![]() |
gündüzler sadece bedenimin, gecelerim ise sensin, ismini anınca boğazımda bir yumruk oluşuyor, şarkımızı dinleyince ruhum sıkışıyor, neler dilemiştim aşkından, neler beklemiştim bi bilsen.. tertemiz hayallerimle sana geldim, sana kendimi verdim, sense beni yok ettin.. hani beni sana bağlayan şarkı vardı ya, her dinlediğimde gözlerini aklıma getiren, sebebim olan şarkı, onu da bıraktım artık.. yavaş yavaş soğuyorum diyorum, hayata bak diyorum, ve tam vazgeçtim derken kendimi kollarında buluyorum. beklentilerimiz farklı birbirimizden, ben sana aşkı vaad edebilirim, hayatımı ve sahip olduğum herşeyi, ama sen sadece 10 dakkanı feda edebiliyorsun, işte bu gerçeği aklımdan geçirip gözlerinin önünde ağlamamak için kendimi zor tutuyorum, ahh bende öyle güzeldinki, keşke koparmasaydın zorla büyüttüğüm umutlarımı, ve keşke anlayabilseydin beni.. ama şimdi ağlıyorum, sadece senin karşında değil, herkez önünde, çünkü senden gidiyorum herşeyim, seni bana kazandıran o gecelere teslim ediyorum.... |
" Nimet-Seni-Seviyorum " sürekli seni düşünüyorum... sabah soğukta yürürken seni düşünüyorum. seni daha uzun süre düşünebilmek için bilhassa yavaş yürüyorum. seni gördüğümde ve görmediğimde seni düşünüyorum. seni düşünmekten başka bir şey yapabilmeyi o kadar çok isterdim ki! ama beceremiyorum. seni unutmamı sağlayacak bir şey biliyorsan bana da söyle. şimdiye kadar kimseyi bu kadar özlememiştim. sensiz, hayatım bir bekleme salonu... üstelik bekleme salonunda yapayalnızım. ne derdimi unutturacak bir sehpanın üzerine bırakılmış oyalayıcı dergiler, ne de beni bu bekleyişin biteceği konusunda umutlandıracak, sıra numarası dağıtan makineler var... feci karnım ağrıyor ve kimse benimle ilgilenmiyor. aşık olmak bu işte; senden başka ilacı olmayan bir karın ağrısı... "Nimet..." bu ismin hayatımda bu kadar önemli bir yeri olacağını nereden bilebilirdim? mutsuzluktan söz edildiğini duymuştum; ama mutsuzluğun adının "Nimet" olduğunu bilmiyordum. "Nimet, seni seviyorum..." birbirinden ayrılması imkansız iki sözcük. senin adın "Nimet" değil; |
Vuslat - Yahya Kemal Beyatlı Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar, Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı, Görmezler ufuklarda, şafak söktüğü anı... Gördükleri ru`ya ezeli bahçedir aşka; Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka. Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez; Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez... Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi... Zenginler o cennette fakirlerle musavi; Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler, Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler. Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa Boynunda O`nun kollari, koynunda O varsa, Dalmışsa O`nun saçlarının rayihasiyle, Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle. Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık Bir mucize halinde o gözlerdendir artık. Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur. İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan... Bir sır gibidir az çok ilah olduğumuzdan. Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler. Bir gün nereden hangi tesadufle gelirler? Aşk, onları sevkettigi günlerde, kaderden Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden. Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o! Alemde bir akşam ne semavi koşudur o! Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin, Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin, Simalari her lahza parıldar bu zeferle; Gök, her tarafından, donanır meş`alerle! Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar Dünyayı unutmus bulunurken o sularda, -Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da- Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan, Baştan başa, her yer kesilir kapkara, zindan... Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak... Günden güune, hicranla bunalmış gibi, yanmak... Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık! Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık! Ey vuslat! O aşıklari efsuna ram et! Ey tatli ve ulvi gece! Yillarca devam et! |
YARINA BÖLÜNEN DÜŞ Önce martılar terketti denizi, gece isimsiz bir fırtına oldu. Orman sustu, su kendini yıkadı bir kez daha, eski bir evde, dantel perdeler zamana direndi. Adını değiştirmedi çınar, zeytin ağacı atmadı meyvesini dalından. Eskisi gibi yağmur kiremide düştü, zamanında çiçeklendi can eriği. Fakirin biri, sıcak akmak kokusuna sarıldı yine; yüreği utana sıkıla. "Ay ölmedi ki" diye söylendi usulca, "bitmedi ki söylenen türküler." Aklına getirmeden üşüyen ayaklarını, gözlerini yeniden kapadı. İnciye gebe istiridye gördüğü düşünün, yarısını yarına böldü çocuk... |
Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa, dokunmayın ona; bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!!! |
sivil sevişmeler Yeter artık sivilleşelim Savaşmayı Bırakıp bir kenara silahlarımızı reddedelim Sivil sevişelim seninle Sivil türkülerimiz eşliğinde Olağanüstü hal günlerinde |
Eger bir kez daha görebilseydim yüzünü Ve bir kez daha bakabilseydim gözlerine İnan eskisi gibi olmazdı hiçbirsey Ne bebek yüzünde kaybolmuslugun sarhoşlugunu Nede gözbebeklerinde sevişmenin arzusunu Ne esmer teninde tenimin kızarmasını Nede beni ben eden seni istemezdim Beni sırtımdan vurmayı sana yakıstıramazdım... AMA BENİM BİLDİGİM SEN, SEN DEĞİLMİŞSİNKİ BEN BEN OLAYIM!!... |
BİTKİNİM ŞİMDİ Bitkin bir haldeydin son görüşümde Gözlerime bakmıştın biçare der gibi Gözlerim bulanmıştı yaşlara Çaresiz senmi yoksa benmiydim Biliyordun hatalarımı biliyordun Hangisinden başlamalıyım bilmiyorum İhanetlerim dayaklarım metozorlarm İçkili zamanlarımda sana kötü davrandıklarım Şimdi yanındayım tüm arsızlığımla Bakıyorum hala gözlerimde gözlerin Anlamını bilmediğim bir sevgiyle bakıyor Bense acıyla doluyum şimdi Tüm pişmanlıklarımla bakamıyorum gözlerine Boğazıma düğümlenen kelimeler Suskun yüreğimle sulanmış yeşillerim Utanç perdesi giriyor araya senin emeklerin onlar Haketmediğim evlatlarım benim Yetiştirdiğin fidanlarıma dokunamıyorum Yüreğim acı ile dolu Hele o son sözlerin Hayatım onlar sana emanet Sen bizim herşeyimizsin demen yokmu O an eridim bittim işte şimdi ben geçmişi özlüyorum Özlüyorum ama anlamını bilmiyorum Ben dünyayı özlüyorum güzel günlerimizi özlüyorum Sevmeyi ben sevmeyi özlüyorum Ben ağlıyorum ağlıyorum ama anlamını bilmiyorum sevmeyi özluyorum ama Sevmeyi bilmiyorum Bak ağlamayı öğrendim belki gülmeyide öyrenirim belki sevmeyide öyrenirim |
Yakınlaştıkça kaybolan bir kente dönüşürdün Keşfedilmezim olurdun içinde yolculuk etsem de... Günahkar mevsimimdin. Hiç umut yoktu sende o yüzden vazgeçilmezdin, vazgeçilmezimdin... |
sevdiceğim sevdiceğim seni seven şu gönlüm geçti sabır taşını dayanmıyor artık şu yüreğim öğren işin aslını özlem döken gözlerim döksün artık yaşını söyle neyleyim sensiz yılbaşını adını yazıyorum dağlara taşlara sen varsın gönlümü açıtım falda öğle kırk yıl değil inan bin yılda bir daha bulamam senin gibisini |
| Saat: 12:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık