![]() |
Herşey sende gizli: Yerin seni çektiği kadar ağırsın,kanatlarının çırpındığı kadar hafif... Kalbinin attığı kadar canlısın,gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sewdiklerin kadar iyisin,nefret ettiklerin kadar kötü... Ne renk olursa olsun kaşın gözün karşındakinin gördüğüdür rengin... Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna nekadar yaşarsan yaşa,sewdiğin kadardır ömrün... Gülebildiğin kadar mutlusun,üzülme bilki ağladığın kadar güleceksin... Sakın bitti sanma herşeyi,sewdiğin kadar sewileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana werdiği değer we karşındakine değer werdiğin kadar insansın... Birgün yalan söyleyeceksen eğer bırak karşındakine sana güwendiği kadar inansın... Ay ışığındadır sewgiliye duyulan hasret we sewgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın... Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,güneşin seni ısıttığı kadar sıcak... Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın we güçlü hissettiğin kadar güçlü.Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin... İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın.Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün we karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun... Çiçek sulandığı kadar güzeldir, Kuşlar ötebildiği kadar sewimli,bebek ağladığı kadar bebektir. We herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sewdiğin Kadar Sewilirsin .... |
Hiç Kimseyi Senin Kadar Sevmedim Seni gördüm, toy bir çocuktu yüreğim henüz yağmur yağmamış buluttum... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Tutsaktım, Yok pahasına bir gemiye satıldım sonra gözlerimi sattım, Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Yalnızlığıma nice zaman silah çektim, süngü tuttum... Dağların zirvesinde destan, çöllerin ortasında ağıttım... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Yakacak diye gözlerin, kalbimi ellerinin nârına kendim attım. Senden duydum en güzelini sözlerin en tatlı yudumları senden yuttum Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Sevdan için her gül mevsiminde arzu arzu, umut umuttum.... Gördüğüm her renkte rengini gördüm Duyduğum her seste adına türküler tuttum... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim.... Akrep düştü gecelerime Gelirsin tutkusuyla yıldızlarını göğün birer birer uyuttum... Adından başka isimleri kelimeleri harfleri Adından başka Bütün bildiklerimi unuttum... Hiç kimseyi senin kadar sevmedim... Ben, hiç kimseyi senin kadar sevmedim... |
YARINA BÖLÜNEN DÜŞ Önce martılar terketti denizi, gece isimsiz bir fırtına oldu. Orman sustu, su kendini yıkadı bir kez daha, eski bir evde, dantel perdeler zamana direndi. Adını değiştirmedi çınar, zeytin ağacı atmadı meyvesini dalından. Eskisi gibi yağmur kiremide düştü, zamanında çiçeklendi can eriği. Fakirin biri, sıcak akmak kokusuna sarıldı yine; yüreği utana sıkıla. "Ay ölmedi ki" diye söylendi usulca, "bitmedi ki söylenen türküler." Aklına getirmeden üşüyen ayaklarını, gözlerini yeniden kapadı. İnciye gebe istiridye gördüğü düşünün, yarısını yarına böldü çocuk... |
Benden Sonra Mutluluk Bunca yıl yaşadım Elime ne geçtiyse yitirdim Biraz daha yaşayacağım Yalnız bir şey biriktirdim Bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce Belki aç kalacağım Suçlanacağım ölünce Biraz yazdım, artık hep yazacağım Hüzünden baş alamadım Görünce Özdemir Asaf |
gel birlikte gidelim bu şehirden .... (şahikasızlıklara....) Gel birlikte gidelim bu şehirden Yanımızda hiçbir şey götürmeden Nereye neden Kimselere hiçbir söz etmeden Geceden beri eteklerindeyim şahikanın Oysa saçlarına dokunmak vardı usulca Tüm oyunsuz kalmış kent çocuklarının Kırlara açlığınca Sarılmak vardı ellerine Sarınmak vardı güzelliğini tepeden tırnağa… Gel birlikte gidelim bu şehirden Şahikada burada kalsın Gözyaşları da… Kendimize kimsenin gelip geçmediği bir yürek kenti bulalım Keşfetmekle bitmesin güzelliği Işıkları sönmesin hiç evlerinin Ağlamasın çocukluk hiç, beton yığınları arasında Üşümesin hiçbir kadının elleri Ve unutulmasın mutluluk bir hiç adamın gözlerinin daldığı anda Gel birlikte gidelim bu şehirden Şahikada burada kalsın Şahikalaşan ütopyalarda. Nefesimizi tüketiyoruz yaşayabilmek için Oysa sağır öfke zindanlarındayız işte hayatın Hep bir yerlere yetişmek zorundayız buralarda Hep birilerine borçluyuz, belki de hiç elde edemediğimiz şeyleri Ayak sesi sanarak sayıyoruz tiktaklarını saatlerin derin yalnızlıklarda Ne inat kapımızı da açmayız belki bir çalan olsa Gel birlikte gidelim bu şehirden Şahika da burada kalsın Kibirli yalnızlıklar da |
Anlar Eger,yenıden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadıgım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çokriske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doguşu izler, Daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim. Görmedigim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım oludu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım . Yeniden başlayabilseydim eger,yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten. Anlar,sadece anlar.Siz de anı yaşayın. Hiçbir yere yanında su,şemsiye ve paraşüt almadan, Gitmeyen insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eger ,hiçbir şey taşımazdım. Eger yeniden başlayabilseydim, İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder,güneşin tadına varır, Çocuklarla oynardım,bir şansım olsaydı eger. Ama işte 85'indeyim ve biliyorumn... ÖLÜYORUM.... Arjantin-1985 Jorge Luis Borges |
Haber Veriyorum Altımızda kayan bu ölü şehri durdursana Ey gücü toprak kadar eski Ey gücü yer kadar ağır çocuk Büyüyen elimin üstüne koy elini Sana bir yürek vuruşu gibi belirli Gelen zamanı haber veriyorum. |
Hıçkırık İhtiyar çamın altında bekledim seni dün koca bir gün geçti içim dolarken hep hüzün berrak sularda aksederken hep senin yüzün ne kadar sefil çaresizdim bir bilsen o gün. Martılar bu aşka hürmeten atmadı çığlık cır cır böcekleri sustu anladılar artık esen rüzgâr bile durdu esmeden dağınık tek bu sessizliği bozdu bendeki hıçkırık. |
GELİŞİN VEDADIR BANA yalnızlığın kol gezdiği gecede tekmil ayak sesleri çekilmişken üşüyen yüreğime zemheri bir karanlık gibi yokluğun çöker yalnızlık koynumda büyürken gelişin vedadır bana yağmurların ıslattığı kaldırımlarda elin elime değerek ya da sarılıp sana sıkı sıkıya hiç yürümedik içimi acıtır düş kırıkları yaralarım kabuk bağlamışken gelişin vedadır bana sahipsiz martılar yuvasız son kuşlar yorgun ve umudunu tüketen adımlar geçer penceremden hemen geri alınan emanet bir sevdaydı yaşanan yokluğun içimi kanatırken gelişin vedadır bana deniz mavisini ve ağaç yeşilini yitirir ve ben seni taşımayı bırakan rüzgarların soluğunu çekerken içime ve sensizliğe alışmışken gelişin vedadır bana Atila IŞIK |
Karasevda Bir kere sevdaya tutulmaya gör; Ateşlere yandığının resmidir. Aşık dediğin, Mecnun misali kör; Ne bilsin alemde ne mevsimidir. Dünya bir yana, o hayal bir yana; Bir meşaledir pervaneyim ona. Altında bir ömür döne dolana Ağladığım yer penceresi midir? Bir köşeye mahzun çekilen için, Yemekten içmekten kesilen için, Sensiz uykuyu haram bilen için, Ayrılık ölümün diğer ismidir. Cahit Sıtkı Tarancı |
| Saat: 10:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık