![]() |
Hissediyorum Hayatta insan kaç kez aşık olur Delicesine bu kadar sevdalanır Bak bir anda unutup gitti seni Eksik olmadı gözlerinde yaşlar. İstediğin kadar isyan et kadere Artık sebep yok sitemlere Çoktan dönerdi sana dönseydi Bak artık sen geleceğe. Gün doğmadan neler doğarmış Başkası da senin için yanarmış Dön artık sen hayata bak Sevdalar bir anda coşarmış. Senin kalbin kırık anlıyorum Sevda bu söz dinlemez biliyorum Elbet seni seven biri olacak Değer verecek ben hissediyorum. |
Çağırın Gelmeyeni Yoklar dönüyor Varlığı yitmiş gecenin Anlatıyor geçmişi mızrap Telleri yorgun sazına Udlar çalıyor titreyerek Canları can örüyor Arş a çıkıp semazenleri Arz a arınmış dönüyor Açlar duyuyor sesini Tokları yorgun yemeye Sesler iniyor perdelenip Binyılları yorgun geceye Anlatıyor bilge kişi Çağrısı çağdanda yeni Kuralım sofraları Çağırın hiç gelmeyeni… |
Hoş Geldin Kafesteki kuşlar bile sakindi gittiğin günün ertesi Saksıdaki çiçekler mahzun sonbahara bürünmüş gibi Yorgun her bir gecenin sabahında Doğmuyordu güneş sen yokken Ansızın bir gülücük kapladı yüzümü Ansızın yazın sıcaklığında bir meltem esintisi geldi Ansızın kafesteki kuş bile çırpını verdi Saksıdaki çiçekler ilkbahar olduğunun farkına vardı Sen canım,yeganem Hoş geldin.. Hoş geldin denizler durulmadı ,dalgalar hırçındı sen olmayınca Hoş geldin umutlar yeşermedi sevgin olmayınca Hoş geldin doğmadı güneş, parlamadı yıldız, açmadı çiçek Hoş geldin Hayaldi bence sensiz bir hayatı düşünmek Hoş geldin sensiz geçti günler, aylar seneler olmadı sen izin vermedin Hoş geldin göçmen kuşlar döner olmuştu bu şehirden sen olmayınca Hoş geldin mutluluk azalmıştı çoğalır oldu sen gelince Varlığın apaçık belli etti kendini Ve o güzelim gözlerin aydınlattı karanlıkta kalmış bu şehri Bir kez daha Hoş geldin.. |
Çağrım Biri olsa biri gelse İlim-ilim diri gelse, Sözün-sözün eri gelse Dimdik, yalın dursa ya. Gözüm-gözüm akılardan, Duyum-duyum takılardan, Uzak, yakın yakılardan Duru-duru baksa ya. Soğuk olsa, dese ısıt, Karanlıksa, dese işit, Buram-buram dese ışıt, İçin-için varsa ya. Birim-birim yanaş olsa, Dirim-dirim söyleş olsa, Adım-adım yaklaş olsa, Can-can, kan-kan baksa ya. Sular gibi paklayarak Kuşlar gibi şaklayarak, Adım dese, çoklayarak, Güneş-güneş yaksa ya. Özüm-özüm gözü göze, Süzüm-süzüm sözü aza, Düğüm-düğüm bizi bize, Birden tüme katsa ya. |
Hoşçakal ey yar.. nerdesin.. ben gurbet elde hasretinle yanarken.. sen nerede.. kiminle.. ne yapmaktasın.. iyi misindir simdi.. gülüyor mudur gözlerinin içi.. yüzündeki tebessümü kaybettin mi yokluğumda yar.. kaybetme yarim.. sen gül hep ben ağlasam da.. hiç düşündün mü beni oralarda.. aklına düştü mü gözlerim bir gece vakti.. hayalim gözüktü mü sana issiz anlarında.. nasıl olduğumu hiç merak ettin mi sen iyi olduğunda.. beni boş ver.. sen iyi ol yarim.. ben burda heder olsam da.. dışarıda yağmur yağıyor.. sen ıslanıyor musun.. gir eve.. ıslanma.. üşütür hasta olursun yarim.. kıyamam.. dayanamam sana.. için ısınsın yarim.. ben üşürüm.. ıslanırım yerine.. sen tasalanma.. bir yıldız kaydı bir gece yarışı.. kapadım gözlerimi.. avuçlarımı sımsıkı bastım göğsüme.. seni diledim defalarca.. ama.. yoksun yarim.. yine yoksun.. her gece diliyorum seni.. her gece dualarımda yalnız sen varsın.. ve her gece bir kez daha ölüyorum yokluğundan.. ben ölmeye razıyım yarim.. yeter ki sen hep yasa.. kaçamak buluştuğumuz çay bahçesini hatırlıyor musun yarim.. birileri duyacak diye korka korka.. ama hiç birbirimizden vazgeçmeden buluştuğumuz o çay bahçesini.. soğuk günlerde bana cay içer misin derdin hep.. iç üşümüşsündür.. ısınırsın derdin.. oysa senin yanındayken üşümezdim ki ben yarim.. kalbimde aşkının alevi yanıyordu çünkü.. sen varsan her şey vardı.. sen yoksan hiçbir şey.. çok uzaktasın simdi.. yeter ki orda mutlu ol.. ben hasretine de alıştım yarim.. bir gün kavuşuruz nasılsa.. bak bir zarf geldi yarim.. ismin yazılı üzerinde.. beni unutmamış.. bana yıllar sonra yazmışsın.. beni unutmamışsın yarim.. beni unutmamış.. bir başkasıyla evleneceğini bana haber etmiş.. bana düğün davetiyenizi göndermişsin yarim.. senin ismin.. ve yanında bir başkasının ismi.. oysa yıllar önce ikimizin ismini süslü harflerle düşlemiştik ikimizde.. "bu mutlu günümüzde sizlerime aramızda görmekten mutluluk duyarız" demişsiniz.. oysa bu sözleri biz yazdıracaktık satir satir her düğün davetiyesinde.. evleniyorsun yarim.. mutlu oluyorsun.. en mutlu gününü yasayacaksın o gün.. ve o gün senin mutluluğunu görmeye bende davetliyim yarim.. bende davetliyim.. doğru ya yarim.. haklisin elbet.. hep istemez miydim senin mutlu olmanı.. hep demez miydim yeter ki sen iyi ol diye.. yok yarim.. değişmedi fikrim.. sen yine mutlu ol.. sen yine üzülme.. sen sakin ağlama.. üşüme.. sıkılma.. acı çekme.. sen hep gül.. sevin.. yasa.. rahat ve hep mutlu ol.. hep huzurlu ol yarim.. ben yaşarım yerine tüm acıları.. çekerim tüm dertleri.. günahın varsa ben öderim bedelini.. çekerim cezasını.. yağmur yağdığında yine ıslanırım yerine.. yine korurum seni soğuktan.. yanında olmasam da.. ben yine ölürüm.. yine yaşarım.. yine biterim.. ben.. ben bittim yarim.. ben bittim.. ama.. sen sakin o güzel yüzündeki tebessümü yitirme yarim.. başkasıyla mutluysan mutluluğuna sımsıkı sarıl.. ve hiçbir zaman hiçbir şeyin bu mutluluğunu bozmasına izin verme yarim.. senden artık tek dileğim bu yarim.. senden tek isteğim.. güzümü arkada koyma yarim.. ve.. mutluluklar size.. cennetin kapısında görüşebilmek dileğiyle.. hoşçakal yarim.... |
Yarıda Kalan Ah o yarıda kalan öpüşlerin ateşi, Kalplerimizi yakan, O serin akşamlarda koşarız deli gibi Bulamayız o yeri. Kaç kere yarım kaldı. Kaç kere... sarmaş dolaş, Ben raşeler içinde. Arzu içinde yanan dudaklarımda telaş, Seninkilerde telaş... Olmayacak bugün de. Bir tek defa öpüşsek şöyle bir kana kana Rahat ölebiliriz. Yarıda Kalan Ah o yarıda kalan öpüşlerin ateşi, Kalplerimizi yakan, O serin akşamlarda koşarız deli gibi Bulamayız o yeri. Kaç kere yarım kaldı. Kaç kere... sarmaş dolaş, Ben raşeler içinde. Arzu içinde yanan dudaklarımda telaş, Seninkilerde telaş... Olmayacak bugün de. Bir tek defa öpüşsek şöyle bir kana kana Rahat ölebiliriz. Ateş çağırıyor bak, gitmem lazım o yana. Neden daha acaba biz Vakit geçirmekteyiz? Ateş çağırıyor bak, gitmem lazım o yana. Neden daha acaba biz Vakit geçirmekteyiz? |
Hücrelerimdesin bir bakışın mızrak oldu saplandı kalbime bir sesin sanki vida dönüp duruyor beynimde içimden söküp de gösterebilseydim sana şu dayanılmaz hasretini "şimdi anladım" derdin bu yorgun yüreğimle şöyle adam akıllı bir tanışsan gözlerine kan çiçekleri ekerdin bin yıl aç kalmışım sanki sesin taze ekmek kokusu bin yıl çölde kalmışım da sanki gözlerin bi pınar su |
ölesiye gidenlerin arkasından baktım hep nerdeydi hatam dedim gecelerce sabahlara kadar oynadım kendımle bir hakim savcı oyununu baktım bazen gecmişe hesaba çektim birdaha kendimi nerde benim hatam diye düşündüm yine ölesiye sevmekti sonunda buldum |
ŞEHİTLER Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, mezardan çıkmanın vaktidir! Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler Dumlupınar'dakiler de elbet ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler, siz toprak altında ulu köklerimizsiniz yatarsınız al kanlar içinde. Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, siz toprak altında derin uykudayken düşmanı çağırdılar, satıldık, uyanın! Biz toprak üstünde derin uykulardayız, kalkıp uyandırın bizi! uyandırın bizi! Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri, mezardan çıkmanın vaktidir! Nazım Hikmet |
http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gif Beyazıt Meydanı`ndaki Ölü http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gif Bir ölü yatıyor on dokuz yaşında bir delikanlı gündüzleri güneşte geceleri yıldızların altında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatıyor ders kitabı bir elinde bir elinde başlamadan biten rüyası bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatıyor vurdular kurşun yarası kızıl karanfil gibi açmış alnında İstanbul`da, Beyazıt Meydanı`nda. Bir ölü yatacak toprağa şıp şıp damlayacak kanı silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip zaptedene kadar büyük meydanı. Nazım Hikmet |
| Saat: 08:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık