![]() |
Ellerinde Umutsuzluğa düşmen niye? ... Niye gözünde biriken inciden damlalar... YÜREĞİNDE SAKLADIĞIN SEVGİME SİTEMİN NİYE? ... NİYE... Yalnızlığı dost bilip, Sarılman ben diye... Yanman, çaresizliğin aleviyle Uyanman kanter içinde,NİYE? --------Aynaları düşman bilme karşında, --------Sırt dönme yaşama -------- Sevmeyi bulmuşken gülüşümde Senin olsun, ------- Al yüreğimi İşte şimdi.... Sevginle tutsak, -------- ELLERİNDE..... Leyla Işık |
SEVEN YÜREĞİME SOR Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer hasretin ateş olup giriyorsa koynuma ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde savruluyorsam sokak sokak ürperiyorsam yaprak yaprak esip geçen rüzgarlara sor beni hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa kahroluyorsa kalbim seni her andığımda ve tanımıyorsa hiç bir kural yüreğim kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem ateş - alev sevdalara sor beni seninle gözgöze geldiğimde ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan düğümleniyorsa boğazım çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim konuşamıyorsam tek bir kelime depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı deli - divane gönlüme sor beni kirpiklerimden süzülen damlalar islatiyorsa yüreğimi her gece hep bulutlarda saklıyorsam seni düşüyorsan içime tane tane her yağmur yağıdığında kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan susuyorsa denizler seni düşündüğümde gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi gelip sokuluyorsan uykularıma gelip sokuluyorsan rüyalarıma sensiz geçen gecelere sor beni damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan şiir olup doluyorsan kulaklarıma masmavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi sana anlatamıyorsam bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam ve beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni Nuri CAN |
Sürekli maske takmaktan İçim Kan ağlarken İnsanlara gülmekten yoruldum Çok sinirliyken bile Sakin olma zorunluluğundan yoruldum Hıçkırarak ağlamak isterken Gözyaşlarımı içime akıtmaktan Delice severken içimden dağlara denizlere Hoyratça esen rüzgara toprağa kuşlara Seviyorum diye haykırmak isterken Susmaktan yoruldum Mavinin her tonunda kaybolmak isterken Siyaha esir olmaktan yoruldum Kendimden yoruldum Hep güçlü olmak ne zordur Hep sorumluluk sahibi olmak Her zaman haklı olmak Herseyi bilmek zorunda olmak Ruhum yoruldu Çoçukken genç olmak Gençken olgun olmak Çok zor yoruldum Çabuk tükettim ömrümü Yarınlarımı... Umutlarımı... Duygularımı... Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim Oyunun adı hayat Başrolde ben Yardımcı oyuncular sevgi, aşk, acı, geçmiş Senaryo konusu Herseye ragmen Mutlu Olma Sanatı Ve oyun bitti..perdeler indi ışıklar söndü Kendimden yoruldum. Artık tutunduğum Güvendiğim Yanındayken kendim olduğum Maske takma ihtiyacı hissetmediğim Ağlamak istediğimde özgürce ağladığım Haykırmak istediğimde sevgimi Sınır tanımadan haykırdığım Sen varsın Artık Oyunun ikici perdesini açtım Her yer ışıl ışıl Başak saçların bal rengi gözlerin umudum Senin sevgin yarınlarım Kendimden yorulduğum yerde seni buldum... aLinTi |
sevgin mihrabım oldu solgun yüzümde aşkının fırtınası essin, bırak! rüzgar; kanatlarında yeryüzü ağırlığınca hasret taşısın kalbimin en ağrıyan yerine. volkanlar yak yüreğimde sönmeyen alevlerin sarsın canevimi. O sen ol yokluğumun seninle başlayan ölümsüz meleğim, O sen ol. hançerin sevgiyse çal gül yaprağından daha narin kalbime ben hazırım. seninle ölümsüzlük şehrine yolculuğum var çağırsınlar. şevki atik |
KORKUYORUM Kokuyorum… Aşkımı sana haykırmaya Yüzüne bakıp sana yalvarmaya korkuyorum Korkuyorum… Bir daha gözlerine bakamam diye Bir kez daha sesini duyamam diye Telaşlıyım Uzaklardan koşup elini tutamam diye Artık hayatın kendisinden korkuyorum Yaşamın ahından aşkın kahrından Senin karşılık vermediğin aşkınla yanıyorum Ve yüreğimi tutuşturuyorum Ve korkuyorum… Uzaklara gideceksin diye Diliyorum yüce Allah’ tan Beni bu hasretten kurtarsın diye BARIŞ KARAGÖZ |
AYRILIKTA SÖYLENMİŞ BİR YAZ TÜRKÜSÜ Gözlerine bakar ağlar Bu son şarkıSon umut Gitme hep burada kal Bizimle kal bu kıyıda Her yanına dokundum bakışının Her yerini tanıdım göklerinin Gün boyu sende uçtum Dinlendim dallarında Atlılar gibi yoruldum yanında UyudumÖlür kıyı ölür yazlar Alır götürür karakış Her bahar her umuda zorunlu mu Neden yolcusun bu kadar GideceksenAl götür umudumu Al götür sonuna kadar Afşar TİMUÇİN |
SESSİZ AKŞAM DÜŞLERİ Bembeyaz akşamlara çıkmak Deniz kıyılarında ya da dağ başlarında Daha doğar doğmaz sarhoş Pırıl pırıl bir günden Akşam gelin gibi süzüle süzüle Yamaçlardan ağır ağır inerken Seni duymak seni sevmek seni okşamak Seni konuşmak ve seni susmak İlk karanlıkla birlikte erkenden Senin hazırladığın sofraya oturmak Senin yaydığın çarşafların üzerine Uzanıp uzun uzun düşünmek seni Dünyayı yepyeni güzelliklerle Yeniden yaratır gibi Elinle kapladığın yorganı örtünüp Seni duymak seni düşünmek seni bulmak Haritaya yeni bir ada yazdırır gibi Her yanını her şeyini öğrenmek Saçlarını boynunu sırtını belini Kollarını omuzlarını dizlerini ayaklarını Hatta ayıp olmasın en gizli yerlerini Yani baştan sona seni ezberlemek AFŞAR TİMUÇİN |
Yıllar Sonra (Yeniden Doğu`m) Yollar kapalıydı Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece. Dışarıda barut kokusu Kar tozlarına karışıyordu. Karanlıkta bir aydınlık Okuluna ulaşmaya çalışıyordu. Yollar kapalıydı... Kapalıydı... Uzak şehirlerdeki dostları geliyordu aklına... Şimdi çoktan doldurmuşlardır Akşam seanslarını sinemaların. Bedava içkisini içiyorlardır Sergi açılışlarının. Belki de bir barda Eleştirisini yapıyorlardır Okumadıkları birkaç kitabın. Yollar kapalıydı Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece. Güneşle randevusu vardı sabaha Yetişmesi gerekiyordu. Yedi yaşındaki bir çocuğun Gözlerinde yaşadı ilk mutluluğu. Küçücük göğsünde bir dev taşıyordu. Her harfinde alfabenin Gözleri daha da parlıyordu. Anlatabilir miydi dostlarına? Bu çocuk tarihi yazıyordu. Yollar kapalıydı Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece... Bu dağların arkasında Başka insanlar da var. Sizler nasıl yaşıyorsanız burada, Onlar da yaşıyorlar. Siz bilmeseniz de onları Onlar belki de sizi Biliyorlar?!... Yollar kapalıydı, Kar yağıyordu. Zakkum tadındaydı gece... Güneş doğmayabilirdi sabaha. Bahar gelmeyebilirdi. Bu kışın ardından, Papatyalar açmayabilirdi... Ama yollar kapalıydı, Kar yağıyordu... Zakkum tadındaydı gece. Kimin umurundaydı?... İrfan Mutluer |
BAŞKALAŞAN AŞK adını anmak güzeldi dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması.. adını anmak.. yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak.. biraz gülünç, biraz sitemkar.. güzeldi... adının türkçedeki yankısı özeldi... Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, sülalesi Kandilli yoğurtcunun mekanında.. Denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikle.... güzeldi.. ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde yüz yıllık bir hasreti gidermek güzeldi... Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi... Cümlelerimiz öznesiz.. Umursayan yok Kanlıca'daki yoğurdu... Ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın mührüdür artık..... YILMAZ ERDOĞAN |
Hüner değil Hüner değil, Sevmek güzeli, Güzellikleri... İnanmak, Bir gün biteceğine, Saadetlerin de. Öyleyse, Fırsat bu fırsat.... Pay etmeli sevgiyi, Herkese, her şeye. En güzeli de, Gülümseyebilmek, Tüm çirkinliklere. Peşin yargılarla, Zincirlere vurmamalı duyguları. Kör kuyulara atmalı, Nitel, Nicel, Düşünsel farklılıkları. Bitmeli kaygılar. Toprağa gömülmeli, Savaş baltaları. Ve... Her kişi, Sevgi ve saygı olgunluğu ile Yaşamalı. 1989 Hasan Yılmaz |
| Saat: 09:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık