![]() |
Bu Gece Yalnız Kalmış Yıldızlar Bu gece yalnız kalmış yıldızlar. Yakamozlar göz kırpmıyor hayallere. Mehtap yalnız bırakmış, kapatmış gözlerini Düşünceye dalmış deniz, başını önüne eğmiş rüzgarlar. Yas tutuyor şehrin sokakları sanki. Duyulmuyor kimsesizlerin ayak sesleri. Parlayan yıldızlar gülerek bakmıyor gözlerime, camların arkasından. Bu gece bir tuhaf, bir yalnızlık kokusu var melteminde denizin. Seslendim duyuramadım sesimi hayallerime. Boş bekledi kollarım, sarılamadı, kucaklayamadı ruhunu hayallerim. Seslendim, duyuramadım sesimi geceye, haykıran martılara, El salladım göremedi, selam yolladım almadı. Bir kerecik olsun gözlerime bakmadı bu gece yıldızlar. Öksüz kedi yavruları gibi dolaştım kaldırımlar arasında. Hüzünlendim, üşüdüm, benden uzaklara bakan gözlerini düşündüm. Bu gece yalnız kalmış yıldızlar... Ufuklar denizlerde boğuluyor sanki... Sanki denizler ufuklarda kaybolmuş, Dağlar yasa bürünmüş, geceler zifir olmuş kahrından. Sessizlik kader olmuş bu gece, sensizlik kahır olmuş. Bu gece yalnız kalmış yıldızlar... Ellerinden tutmamış, gözlerini kapatmamış nazlı papatya. Bak martılar ağlıyor sahilde, sesine ses vermedin diye. Sessizliğin, sensizlik kadar zormuş. Anladım ki sevgi haykırdıkça cana can katıyormuş... Ferhat Eren |
UNUTMA Kİ Sen uykusuzluk nedir bilir misin Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı Sen günden güne erimeyi bilir misin Dev bir ağacın vekarı içinde ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu Sevmekten Günler geceler boyu yürümekten Elin, ayağın, kalbin yoruldu mu Sen yalnızlığın acısını bilir misin Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı Bütün gururunu çiğneyip Sevdiğinin geçtiği yollarda Bastığı toprakları eğilip öptün mü Sen çaresizlik nedir bilir misin Sen yokluk nedir gördün mü Yanan başını duvarlara Vurup parçalamak geldi mi içinden Sen her gün bir defa öldün mü Böyleyim diye ayıplama beni Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yeni bir asker gibi Darılma Unutma ki Her seven adsız bir kahramandır Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN |
Hem Yakın Hem Uzaksın Ne zaman gece olsa Siyah saçların gelir aklıma Sonra Yıldız yıldız gözlerin, Tutup öpmek ister seni canım Ay ışığı teninde dolaşmak ister parmaklarım. O an,gece kadar yakınsındır bana. Söz dinlemez olur deli gömlüm. Uzanır ellerim, Sarmak ister kollarım. İşte o zaman Gökyüzü kadar uzaksındır bana Emin Akduman |
SESSİZ AKŞAM DÜŞLERİ Bembeyaz akşamlara çıkmak Deniz kıyılarında ya da dağ başlarında Daha doğar doğmaz sarhoş Pırıl pırıl bir günden Akşam gelin gibi süzüle süzüle Yamaçlardan ağır ağır inerken Seni duymak seni sevmek seni okşamak Seni konuşmak ve seni susmak İlk karanlıkla birlikte erkenden Senin hazırladığın sofraya oturmak Senin yaydığın çarşafların üzerine Uzanıp uzun uzun düşünmek seni Dünyayı yepyeni güzelliklerle Yeniden yaratır gibi Elinle kapladığın yorganı örtünüp Seni duymak seni düşünmek seni bulmak Haritaya yeni bir ada yazdırır gibi Her yanını her şeyini öğrenmek Saçlarını boynunu sırtını belini Kollarını omuzlarını dizlerini ayaklarını Hatta ayıp olmasın en gizli yerlerini Yani baştan sona seni ezberlemek AFŞAR TİMUÇİN |
Yeni Bir Yıl Yeni bir akşam bu akşam Umutların yeşerdiği bir akşam Seni doyasıya düşleyeceğim yeni bir akşam Eskilerinden farklı yeni bir akşam. Farklı benim için çünkü bir yaş daha yaşlanacağım Bir umut süresiyle yine vedalaşacağım Yeni yıla umutlarımı taşıyacağım Seni yine unutmayacağım Her gece gibi bu gece de saracak Bütün benliğiyle yalnızlığımı Hissettirecek çektiğim ızdırabın acısını Başaramayacak uykusuzluğum seni anmamı Düş alemine yaklaştığım her saniyede Sızlayan yüreğimin acısını bastırmayacak Ayaklarımın isyan eden ağrıları, Nede, göz yaşlarımın dudaklarımdaki acı tadı Biliyorum ey zalim ne ben sana varacağım Nede sen beni bulacaksın gecenin derinliğinde Umut ya, garip ama alamıyorum benliğimi Seni düşünüyorum,düşündükçe eriyorum Yok olmadan seni aynı yerimde ellerim açık Gözlerimde yaş, umutla bekliyorum. Ethem Turan |
Kısacık Ben yaşamdan tat almak için sevmedim seni, Ben seni sevmek için yaşadım, Aşkını damarlarımda hissetmek için. Birgün gelirde sevgilim, Sana seni sevdiğimi söylersem, Sakın seni sevdiğimi düşünme, Çünkü benim aşkım ne kelimelerle anlatılır Ne de harflerle!!! Gümüş |
Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim.Parlak bir inciydin benim için. Paha biçilmez bir inci... Ben seni soguk ve yagmurlu bir günde Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da Beni sardigi bir anda sevdim Seni sadece selvi boyun,siyah saçlarin yada kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye degil Fikirlerinle,konusmandaki güzelligin ve benim o kor halde yanan yüregimle sevdim Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atisimda vücudumun dört bir kösesine yayildigini Beni sardigini her nefes alisimda cigerlerime isledigini bilerek sevdim Seni kis gecelerinin o soguk yataginda birlikte uyuyup beni isittigin Yaz sicaginda uyuyamayip sikintilarim oldugun Ve rüyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanimin kaynadigi Kalbimin yerinden firlayacagini hissettigim anlarda O islak dudaklarinla beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki bos ve degersiz geçen dakikalarda Kayip zamanlarimizda,seni arayip bulamadigim Çaresizlik içinde oldugum,içki sofralarini dost bildigim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramizdaki kilometreler nasil çoksa Bende seni o kadar yogun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan atesin ile Zihnimde olusan hayallerin o ay parçasi çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki isiltiyi görecegim anlari beklerken Kalbimin yanip tutustugu anlarda Gelip o bu atesi alevlendirerek Bana sarilarak beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettigin mutlulugu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiginden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layik olduktan sonra baskalari tarafindan o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandim derken kaybetmekten korkuyorum. Aramizdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kirmaktan korkuyorum. O temiz ve masum göz yaslarini daha fazla akitmaktan korkuyorum. Evet korkuyorum; seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten ... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum. Yada yanlis anlasilmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarinda yalniz kalmaktan korkuyorum. Dostluguna doyamadan uluorta yalniz kalmaktan korkuyorum. Yüregimdeki o ince sizinin bir gün çogalmasindan ve beni sarmasindan korkuyorum. Sevgi denen güzelliginin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostlugun ölüp yerine nefretin yesermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet; seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kiyamiyorum uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yasadigin mutlulugu huzuru sana yasatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasini verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyasindan baska bir sey birakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten degil; dostlugunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve degerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum ... ÇÜNKÜ; BEN iLK DEFA SEViYORUM... Atilla İLHAN |
içmeyeceğim bu akşam hasreti sigaramın dumanıyla şiir de yazmayacağım türküler saza küsmüş bana ne ezgiler beni dinledi mi ki yıldızlara ışık saçmayacağım gece karanlık kalsın, saçlarıma bakmayacağım adaaaam sende, boşver gitsin, rakıya bardak koymayacağım bu gece de ayık kalsın herkes. sıra bende şimdi içkiyi sarhoş edeceğim hasret beni çekecek türkülerde adım kalsın saz, bana çalsın bu gece. saçlarım rüzgarı savuracak gözyaşlarım ağlayacak benim yerime. yağmurun, üstüne üstüne yürüyeceğim gün yüzlü, güneş gözlü sabahları ben doğuracağım. hep aşk mı beni terkedecek, bu defa da ben gideceğim ardıma bakmadan mumları da yakmayacağım işte benim alevlerim yeter bana uyandım, bu rüyayı bir daha görmeyeceğim. sıcaktır elleri aşkın. gidersem, çok üşüyeceğim... ışık aktaş |
Yaralanan Kuşlar Evlerimiz; ağaçların kollarında, koltuk altlarında, doruklarında, çatılarda, bacalarda… Yüksek olan her yerde. Bizimki ormanın içinde. En büyük ve en yaşlı çınar ağacının koltuk atında. Ne demekse bilmiyorum ama köklü bir aileymişiz. Benim için köklü aile olmaktan daha önemlisi genç olmak. O kadar gencim ki! Yaralanmaktan, ölmekten, yaşamaktan, kaybolmaktan korkmuyorum. Oysa çok fazla genç avcılar tarafından vuruldu. Hem de gözlerimin önünde. Avcıların gençlerin peşinde olduğunu biliyorum. Yaralanan, ölen ne kadar yakınım olursa olsun, sanki sıra bana gelmeyecekmiş gibi hissediyorum. Hani yakının kanser olur üzülür, ağlarsın ama sıra sana gelene kadar anlamadığını hissedersin. İşte öyle bir şey. Pencereden komşunun oğluna bakıyorum. Evlerimiz karşılıklı. Onun da bana bakmasını seviyorum. Birlikte büyümeye çalışıyoruz. Onların evi de çok güzel. Birbirimizi görünce; önce o, sonra ben takla atıyoruz. Kanadıma çarparak yarenlik yapıyor; “Seni seviyorum, kaçalım mı? ” diyor. “Kaçalım” diyorum. “Uçalım, uçalım, uçalım. Gökyüzünün en yükseğine çıkalım. Kaybolalım” diyor. “Kaybolalım” diyorum. Kanatlarımızı açıp bütün havayı içimize doldurup, yan yana havalanmaya başlarken, nerden geldiğini anlamadığımız kurşunlarından biri onun şakağından giriyor, benim şakağımdan çıkıyor. Avcıları aynı anda görüyoruz. Kaçmaya çalışırken kanatlarımızdan vuruyorlar. Hızla düşüyoruz. Düşerken çarpışıyoruz ve hızım kesildiği için sert düşmüyorum Ölmüyorum ama yaralanıyorum. Yerde yaralı bir sürü kuş var. Kanadımı sürükleyerek aralarında onu arıyorum, bulamıyorum. Zaman yaralananlar için hem hızlı hem de yavaş geçiyor. Yaralarımız bizi bozuyor. Zaten bozulalım diye kafamıza ateş ediyorlar. Kafamızda önce tedbir, sonra kendini düşünme, sonra bana ne, sonra da korku oluşmaya başlıyor. Bu durumu kabul etmek istemeyen bazı yaralılar yaralandıklarını inkâr ediyor. Ben onlara, onlara da bana acıyor. Gerçek olan ise hiç birimizin uçamadığı. Yaralılar apartman veya en iyi ihtimalle gökdelenler üzerinde yaşamaya başlıyor. Kendi etraflarında havalanabiliyorlar. Göç edemedikleri için kışın donuyorlar. Donarken de metal haline geliyorlar. Sonra hurdacıya veriliyorlar. Ölmediğimi şans sayıyorum. Metal haline gelene kadar onu arayacağım. Umudumu keserken başkalarında onu arıyorum. Ararken değişiyorum. Zaman geçtikçe onu bulsam da tanıyamayacağımı anlıyorum. Herkes gibi ben de değişiyorum. Kanatlarım değişirken kararıyor. Kafama yediğim kurşun içindekileri zedeliyor. Yıllar geçtikçe onu bulma umudumu kaybediyorum. Yine de hüzünlü bekliyorum. Hurdacı; “Üzülme bana verildikten sonra neyde yaşamak istersen onda yaşarsın” diyor. “Nasıl? ” diyorum. Sıralıyor; “Emaye, çelik, alimunyum… ne olmak istiyorsan onda yaşarsın” diyor. “O halde ne yapmak istiyorsanız, yapın” diyorum. Kara kanatlarım, kömürleşmiş kafamla beklerken, zamanımın geldiğini düşünen hurdacı metalleştirmeye götürüyor. Metalleşme işlemi çok kolay. Hiçbir şey hissetmiyorsun. Çünkü acılarını yaşarken, gelmeyen sevgiliyi beklerken, uçamaz ve apartmanın çatısına mahkûm olmuşken, yavaş yavaş farkında olmadan sertleşiyor ve metalleşiyorsun. Hurdacı sadece bekleyişini sonlamak için götürüyor. Metalleştikten sonra; avcıların uçanları nasıl vurduğunu yıllardır izlediğim apartmanın tepesinde bir süre kalıyorum. Ve bir gün hurdacıya gidecekleri apartmandan aşağı süpürüyorlar. Düşerken bir kuşla çarpışıyoruz. Birlikte aşağı iniyoruz. Yerde bir şeyler söylemeye çalışıyor. Gücümü toplayarak metalik sesin ne dediğini anlamaya çalışıyorum. “Gözlerin bir içim su, İçim yandı doğrusu” şarkısını onun sesinden dinliyorum. Anlıyorum ki; Ne yaparlarsa yapsınlar gözleri asla metalleştiremiyorlar. Gülcan Yıldız |
ADI BENDE GİZLİ SEVGİLİM Gözlerine bakıp uuttuğum dünyaları, Benden bi-haber sevgilim.... Nasılsa gökyüzü,yani maviyse.... Sen de kaybetme doğallığını, Nasılsa sevgi,büyükse gayet... Sen de tertemiz tut,kirletme kalbi... Sen de bir beni sev, Başka gözlerden bi-haber sevgilim... Nasılsa benim sevgim,büyükse yahut.... .......Yusuf ÖNAÇ |
| Saat: 09:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık