![]() |
Vatan için bayrak için Akan kanlar giden canlar, Vatan için bayrak için, Yirmisinde yiten canlar, Vatan için bayrak için. Kına yakar anneleri, Allah için vatan için, Yaslı şehid anneleri, Gururludur vatan için. Şehid olur gazi olur, Vatan için millet için, Yaşanan gün mazi olur, Allah için vatan için. Ne mutlu Türküm diyene, Vatana kurban gidene, Ne mutlu Türküm diyene, Allah için vatan için milletim için. Ümüt Güngör |
Bizim Asker/Uğurlama Davul zurna yolcu ederiz seni En büyük asker bizim asker Emri vazife eyler isen eğer Melekler seni korur asker Arınırsın ocakta,sivil esvaptan Kolaylık dileriz sana Allahtan Korkma sakın gölgeden,karanlıktan Nöbetin kolay olsun asker Çok ararsın annenin aşını Olmaz bu kadar diye sallama başını Taşına dikkat et, kırma sakın dişini Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker Eksik etme bizden nameni Boşa gitmesin,vatanın emeği Unutma sakın,dostlarım demeyi Sigaranı arkadaşın ile böl’de iç asker Duygu selidir biliriz askerlik Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker Güzel olur askerin izini, çarşısı Tozdan dumandan görünmez karşısı Kaş,göz,işmar ederse dişiden birisi Eve,sılaya kapta gel asker Biz, kurduk düğünü halay’ı Davulcu,kemani bekliyor,alayı Mendil yetişmiyor,bekletme anayı Tezkere,başına taç olsun asker Nizamiye çıkışı etrafına bakın Küfür etme maviye,yeşile sakın Kutsal emanetidir,ulu ecdadın Şerefli sancağı,öpte gel asker M. Akif Gülhan 10.12.2004- Kıymetli kardeşimiz Serkan Acar’a ve nezdinde tüm asker kardeşlerime ithafımdır Mehmet Akif Gülhan |
UMURUNDA MI SENİN Sensiz,sevgisiz kalmışım bir başıma, Hiç aldırmıyorsun döktüğüm gözyaşıma, Hasretten öldü yazın mezar taşıma, Acılara boğuldum,umurunda mı senin? İlk zamanlar seni seviyorum demiştin, Bırakmam seni deyip yemin etmiştin, Sonra durup dururken neden dğiştin? Günlerim sayılıyor,umurunda mı senin? Ben unutmadım sevda yeminlerimizi, Tüm günlerden güzel geçen günlerimizi, Umut nehrinde yüzdürdürdüğümüz gemimizi, Ama gülmeyi unuttum,umurunda mı senin? Şimdi tüm denizlerde gemilerim battı, O çok güvendiğim yarim aşkımı sattı, Felek beni benden alıp meçhule attı, Şimdi ben yokum,umurunda mu senin? Şansım sana şansızlığın bana kaldı, Kalbim ağır sevdanı taşıyan bir hamaldı, Gönlün benden alacağını fazlasıyla aldı, Ve bana dert kaldı,umurunda mı senin? Tüm bunları hak ettim seni sevdiğim için, Bunca çektiğim acı senin mutluluğun için, Hala yaşıyorsam bil ki bir tebessümün için, Gençliğim son nefesinde,umurunda mı senin? ................................. Adem GÜRCAN |
Sevgiliye Sitem Kırmızı beyaz renkler bayrak misali, Çokta yakışmıştı kıyafeti, Boş boş bakıp geçti içim cız etti, Gülüm beni tanımadı. Kırmızı karanfil takmış göğsüne, Rengi de canlı mı canlı. Köşede karşılaştık, Kalbim duracaktı. Boş boş bakıp geçti, Gülüm beni tanımadı. Yoluna turabolam, Hiç mi izi kalmadı anıların. Hikâyelerde böyle bitmez sanırdım, sevdaların. Hatırladı sandım, sevindim. Boynunu büktü güldü geçti, Gülüm yine tanımadı. Mefail Özbek |
SAVAŞÇI Yol uzun ve zorluydu, Gökyüzü soğuk ve gri, Beyaz ay donmuş ölü bir parça gibi... Hırsız ve ******, kral ve asker, Savaşçı, büyücü, sahtekar ve ozan Bu yolda benimle geldiler. Rüzgar, bilenmiş bir bıçak gibi keskindi Islak, tozlu denizlerden eserken; Kuru, siyah, İskelet gibi ağaçlar Fırtınada hayalete benzerdi... Yaşam köpüklü bir şarap benim için, yağma, şehvet ve savaşımdan oluşan, Ve ben bu şarabı en keskin tortusuna kadar içtim. Ben vahşi topraklardan, Görkem ve büyü ülkesine gelen savaşçıyım... Çelik, ateş ve kanla kazandım İnsanoğlunun kazanabileceği herşeyi. Oynadığım kumarda Şeytanı kendi oynunda yendim... Görkem, şeref, parıltı ve ün... Ve ölümün gülen kafatasıyla alay ettim. Döğüşüp öldürecek düşmanları vardı, Sevilip güvenilecek arkadaşları, Karanlık geceleri şenlendirecek şarkılar, Sabahlara dek içilecek şarap, Sonunda geçmişe gömülüp yitirilecekse ne çıkar?.. Ben tüm zenginliklerden payımı aldım, Kazanmak gibi yitirmeyi de tattım. Yaşamda var olanların en iyilerine alıştım. Mezar derin ve hava soğuk, Dünya kokuşmuş küflü beyinle dolu. Ve ben tüm değerlerinize baş kaldırırken, Boş inançlarınıza gülüyorum... Dünyanın karanlık kavrulmuş yüzeyinde Eğri yolumuz zorlu topraklardan geçiyor, Ama biz mutlu ve neşeli savaşçılarız Daha kolay yolları istemeyiz. Düzenbaz ve nefret verici yaşamın kaderi Sağ elimdeki kılıcımda çizilir Ve ölüm benim arkamdan gelir. Ben bu tozlu, sert yollarda kurudum. Ben artık yaşlı ve güçsüzüm Oysa ölüm tüm zamanlar boyunca güçlü. Fakat bedenler ölümü tatmak üzere doğdu. Selam tanrılar, Boş bir gökyüzünün altında Yanınızda neşeyle yürüyeceğim. Günahkar ruhların nasıl kıvranıp inlediğini, Şişko kurnaz papazlardan dinledim... Yalnız altın için alıp sattıkları o cennette, Benim gibi acımasız bir barbarın yeri var mı?.. Rahipler ve kutsal kitaplarıyla birlikte, Alevlere dalacağım. Cehennemin kızıl boğazından aşağıya yürüyecek Ve şeytanın tahtına oynayacağım. Yaşam, Ölümle benim yorucu, yıllar boyunca Oynadığımız bir oyundu. Yaşamı, korkmadan ve cesaretle karşıladım, Ölüm yaklaşırken kaçmalı mıyım? Selam savaşçım, yiğit dostlarım, Köleler, silahşörler ve oynak genç kızlar; Ayrıldığım yolda gözüm kalmadı. Burada son bulur yol, Azrailin kucağında... Lin Carter & Ali Recan |
adsız şiir Gitti gidiverdi Bir sükenin içinde bir parçam Parçam sende kalsın çocuk Ellerimi bana ver Bedenimde uzayıp giden gül ağaçları Oysa ruhumda son sevgi tılsımları Gitme gel bana Sesini duymalıyım Bakire sevgimi alırsan koynuna Tütün kokusunda dağıt etrafa beni Ansızın bütün doğa İsmimi geçirince dudakların Kaybolup giden zamandı Sakın ah çekme Bende sendeyim. Jale Bektaş |
Türkiyem içimde Vatandan uzakta sanmayın beni Türkiyem içimde,ayrı değilim Gurbetçi diyerek, anmayın beni Türkiyem içimde, ayrı değilim Ay-yıldız göğsümde, şanım, gururum İmanım kalbimde, parlayan nur’um Vatanım ben sana kurban olurum Türkiyem içimde, ayrı değilim Vatan sevgisini, bildim imanla Her karış toprağı, yoğrulmuş kanla Türkiye devleti, kurulmuş şanla Türkiyem içimde, ayrı değilim Atamın, babamın, anamın yeri Ruhumdur, nur’umdur, gözümün feri Et kemik misali, daha ileri Türkiyem içimde, ayrı değilim Mikdatî der yoktur başka vatanım Senin hasretinle, matem tutanım Türkiyem bendendir, ben de ondanım Türkiyem içimde, ayrı değilim Mikdat Bal |
Sonsuz olmalıydı seninle her şey Zamana sıkışıp kalmamalıydı Saatler değil günler, aylar, yıllar değil Sonsuz olmalıydı seninle her şey..... Misal, konuşmalarımız alelacele olmamalıydı Seni sevdiğimi sonsuzluğa yayıp söylemeliydim Sıkışmamalıydık zamanın acımasızlığına Gözümüz saatte değil yüreklerimizde olmalıydı Tutabilmeliydim zamana inat yüreğini ellerimle Gözlerine anlatabilmeliydim saatlerce sevdamı Dokunabilmeliydim zamansızca tenine dakikalara inat Dudaklarından bal toplamalıydım can özüme katmalıydım seni sonsuz kere Misal, sevişebilmeliydik zamanın acımasızlığına inat saatlerce Günlerce hatta aylarca Doyabilmeliydi tenim tenine Sınırlama olmadan, dakikalar dörtnala koşmadan Misal, kokunu çekebilmeliydim korkusuzca içime Zaman geçiyor telaşı olmadan sarılabilmeliydim sımsıkı sana Veda hiç olmamalıydı yaşanan sonsuzluklar içinde Bir sen bir de ben olmalıydık zamanın dar geçidinde Keşkeler ne kadar anlamsız kalıyor bu boyutta.. Zaman geçiyor durmadan ne yazık.. Oysa ki sonsuz olmalıydı seninle her şey Zamana sıkışıp kalmamalıydı.. Zamanım sensin benim. Zamanım yok. Sen yok. Hiçbir şeyin tadı yok. Zamansızlıklar içinde seviyorum seni..... alinti |
Özgür olmalı. Özgür olmalı ruhum, Doru tayın yelesine çarpan, şakacı rüzğarın estiğince. Özgür olmalı duygularım, kanat çırpan bulutların, gökte köpüren beyazınca. Özgür olmalı sevdam, Yağmurdan sonra açılan, gökkuşağının renklerince. Özgür olmalı ufkum, Deryada uzaklaşıp giden, buharlının dumanınca. Özgür olmalı dilim, Gecenin ortasına çakan, şimşeklerin özgürlüğünce. Özgür olmalı yarınlarım, Kendini ilah sanan, savaş lordlarının ipoteği olmadan, Dört mevsimin sürdüğünce. Özgür olmalı insanlığım, İnsanca yaşamayı, kendilerine hak görenlerin, yaşamınca. Ne bir eksik, Ne bir fazla, Yaradanın sunduğunca. İshak Özlü |
Vurma Zalim Arşa çıkar yetimlerin feryadı Vurma zalim şu zavallı yavruya Olmadı dünyada hiçbir muradı Vurma zalim şu zavallı yavruya Üstü yok, başı yok ayağı yalın Tadını unutmuş şekerin balın Sözüne bakıp ta riyakar elin Vurma zalim şu zavallı yavruya Bir deri bir kemik kalmış bedeni Gelen aratırmış, önce gideni Mevla affeder mi zulüm edeni Vurma zalim şu zavallı yavruya Sultan Karataş |
| Saat: 12:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık