![]() |
bir ölünün son saatlerini yaşar gibi sessiz şehirler parmaklarını uzatmışlar küsmüş güneşler kaç kişi taşır içimizde yorgun vagonlar kimler diz çöker kimler dirilir ezgiler ki sansürlenirse kaçmaya kalkmazmı yıldızlar ........................................................... çıkılması zor basamaklarda duruyoruz ortalık yerlerde kıvılcımlar çaktırıyoruz tanımadığımız yüreklerde umutlar inşaatlarda çiviler gibi unutulmuş paslanıyoruz ummadığımız günlerin birinden sesleniyorsun oysa dışlamıştık seni aşkla çıkıp geliyorsun sürümüze katılmak istiyorsun ulumak için can atıyorsun yenilmiş kemiklerimizi yalıyorsun …………….................................... haberin yok bir sürü şey değişti bir ölünün saatlerini yaşar gibi sessiz şehirler kavgasız ve havlamasız geçen anlarımızda aydınlık yanlarını alıp götürdüler.. necmi dayan |
Öylesine sevmiştim seni Gülüşünü, saçlarını Sevecen ve de sıcak olan bakışlarını Elerini, teninin kokusunu Hepsini öylesine sevmiştim Her yağmurlu günde Şemsiyeyi açmadan yürüdüğümüzde Islandığımız zaman gözlerime bakarak Seni seviyorum dediğini Sonra birbirimize sımsıkı sarılarak Pencereden bakanlara aldırmadan Yürüdüğümüz o caddeleri Hepsini öylesine sevmiştim Ve ben seni Öylesine sevmiştim ki İşte bu yüzden bugün Ben ilk kez Sana ağlıyorum atilla kızılkaya |
KENDİNİ BİRİKTİRME KOLEKSİYONCUSU Aşkı ayrılıklar yaşatır Hadi küs kendini ona Sonra kendi içine kus Bir şiir kana Dilinden susul İntihar kurgulu gözlerinde Kör bir uçurum var dalgın Gölgen kendine dargın Ona çığlığın çok ama İçin kendinden yorgun Bir yağsan ıslanacaksın Kanamalı bir düşe Eski bir cinneti asacaksın Gece kara çalınca yüzüne Heybenden intihar çıkaracaksın Aşkı ayrılıklar yaşatır Kendini biriktirme Ayrılacaksın Kahraman Tazeoğlu |
ARAZ "Yalnızım çünkü sen varsın" "gel" desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz´a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun" oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç´e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde kimi üşüyorsun artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklara yaslanıyorum boş kentlere oysa "gel" desen gelecektim gün düşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara "kimseler biliyor" yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa "gel" desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa "gel" desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz´ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kente içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kente gidiyorsun oysa "gel" desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmakta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz´ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa "gel" desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler inanmıyorum en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak hak ediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin "gel" desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sise intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum "gel" desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun "gel" mi diyorsun herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi en kanadığımız yerden susalım "gel" desen gelirdim "git" dedin ve gittin Aşka... Rüzgara... Ayrılığa... Zamana... eyvallah.. Yazar: Kahraman TAZEOĞLU |
Yıkık Ve Kırık Yıkık ve kırıksa tüm umutların Bir noktadan farkı yoktur yaşamın Ve karanlıklar içinde ki, Bir ışık özleminde ise bu çırpınışlar Gözyaşlarında yitirilmiştir umutların Kan ağladığın gecelerde ki hırçınlığın Yanlızlığın içinde ki zavallılığın Lanet yağdırdığın sevgiye, Tekrar dönüşünde ki anlam Bir ışık arayışıdır yoklukta Yıkık ve kırıksa tüm umutların... Uçurumların diplerinde Açan çiçeklerdir aradıkların Yokluk ile varlık arasında ki Bir bağ gibi tıpkı... Ulaşamazsın!... Ellerin boşlukta kalır, Gözlerin çiçeklerde Ve gözyaşların düğümlenir yaşamın, Yıkık ve kırıksa tüm umutların... Bekir Sıtkı Özer |
ÖLÜMÜN EN SÜSLÜ HALİYLE GELİRİM SANA Düştü ellerim içindeki boşluğa, Çırpınırken tutunmak için, Kırılan tırnaklarımdan sızan aşktı… Sarıp sarmaladığım koca bir karanlık Gömdükçe başımı yastıklara Gözlerimden düşen her damlayla Çiçek açtı çarşaflar… Kirpiklerimi yoluyorum tek tek Törpüleyip saklıyorum, Yumduğumda ağır gelen göz kapaklarımı Rüyalarına batmasın diye Gerçek kadar acıtmasın içini diye… Her nefes alışınla Saçlarımda ki tüm kırıklar Sana uzanıyor Her kapı aralığında Burnuma saplanan Rüzgardaki kokun olmalı sonbahar Tüm hücrelerime işleyen, Ruhumu titreten. Manzarasız tüm pencere önlerinde Nefessiz gözlerinin doğuşunu bekliyorum Şimdi uyandır beni bahara… Sınırı çoktan aştı haddim İçinin tüm katran karalarını Hakkım sayarak kazıyorum İçinin boşluklarından. Benim artık bütün siyahlar Sarsam da yakışmaz sana Tezattır gözlerinin mavimsi yeşiline Ve tezatlık yorar seni Yorgunluğun sardığında beni Bir damla su olurum okyanusta Fark edilmeden dalgalanır Sana durulurum… Başla hadi sıra sende sar beni Yalnızlığıma ilaç içinde h-iç et beni İçinde iç et beni Koca şehir yutsun diye Kaldırımlarında sürüdüğüm ayaklarımın altından Kesilirse sana gelen yollar; Hilal, giyotinim olur boynumda en ışıltılı Ölümün en süslü haliyle gelirim sana…! Nereye yağsam acı taşar Şehrin tüm sokaklarından Kuruyan bedenimle titreyen Sonbahar yaprağıydım ben; Kızıl baharlara özenti. Hiç değişmedi ki mevsimler Ben seni geçişsiz bir aralıkta kokladım, Islayıp içime bastım. Hadi şimdi sıra sende İstediğin kadar çocukluğuna özenip ağla. Anaçlığıma emanet korkutan korkusuzluğun. Başım göğsümde salınırken Bir ileri bir geri anı sabitledim gözlerimle Sana odaklı tüm düşüşlerim Delilik hali bu; Sigara dumanında ki kıvrımlarda Yüzünü arayıp dokunmaya çalışmak. Ve tek bir çığlıkla dışarı çıkıp yalınayak Sokaklarda gölgeni aramak…! Sonbahar, sonbahar olmalı… sebebi sonbahar… soyunup tenden ruhunu giyinmek. üşümüyorum üşümüyorum…! Şiir : Esra Soytürk (yitik umut) |
YANLIŞ ANLA BENİ keskin bıçak aşkının kestiği damarımdan fışkıran ayrılığı intihar ediyorum kırık şakaklarıma yapıştırdığın teselliyi dudağımda uçuklattım gidiyorsun yağmurun kızı çekmişsin pimini ayrılığa gözlerinden ağrılar sızıyor çığlığını yüklerken gemilere geldiğin her yere yabancısın içinde taşıyorsun katilini tokada doydu yüzünün sol yarısı kalın bir kalem altını çiziyor şimdi kanat sürçüyorsun bir gidişe ardında gurbetleşen kavuşmalarımız yakıştırıyor her intiharı bana benden çok sağanaksın parmaklarımın ucusun yaktım ve içtim dön ve gül gül ki gözlerim çiçeklensin yalanlarla saklıyorum sevdamı ne olur yanlış anla beni..... Kahraman Tazeoğlu |
Şimdi gidiyorsun Git Oysa senden tek bir damla istemiştim Sana kocaman bir deniz sunmak için Şimdi gidiyorsun Git Ne zaman başladı bu hikaye Anımsamak zor Gençtim Hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım Komazdı öyle üç-beş nöbetleri Geceler içimi acıtmazdı böyle Bir insan bu kadar eksilebilir mi Hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı Bu şehrin biryerlerinde Düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona Gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin O adam bendim unuttun mu Bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu Seni unutamadı İşin kolayına kaçmadım Uğruna ölmedim yani Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep Sen bunu da bilmedin Ben bir bakışına bin anlam yükledim Sen aşka kestirmeden gittin Bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma Şimdi gidiyorsun Git Bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden Bütün ışıklarımı söndürüyorsun Bu cehennem cinayetlerini işliyorsun Sonra bunlara intihar süsü veriyorsun Yazıklar olsun yazıklar olsun Susuyorsun susuyorum susayacaklarım bitmiyor Hani sen sevdiğini Yarı yolda bırakacak kadar yüreksiz değildin Düşmemeyi öğretecektin nerdesin nerdesin Uzun lafın kısası yoktur Anlatacağım çok şey var Hoyrat bir rüzgar gibi geldin Aklımı hayatımı dağıttın Şimdi gidiyorsun Git Daha ayrılığa bile çarpmadan Aşk bize döndü Bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri Artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil Ama sana dokunmak da yasak bana Göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır Sen var ya sen Allah kahretsin Yani şimdi Gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı Yani şimdi başkaları mı sevecek seni Ben saçlarını okşadığım zaman Ellerin öksüz kalırdı Şimdi gidiyorsun git Kahraman Tazeoğlu |
....... Meğer ne çok beklemişim gelmeyişlerini. Sen beni anlarsın be usta ne garip sıkıntıdır şu suskunluğuma en uygun makamı bulamamak. İçimin buz kestiği yerden çıkıp geliyorsun gözlerime. Sen geldiğinde ise düşürmüş oluyorum düşünden kendimi... Kahraman Tazeoğlu |
BENDE Kİ SENİ ALAMADI Kumdan kaleymiş meğer sevgimiz Denizin o kadar yakınına kurmuşuz ki Küçük ufacık bir dalga yerle bir etmiş herşeyi Fark edemedim...... Yalan mı vardı ihanet mi yoksa riya mı? Neydi bizi bu kadar imkansız yapan Neydi severken ayrı kalmayı göze aldıran Neydi bizi bizden,bizi hayattan koparan Gözyaşlarımı içime akıttım Kalbimi görülmemmiş bir sel aldı Ama o taşkın sel bile Bende ki seni alamadı...... ................. Alıntıdır |
| Saat: 12:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık