuşturdu Affet beni yanıldım Oysa sadece ben yanacaktım. Hiç istemezdim güllerin solmasını yanaklarından Gamzelerinin hüznü taşımasını Gözlerinin mutluluk dışında Hiç istemezdim inan yaş akıtmasını… Affet beni Yaşla değilmiş cahillik Yürekle oluyormuş Yanlışlıklar komedyası hep yürekte duruyormuş. Yediğim lokmanın tadı sendin oysa İçtiğim su kadar berraktın Gözyaşların damladı biliyorum gönlüne Bulandın. Keşke diyorum o gece olmasaydı Keşke güneş hiç batmasaydı Sen ağlamasaydın, ben ağlamasaydım Yer yarılsaydı da En dibinde ben olsaydım… Heyhat, Heyhat ki heyhat Kuşlar sustu bir defa Yanaklarındaki kızıllık gitti, izi kaldı bulutların Şimşekler hevesiz Yol bilmeyen göçmen kuşlar gibi Hep kıyılara çarptı yüreğim yüreğini düşündükçe Ne yaptımların ucunda hep ben sallandım Kementler boynuma dolanıp durdu Çok bekledim gelmedi Azrail Ölüm kudurdu… turgut uzdu |
Rengin Gül Düeti Bir rüya resitalinde gölgelerin Yakıyor geceyi muhacir yüreklerde Şuh dalgalarında esaretim Çözülmelerindeyken tutkunun Tutunmada dillerim öfkene… çığlık çığlığa dolanmada ebruliler Sığınmada sessizliğe sevda… Bir yağmur anlatısındayken kadın Renklerini soldurtmadan rüzgar söylevlerine Ezik bir laterna sesinde uyuttu yalnızlığı Sanma ki İstanbul özlemi erguvan olacaksın Okşadıkça papatyalar hisarı Koklayacaksın Oya çiçeğini Meşk olacaksın Sanki bir yerlerde Rüzgarı kalmış sevda esintilerinin Ufuklarına mavi yağmış Titremede lila saçlarında hengameler Sıla muhabbetlerindeyken içli bir fasıl Varsayılarına eklenmede gülden düetler Sanma ki Beyaz üstü lacivert kalacaksın Çıkartacaksın hepsini renklerin Soyundukça gecenin gölgesi Şeffaf kalacaksın! Işın Ergüney |
HANGİ FIRTINANIN SEFERİSİN...? Hangi güneşle doğdun sen sabaha Hangi rüzgarla estin sen geceye Hangi dalgayla vurdun sen sahile Hangi yıldızla baktın sen gökyüzüne Söyle hangi sabah yaktın beni. Hangi rüzgarla vurdun sen yüzüme... Herzaman varmış ilkler ve sonlar sen hangisiydin. ilkimmi,sonummu söyle... Yada dur ben söyleyeyim... Ben çok ilkler gördüm,ama hiçbiri bu kadar acıtmamıştı... Hiç bu kadar yakmamıştı ve hiç bu kadar sızlatmamıştı yüreğimi... Sen hangi seferin fırtınasısınki;aşamıyorum,yene miyorum seni... Tıkanıyor yollarım fırtınandan şiddetinde parçalanıyorum... Hangi yağmurla yağdın sen üzerime Hangi karla düştün sen saçlarıma Hangi ateşle yaktın sen yüreğimi Hangi nemle kaldın sen gözlerimde Söyle nasıl ıslattınki beni kuruyamıyorum... Nasıl düştünki üstüme bu beyazlardan kurtulamıyorum... Nasıl bir gidiştiki bu sendeki gidiş ben hala titriyorum... Nasıl baktınki bana o gözlerinle,ben hala ağlıyorum.. hayalin düşmeyi versin aklıma ben heran tükeniyorum. Nasıl bir ateşsinki sen bir kartanesi gibi eriyorum... Sahi söylesene sen hangi fırtınanın seferisin... Erdoğan NAS |
Küflü Güller Bana bırakıp gitme şüphenin yükünü. Kaldıramaz umutlarım. Ya unuttukların, unuttuklarım... Kara defterde kuruttukların. Sus! .. Kaçmasın büyüsü aşkımın. Sus! .. Dolmasın gözlerime sözlerindeki zehir. Ve taşıp ağzından boğmasın süt beyazımı. Biliyorum kaçamak gözlerinde yarım kalanı. O muydu ilk aşk acısı? Yakıcı... Söyleme gözlerinin rengini. İğneli beşiğe teslim etme gözlerimdeki gün ışığını. O ışıkla büyüttüm küflü güllerimi. Sahici, deli dolu... Engel tanımaz yüreğimle. Güllerim yürek kırmızısı. Taşıdığım, güne koşan aşkımın doğum sızısı. Sus! .. Ağıtların sustuğu dünyama puslar çöreklenmesin. Ben çok kustum yüreğimdeki sevgileri yeryüzüne. Ben ağlarken topraklar ağladı. Ve ben sana yüreğimdeki okyanusları taşırdım. Sana umut çiçeklerimi taşıdım. Ölesiye, kan ter içinde... Sen vardın... Yasemin Yılmaz |
| Saat: 12:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık