![]() |
Özlem Adini özlem koydun bu sonsuz sevginin, Özlemin tek siginagi oldu bu aci dolu yüregin, Bu bitmeyen özlem kaçinilmazligiydi sensizligin, Bitmez bu özlem sevgili, bitmeyecek bensizligin... Ayrildik ve her geçen gün büyüdü bu özlem, Her iç çekiste bir göz yasi, her göz yasinda bir sitem, Bitmedi bu hasret, ne yapsam nereye gitsem, Özlemin gösterdi, kime baksam hep sen... Yillarim seni beklemekle geçti umutla, Gelisin seni vazgeçilmez kildi bir anda, Sensizligin içimi, yüregimi yaktigi anlarda, Özlemin hep vardi, birakip gittigin zamanlarda... Adi hep özlem kalacak bu karsiliksiz sevginin, Özlemek tek çaresi olacak sensizligin, Bitmez bu tutku, bitmeyecek bensizligin, Yasadikça vazgeçilmez olacak ismin, Kaçinilmaz olacak özlemin, Özlemim... |
Pembe Gül Bir pembe gülü düşün, henüz tomurcuk dalında Gül benim olmasa da gönül ister solmasın Korkusu yaprağından düşen bir çiğ tanesi Düşen ben olmasam da gönül ister solmasın Yağmur küsmesin ona. Dalında kurumasın Baharı yaşasın hep sonbahar hiç olmasın Dökmesin yaprağını. Kimseler koparmasın Gül benim olmasa da gönül ister solmasın.. |
demek şimdi gidiyorsun yazdıgım bu son şiir öylece yarım kalacak kuşlarımız acıkacak saksılarımız artık sulanmıyacak demek öykümüzü bir huur lekesi gibi yapıştırıp aynanın sahtekar yüzüne demek şimdi gidiyorsun beni böyle toz gibi dagıtıp merdivenlerin dibine herşey tamam diyorsun git beni viran bir şehir gibi terk et haydi git dışarısı ispiyon dışarısı ihanet seni bir gören olmasın dikkat et dostlukmuş ölüme yürümekmiş üstüne titremekmiş vefaymış aşk dedigin zavallı bir kapıyı duvara vurup çıkıncaya kadarmış bana koymaz deyip sancıyı bir kül olarak gömsende gece yarıları asıl sancı uyandıgında bütün odaları boş görünce koyarmış gitmek istiyorsun git bir delikanlı asla vedalaşmazmış bakma git dışarısı dinamit dışarısı enkaz şunu cebine koy ne olur nolmaz ihtiyar magdurlarıysık kimsemiz yoktu yaralarımız aman vermiyordu canımıza kimseye kıymamıştık oysa masumduk rahatsız ediyordu bizi bu yabancı taht yırtılan bir pankart gibi şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz en az bir karıncanın yüregi kadar namuslu ve çalışkandı ellerimiz artık bitti diyorsun git kırılsın kapı çerçeve kırılsın bu cam sorma git dışarı panik dışarı dinamit dışarı izdiham biliyorum seni vuracaklar bu akşam durma git kafamı yumruklayıp ardın sıra aglarsam Şeref sizim |
AYRILIK SEVDAYA DAHİL yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık hava ağır toprak ağır yaprak ağır su tozları yağıyor üstümüze özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı karanlık çöktü denize yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen -sanki ateşten bir tebessüm- zehir zemberek aşkımız.. ATTİLA İLHAN |
Şans Bitmez sandığımız yaz, Şimdi çok uzaklarda kaldı. Günlerce süren bir kuru ayaz, Yerini bırakırken bu sersem yele Kar yağdı köye! Kaba kaba kar, Kar, lâpa lâpa Diz boyu bembeyaz Kar... Çıktılar damlarını kürümeye, Toprak damlarını Konular komşular... "Bre Hasan" dedi Osman, Bir hoş, keyflice; "Şeker olsaydı yağan, yağan kar, İnceden ince..." Bir acı gülümsemeydi Hasan’ın dudaklarında yayılan; Ağzından püskürürken buhar, Karşılık verdi üzgün, manidâr: "Hiç buralara yağar mıydı Şeker olsaydı kar!..." |
Gizli Aşk Derin ve sessiz büyüyen bir fidan Bir gonca gül Sana olan aşkım Gizli aşkım Ellerin bir dokunuş Gözlerin bir bakış uzakta Ne ellerim tutabilir ellerini Ne gözlerim değebilir gözlerine Sana gelmiştim oysa Hasretle saracak seni Sevgimi fısıldayacaktım Karşına çıktığımda Ne seni sarabildi kollarım Ne aşkımı diyebildi dilim Aşkım yüreğimde hala hapis Diyemedim ben seninim Bir ben bir de tanrı bilecek Yazık ki sen bilmeyeceksin İçimde ukdem Gizli aşkım Özcan Günergök |
"SEVMEK" DEDİM "YOLUNDA ÖLMEK" DEDİ "sevmek" dedim. "yoluna ölmek" dedi. "yol" dedim. "alıp basını gitmek" dedi. "gitmek" dedim. Bir "aha" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi. "dost" dedim. Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı. "yüreğime nasıl koysam bilemediğim"dedi. "yürek" dedim."dünyaları içine sığdıramadığım" dedi. "dünya" dedim. "hayatin bir yüzü" dedi. "yüz" dedim. "ardında ne gizli bilemediğim" dedi. "giz" dedim. "hep çözmeye çalıştığım" dedi. "çalışmak" dedim."bitmeyecek öykü" dedi. "öykü" dedim."binlercesini içimde gizliyorum" dedi. "gizlemek" dedim."iste her şeyin bitimi" dedi. "şey" dedim."sevda" dedi. "sevda" dedim."peşinden koştuğum" dedi. "koşmak" dedim."hayat bir maraton" dedi. "hayat" dedim."öyle kısa ki!." dedi. "niçin kısa?" diye sordum."yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi. "yaşanması gereken ne var?" diye sordum. "aşk" dedi. "kaç kere?" diye sordum. "bin kere" dedi, "milyon kere" "neden bir kere değil?" diye sordum. "bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi. "önce ona varsan olmaz mi?" diye sordum. "keşke olsa" dedi, "ama önce yoğrulmak gerek" "acı çekmek mi?" diye sordum. "evet, aşk acısında yok olmak" dedi. "yok olunca!." dedim. "iste gerçek aşkta o zaman yaşamaya baslarsın" dedi. "gerçek aşk!." dedim. "büyük o " dedi. Durdum. Durdum. Ve sustum! "neden sustun?" diye sordu. "yüreğim titredi sanki" dedim. "neden?" diye sordu. "bilmiyorum" dedim. "büyük o " "evet." dedi, "büyük o " "nerede?" diye sordum. "her yerde" dedi. "nasıl?" diye sordum. "yüreğini aç" dedi. "yüreğimi açmak!." dedim. "bir tebessümle bak her şeye" dedi. "tebessüm" dedim. "her kapının anahtarı" dedi. "kapı" dedim. "girmeden bilemezsin" dedi. "ya korku!" dedim. "bilinmeyenden korkar insan" dedi. "ben bilmiyorum" dedim. "neyi?" diye sordu. "beni" dedim."sen kimsin?" diye sordu. "ben kimim?" diye sordum."sevgiyle beslenensin" dedi. "kimin sevgisiyle?" diye sordum. "büyük o' nun." dedi. Durdum. Durdum. Yine sustum. "kimsin?" diye sordum. "sen'im" dedi |
O An Sensizliğin en sıcak mevsiminde, Hasretinle uzanırken sana; Bir pervasız "merhaba" Asıldı kulaklarıma. Sehpada bekleyen bir mahkum olup, Durdu zaman, Tam yaşamın sınırında. Bir an bakındım boşluğa, Anlamsızca... Kimin bu umarsız ses? Kimdi seni göremeyen beynimde. Kimin bu aşkı tanımayan yürek? Hangi beyhude mazeret, Seni hayallerimden, Apansız azad edecek kadar gerçek. Omzuma asılan bu el, İğne iğne batıverdi ruhuma. Sen, hiç olmadığın kadar yok, Hiç olmadığın kadar benimken, Bir nefesle parçalanan resmini, Kim gözlerime, Nakış gibi işleyecek. Kim dokundu bam telime? Kim bu? Resitalin tam ortasında, Kemanımı kıran. Notaları çivi gibi, Kalbime kalbime batıran. Kim bu kim? Hayallerimdeki Saltanatını yıkan. Geldiğini anladığım İşte o an, Bir avuç kar olup, Eridi sevdan. |
Sen Benim Hiçbir Şeyimsin Sen benim hiçbir şeyimsin Yazdıklarımdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir şeyimsin Varlığın yokluğun anlaşılmaz Galiba eski liman üzerindesin Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak Dudaklarınla cama çizdiğin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kız uykusu bulmak Yalnızlığı öldüresiye çirkin Sabaha karşı öldüresiye korkak Kulağı çabucak telefon zillerinde Sen benim hiçbir şeyimsin Hiçbir sevişmek yaşamışlığım Henüz boş bir roman sahifesinde Hiç kimse misin bilmem ki nesin Ne çok çığlıkların silemediği Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hiçbir şeyimsin Yabancı bir şarkı gibi yarım Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak Hiç kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasında çağırdığım Çocukluk sesimle ağlayarak Sen benim hiçbir şeyimsin Attila İlhan |
SEVDİĞİME SÖYLEYİN Ey gece! Sevdiğime söyle; Yanındayım ben hep, Onunla yüreğim, ellerim, gözlerim... Ara sıra, o da düşünsün beni, Karanlık çöktüğünde... Kimbilir, bir yıldızda birleşir yüreklerimiz belki de... Ey rüzgâr! Sevdiğime söyle; Sen savururken umutları, diyardan diyara, Toplasın yerlerden hayallerimi, Bassın bağrına sevgiyle... Kimbilir, hayaller gerçekleşir belki, onun eli değdiğinde! Ey yağmur! Sevdiğime söyle; Her toprağa düştüğünde sen, Gözlerim eşlik eder sana, Bilsin, ona söyle.... Bilsin ki, Her yağmurda hatırlasın beni... Tutsun damlaları, yüzüne sürsün. Öpsün damlalar dudaklarından özlemle... Ey deniz! Sevdiğime söyle; Köpük köpük sahiline vurduğumu, Unutmasın bıraktığı yerde durduğumu, Her martı çığlığında, çınlasın sesim, Yüreğinin en derinliklerinde... Ey hayat! Sevdiğime söyle; Onsuz bir anlamın olmadığını, Söyle ona, deli divane bir gönlün, Kuytularda ağladığını... Ve... Onu unutmadığını, unutmayacağını... |
| Saat: 20:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık