![]() |
http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifBir Gün İstanbul`dahttp://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gif Günlerden bir gün İstanbul`da Sabah oldu eşya ışıdı Bahçedeki horoz öttü Horozun öttüğünü duyunca Türkü tutturdu Bir çiçek keyfine göre... İşler bu yola döküldü mü, İnsanoğlu durmaz Yatağımdan kalktım Kahvaltı ettim Geceden kalma ne varsa Ceketimi giydiğim gibi Sokağa çıktım Bir rüzgar esti hafiften Sonra durdu Yağmur çiseliyecek gibi oldu Bir tramvaya atladım Doğru parka gittim Sıranın birinin üstüne Uzandım Gökyüzünü seyrettim Gökyüzü de bir türkü söyledi Gökyüzünün türküsü de Horozunkine, çiçeğinkine uygundu Öylesine maviydi gökyüzü Öylesine derin Öylesine sonsuz Ama bıkılıyordu gökyüzünden Kalktım kahveye uğradım Bir çift söz ederim dedim Ahbap aradım Bulamadım Bulamayınca Elim şakağımda Düşünmeye vardım Derken öğle oldu İş yerleri boşaldı Cümle halkın karnı acıktı Ben de acıktım Bir köfteci dükkanına girdim Köfteler kızardıkça Ortalığı bir duman sardı Bir soğan kokusu Öğleden sonra da geçti aynı minval üzre Yalnız bir aralık Bir sevda yaşadım düşümde Büyük bir caddeden geçerken Bir kadın görünce balkonda Saçları alabildiğine sarıydı Bugüne dek Görmediğim acaip kuşlar havalanıyordu Sabahlığında Sevdalandım düşümde O benden habersiz Akşam gelecek aşığına Hazırlandı durdu aynasında Gönlü sevdayla dolanların Son uğradıkları meyhane Bir yudum aldım da Kendimi buldum kocaman bir denizde Nelerin unutulup gittiği nelerin İzi bile görünmeyen gemilerin Akşamları sokakları dolduran serinlik Bir kahvecinin Kahvesinin bahçesini suladığı Anı hatırlattı bana Bütün gün taban teptim İçimde bitkinlik Akşamı ettim Sabahattin Kudret Aksal |
Aldanacaksan sevgilerimle İnsanların yalancı gururlarına Kalacaksan parlak sözlerin etkisinde Kelimelerinle onlara kapılacaksan Yaşama! Oyun yapıp oynarlar seni geceleri aralarında Şarkı yapıp söylerler dostlarına Roman gibi okurlar boş zamanlarında Masal yapıp anlatırlar çocuklarına Aldancaksan gecelerinde, kara gecelerinde Aydınlık dünyaların şen insanlarına Yanılıp içini açacaksan Derdini gizlemeden durmayacaksan Yaşama Saklarlar dinlediklerini En zayıf zamanında vururlar seni Uyduramazsan fikirlerine Başıboş hareketlerini Tefe koyup çalarlar seni Aldancaksan gecelerinde, kara gecelerinde Aydınlık dünyaların şen insanlarına Yanılıp içini açacaksan Derdini gizlemeden durmayacaksan Yaşama Aldanacaksan sevgilerimle İnsanların yalancı gururlarına Kalacaksan parlak sözlerin etkisinde Kelimelerinle onlara kapılacaksan Yaşama! Yaşama! Yaşama! |
Bir Gün Sabah Sabah http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifBir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni: Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç`ten. Vapur düdükleri ötmededir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam... Yolculuğum uzun sürmüş oldukça Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden, Uyanıp uyanıp yine dalmışım. Biletim üçüncü mevki, Fakirlik hali. Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapanca`dan bir sepet elma almışım.. Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafiften soğuk, Deniz katran ve balık kokulu Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu... Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, -Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden. Saçların dağınıktır, mahmursundur. Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim, Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni, Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç`ten. Fabrika düdükleri ötmededir. Turgut Uyar |
İnsan Hıçkırıkları Geceyle bir durgunluk oldu suda Balıklar yosunlar gibi uykuda Dallarda rüzgar hışırtısı dindi Bütün kuşlar yuvalarında şimdi Korkusuyla başbaşa kaldı çiçek Artık emniyette hem fil hem böcek Yarab ! semada yıldız yerde kabir Herşey bahtınca huzur içindedir Ürperten bu sakin karıncaları Baştan başa insan hıçkırıkları Cahit Sıtkı Tarancı |
..........B İ L E M E Z S İ N.......... Bilemezsin seni kalbime hapsettiğimi Bilemezsin gözlerine bakarken eriyip bittiğimi Bilemezsin ne çok özlendiğini, sevildiğini Bilemezsin geceleri hayalinle yaşadığımı Bilemezsin her an seni düşündüğümü Bilemezsin yokluğunda çaresizce çırpındığımı Bilemezsin mecbur kalıp delice ağladığımı Bilemezsin benim tek tesellim olduğunu Bilemezsin rüyalarımda seni gördüğümü Bilemezsin her gece yastığıma sen diye sarıldığımı Bilemezsin seni düşünmekten her gün biraz daha yaşlandığımı Bilemezsin mecnun gibi beni çöllere düşürdüğünü Bilemezsin sensiz geçen her an bin defa öldüğümü Bilemezsin dertlerimin tek dermanı sen olduğunu Bilemezsin şu an neler çektiğimi,neler hissettiğimi Bilemezsin ne büyük acılarla savaştığımı Bilemezsin her şeye rağmen beni hala dimdik ayakta tuttuğunu Bilemezsin sana ne çok ihtiyacım olduğunu Bilemezsin gecelerime ışık olduğunu Bilemezsin üşüyünce seninle ısındığımı Bilemezsin susayınca seni içtiğimi Bilemezsin bana yaşama gücü ve huzur verdiğini Bilemezsin sensiz hayatın hiç bir tadı olmadığını Bilemezsin seni ne çok sevdiğimi Bilemezsin birtanem, bilemezsin.... |
http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifBir Şiir Üstüne Çeşitleme http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifKülrengi bulutlarıyla güz günlerinin Sevdiğim İstanbulu gibisin Gene de çağırıyor yüreğin Daha aydınlık bir yeryüzünü Her zaman genc gozlerinde guluyor Su kocamis ve yorgun Istanbul Gene de yasiyor ve sirli aynasinda Bana gosteriyor senin yuzunu Ayak basmadığım çorak bozkırda Sevdiğim Anadolu gibisin Gene de bekliyor yüreğin Uzakta ve elinde olmayanı Sevecen gözlerinde tükeniyor Hasret rüzgarlarıyla Anadolu Gene de üretiyor ellerin Yeni baştan ve umutla sevdanı İstanbulum Anadolum sevdiğim toprak Ne kadar yakınım sana Ve ne kadar uzak Onat Kutlar |
bugün kendimi kuru yapraklarla kaplı çıkmaz bir sokağa benzetiyorum, sadece o sokakta yaşayanlar üzerimden gelip geçiyor, bugün kendimi odalarından çoğu boş bazen dolan bir otel gibi hissediyorum, içimden ne hayatlar ne hikayeler ne aşklar geçip gidiyor, ben böyle değildim ne zaman kayboldum rüzgarla dans ederdim ne zaman savruldum bir ses duydum geçmiş zamandan bir ses duydum küçük bir kızdan bir bilet istiyorum sadece gidiş olsun çocukluğun saflığına gidip orda yaşamam gerek bilet istiyorum tek kişilik olsun yarına çıkabilmem için heyecanı hatırlamam gerek, bugün kendimi parktaki bir bank gibi sessiz ve sabit hissediyorum geceleri üzerimde şehrin ışıkları yatıp uyuyor bugün kendimi tonlarca yük taşıyan gemilerin denizi gibi hissediyorum kaldırma kuvvetim var ama şehrin atıkları içime akıyor... |
http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifBoğaz Gezintisi http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifNe günlermiş, ne günlermiş Yıldızlar, mehtap, çamlar altında Yıldızlar, mehtap, çamlar altında Ne günlermiş, ne günlermiş Gelip geçmiş! Vapurlar değil, Boğaz’dan geçen; Boğaz’dan yalılar geçiyor, Toplamış bulardan eteklerini... Dairesine çekilen bir saraylı gibi Yalılar gelmiyen alemlerine gidiyor Bırakıp bu sessiz gecelerini. Çekip almış kuşların kanatlarından rüzgarını Asırlık rüyalarında yalılar Uykuların mahmurluğu saçaklarını sarmış. Saz sesleri gelmiyor kıyılardan. Ne geçen yazlardan bir haber var, Ne gelecek baharlardan. Kim bilir kaç deniz geçmiş uykularından. Başbaşa kalmış iki hisar Beklemekte sönük sahilleri. Artık eski harpleri anlatır taş duvarlar Kıyılarından geçen balıklara. O balıklar ki dedeleri Şarkılarla beslenmişti geceleri. Şimdi sulara düşen çürümüş tahtalar Dalgalarda son oltanın yemleri. Bir zamanlar şen yaşamış yalılar Işıklı bir ziyafet sofrasında. Renklerini deniz almış götürmüş, Küllerini alev alıp savurmuş. Deniz kenarında denizsiz kalmış yalılar. Ortaklığı ayrılmış kıt’aların Anadolu günden güne Rumeli’ye küsmüş Bugün biz değiliz bakan yalılara; Yalılar boynu eğik bize bakıyor Biz değiliz sarkan hatıralara.. Göğüs gererek dalgalara Yalılar bir hayal için denize sarkıyor Yalılar bize bakıyor, denize bakıyor. Ne günlermiş, ne günlermiş Yıldızlar, mehtap, çamlar altında Ne günlermiş, ne günlermiş Gelip geçmiş! Özdemir Asaf |
Dönme Geri Seveceksin diye özledin, Bir gülüş, biraz sevgi istedim, Sen sevmedin ama ben delice sevdim... Ah sevgili(!) Biraz uçuksun, biraz da deli Hiç mutlu olmadım Kalbine girdim gireli... Gelişin nasıldı bilmiyorum Ama gidişini hiç unutmuyorum Aklıma geldikçe ağlıyorum Kızgın değil, kırgınım sana, Artık gelme istemiyorum... Ah sevgili(!) Gör sevgili Öldürdün şu kalbi, Unutur muyum yıllar geçse seni Özledim desem de, gelme geri.. |
Canım İstanbul http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gifRuhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul... Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?.. Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... O manayı bul da bul! İlle İstanbul`da bul! İstanbul, İstanbul... Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i... Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul... Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar... Gecesi sünbül kokan Türkçesi bülbül kokan, İstanbul, İstanbul… Necip Fazıl Kısakürek |
| Saat: 08:23 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık